"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Ah o suskun kalemler

<B>HAKSIZLIĞA </B>uğrayanların en büyük dostu zamandır. Şöyle üç dört yıl öncesine dönün.<br><br>RTÜK Kanunu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde tartışılırken mangalda kül bırakmayan yazarları bir düşünün.

* * *

O günün manzarası şöyleydi:

Türkiye’de akıl almaz bir riyakárlık hüküm sürüyordu.

O günkü kanun, bir kişiye veya kuruma bir televizyonun yüzde 20’sinden fazlasına sahip olma hakkı tanımıyordu.

Yani görünüşe göre, Türkiye’deki 250’ye yakın ulusal ve yerel televizyonun, 1500’e yakın özel radyonun hiçbiri, tek kişiye veya gruba ait değildi.

Bir kişinin veya grubun hissesi yüzde 20’yi geçmiyordu.

Ama bütün Türkiye biliyordu ki, ATV’nin sahibi Dinç Bilgin, Show TV’nin sahibi önce Erol Aksoy, sonra Mehmet Emin Karamehmet, Star TV’nin sahibi Uzan Ailesi’ydi.

Kanal D’nin sahibi de Doğan Grubu’ydu.

Bizden başka neredeyse bütün gruplar, bu kanunun değişmesine karşı çıkıyordu.

Üstelik bizi ‘tekelleşmeyi’ istemekle suçluyorlardı.

Yani bu kanun değişip bir kişi veya grubun bir televizyonun sahibi olması halinde, Doğan Grubu’nun Türkiye’deki bütün televizyonları satın alacağını iddia ediyorlardı.

Biz ise asıl bu kanunun maskeli bir patronluk yarattığını, bu kanun sayesinde isteyen kişinin Türkiye’deki bütün televizyonları eline geçirebileceğini söylüyorduk.

O günlerde yemediğimiz küfür, hakaret kalmadı.

Hakkımızda ipe sapa gelmez yüzlerce yazı yazıldı.

Güya çoğulcu medya adına hareket eden birçok yazar, bizi yerden yere vuruyordu.

Bu hakaret ve iftira korosu içinde, bugün AKP saflarında siyaset yapan birçok kişi de vardı.

* * *

O günlerde kendimizi çok, ama çok yalnız hissediyorduk.

Çok yakınımızdaki insanlara bile bu kanunun değişmesini niye istediğimizi, asıl amacımızın şeffaf bir patronluk olduğunu anlatmakta güçlük çekiyorduk.

Aradan çok değil, sadece üç dört yıl geçti.

* * *

Bakın bugün geldiğimiz noktada manzara nasıl.

Bize kan kusturan o dört medya grubunun hepsinin bankaları battı.

Daha doğrusu batırıldı.

Sahipleri, devletin, milletin sırtına milyarlarca doları yıkıp kenara çekildiler.

Radyoları, televizyonları ellerinden çıktı.

RTÜK’e verdikleri beyannamelerde o televizyonların, radyoların sahibi olarak arkadaşları, çaycıları, bürokratları görülüyordu.

Yani eski kanuna göre durum böyleydi.

Ama mahkemeler, BDDK ve TMSF bu sahtekárlığı yutmadı.

Radyo ve televizyonlarına el koyuldu veya kontrollerini kaybettiler.

Bu arada kanun değişti ve sahiplik maddesi daha liberal hale getirildi.

Ama Aydın Doğan’dan başka kimse gidip RTÜK’teki eski sahiplik listesini değiştirmedi.

O gün bize kan kusturan siyasetçilerin bir bölümü ise bugün yabancılara televizyon ve radyoların yüzde 100’ünü satmaya izin veren kanunun çıkması için el kaldırdı.

Şimdi bu nehrin başında oturmuş bizlere kan kusturan, hakaretler yağdıran, inanılmaz iftiralar atan, herkesi tekelci olacağımıza inandıran o anlı şanlı yazarlara bakıyorum.

Tıs yok...

Utançtan mı?

Yoksa bu adalet nehrinin kenarında onlar da kendilerine bir yer mi buldular?

* * *

Yoksa bütün düşmanlıkları, öfke ve kinleri sadece bize mi karşıydı?

Bize, yani banka batırmayan, vergisini veren, üstelik vergi şampiyonu olan, hortumculuk yapmayan, milletin tek kuruş parasının üzerine oturmayan, çalışanını mağdur etmeyen, şirketlerini bütün krizlerin içinden başarıyla çıkarıp yürüten bizlere mi?..

Dedim ya.

Haksızlığa uğrayanların en büyük dostu zamandır.
X