AİHM, Rumların AB üyeliğine tedbir kararı koymalıdır

KIBRIS’ta ortaya çıkan durum karşısında ne yapılabileceği tartışılıyor.

Bazı çevreler, AB’nin KKTC ve Türkiye’yi eşzamanlı üyelik için, Rum kesimi için ‘erteleme’ kararı almasını öneriyor. Türkiye böyle bir başvuru yapabilir mi? Bu konuda hükümetten yapılmış bir atak yok.

Hukukçu dostumuz Nurettin Kaptan’ın, Türk ve Rum kesimindeki ‘evet’çilere bir önerisi var:

Strasbourg’daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ni dilekçe bombardımanına tutarak dünya kamuoyunun dikkatini çekin. Hem ambargonun, hem de Rumların AB üyeliğinin kabulünün, evrensel tüm kuralların ihlali olduğunu bildirin.

‘Neden mi? diyerek gerekçesini şöyle anlatıyor:

‘Türkiye, Bürgenstock Zirvesi sonuç belgesinin aynı zamanda, her iki taraf evet deseydi onay mercii olacaktı. Bu durumda bizim vatandaşlarımız menfaat ihlali ile karşı karşıya kalmıştır.

Çünkü ‘hayır’ların anlamı ‘Rumların, Türklerle iç içe yaşayamayız, Kıbrıs’ta iki ayrı toplum vardır’ demesidir.

Annan, yeniden durum değerlendirmesi yapmalı, ‘Türkiye’nin etkin ve fiili garantisi altında adil ve kalıcı anlaşmanın, karışmadan kaynaşma, iç içe değil yan yana birlikte yaşama’ çerçevesinde 6. Annan Planı’nın hazırlanması görüşmelerini hemen başlatmalı.

Bu arada BM, ambargo kararını kaldırmalı, AB Adalet Divanı (ABAD) verdiği kararı iade-i muhakeme kuralı uyarınca geçersiz saymalı.

AB’yi oluşturan devletler, Rum kesiminin 1 Mayıs 2004 günkü tam üyelik kabul işlemini, KKTC-Türkiye ile eşzamanlı, Rum kesimiyle birlikte tam üyeliği için işlemi ertelemelidir.

Çünkü, 1 Mayıs 2004’te ‘hayır’a karşın Rum kesiminin tam üye kabul edilmesi, hem Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ek protokollerinin, hem de 100 bin sayfalık AB müktesebatının tümüne aykırıdır. AB’nin kendi kendini inkárıdır.’

Bu konuda ‘evet’ oyu kullananların bireysel başvuruları halinde Rumların üyeliği konusunda tedbir kararı aldırabileceğini, bu konudaki başvuruların Lüksemburg’daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (Cour Europeenne des Droits de l’Homme, F-67075 Strassbourg Cedex-France) yapılabileceğini, sonuna da ‘başvuru dilekçesinin bir örneğinin Lüksemburg’daki Avrupa Birliği Adalet Divanı’na gönderilmesi notunun eklenmesinini öneriyor.

Korsancılık eskisi gibi

BEYEFENDİ korsan yayınlar önlendi mi?

- Tabii, yasası çıktı, korsan kitap basana 3 yıla kadar hapis ve 60 milyara kadar para cezası var. Bu kitapları basan matbaalara neredeyse sınırsız kapatma cezası verilecek.

Korsan eskisi gibi sürüyor... Soner Yalçın’ın, İspanya’dan kaçıp Osmanlı’ya sığınan, toprağımızı vatan sayan Müslüman Sabetaycıları anlatan ve kısa sürede 8. baskıya ulaşan ‘Efendi-Beyaz Türklerin Büyük Sırrı’ kitabı (Doğan Kitapçılık) da korsan basılmış... 25 milyonluk kitap, 10 milyona satılıyor.

- Emniyet Genel Müdürlüğü Sözcüsü Ramazan Er, geçenlerde korsancıları son kez uyardı... Ne yazık ki bu yasayı bilen veya anlatan yok. Başı çeken kitap mafyasını kimlerin yönettiği bilindiği halde çökertilemiyor. En çok satan kitabı basıp zavallı çocuklara sattırıyorlar. Tabii bu çocuklar, yasayı bilmiyorlar.

Halbuki bu çocuklar toplanıp, zincirleme geriye doğru sorgulansa her şey ortaya çıkar.

- Kanun hakimiyetini sağlamak polise düşüyor.

‘E de bakayım’

PARİS’te yaşıyorum ve Fransız vatandaşıyım. Şunu söylemek gerekiyor: Rumların zaten AB’ye giriş tarihleri çoktan belli... Rumlar sadece Türkleri istemediklerini ilan için oy verdiler. Bizim gazeteciler boşuna olumlu şeyler aramasınlar. Sadece 160 bin Kıbrıs vatandaşı, 69 milyon Türk’ün aldığı adayı vermek için bunca çalıştılar.... Kendilerini kutluyor ve protestolarımı bildiriyorum. Rahmetli Barış Manço’nun parçası gibi ‘A de bakiyimm...’ Ben de adada ‘evet’ oyu verenlere ‘E de bakayım...’diyorum.

Taşkın AYHAN-PARİS

Denktaş fobisi

İKTİDAR partisi CTP ve bazı parti liderleri, Denktaş fobisinden kurtulup Kıbrıs Türklerinin menfaatlerinin nasıl korunacağı konusuna kilitlenmeliler. Kıbrıs’ta çözümsüzlüğün nereden kaynaklandığı ortaya çıkıyor.

CTP bayrakları tutup ‘Denktaş istifa’ diye bağıran gençlere sesleniyorum. Siz esasta nereye istifa diyeceğinizi bilmiyorsunuz. Yüreğiniz söylerse Ledra Palas’tan Rum kesimine geçin ve Hristofyas’a ve Papadopulos’a istifa deyin. Ucuz oyunlar oynamaktan vazgeçin.

T.M.

Köprüde araba yıkayan kafa

DÜŞÜNÜN, yer Galata Köprüsü’nün Karakay-Eminönü istisametinde sağ şeritte Prenses marka bir turist otobüsü park etmiş, yolun ilk şeridinde, şoför elde uzun saplı bir fırça, deterjanlı suyla otobüsünü bir güzel yıkılıyor.(12.4.2004; saat 10.56) Zaten bu yol her zaman otopark gibi kullanılıyor. Bir yetkili kendisine burası dağbaşı mı diye sormuyor. Bu kafayla turizmde en fazla 3. ligte oynarız. ‘Paris’e 30 milyon turist gidiyor, acep bize neden gelmiyor?’ diye soranlara, özellikle kamu yönetimine yukarıdaki tabloyu armağan ediyorum. Deniz TÜFEKÇİ

Komutan kimdir?

‘Bilgisi tavır ve hareketleri, kuvvetli azim ve iradesi ile kıtasını peşinden gelmeye mecbur eden kim ise komutan odur?

(Takım Komutanı’nın el kitabından, üsteğmen Mustafa Kemal)


Numaralı gözlükte ‘güneşli’ oyunlar

BEN Diyarbakır’da bir öğretmenim. Yazın gelmesinden dolayı bir güneş gözlüğü almak için gözlükçüye gittim. Gözlükçü bana sağlık güvencem olup olmadığımı sordu. Öğretmen olduğumu söyleyince, ‘Siz sağlık karnenizi getirin. Bizim anlaşmalı olduğumuz bir göz doktoru var. Ona numaralı gözlük yazdıracağız, size güneş gözlüğü vereceğiz’ dedi. Adam bana, açık açık devleti dolandıralım teklifi yaptı. Kabul etmeyip mağazadan çıktım. Birkaç dükkána daha girdim, onlar da aynı teklifi yaptılar. Avukat olan dayı oğlumu aradım ve durumu anlattım. Bunun ağır bir suç olduğunu, cezasının 6 yıl hapis ve ağır para cezası olduğunu söyledi. Bu durumda yolsuzluk yapan gözlükçülerin, göz doktorlarının gereken cezaya çarptırılmaları gerekmiyor mu?

Şimdi kendi kendime soruyorum. Diyarbakır’da devlet yok mu?

C.T.-DİYARBAKIR


MESAJ PANOSU

GAZİOSMANPAŞA 50. Yıl İlköğretim Okulu’nda 1600 öğrencinin eğitim gördüğü ikinci binanın zeminine mermer döşendi. Şimdi binanın tavanlarında bombeler ve sıva çatlakları var. Çocuklarımızı korkuyla okula yolluyoruz. Öğretmen ve idareciler de bu durumdan rahatsız. MEB binayı yazın yıkıp yeniden yaptıracakmış. Binanın yaza kadar ayakta durması zor görünüyor. Şimdilik başka bir binaya geçseler daha sağlıklı olmaz mı? Bir grup öğrenci velisi

KAĞITHANE
Hasdal’dan TEM’e Ankara ve Edirne çıkışlarında tam bir keşmekeş yaşanıyor. Üç yönden gelen arabalar, sinyalizasyon ve göbek olmazlığından birbirlerine girip büyük tehlike arzediyorlar. İlgililerin dikkatine.

Timur ÇELEN-İSTANBUL

CNN’
de ‘Eğrisi Doğrusu’ programında (23.4.2004) Sayın Başbakan’a kilitlendik. Ancak 10-15 dakikada bir ‘bir ara verelim’ sözlerini eleştirmek durumundayım. Bunlardan birinde Başbakan’ın kolundaki saate baktığı gözlerden kaçmadı. TV kanallarının gelirinin reklamdan olduğu malumdur. Ancak böyle önemli bir programa Başbakan vakit ayırabiliyorsa, sözlerinin de kesintisiz olarak dinlenmesi gerektiğine inanıyorum. Bir yerde yabancı bir bakanın VIP salonunu kullanmadığını haber yapıyoruz, diğer taraftan kendi Başbakanımızın sözlerini reklamla kesiyoruz. Galiba çelişkiyi kendi içimizde bizler yaratıyor ve sürdürüyoruz.

Turgut TOKUŞ-İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı

ANKARAY ve Metro istasyonları pislik içinde ve rutin olarak bakımları yapılmıyor. Parklar birer çöp yığını haline geldi. Demetevler Parkı’ndaki müthiş çalışmalarıyla gündemden düşmeyen ve bu yüzden yeniden başkan seçilen Melih Gökçek, bu sorunları çözmeye ne zaman başlayacak?

Metin ALTAY-ANKARA

DİDİM’deki seçimlerde ‘Didim’in İlacı, Başkan Mümin Kamacı’ sloganı dikkatimi çekti. Çünkü güzelim Didim hasta, iyi bir doktora ihtiyacı vardı. Tam isabet olmuş, Belediye Başkanı Mümin Kamacı, çok güzel uygulamalarla oy vermeyenlerin bile saygı ve sevgisini kazandılar. Başarılar diliyoruz.

Mustafa BAKIR-DİDİM
Yazarın Tüm Yazıları