Dünya Haberleri

DÜNYA

    Ahmet Güneştekin’le Berlin’de Güneşe Yolculuk

    Celal ÖZCAN / BERLİN
    06.05.2017 - 11:06 | Son Güncelleme:

    Ahmet Güneştekin, Türkiye’nin yurtdışında en tanınmış çağdaş resim sanatçılarından biri. Tabloları geçen hafta sonu, Berlin Gallery Weekend (Berlin Galeri Hafta Sonu) etkinliğinde seyre çıktı. Galeri, yılda bir kez yapılan uluslararası sanat dünyasının en önemli takvimi arasında. Her yıl nisan sonunda 50’yi aşkın galeri üç gün boyunca en önemli sanatçıların tablolarını sergiliyor. Başta ABD, Rusya, Çin olmak üzere tüm dünyadan ünlü sanatçılar, koleksiyoncular bu sanat olayını yerinde izlemek için Berlin’e akın ediyor.Ahmet Güneştekin’in 45 parçadan oluşan ‘Güneş Yolu’ adlı koleksiyonu da Berlin’in en önemli galerilerinden Michael Schultz’da yarışa çıktı. Sergi 20 Mayıs’a kadar sürecek.Ahmet Güneştekin’le başlangıçta canlı, parlak renklerin, içiçe geçmiş fütüristik şekillerin insanı içine çektiği, ancak renklerle birlikte çiçek, kuş, insan figürlerini keşfettiği Güneş Yolu tablolarında bir keşif yolculuğuna çıktık. Resimlerindeki figürlerin sırrını ve ilham kaynaklarını anlattı.

    SANIYORUM, bu sizin resimlerinizin ilk Almanya yolculuğu?
    * Güneş Yolu sergisiyle benim ilk uluslararası sergim 2013’te New York’ta Marlborough Gallery’de başladı. Bu galeriye giren ilk Türk sanatçı oldum. Almanya sanat açısından çok önemli bir ülke. Özellikle edebiyat, müzik ve plastik sanatlarda dünya sanat piyasasının en önemli ülkelerinden biri. Bu yüzden Almanya’da olmayı çok arzuladım. Bunun üzerine Michael Schultz Galerie’den teklif gelince, hemen değerlendirdim. Bu, sergi benim Almanya’da ilk buluşmamdı. Ayrıca Dresden Kunsthalle’de 3 ay sürecek bir sergim açıldı.
    Koleksiyonunuza ‘Güneş Yolu’ adını vermenizin bir maksadı var mı?
    * Var. Kendi sanatımdaki referans bir güneş yolculuğu. Esinlendiğim hikayelerde Anadolu ve Mezopotamya mitolojisinden, sözlü edebiyattan, mitler, masallar ve efsanelerden faydalanıyorum. Yani Güneş Yolu’yla güneşin doğduğu Dicle-Fırat arasındaki yerden Batı’ya kadar olan bütün dünya coğrafyasındaki bir kültürel yolculuğu adlandırıyorum. Ben o güneş yolunun izini süren biriyim. Her durağa giden ve yanında o kültürleri taşıyan bir yolcu misali.

    Ahmet Güneştekin’le Berlin’de Güneşe Yolculuk

    Bu bana, Alman şair Goethe’nin Doğu Batı Divanı’ndaki “Doğu da Allah’ındır Batı da Allah’ın” dizelerini hatırlattı. Doğu’dan Batı’ya uzanan bir kültür yolculuğu mu bu diyorsunuz?
    * Doğu’da çıkan bir kültür ama aynı zamanda Batı’yla paralel giden, geçmişi bugünkü moderniteye taşıyan bir kültür yolculuğu.
    Sözlü hikayelerden, masallardan, efsanelerden faydalanıyorum dediniz. Romanlarında insan öykülerini dokuyan Yaşar Kemal’le nasıl bir benzerlik kuruyorsunuz?
    * 2003 yılında İstanbul’da ilk profesyonel sergimde Yaşar Kemal’le tanıştım. Sergiden çok etkilendi. Yaşar Kemal, bir mülakatında Almanya Güzel Sanatlar Akademisi Başkanı Johannes Odenthal’e, “Benim edebiyatta yaptığımı, Ahmet resimde yapıyor” dedi. Bizim o açıdan çok benzer tarafımız var. Tanıştığımız günden ölümüne kadar bir baba oğul ilişkisi oldu. Çok şey öğrendim ondan. Zaten küçük yaştan beri Yaşar Kemal’i okumaya başlamıştım. Benim hayatımdaki en büyük kahramandı. Tanışınca, bunun bir tesadüf değil, olması gereken bir buluşma olduğunu düşündük.

    Ahmet Güneştekin’le Berlin’de Güneşe Yolculuk

    İnsan tablolarınızda canlı parlak renkleri izlerken, dikkatlice bakınca, çiçek, kuş, hayvan ve insan figürleri keşfediyor. Renklerle bir keşif yolculuğu başlıyor. Bu figürlerin kaynağını nereden alıyorsunuz?
    * Ben dinlediğim, okuduğum masallar ve hikayelerden yeni bir dünya inşa ediyorum. Bu hikayelerden etkilenip oradan yeni figürler yaratıyorum. Yeniden bir şey inşa ediyorum. Hatta son yaptığım, özellikle ‘Kırkyama’ dediğimiz, kumaşlarla yapılan işler bir anlamda aslında yeniden diriliş gibi. Ölmüş olan bir şeyi tekrar diriltmek gibi. Bunların çoğu eski kumaşlar ya da bir tekstilden çöpe atılacak olan kumaş parçaları. Bunları toplayıp yeniden inşa ediyorum. Bunları estetik bir dille bir araya getirip sanat eserine dönüştürüyorum. Yeni doğmuş bir şeyin o tazeliğini ve canlılığını yansıtıyorum.
    Bu yamaları tabloya siz mi dikiyorsunuz?
    * Yamayı ben 5-6 yaşlarındayken annem yapardı. Bunu bir gün sanatımda buluşturmaya karar verdim. 20-25 Anadolu kadınıyla bir araya geldim. Bunları tek tek tasarladım. Bütün çizimlerini, renk detaylarına varıncaya kadar hepsini tasarladım. Kadınlar bunları el becerileriyle bir araya getirip dikti. Makine kullanılmadı. Bir duvar ustası, ya da gümüş ustası, bir sarrafın yaptığı gibi tamamen el becerisiyle iğne iplikle dikilerek yapılıyor. Adı üzerinde Kırkyama. Ben buna yokluk estetiği diyorum, yoksul insanların yaptığı bir iş olmasından hareketle.

    Ahmet Güneştekin’le Berlin’de Güneşe Yolculuk

    Resimlerinizdeki figürlerin sırrı nedir? Mitolojik figürler mi bunlar?
    * Benim sanatımın referansı, Anadolu, Mezopotamya ve Yunan mitolojisidir. Ben bunların hikayelerini alıyorum. Yeniden derliyorum ve bunları kendi desen ve renk anlayışıyla yeniden yaratıyorum. Kendime ait desenlerle. Bir kuş, yılan ya da bir at veya savaşçı figürünü kendi desen anlayışımla çiziyorum. Bunların mitolojik figürler olduğu doğru.

    Kurukafa ve boynuzlardan oluşan ‘İyilik’ tablonuzda neyi anlatmak istiyorsunuz?
    * Kuran’ın Kehf suresinde Zülkarneyn ayetleri var. Orada ölümsüzlük ve varoluşu anlatır. Bu, beni çok etkiledi. Kafasında iki boynuzu olan bir savaşçıdan söz edilir burada. Bu bana ilham oldu. Savaşçının kafasını kurukafa olarak şekillendirdim. Kullandığım boynuzlar da dört ayrı kıtanın 12 yaban hayvanının orijinal boynuzlarından kalıplar çıkararak ve kendi mitolojik desenlerini boynuzların üzerine işleyerek, metal ve seramik olarak bu kompozisyonları oluşturdum. Çok kaotik bir kompozisyon oluştu bu eserde. Bu kompozisyonun en küçük parçası Berlin’e geldi. Bu çok daha devasa bir boyutta.

    Etiketler: Ahmet Güneştekin
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı