Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Aile içi şiddete duyarlılıkta sınıfta kaldık

Türkiye'de kadınların yüzde 40'ı en yakınları tarafından şiddete uğrar ve her gün 1-3 kadın kocası, eski kocası, boşanmak istediği kocası, sevgilisi vb tarafından öldürülürken, Hürriyet Aile İçi Şiddete Son! Kampanyası olarak, insanlarımızın gözlerinin önünde yaşanan bir aile içi şiddet olayına nasıl tepki verdiğini görmek istedik. Bu amaçla, bir alışveriş merkezinin iki asansöründe iki oyuncu çiftle gerçekleştirdiğimiz deneyde, 60 farklı olay kaydettik. Durumumuz aynı amaçla...

Geçenlerde İsveç’te yayınlanan bir sosyal deney, İsveç toplumunun aile içi şiddetle yüzleştiğinde nasıl davrandığına dair çok üzücü gerçekleri ortaya çıkardı. STHLM Panda adlı grubun, bir asansör içinde, bir erkeğin partnerine şiddet uygulaması mizanseniyle gerçekleştirdiği sosyal deneyden açıkça görülüyordu ki insanlar gözlerinin önünde yaşanan saldırıyı görmezden geliyordu.

Farkındalık yaratmak amacıyla yapılan çalışmada, 53 kişiden sadece biri “Eğer ona dokunursan hemen polisi ararım” diyor. İnanılır gibi değil ama bir kadın da “eğer onu döveceksen önce benim asansörden çıkmama izin verir misin?” diye soruyor!

Grup, The Indepent’a yaptığı açıklamada şöyle diyor: “Asansöre binen insanların çoğuyla sonradan konuştuk. Çoğu tepki göstermedikleri için kendilerinden utandıklarını ve bunun bir deney olduğuna çok mutlu olduklarını söyledi. Bazıları polisi arama niyetinde olduğunu belirtti ama biz bunun maalesef bir yalan olduğunu düşünüyoruz. Filmleri iki günlük bir sürede çektik ve bir kez bile polis gelmedi.”

BİZ DE İSTANBUL’DA DENEYLEDİK

Biz de Türkiye’de 10 yıldır sürdürdüğümüz Aile İçi Şiddete Son! Kampanyası olarak, İstanbul’da bu sosyal deneyi gerçekleştirerek, insanların tepkilerini görmek istedik.

Bir alışveriş merkezinin iki asansöründe iki oyuncu çiftle gerçekleştirdiğimiz deneyde, 60 farklı olay kaydettik. Durumumuz İsveç’ten çok daha iyiydi; ama 1’den fazla olmak çok kolay, bizim de deneyimiz, insanların burunlarının dibinde gerçekleşen bir kadına şiddet olayına karşı takınılan tutum konusunda sınıfta kaldığını gösterdi.

60 mizansenimizin, 60’tan fazla tanığı oldu; aralarında sadece 11’I (yani yüzde 20’den azı) olaya müdahale etti, 6’sı da asansörden çıktıktan sonra güvenliğe bildirdi.

60’dan fazla tanığın 43’ü olaya tamamen kayıtsız kaldı; asansör düğmesine, tavana, bir an önce açılsın diye kapıya baktı ama köşeye sinmiş, gözleri korku dolu ve ağlayan kadına elini uzatmadı. “Bir dakika” bile demedi. Güvenliğe doğru yürüyen 6’sı dışında hepsi, hızla asansörü terk ederek alışveriş merkezinin kalabalığı içinde kayboldu.

Müdahale eden 11 tanığımız ise o gün bizim kahramanımızdı. İlki Tevfik Çetrefli, “Asansörde korkunç bir manzara gördüm. Bir insana bu yapılmaz. Herkesin duyarlı olması lazım” dedi sonra. İsmini vermek istemeyen bir erkek öğretmen, bunun “normal” olmadığını söyledi.

DUA ETSİN KAPI AÇILDI!

Fikret Uzun, kadının yüzündeki korkuyu gördüğü için müdahale etmek zorunda hissettiğini belirtirken, Nadir Tuncegil, “benim de karım, kızım var, böyle şey olmaz, nerede olsa müdahale ederim” diye konuştu. Müdahale eden kadınların hemen hepsinin geçmişinde bir şiddet vakası yaşamış olması da pek şaşırtıcı olmayan bir detay olarak düştü notlarımıza… Tıpkı “Ben bunları görmek istemiyorum, kalbim yerinden çıkacak” diye bağıran kadın gibi… Daha sonra yanımıza gelerek, “Yaptığınız şeyi düşündüm, çok iyi anlıyorum, benim de başıma geldi. Doğru bir şey yapıyorsunuz, kaba davrandım kusura bakmayın” diyecekti.

Güvenliğe şikayete giden bir kadın ise “Dua etsin fark ettiğimde asansör durdu kapı açıldı, yoksa iki tane çakardım” diyerek yürüdü, hala öfkeliydi.

Bu arada tepki gosterenlerin tümü tepki gostermeyenler olduğunu duyunca şaşkınlıklarını gizleyemedi ve böyle bir şeye nasıl tepki gösterilmediğini anlayamadıklarını söylediler. 55 yaşındaki Nermin Akyıldız daha asansörün içindeyken “Kadına şiddete hayır” diye bağırırken, Ongu Kar, “başka türlü davranmam mümkün olamazdı” diye anlattı duygularını…

MÜDAHALE ETMEYİN AMA KAYITSIZ DA KALMAYIN

Bu elbette bilimsel bir araştırma değil, toplumun yanıbaşında gerçekleşen bir aile içi şiddete karşı nasıl bir tepki verdiğine dair fikir edinmek ve farkındalık yaratmak için, “yapılandırılmamış rastgele örneklem” yöntemiyle yapılmış bir sosyal deney.

Ve kesinlikle, böyle bir olayla karşılaştığınızda müdahale etmenizi önermiyoruz. Bunun pek çok riski var. Ancak müdahale etmemek olaya kayıtsız kalmak anlamına da gelmiyor; hiç vakit kaybetmeden güvenlik güçlerini haberdar etmek, şikayette bulunmak. Dilerseniz, 0212 656 96 96 numaları Acil Yardım Hattımızı da arayabilirsiniz.

Konunun uzmanları, bir şiddete tanık olduğunuzda, bunun “bir kerelik” bir şey olduğunu düşünmemenizi öneriyor; çünkü aile içi şiddet çoğunlukla, sözel, duygusal, cinsel, ekonomik, fiziksel pek çok şekilde, geçmişi olan ve gelecekte de tekrarlanacak sistematik bir eylem olarak yaşanıyor. Sonuçları, öldürmeye kadar gidebiliyor.

İsveç’teki sosyal deneyden sonra görüşlerine başvurulan Women’s Aid yetkilisi Polly Neate de aynı şeyi söylüyor: “Eğer aile içi şiddete uğrayan birini görürseniz kendinizi de riske atmayın. Müdahale de şiddeti körükleyebilir, şiddete uğrayan kişi bundan sonra şiddetin artacağını düşünerek daha da korkar. Ama şahit olduysanız, artık önemli bir role sahipsiniz demektir, polisi arayın.”

SOSYAL DENEY NASIL GERÇEKLEŞTİ

Sosyal deneyimizin mizansenlerini bizim için, oyuncular Mihriban Temizler, Bayram Karakoç ve gerçekte de evli olan Özlem ve Orhan Yaylacıkoral çifti gerçekleştirdi. Gerçekten çok duyarak oynadılar ve her tepki görmediklerinde hayretten hayrete düşerek hayal kırıklığı yaşadılar. Çekimleri ve yapımı ise D Production’un özverili ekibi üstlendi. Teknik Koordinatör Engin Murat Ağın’ın liderliğinde, kurguda Erdener Yıldız ve Akın Öksüz, müzikte ise Aykut Aykın’ın imzası var. Desteklerinden dolayı hepsine teşekkür ederiz.

videoyu buradan izleyebilirsiniz:

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/27687713.asp

X