Aile bireyleri ayrı ayrı blokaj yapacak

Hürriyet Haber
18.09.1998 - 00:00 | Son Güncelleme:

Mali Milat tebliğiyle ilgili ilk gelen sorular arasında ‘‘aile bireylerinin nasıl blokaj yapacağı’’ şeklindeydi. Bunun için ilk önerimiz, ‘‘Hukuki durumların gerçek duruma uygun hale getirilmesi’’ olacak.

30 Eylül 1998 tarihi itibariyle kıymetler kimin üzerinde görünüyorsa, bu kıymetleri ileride o şahıslar izah sebebi olarak kullanabileceklerdir. Bu bakımdan, fiilen satın alınmış bulunan gayrimenkullerin veya taşıtların tapu kayıt ve trafik siciline tescil işlemleri 30 Eylül 1998 tarihine kadar tamamlanmalıdır.

Bundan böyle aile reisi beyanı kaldırıldığından bir aile içindeki kişiler gelirlerini kendileri beyan edecektir. Dolayısıyla, 30 Eylül 1998 tarihi itibariyle herkes kendi kıymetlerini kendi adlarına bankaya tevdi edeceklerdir. Bankalarda aile bireyleri arasında müşterek hesaplarda para bulunması halinde bu paralara müşterek hesapta adları bulunan kişilerin eşit olarak sahip oldukları varsayılabilecektir.

Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir hususta şudur; Sözü edilen kanun ve tebliğ sadece gelir vergisi ile ilgilidir. Açıkladığımız hususların veraset ve intikal vergisi ile bir ilgisi yoktur. Bu bakımdan gerek aile bireyleri, gerekse diğer şahıslar arasında, hesap ayarlamaları yapılırken, ‘‘ivazsız intikal’’ yapma durumuna girememelidir. Aksi halde bir intikal vergisi sözkonusu olabilir.

GURBETÇİLER

Yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarının durumuna gelince; bu vatandaşlar, bizim mevzuatımıza göre ‘‘Dar mükellef’’ sayılmaktadır. Yani bunlar sadece Türkiye'de kazandıkları gelirler için vergiye tabi olurlar. Bu bakımdan bu kişilerin herhangi bir işlem yapmalarına gerek olmayacaktır. Bu kişilerin Türkiye'ye kesin dönüş yaptıkları sırada veya yurtdışında bulundukları dönemlerde kambiyo ve gümrük mevzuatı çercevesinde Türkiye'ye getirdikleri kıymetleri izah vasıtası olarak kabul edilecektir. Ancak bu kişilerin halen Türkiye'de varlıkları varsa bu varlıklar için diğer vatandaşlar gibi işlem yapmaları gerekecektir.

İlerde harcama ve servetteki artışların izahı, ancak belirli sınırların geçilmesi halinde, istenebilecektir. Bu sınır 1999 yılı için 3.5 milyar liradır. Sonraki yıllar bu sınırlar yeniden değerleme oranında artacaktır. Ancak, bankalara tevdi edilecek kıymetlerin bu sınırları geçmesi şartı aranmayacaktır. Yani isteyen sahip olduğu küçük kıymetleri de isterse bankaya yatırabilecektir. Yani bir alt limit söz konusu olmayacaktır.

30 Eylül 1998 tarihinde bankalarda bulundurulacak kıymetler üzerinden herhangi bir vergi alınmayacaktır. Halk arasında, bu yatırılan paralarla ilgili çeşitli endişelerin olduğunu, bu kıymetlerin bu şekilde vergiye konu olabileceği korkusunun yaşandığını duyan Maliye Bakanlığı, böyle bir endişeye mahal olmadığını ifade etmek üzere, tebliğe özel bir hüküm koymuştur.

Bankalarda açılan hesaplar ve yapılan bildirimler sadece vergilendirmeyle ilgili olduğundan banka çalışanları da bu bilgiler dolayısıyla vergi mahremiyeti kapsamına girecektir. Dolayasıyla bu bilgiler vergi idaresinin yetkili kıldığı kişiler dışındakilere verilmeyecektir.

BİLDİRİM AF SAYILMAZ

Diğer taraftan, bu bildirimler bir af mahiyetinde değildir, sadece vergilendirme ilgili olarak Maliyenin mükelleflere tanıdığı bazı fırsatların değerlendirme işlemidir. Dolayısıyla bu bildirimlerin kökeninde bazı kanunlara göre suç sayılacak işlemlerden sağlanan kazançlar bulunabilir. Örneğin, bu bildirimler içinde ‘‘kara para’’ bulunabilir. Bu şekilde işlenmiş suçların affı söz konusu olamayacaktır. Ancak, bu bildirimler diğer kanunlar gereği soruşturma ve inceleme başlatılması için kullanılmayacaktır. Eğer bambaşka delillerde sözü edilen suçlar ortaya çıkarılırsa sırf bu bildirimlerin yapılmış olması, bildirimi yapanı takipten kurtarmaya yetmeyecektir.

Altın ve diğer madenlerle, kıymetli tablo ve antika gibi eşyaların varlığı, bu tür kıymetlerin elden çıkarılması sırasında düzenlenecek veya alınacak ‘‘kanaat getirici vesikalar’’la ispatlanabilecektir.






Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı