Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Aile kavgası dediğin işte böyle olur!

13 Nisan 2004 tarihli Hürriyet Avrupa’da Hasan Aycı ile İsa Deveçeken tarafından olay şöyle özetleniyor: “Olay 3 nisan Cumartesi günü 20 yaşındaki Zeynep’in hastaneye götürülmesi ile ortaya çıktı.”

“Komşuların ‘İmdat’ seslerini duyup aradığı polisler, 20 aylık bebeği olan beş aylık hamile Zeynep’i yaralı buldu. Zeynep, Baviliers Hastanesi’nde tedavi altına alınırken, ifadesi doğrultusunda kayınvalide Zübeyde, Zeynep’in eşi Hasan ve iki kardeşleri Harun ile Hakan göz altına alındı”

“Kayınpeder Halil Demir ifadesi alındıktan sonra bırakıldı. Zeynep’in tadavisi bittikten sonra 20 aylık çocuğu ile kadın yurduna yerleştirileceği bildirildi. Belford Cumhuriyet Savcı Yardımcısı İsabelle Mendy, kadının hastaneye getirildiğinde, saçlarının dibinden traş edildiği, bazı kısımlarının yakıldığını belirtti.”

***

Fotoğrafta sanıkların dört akrabası oturmuş olayı yorumluyor: “Kayınpeder Halil Demir, olayın aile içi kavga olduğunu ve her yerde yaşanabileceğini belirtti. Damat Köksal Taşkın, eşi Nefiye Taşkın ve Zeynep’in görümcesi Mesude Demir, ‘Aile içi kavgayı çarpıttılar’, diyor.”

Bu görkemli aile içi kavgayı çarpıtıp aile dışı kavgaya dönüştüren kim: Fransız makamlarının verdiği bilgiye dayanarak söz konusu olayın türbandan çıktığını yazan Mine G.Kırıkkanat.
Türkiye’nin şanlı İslamcı basını Mine G.Kırıkkanat’a karşı topyekün saldırıya geçerek işkencenin türban yüzünden yapılmadığını yazdı.
Mine G. Kırıkkanat bir budala (estağfrullah!) mı ki, bunca İslamcı bednazar üzerindeyken polisten, savcıdan ya da yardımcısından işin iç yüzünü öğrenmeden bir haber yazsın!? Türban belki de işkencenin tek nedeni değildir, nedenlerinden biridir! Olabilir!
Mine G. Kırıkkanat Zeynep’in uğradığı işkenceyi duyurarak gazetecilik görevini yerine getirmiştir. Bu nedenle onu kimsenin eleştirme hakkı yoktur!

***

İşkence sanığı ailenin dört temsilcisi aile içi kavganın yani gerçeğin saptırıldığını iddia ediyor. Ama bu olayda bir tek gerçek vardır o da gelinleri Zeynep’e işkence yapıldığıdır.
İfadelerinde en çok tuhafıma giden, “Aile içi kavga!” tanımlaması. Kavga dediğin karşılıklı olur, kavga eden taraflar zarar görürler. Bu nasıl kavgadır ki sanıklar turp gibi sağlam!
İşkencenin adı ne zamandır “Aile içi kavga oldu?”

***

Bu tür olaylarda cazgırlık yapan Vakit gazetesinin (15 nisan 2004, sayfa 10) yazdığına göre, olayın kahramanlarından kayınpeder Halil Demir “Ben Atatürkçüyüm... Bizim ailemiz türbanı bilmez. (Hürriyet’te yayınlanan fotoğrafta ailenin kadınların biri türban takıyor. Elbette takar! Ö.İ.) Atatürk devrim ve ilkelerine bağlı olarak yaşıyorum. Atatürk’e bağlı olduğumu göstermek için şapka takarak gezerim” diyesiymiş.
Oğlu Hasan’ın gelini Meliha’yı türban takmaya zorlamadığını söyleyen Halil Demir, Mine G.Kırıkkanat’ı mahkemeye verecekmiş!

***

Aman hemen mahkemeye koş geç kalma! Anca gidersin! Kimi hangi mahkemeye vereceksin? Nedeni ister türban olsun, ister “cüvere içmeh!” olsun, sonuçta siz gelininize işkence ettiniz mi, saçını kazıdınız mı, başını yaktınız mı, eve hapsettiniz mi?
Gelinine böyle gaddarca davranan bir aile türban yüzünden de işkence yapar! Yapmaz mı? Peki niçin yapar? Aile içi kavgada yapar (!)
İşkence sanığı ailenin reisi Halil Demir türbancı değil de Atatürkçü imiş(!)

Tuzlayım da kokma e mi!
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI