Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

    Ahmet Cemal, Nil Lokantası ve diğerleri

    DOĞAN HIZLAN dhizlan@hurriyet.com.tr
    03.08.2017 - 11:04 | Son Güncelleme:

    Artık anılarımda yaşayacak Ahmet Cemal. Yılların dostuyla ne çok günlerimiz beraber geçti. Ne çok şey geçiyor aklımdan... Yazmaya kalksam daha fazlası eksik kalacak.

    Ahmet Cemal’in aramızdan ayrılışı, NOTOS’un son sayısındaki Sevim Burak Dosyası’nı gördüğümde dostlarımla beraber gittiğim, onlarla buluştuğum lokantaları anımsadım. Gerek Ahmet Cemal gerek Sevim Burak, Nil Lokantası’na gelirlerdi. Özellikle Ömer Uluç’la Sevim Burak’ın yemek yediği yer Nil Lokantası’ydı, öbür adı da Alman Lokantasıydı. Meyhaneden çok iyi bir lokanta hüviyetindeydi. Asmalımescit Sokağı’nda birkaç merdivenle çıkılırdı. Dostlar arasında yaşanan tatlı tartışmalar burada yapılır, sonra birlikte kahkahalarla İstiklal Caddesi’nde yürünürdü. Demir Özlü, Sina Akşin, Önay Sözer de buranın sık ziyaretçileri arasındaydı. Bir giriş katı, bir de asma kat vardı. Yazar arkadaşlarımızla genellikle asma katta buluşurduk. Orada nice tanışmalar gerçekleşirdi. İsmet Sungurbey buraya geldiğinden, bazı zamanlar Abdülbâki Gölpınarlı’yı da davet ederdi. Bâki Hoca, genç edebiyatçılarla orada tanışmıştı. Tanışmalardan söz ettiğimize göre, bir geceden de mutlaka bahsetmeliyim. Aliye Berger’le bir masada oturuyordum. O birilerini bekliyordu, şayet hafızam beni yanıltmıyorsa, Yapı Kredi’nin resim ödülünü almıştı. O sırada içeriye Ece Ayhan geldi, onu Aliye Berger’e tanıştırdım. Ece Ayhan, önce centilmence Berger’in elini öptü. Hamlesini sonlandırmayıp eli başına koydu! Elbette Ece’nin bunu yaparken aklından geçenleri adım gibi biliyordum. Ancak muhtemelen sonrası olağanüstü bir boyut alacak diyalog başlamadan bitmişti. Bir keresinde, Ümit Yaşar Oğuzcan’ın hazırladığı gazete ekinde Edip Cansever üzerine bir yazım yayımlanmıştı.
    Meğer Edip yazıyı hiç beğenmemiş. Takip eden günlerden birinde, Nil Lokantası’nda yalnız başıma yemek yerken içeri girdi, selamını verip masama oturdu. Hiçbir şey belli etmiyordu. Normal seyrinde sohbet ediyorduk. Sipariş vermek için bakındığımda “Nerede bu garson” diye sormak gafletinde bulundum; kısa yanıtı Edip verdi!

    “İş bulamayınca eleştirmen olmuş.”

    Yazıyı beğenmediğini anlamıştım!
    Edip’in ince tartışmaları çok hoşuma giderdi, keskin bir ironiyle iğnelerini batırır ama asla kızgınlık derecesine vardırmazdı. Nil Lokantası’na ‘Alman Lokantası’ denmesinin sebeplerinden biri, hemen yan sokaktaki Viyana Lokantası’ydı. İkisinin de müdavimleri aynı isimlerdi. Ahmet Cemal, bazı akşamlar Teşvikiye’deki Avusturya Kültür Heyeti’ndeki işinden çıkar gelirdi. Orada buluşurduk. Avusturya mutfağına özgü yemekler vardı mönüsünde. Ahmet Cemal’le Altın Kitaplar’da çalıştığım yıllarda bize yaptığı ve yapacağı çeviriler dolayısıyla Cağaloğlu’ndaki lokantalarda da çok yemek yedik. Çok günlerimiz beraber mesailerde geçti. Ne çok şey geçiyor aklımdan... Yazmaya kalksam daha fazlası eksik kalacak. Artık anılarımda yaşayacak Ahmet Cemal.

    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı