"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

AHMET PİRİŞTİNA

AHMET PİRİŞTİNA

Bazıları Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda başkanvekilliği yaparken tanıdı.
Bazıları Tansaş Genel Müdürlüğü döneminde...
Bazıları Kipa’yı kurduğu yıllarda...
Bazıları DSP’den siyasete atıldığı, milletvekili seçildiği süreçte...
Çoğu kişi de İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunda...
Benim tanışmam ise 1979’un Ağustos’uydu.
O günü hiç unutmuyorum.
Saint Joseph’ten içeri girdik; babamla birlikte bizi okulun efsanevi Türk Müdürü Cemal Aygel karşıladı.
Ve Ahmet Piriştina...
İkili sohbete biz de dahil olduk.
İzmir’den, Saint Joseph’ten, gelecekten konuştuk.
Anılardan, bir çoğunu ilerleyen yıllarda tanıyıp arkadaş, dost olduğum eski mezunlardan...
Cemal hoca döndü; “Saint Joseph’te bir gelenek vardır; büyük sınıflar küçüklerin hayat rehberi olurlar. Senin de kısmetine Ahmet Piriştina çıktı” dedi.
Bugünün çok moda bir kavramı var; “yaşam koçluğu...” diye...
Cemal Aygel’in söylediği de onun gibi bir şeydi.
Yani başın sıkıştığında, aklın karıştığında, hayatı anlamakta zorladığında, yol ayrımına geldiğinde, birini seçmek diğerini reddetmek durumunda kaldığında...
Üzüldüğünde, sevindiğinde, yerin dibine girdiğinde, havalara uçtuğunda, için içine sığmadığında, sıfırdan başlamak istediğinde, dünyaları yeniden yapabileceğini hissettiğinde...
Ahmet Piriştina’ya gidecektim.
Soracaktım, danışacaktım, konuşacaktım, fikrini alacaktım, önerisini varsa dinleyecektim, tecrübelerinden yararlanacaktım.
Galiba Cemal hocanın söylediği böyle bir şeydi.
“Rehber abilik” müessesesi işte böyle başladı.

Ben mezun oldum .
Üniversiteye gittim; giderken çalıştım, çalışırken okudum.
Hayata atıldım; olmak, tutkuyla bağlanmak istediğim gazeteciliği seçtim.
Büyük hayal kırıklıklarım, büyük mutluluklarım oldu.
Başarısızlıklarım, başarılarım...
İnsanları tanırken yanıldım, insanları anlarken eksik bir tarafım kaldı.
Tamamlamak için o gün bana verilen tavsiyede olduğu gibi danıştım, konuştum, dinledim.
Ve “Rehber abi”min söylediklerini yapmaya çalıştım.
Yıllar böyle geçti işte...
İzmir’in efsanevi başkanı, İzmir’in unutulmaz başkanı, İzmirlilerin gönlünde taht kuran başkanı Ahmet Piriştina’yla geçen yıllar...

Biliyorum; sizler de özlediniz.
Biliyorum; “büyük başkanı” aklınıza geldikçe sizler de anıyorsunuz.
Biliyorum; Ahmet Piriştina gibi siyasetçileri sizler de arıyorsunuz.

Ben de çok özlüyorum.
Anıyorum.
Arıyorum...

O günü de hiç unutmuyorum

Ahmet Piriştina 2004 seçimleri öncesinde CHP’ye geçecekti. Biraz gergin, biraz da heyecanlıydı. O dönem CHP’nin Genel Başkanı Deniz Baykal’ın odasında sohbet ettik. Ve rozetini taktığı salona hep birlikte gittik. Dönüşte; uçakları iptal ettik. Ve karayoluyla İzmir’e döndük. Siyaset yapmadan, sadece İzmir’e dönük hayaller kurarak geldik.

Piriştina’nın çok sevilmesinin en önemli nedeni; geniş kesimlerle kurduğu diyalogtu. Galiba bu günlerde en fazla aradığımız da bu... Diyalog... Piriştina’nın başarısında bu vardı; konuşmak, karşısındaki insanın omzuna dokunabilmek...

X