"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

AİHM’nin ‘Batasuna’ kararı AKP’ye ciddi bir hukuk uyarısıdır

İktidar partisinin, Anayasa Mahkemesi’nin ‘laiklik karşıtı eylemlerin odağı’ olduğu kararına karşılık AİHM’ye neden itirazda bulunmadığı anlaşıldı.

ADALET ve Kalkınma Partisi’nin hukuk çıkmazı, Türkiye’yi bütün kurumları ile gerilime sokan, askeri yargının yetkisinin sınırlandırılmasına dair yasal düzenlemenin, AİHM kararlarının gereği olduğu AKP yetkililer tarafından ileri sürülüyor.

Mahkemenin içtihatlarına paralel düzenlemeler tatbikattaki istikrara hizmet eder.

Bu arada, mahkemenin diğer önemli kararlarını da gözden uzak tutmamak gerekiyor. AİHM, İspanya Yüksek Mahkemesi’nce kapatılıp, anayasa mahkemesince de kapatma kararı onaylanan, ayrılıkçı Batasuna’nın yaptığı başvuruyu reddetti ve kapatma kararının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ilgili hükümlerine aykırı olmadığına hükmetti. AKP’nin önerdiği Anayasa değişikliği tasarısı, parti kapatma müeyyidesinin uygulanmasının, Venedik Komisyonu kriterlerine uygun olarak düzenlenmesi ve sadece şiddeti kullanan ve özendiren eylem ve beyanlarla sınırlanması öngörülüyor; ayrımcılığı göz ardı ediyor.

Batasuna ile ilgili yeni kararında, AİHM şiddetin dışında, parti kapatma ölçütü olarak, demokratik toplum ile bağdaşmayan, demokratik toplumu tehlikeye sokacak eylem ve söylemlerin de kapatma nedeni olacağına hükmetti. Bu karar, geçmişte Refah Partisi’nin kapatılmasına dair Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kapatma kararını onaylarken göz önüne alınan kriterlerle örtüşüyor. Mahkemenin eski yargıcı Sn. Rıza Tülümen bu konuya özellikle işaret ediyor. (Milliyet, 03.07.2009) Sonuç olarak AİHM’nin parti kapatma davalarını incelerken ‘şiddet’ kriterinin yanında Venedik Komisyonu’na atıfta bulunan AKP yöneticilerinin ve bunu destekleyen hukukçuların aksine, ‘Demokratik toplum’ kriterinin de nazara alınması gerektiğine dair içtihatları istikrar kazanıyor. AKP ile ilgili Anayasa Mahkemesi’nin, ‘laiklik karşıtı eylemlerin odağı’ olduğuna dair kararı, AİHM’nin ‘demokratik toplumu tehlikeye sokan eylem ve söylemler’ kriterinin ihlal edilmekte olduğu konusunda kesin delil teşkil etmektedir.


AKP SİNEYE ÇEKTİ

AİHM’nin içtihatlarına göre laiklik karşıtı eylem ve söylemler, demokratik toplumu tehdit eder ve parti kapatma nedenidir.

AKP, Anayasa Mahkemesi’nin bu kararına karşı neden AİHM’ye başvuramadı?

Anayasa Mahkemesi’nin, kendileri ile ilgili, ağır suçlamalar içeren kararına karşı AKP, AİHM’ye itirazen başvurup, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümleri ve mahkeme içtihatları açısından, Anayasa Mahkemesi kararını tartışmaya açmak yerine sineye çekip, para cezasını ödemeye karar vererek suçlamayı kabul etmiş bulunuyor.

AİHM’nin Batasuna ile ilgili son kararı ve Anayasa Mahkemesi’nin AKP ile ilgili kararı birlikte mütalaa edildiğinde, AKP ciddi bir hukuk çıkmazındadır ve acilen politikalarını gözden geçirmek durumundadır.

Eğer herhangi bir nedenle bugün dokunulmazlıklar kaldırılırsa, Anayasa Mahkemesi’nin AKP ile ilgili kararında, adı geçenler özel yetkili savcılık tarafından anayasal nizama karşı suç işledikleri için soruşturmaya tabi tutulurlar. Bu arada CHP’nin de stratejik bir hatasını gözden kaçırmamak gerekir. Askeri yargının görev alanı Meclis’te tartışılırken, dokunulmazlıklar konusunu gündeme getirmemek çok büyük bir hatadır.

Gece yarısı, önergelerde kelime oyunları yaparak kanun yapmak yerine, sürekli referans aldıkları Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hukukuna uygun bir hukuk siyasetini ortaya koymaları demokratik bir hukuk devletinin bekası bakımından gereklidir.

TBMM’deki gruplar uyuyor mu?

                     S.Ö.- Hukukçu

 

4 Temmuz unutulmasın

 

4 Temmuz deyince aklıma ne ABD’nin bağımsızlığı ne de Tom Cruise’un Doğum Günü 4 Temmuz filmi geliyor... 4 Temmuz Türk tarihinin en kara sayfalarından biri. 10 Kasım gibi matemle yaşamamız gereken günlerden biri. Hiç unutmamamız gereken günlerden biri. Yıllar yılı dost ve müttefik olarak bize yutturulmaya çalışılan devşirme sözde bir milletin 7 kıtadan toplama askerlerinin binlerce yıllık şanlı bir ulusun Mehmetçiğinin kafasına çuval geçirdiği kara bir gün. Atamın kemiklerinin sızladığını hissediyorum. Çanakkale’de yatan şehitlerimizin yattıkları yerden Mehmetçiğimizi bu hallere düşürenlere okudukları laneti duyuyorum. Milletimin gözlerindeki öfkeyi görüyorum. Bu öfke dinmesin, 4 Temmuz unutulmasın... Barış AYKUL

 

 

Kriz ekimde kapımızı ikinci kez çalacak

 

AFYON’da Genç Atılımcılar Derneği’nin önceki günkü ‘Kurulmakta Olan Dünya Ekonomisinde Türkiye’nin Rolü’ konferansında konuşan VERSO Başkanı Erhan Göksel çarpıcı değerlendirmeler yaptı. Özetle diyor ki:

“Ekim 2009’da ikinci bir büyük kriz dalgası daha geliyor ve yine bu kriz küresel orijinli bir kriz olacak. ABD’nin yayınladığı son verilere bakıldığında ekonominin dip yapacağı çok net biçimde görülüyor. Obama’ya göre 2009 ABD bütçe açığı 1 trilyon 750 milyar dolar olacak ki; bu ABD GSH’nın %12.5’i gibi akıl almaz bir açık... ABD anlaşılıyor ki dolar basarak bu krizin maaliyetini ‘ABD dışı ekonomiler’e fatura etmeye çalışıyor, ancak piyasalar bunu ‘yutmuyor’ ve reaksiyon gösteriyor.

Borsaların verdiği tepki ortada. Sorulması gereken soru şu: Dolar basarak ABD krizi nereye kadar finanse edecek? (...) Unutulmaması gerekir ki; ABD’de kriz olması demek Avrupa’da da kriz olması demektir. Çünkü Avrupa’nın en büyük ticaret partneri ABD’dir. Avrupa’da kriz olması ise Türkiye’de hayli hayli kriz olacağı anlamına gelir. (...) Türkiye’de, genel anlamda büyüyen açığın (yıl sonu itibariyle 70-80 milyar dolar olacak) finansmanının nasıl yapılacağı hakkında ciddi kuşkular vardır. Önümüzdeki ekim-kasım döneminde krizindeki bu 2. dalgaya karşı hazırlıksız yakalanarak bizi ne denli zor iktisadi koşulların beklemiş olduğunu şimdiden söyleyebilirim. Türkiye’de iktisadi oportünizm yapılıyor. Türk ekonomisi TL ile hesaplanan %13.8 değil, dolar bazında %29 küçülmüştür. (...) Ne yazık ki, Türkiye’de geleceği planlayan, gelecek vizyonu olan bir siyasi parti yoktur. (...) Türkiye’de siyasi otoriteler ‘polisleştiriliyor’. (...) Ergenekon ne salt kompoludur, ne salt hukuki bir davadır. İkisi de yanlıştır. Ancak davanın gittikçe siyasileşmeye başladığı da gözden kaçırılmamalı.”

 

Biliyor musunuz

 

TEKİRDAĞ’dan Konya Valiliği’ne atanan Aydın Nezih Doğan’ın “Konya’da valilik yapmanın kendisi ve ailesi için onur duyacağı bir görev olacağını” belirterek “Bir tek kişi olarak il valisinin ya da valilik kurumunun, problemlerin halli bakımından yeterli olmayacağının farkındayım. Ben takım çalışmasına önem veririm” dediğini...

X