"Ayçe Dikmen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayçe Dikmen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayçe Dikmen

Ah o gemide ben de olsaydım!

Hemen her gün limanımıza yanaşan 8-10 katlı gemilerin içlerinde neler vardır, nereden gelir, nereye giderler merak ederdim hep. Aslında 3 yıl önce biriyle yolculuk etmiştim, ama İzmir’den binmemiştim gemiye. Bu kez evimde hazırlanıyorum az ileride bekleyen gemiye binmek için.

Ah o gemide ben de olsaydım

ODAM, ŞİMDİLİK,  KARŞIYAKA MANZARALI
Costa Atlantica isimli dev gemiye varınca, kapıda önce fotoğrafım çekiliyor ve pasaportum alınıp artık en önemli kimliğim olan Costa Card’ım veriliyor. Bir komi birkaç dakikalık yürüyüşten sonra odamı gösteriyor. Karşıyaka manzaralı güzel odaya yerleşiyorum hemen. Gerçi sabah kalkınca odamın manzarası bu kez Mikonos olacak.

YEMEKLERDE GARSONLARIN ŞOVU VAR
Gemi hareket edince İzmir’in o güzel silueti yerini Karaburun yarımadasına bırakıyor ve akşam yemeğimi bu manzara eşliğinde yiyorum. Son derece hoş görünen yemek salonunda masalarımız önceden belirlenmiş. Mönüde sunulan seçeneklerden sonra birbirinden lezzetli yemekler arka arkaya geliyor.
Kahvaltı ve öğle yemeklerini açık büfe almak mümkün, ama akşam yemekleri daha şık bir tarzda alınıyor. Bu kadar çok yolcu olduğundan akşam yemeği iki ayrı saatte planlanmış. Her akşam yemeğinde garsonlar mutlaka bir şov yapıyorlar; ya dans ediyorlar ya şarkı söylüyorlar. Yolcular da bu eğlenceye katılınca bayağı bir şenlik oluyor.

GEMİDE 3500 KİŞİYİZ AMA BİR GÖRDÜĞÜNÜZÜ BİR DAHA GÖRMÜYORSUNUZ
Yemekten sonra biraz dolaşayım deyince ne kadar büyük bir gemide olduğumu anlıyorum. 292 metre uzunluk, 32 metre genişliğindeki gemi, tam 85.700 groston ağırlığında; 2680 yolcu 900 de mürettebat kapasiteli. Yani neredeyse yüzen bir köy gibi. Ama gemi o kadar büyük ki, bir gördüğünüzü bir daha görmüyorsunuz. Hatta bir ara eşini kaybeden İtalyan bir adam resepsiyona anons yaptırmaya gelmişti ki eşiyle karşılaştı.
Gemi seyahati aslında en çok çocuklu ailelere uygun. Bir kere çocuklarla uçak, araba derdi yok. Pusetinizle inip biniyorsunuz. Bir şey unutsanız da gemi yanıbaşınızda. Çocuk kulüpleri ve gençlik etkinlikleri de olduğundan çoğu zaman etrafta çocuk bile görmüyorsunuz.

Ah o gemide ben de olsaydım

MANZARASI HER GÜN DEĞİŞEN LÜKS OTEL
Gemi siz uyurken yol alıyor, her sabah gözünüzü ayrı bir limanda açıyorsunuz, yani odanızın manzarası her gün değişiyor. Ben genelde gittiğim yerleri görmek için kahvaltıdan hemen sonra dışarı çıkıp kalkış saatinde döndüm. 7 günde 7 farklı yer geziyoruz. Her biri için önceden verilen tur seçeneklerinden almak mümkün. Ya da indiğinizde araba veya birçok gencin yaptığı gibi motor kiralayarak da dolaşabilirsiniz.

Ah o gemide ben de olsaydım

İZMİR’DE TALEP EFES VE BERGAMA’YA
İzmir’e varacağımız gece teklif edilen turlara bakınca en çok ilginin Efes ve Bergama’ya olduğunu görüyorum. Ama aslında İzmir ve çevresinin sunabileceği daha bir çok farklı seçenek var. Umarım onlar da yakında listeye eklenir.
Gemide kalanlar da çok güzel vakit geçirebiliyor. Geminin üst güvertelerinde birkaç küçük havuz ve jakuziler var. Ayrıca spor salonu, spa gibi tatil köylerinde sunulan her türlü hizmet mevcut. Geminin devasa tiyatrosunda her gece farklı şovlar var. Son gece izlediğim dans şov kostüm, dekor ve müzikleriyle çok profesyoneldi.

Ah o gemide ben de olsaydım
 
VENEDİK’İN EN ÜNLÜ CAFESİ FLORIAN DA GEMİDE

Birçok farklı salonda farklı müzik ya da eğlenceler var. Avrupalıların en sevdiği oyunlardan olan Bingo’ya rağbet çok. Benim ilgimi çekmediğinden Latin müziğinin olduğu salona geçiyorum. Geçerken adı Florian olan son derece güzel bir cafe görüyorum. Meğer burası Venedik San Marco Meydanı’nın en eski ve en bilinen kafesi Florian’ın birebir aynısıymış. Piyano ve keman eşliğinde sakin bir gece için ideal.

GEMİDE ÇALIŞAN TEK TÜRK MUĞLALI SUNDAY
Çalışanların çoğunluğunu Filipinliler, Endonezyalılar, Hintliler oluşturuyor. Misafir İlişkileri Müdürü sempatik Cinzia’dan gemide çalışan tek Türk olduğunu öğrenince tanışmak için gemi mağazasına gidiyorum. Muğlalı Sunday Polat, bir acentada çalışırken Costa’nın ilanlarına başvurmuş ve birkaç mülakattan sonra kabul edilmiş. Şimdilik İngilizce biliyor, ama İtalyancayı da öğreniyor. Bu işte en önemli şeyin çok dil bilmek olduğunu anlatıyor. Birkaç aydır çalıştığından henüz maaşının çok yüksek olmadığını, ama kariyer yaparsa iyi olacağını söylüyor. O zaman gemide çalışmanın nasıl bir şey olduğunu düşünüyorum ve gemi oteli müdüründen randevu alıyorum. Türk turistlerin artmasıyla Türk turizm çalışanları için de yeni bir ufuk olabilecek bu sektörle ilgili bir röportaj yapıyorum... Onu da pazara yazacağım...

 

X