Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Aile Bakanlığı, aile içindeki kadını görebilecek mi?

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, kaşe, ıslak imzalı temsil belgesi, dernek kodu gibi bürokratik dayatmalarla kadın sivil toplum örgütlerini İstanbul Sözleşmesi çalışmalarından dışlamaya çalışıyor.

Türkiye ve 11 Avrupa ülkesinde bu yaz yürürlüğe giren "Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi", kısa adıyla İstanbul Sözleşmesi, bu konuda bugüne kadar yapılmış en iyi sözleşme olarak tanımlanıyor. Türkiye de bu farklı ve kapsamlı sözleşmenin ‘ilk imzacısı’ olmakla her fırsatta gururlanıyor.

Ancak mesele imza atmak ve gururlanmakla bitmiyor elbette. Bunun iç hukuk kurallarının sözleşmeye uygun hale getirilmesi var, kamu personelinin eğitilmesi var, hepsinden önemlisi, uygulanabilmesi için ortaya irade konması var…

AYŞENUR İSLAM BAŞBAKAN'A İMZAYI ÇEKELİM DEDİ Mİ?

İstanbul Sözleşmesi şu anda bu sözleşmeyi hayata geçirmekle yükümlü olan yetkililer tarafından, gerçekten de sözleşmenin kapsam ve kurallarına uygun şekilde hayata geçirilmek isteniyor mu? Yoksa ‘kadın’ sözcüğünü adından çıkardığı andan itibaren kadınlarla ilgili konularda çalışmaya fazla da istekli görünmeyen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, kucağına düşen bu ateş topunu nereye atacağını mı düşünmekle meşgul? Ankara’dan güvenilir bir kaynaktan duyduğum gibi, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nu telefonla arayarak bir-bir buçuk saat boyunca İstanbul Sözleşmesi’ne attığı imzayı çekmeye ikna etmeye çalıştı mı? Davudotlu ona ne gerekçeyle hayır dedi? Şu an Aile Bakanlığı yetkilileri, eski bakanlık müsteşarı gibi “Bu şiddeti de başımıza bela ettiler” diye dolanıyor mu koridorlarda? Ya da “of yine karı kız meseleleri” diye söylenenler var mı hala?

Araya bir soru daha sıkıştırayım; 183, Aile İçi Şiddete Son Kampanyası Acil Yardım Hattı'ndan gelen çağrıları niye bloke etti?

Bu yüzden uygulama iradesinden şüphe duymak doğal; emin olma ihtiyacı büyük. Ama istenmese de İstanbul Sözleşmesi öyle kolay bir lokma değil; sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğini takip etmek için güçlü bir uluslararası izleme mekanizmasına sahip olacak, ilerde AİHM gibi bir işleve bürünmesi bekleniyor.

İşte Türkiye şu anda, Sözleşme’nin kısa adı GREVIO (Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddete Karşı Uzman Eylem Grubu) olan izleme komitesinin seçimi sürecinde. Sözleşmeye göre bu grupta belli bir oranda kadın sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin yer alması gerekiyor. Ancak süreci yürüten Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, daha maçın ilk dakikasında kadın ve sözleşme kapsamına alınan LGBTİ örgütlerini dışlamaya çalışıyor. Bunu da çok klasik ve asıl amacı gizleyemeyen yöntemlerle yapıyor: Pazartesi günü yapılacak ilk toplantı için sivil toplum kuruluşlarından imzalı kaşe, dernek kodu, vergi numarası, ıslak imzalı temsil belgesi gibi bürokratik taleplerde bulunan ve bunu mesai saatinin bitimine çok az kala yapan Bakanlık, yeni bakanın bugüne kadar deneyimli sivil toplum kuruluşlarıyla kurmadığı ilişkiyi kurmaya niyetli değil.

İMZALANAN SÖZLEŞMEYE AYKIRI UYGULAMA

Ama Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu İstanbul Sözleşmesi bunun tam tersini söylüyor.

Kadın örgütleri de sözleşmeyi çoktan okuyup hatmetmiş durumda, zaten Türkiye’deki ev içi şiddet konusunda daha bugün “göç ve eğitimsizlikten oluyor” diyen Bakan Ayşenur İslam’dan bir ışık yılı kadar ilerideler. O yüzden 30’u aşkın kadın örgütü bu bürokratik dayatmalar ve süre sınırlaması hakkındaki eleştirilerini Bakanlığa iletirken, bir yandan da verilen 1,5 günlük süre içinde bu güne kadar ilk kez istenen temsil belgelerini Bakanlığa gönderdiler.

Ama buna rağmen ret cevabı aldılar.

Şimdi, şiddet sözleşmesini şiddetle mücadele eden kadın örgütlerini dışlayarak tartışmayı, “dünya tarihine geçecek antidemokratik bir tutum” olarak niteliyor ve veto edilmeye karşı çıkıyorlar. “İstanbul Sözleşmesi’nin takipçisi olduğumuzu ve bu sürecin dışında bırakılamayacağımızı dillendirmek için 22 Aralık Pazartesi günü Meyra Palace Hotel'de gerçekleştirilecek olan toplantıda olacağız” diyorlar.

El insaf, İstanbul Sözleşmesi’nin imzalanması bile yıllardır onların yürüttüğü çalışmalar sonucu gerçekleşmedi mi?

X