Aile içi şiddet tabu BUNU YIKMALIYIZ!

HÜRRİYET AVRUPA ÖZEL
28.01.2015 - 00:00 | Son Güncelleme:

Almanya Aile Bakanı Manuela Schwesig ile başta aile içi şiddet ve buna karşı devletin sunduğu yardım imkanları üzerine konuşmak için randevu aldık. Ama olaylar öyle hızlı gelişti ki. Buna Paris’teki terör saldırısı eklendi. Ardından İslam Konferansı toplandı. Almanya’nın gençlerin radikallerin tuzağına düşmesine karşı ne tür tedbirler aldığı ve alacağı soruları da önem kazandı.

İslam Konferansıyla birlikte Müslüman yaşlılar için huzurevi sorunu gündeme geldi. Aile Bakanı Manuela Schwesig tüm sorularımızı cevaplayabilmek için bir saat zaman ayırdı ve bakanlıkta mevcut tüm sorunları Hürriyet olarak masaya yatırdık ve Bakana bu sorunlara karşı ne tür imkanlar ve planları olduğunu sorduk.

İSTİHBARAT teşkilatı verilerine göre Almanya’dan savaş bölgeleri Suriye ve Irak’ta 600 cihatçı bulunuyor. Aile Bakanı olarak aynı zamanda gençlerden de sorumlusunuz. Müslüman gençlerin radikalleşmesine karşı ne tür tedbirler aldınız?
- Biz bu yılın başından itibaren Almanya çapında “Demokrasiyi Yaşamak” adıyla bir program başlattık. Bu program ağırlıklı olarak şiddet yanlısı İslamcı ve selefilere karşı. Ama aynı zamanda İslam ve Müslüman düşmanlığına karşı. Çünkü ikisi de birbirini kullanıyor. Selefiler İslam düşmanlığından besleniyor. Kendisini dışlanmış hisseden ve yanlış anlaşıldığını düşünen gençlere böyle yaklaşarak, onları radikalleştiriyor. Bu, en yoğun da cezaevlerinde oluyor. Selefiler ve İslamcılar cezaevine düşmüş Müslüman gençleri cezaevlerinden devşiriyorlar. Cezaevlerinde buna karşı başlattığımız “Violence Prevention Network” (şiddete Karşı Ağ çalışması) adlı çok iyi bir proje var. Sosyal görevliler imam eşliğinde gençlere giderek, onlarla ilgileniyor. Bunun yanında “Dialog macht Schule” (Diyalog Başarılı) diye okullarda bir projemiz var. Üniversite öğrencileri, özellikle sosyal açıdan sorunlu okullara giderek, burada gençlerle buluşuyorlar.

Bu projeler için ayırdığınız bütçe ne kadar?
-
Tüm Demokrasi Programı için yılda 40.5 milyon Euro bütçe ayırdık. Ben geçen yaz “Bizim İslam ve Müslüman düşmanlığı konusuyla daha yakından ilgilenmemiz gerekir” dedim. Parlamento böylece 10 milyon Euro daha ek bütçe ayırdı. Başlangıçta bu projeler için 30.5 milyon Euro ayrılmıştı. Kısa bir süre önce Türk Toplumu temsilcileriyle görüştüm. Onlarla çok somut bir proje üzerinde çalışıyoruz. Projenin adı: “Young Voice” (Genç Ses), Kendini göster, iz bırak ve tarih yaz.” Bu proje çerçevesinde kendini Müslüman bağlamda gören gençlerin Alman toplumunda Müslüman düşmanlığı üzerine deneyimlerini anlatacağı mekanlar sunulacak.

Demokrasiyi Yaşamak programı bir tartışma forumu mu?
- Önlem çalışması sadece ilgili alanda olabilir. Bu yüzden köy, şehir ve beldelerde bu girişimleri güçlendirmemiz lazım. Ben Bakan olarak, bunun için maddi imkanı sunuyorum, fikir ise ilgili alandan geliyor. Bu, tartışma forumu olabilir. Benim için burada önemli olan Müslüman cemaati kendi dini üzerine konuşmaya teşvik etmek, gerekirse eleştirel konuşmaya. Gençlerin kendi dinlerine eleştirel bir gözle bakabilmesini önemli buluyorum.

Camilerin İslam ve radikalizm üzerine aydınlatıcı bilgiler içerecek doğru dürüst internet sayfaları bile yok. Aydınlanmanın olmadığı yerde aşırılar bu açığı kullanıyor. Aşırılıkla mücadelede camilere de maddi yardım sunacak mısınız?
- Camiler proje sunarsa, mümkün. Gelecek projeye bağlı. Radikalleşme internet üzerinden de oluyor, doğru. Biz burda Almanya çapında “Jugendschutz” (Gençlik Koruması) adıyla bir program yapmak istiyoruz. İnternette radikalleşme konusuna kendini adayacak bu program. Bu konuda aşırı sağla mücadelede iyi deneyimlerimiz oldu ve bunu selefilik alanına genişletmek istiyoruz, çünkü internette çok az aydınlatıcı çalışma var.

Aile içi şiddet tabu BUNU YIKMALIYIZ

Çocuklarının giderek aşırı fikirler edinmeye başladığını gören anne babalar için ne tür imkanlar sunuyorsunuz? Bu durumda aileler nereden yardım alabilirler?
- Anne babaların endişelerini anlıyorum ve dikkatli olmaları önemli. Çocuğun doğru yoldan çıkması her ailede mümkün. Bu nedenle anne babaların yardım görmesi önemli. Bu konuda farklı imkanlar var: Anne babalar okullarda sosyal çalışanlara başvurabilirler. Ama biz anne babalar için benzeri danışma yerlerini yaymak istiyoruz. 16 eyaletteki Demokrasi Merkezlerinde danışma yerleri var. Anne babalar buralara başvurabilirler. Buna ek olarak Federal Göç ve Mülteci Dairesi’nin Radikalleşme Danışma Merkezi var.
Telefon numarası 0911/943 43 43.
Birçok anne baba, burayı aramaya çekiniyor. Çünkü bunun kendi suçu olduğunu düşünerek, utanıyor. Bizim onların bu endişelerini almamız lazım.

Paris terör saldırılarının ardından Almanya’da Müslümanlar genel zan altında görülme kaygısı taşıyorlar. Buna karşı ne yapmayı düşünüyorsunuz?
- Almanya’da İslam hakkında gündemdeki soruları konuşmak ve tartışmak tabu olmamalı. Niçin terörizm İslam’ı kullanıyor? Niçin teröristler özellikle bu dini alet ediyor? Ben özellikle kadınların bu konuda söze karışmasını istiyorum. Dayanışmacı, adaletten yana ve çağdaş çok Müslüman kadınla karşılaşıyorum. Onların kendini göstermesi ve konuşması önemli.

Toplumda İslam’a karşı önyargıların artması ve bölünmesi tehlikesi var. Bu önyargıların önüne nasıl set çekmeyi planlıyorsunuz?
- İkisine karşı da mücadele ederek. Bir tarafta İslam ve Müslümanlara karşı önyargılarla mücadele. Farklı inançlardan gençleri biraraya getiren okul projeleriyle. Çünkü İslam düşmanlığı artarsa, öbür tarafta Müslüman gençlerin radikalleşmesi de artacaktır. Bu durumda bu iki kampın arasındaki barışçıl orta ezilecek. Benim oğlum yakında 8 yaşına basacak. Birlikte çocuklar için haber programlarını izliyoruz. Haberler şu sıralar daha çok Pegida ve terör saldırıları üzerine. Bu konuda oğlum elbette çok soru soruyor. Ben de anlatmaya çalışıyorum, başka bir tanrıya inandığı için onları istemeyen insanlar olduğunu söylüyorum. Oğlum, anlamakta zorlanıyor ve “Herkes istediği tanrıya inanır ve istediği yerde dua edebilir” diyor. Ben de kendisine aslında dünya bu kadar kolay olabilir, ama yetişkinler zorlaştırıyor diyorum. Sadece hoşgörü değil, bu saygı ve bu açıklık önemli. Bir başkasının dininde yabancı gelen şeyleri sorabilmek mümkün olmalı.

İslam Konferansına katıldınız. Camilerin, kiliselerinkine benzer bakım ve huzurevleri olan Diakonie veya Caritas gibi sosyal kuruluşları yok. Aile Bakanı olarak yaşlılardan da sorumlusunuz. Bu konuda değişiklik yapmayı planlıyor musunuz?
- Bir ömür boyu burada çalışmış, burada çocukları ve torunları olan insanların, onlara göre huzurevi olmadığı için Türkiye’ye geri dönmeyi düşünmelerini istemiyorum. Bu nedenle kültürlere duyarlı bakımevleriyle bazı özel ihtiyaçlara cevap vermek istiyoruz. Benim bakanlığım kültürlere duyarlı bir bakımevi projesini destekliyor. Biz sosyal kuruluşların Müslüman cemaatlere belirli altyapıyı oluşturmada yardımcı olmalarını istiyoruz. Diakonie gibi büyük kuruluşlar sosyal alanda farklı talepler sonucu büyüdü. Müslüman cemaatlerin de bu tarz teklifler sunabilmesi önemli. Ama Diakonie veya öteki mevcut sosyal kuruluşların Müslüman vatandaşların ihtiyaçlarına da açık olmaları gerekir.

Çocuk parasına bu yıldan itibaren zam yapılmasının şart olduğunu söylediniz. Bu talebiniz hangi aşamada?
- Maliye Bakanıyla aileye yönelik hizmetleri bu yıl nasıl düzenleyeceğimizi görüşüyoruz. Çocuklar için vergiden muaf bir meblağ var. Eğer bu meblağın miktarı yükseltilirse, çocuk parasının da artırılması gerekir. Ben ama daha çok çocuğunu yalnız başına yetiştirenler için daha fazla şeyler yapılmasından yanayım. Almanya’da çocuğunu tek başına yetiştiren, büyük çoğunluğu kadın çok insan var ve onların üzerindeki vergi yükü yüksek. Bu adil değil. Çünkü hem çalışıyorlar hem de çocukları için çok özveride bulunuyorlar.

Bu yıl bir çocuk parası zammı gelecek mi ve olursa ne kadar olacak?
- Ayrıntılar henüz kesinleşmedi. Maliye Bakanı’yla görüşmeler sürüyor.

Sizin kadınlara eşit ücret için bir yasa taslağı sözünüz var. Bu yasa ne zaman çıkacak?
Bunun üzerinde çalışıyoruz. Biz çünkü kadınların ücret konusunda erkeklerden daha kötü kazanmasının artık sonlandırılmasından yanayız. Özellikle de aynı işi yapıyorlarsa. Bu konuda işverenlerle ve sendikalarla görüşmeler yapıyorum. Biz etkili, bürokratik olmayan bir yasa yapmak istiyoruz. Ve bunu bu yıl gerçekleştirmekten yanayız.

Aile içi şiddet tabu BUNU YIKMALIYIZ

ELDİVENLERİN SIRRI

Bakan Schwesig’in çalışma masasının üzerinde kırmızı renkli bir çift boksör eldiveni dikkatimi çekti. ‘Bakanın boksla bir ilgisi mi var’ diye düşündüm. Eldivenin üzerinde Almanca ‘Şiddete Karşı Güçlü Ağ’ yazıyordu. Bakana bu eldivenlerin anlamını sordum. Eldivenleri aile içi şiddete karşı Alman Olimpiyat Komitesi’nin bir hediyesi olduğunu söyledi.

DÖVEN ERKEK UTANSIN

Avrupa Birliği araştırmalarına göre Almanya’da her üç kadından biri fiziksel ve cinsel şiddete maruz kalıyor. Kadınların yüzde 25’i şiddet görüyor. Ailede şiddet gören kadın ve çocukların kendilerini korumaları için ne tür imkanlar var?
- Bu kadar kadının şiddete maruz kalması ve onların üçte ikisinin yardım talebinde bulunmayışı beni çok etkiliyor. Çünkü birilerinin onlara yardım edeceğine inanmıyorlar veya korkuyorlar veya utanıyorlar. Ama dövülen kadınlar değil, döven suçlu erkekler utanmalı. Önemli olan kadınların sorunsuz yardım alabilmeleri. Bu konuda 08000 116 016 numaralı telefon hattımız var... Bu telefon numarasından kadınlar 24 saat danışma hizmeti alabilir. Almanca bilmeyen veya yeterli bilmeyenler için Türkçe de dahil 15 dilde tercümanla hizmet veriyor bu hat.
İnternet üzerinden de yazıyla yardım isteme imkanı sunuyoruz. Burada kadınlara buna izin vermemesi için destek veriyoruz. İstenirse kadın sığınma evleri, danışma merkezleri gibi farklı yardım teklifleri sunuyoruz. Birçok eyalette yasa kadının değil, erkeğin evden çıkmasını şart koşuyor. Birçok kadın evden çıkmak zorunda kalacağım diye korkuyor. Ama şiddet uygulayan çıkmak zorunda. Daha birçok yardım imkanları var ama sorun çoğunun bu yardımlardan haberi olmaması.

Bu telefonun ne kadar sık kullanıldığına dair sayı var mı elinizde?
İlk yıl 47 bin telefon geldi, bunların yarısına yardım sunduk. Biz bu sayının arttığını düşünüyoruz. Çok kampanya yaptık bu konuda, afişler bastırdık ve telefon numarasını duyurduk.

Şiddet görenler arasında ne kadar Türk kadını var?
- Araştırmadan biliyoruz, şiddet gören Türk kadınlarının oranı yüzde 38. Almanya ortalamasının üzerinde. Almanya’daki ortalama yüzde 25.
Bu rakam şunu gösteriyor, bizim Türk toplumuyla bu konuyu nasıl gündeme getiririzi konuşmamız lazım. Daha çok sebepleri ele almalıyız. Ayrıca bizim, Almanya’da şiddet uygulayan suçlular için de danışma yerlerimiz var. Dövenlere de yardım etme imkanı bulunuyor. Aile içi şiddet ama tabu olmamalı. Bu tabuyu kırmalıyız. Bu, aynı zamanda Türk toplumuna düşen önemli bir görev.

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı