Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ahlaki değerlerin yozlaşması

AHLAK, Arapça ‘hulk’ kelimesinin çoğuludur. Ancak Türkçe’de ahlak kelimesi tekil anlamda kullanılır. Latince ‘ethic’ ile Yunanca ‘moral’ sözcükleri ile ifadesini bulan ahlakın öz Türkçe karşılığı ise ‘törebilim’dir.

Ahlakın iyi huy, seciye, doğruyu yanlıştan ayırma özeni, gerçeği belirleme iradesi, adalet hükmünün yüceltilmesi, utanma kabiliyeti gibi tanımları da vardır.

Ahlak yaklaşık 5000 seneden beri bugünkü tartışma konuları ve değerleriyle incelenmeye başlanmıştır. Ahlak ölçüleri ve değerler, Sümer, Babil, Elam tarihlerinde ülkenin temel yönetim ilkesidir. Farabi, ülkeleri erdemli-erdemsiz olarak ikiye ayırmaktadır. ‘Hayır ve iyiliklerin bir arada yaşandığı ülke, erdemli ülkedir’ demektedir. Tarih boyunca insan topluluğunun olduğu her yerde bazen yazılı, bazen gelenek halinde uygulama alanı bulan ahlaki normlar, geçmişte olduğu gibi bugün de yozlaşan değerler olarak karşımıza çıkmaktadır.

* * *

Batı felsefesinde, amaca ulaşmak için her türlü aracı kullanmanın meşru ve geçerli sayılması fikri, İtalyan bilgin Makyavel ile başlamıştır. Gayeye ulaşmak için her türlü çareyi mübah saymak şeklinde tezahür eden yozlaşma belirtileri, özellikle azgelişmiş ülkelerde büyük tahribata ve sosyal çözülme tehlikelerinin artmasına vesile olmuştur ve halen olmaya da devam etmektedir.

Toplumun her kesiminde zihniyet değişiklikleri hemen her alanda, meselelere geleneksel bir şekilde bakma anlayışını değiştirmektedir. Toplumdaki adaletsizliklere, ahlaksızlıklara ses çıkarmamak, suya sabuna dokunmamak türünde davranış biçimleri gelişmektedir. Toplumda insanlar haksızlıklara karşı çıkmak yerine susmayı, çekimser kalmayı yeğleyen bir güruh olmayı tercih etmektedir. Bu yanlış tercihlerin yol açacağı zararlar ve getireceği sıkıntılar sadece hatayı yapanların değil, toplumun tamamını etkiler.

Deyim yerinde ise ‘yaşlar yanında kurular da yanar’. Hz. Peygamber’in benzetmesiyle, su ihtiyacını karşılamak için bir geminin dibini delmek, sadece bu fiili işleyeni değil, gemide bulunan herkesi tehlikeyle karşı karşıya getirir. Gemideki tayfanın hepsi sulara gömülerek hayatını kaybeder. Bu kötü sonuca engel olmak için yapılması gereken şey, gemiyi delen kişinin eylemine engel olmaktır.

İslam, toplumsal zarara neden olacak olumsuzlukları önlemek için ‘emri bi’l-ma’ruf ve nehyi ani’l-münker’ ilkesi getirmiştir. İyiliği emredip kötülükten sakındırmayı ifade eden bu ilke, toplumda iyiliğin ve güzelliklerin egemen kılınması ve yaygınlaştırılması, kötülüklerin önüne geçilmesi ve böylece erdemli bir toplum oluşturulmasını ifade etmektedir.

Böyle gelmiş böyle gider felsefesinin yerleştiği bir toplumda kirlenmeyi engellemek o kadar kolay değildir. Merhum Nurettin Topçu, ‘İsyan Ahlakı’ adlı eserinde, ‘Ahlaklılık Hakk’ın vicdanlarda hapsolmayıp hareketlerimizde tecellisiyle mümkündür’ der ve şu örnekleri verir: ‘‘Ayı bir elime, güneşi diğer elime verseler davamdan dönmem diyen Peygamberler’, ‘Çiğnerim, çiğnenirim Hakk’ı tutar kaldırırım diyen Akifler’, içindeki manevi bir sese kulak vererek tek başına Atina’ya can pahasına karşı koyan Sokrates’ler ve sıska vücuduyla Büyük Britanya yargıçlarına meydan okuyan Gandi’ler, Hak, hakikat ve ahlakın en büyük mümessilidirler.’

Bir toplumda iş bilenin, kılıç kuşananın mantığı egemense; köşeyi bir çırpıda dönenleri kınamak yerine bilinçaltında hayranlık, imrenme varsa; namuslular küçümseniyorsa; aldırmazlık, duyarsızlık, popülizmle işbirliği yapılıyor, sahtekárlık, kurnazlık daha çok itibar görüyorsa bütün bunlar bir ülkenin yok olmasına yeter de artar bile.

Koçi Bey 1631’de IV. Murad’a sunduğu, devlet idaresine ve teşkilatına dair ilmi ve resmi raporunda, açıktan açığa ve hiç çekinilmeden devlet dairelerinde rüşvet alındığını, ilmi, dini ve hukuki makamların parayla alınıp satıldığını yana yakıla anlatır.

Öyle ki şair;

‘Ne günlere kaldık ey gazi hünkár!

Katır defterdar oldu, merkep mühürdar’
demekten kendini alamamıştır.

Kınalızade şunları söylemiştir: ‘Devlet adamlığı doktora benzer. Halk ise beden gibidir. Doktor hastalığın sebepleri ve tedavi çarelerini bilmelidir. Memleketin hastalığının normal durumdan anormal duruma, düzenlilikten kargaşalığa geçmiş olmasıdır. Yine esas sıhhate ve gerçek düzene hangi tedbirle dönebilir? Bu, iktidar doktorluğunun ilmi yönüdür. Bundan sonra bu bilgiyi tatbikata koyup, memlekette mevcut nizam ve düzenin devamını temin etmelidir. Bu yöneticinin olgunluğu, bilgi ve tatbikatındaki doğruluğunun ölçüsüdür.’

* * *

Ahlaki, manevi değerler, toplumların geçmişten günümüze tecrübelerle elde ettikleri değerlerdir. Bu değerler kendiliğinden ortaya çıkmamış, aksine din ve kültür birtakım inanış ve yaşantıların sonucunda hayat bulmuşlardır. Ahlaki değerlerin sekteye uğrayarak yozlaşması, ekonomik, teknolojik birçok sebepten ileri gelmektedir.

Bu bağlamda öncelikle hükümetlerin ciddi ve inançlı bir şekilde vatandaşların yaşam kalite ve standartlarını yükseltmeye yönelik çalışmalara önem vermeleri, bunun yanında yolsuzlukların önüne geçebilecekleri erdemli, dürüst toplumsal kurallara uymanın yükselen değer olarak tüm topluma enjekte edilmesine öncülük etmeleriyle yozlaşmanın önüne geçilebilir. Aksi takdirde yasalarla her insanın başına bir polis dikerek kirlenme ve yolsuzluk önlenemez.

SORALIM ÖĞRENELİM

Camiler neden yeşile boyanıyor? Dini gereklilik var mıdır?

Taner TİN/İZMİR

Bazı camilerin yeşile boyanması tamamıyla tabiata, yeşile ve ağaca duyulan sevginin tezahürü olarak görüldüğünden adeta bir gelenek haline gelmiştir. Bunun herhangi bir dini gerekliliği yoktur. Yeşil de, sarı, beyaz gibi doğal renklerden birisidir. Nitekim bazı camilerimizde mavi, beyaz gibi renklerin kullanıldığı da görülmektedir.

Bir yazınızda Veda Hutbesi’ni işlerken faiz konusuna değinmemişsiniz. Neden?

Ali/FRANKFURT

Bir makalemizde İslam’ın insan haklarına verdiği değeri anlatırken Veda Hutbesi’nden bu konuyla ilgili bazı pasajlar vermiştim. Bu yazıda Veda Hutbesi’nin tamamını anlatmak gibi bir amacımız yoktu. Konu Veda Hutbesi olsaydı şüphesiz Peygamberimizin faizle ilgili sözlerini naklederdik.

Peygamberimizin karikatürlerine internetten baktım. Amacım bilgi edinmek içindi. Büyük günah mı işlemiş oldum?

Armağan GÖKTUĞ İZMİR

Karikatürlerin internette yayımlanması kanaatimce uygun değildir. Görmekle günah işlemiş olmazsınız.

X