« Hürriyet.com.tr

Ağva’da zaman dönüşleri

Şile’nin doğusundaki bu küçük Karadeniz sahil kasabasını keşfe çıktığımda karşılaştığım her görüntü, dinlediğim her öykü bana Ağva’nın yalnızca yazının değil, her ayının apayrı bir duygu içerdiğini düşündürdü. Eylülden sonra, her ay birkaç günümü Ağva’da geçirmeye karar verdim.

Feridun Andaç
X

Bir zamanlar, 1990’ların başında, Şile’ye bağlanmış, Karacaköy’de bahçeli bir ev kurma sevdasına düşmüş; her şeyi tamamlayınca, dönüp baktığımda çevrede mantar gibi evlerin bittiğini görüp, orada yaşayamayacağıma karar kılmış uzaklaşmıştım Şile’den bir daha dönmemek üzre.
O gün bugündür Şile-Ağva güzergâhından hiç yolumu geçirmemiştim. Ta ki, Bahar ile Zeki’yle tanışana dek. Bir yemekte tanışıp söyleştiğimiz Bahar, Ağva’dan söz ederken yöreye dair anlattıkları hiç bilmediğim bir yerleşimi çıkardı karşıma.
O merakla, gece, web sayfalarında gezindim, sözünü ettiği derneklerinin çalışmalarına göz attım. Tüm bunlar merak duygumu yendiremedi, bir sabah erkence kalkıp yaşadığım Çekmeköy’den Ağva’ya geldim. 73’üncü kilometrede Göksu Nehri’nin Karadeniz’e açılan ucundaydım. Şile yolu bıraktığım gibi değildi. O Kabakoz-İmrenli virajlarından nasıl geçip Karacaköy’e vardığımı anlamadım bile! Bıraktığım evime bakmamaya, o yokuşun sağ yanındaki ormanı görmemeye kararlıydım. Ama gerek yoktu, orman görünmüyordu; o yamaç çirkin yapılarla donanmış, benim ev de kaybolmuştu. Derin bir “ohh” çekip, “İyi ki bırakıp gitmişim,” diyerek Ağva yoluma devam ettim. Bozgoca, Şuayipli’yi geçince, 10 kilometre sonra Ağva’daydım.

NEHİRDENİZLE BULUŞMA

Gün kuşluk vaktine erişmişti. İstanbul’un o bungun sıcağından uzaklaşıp Ağva’nın Karadeniz’le buluşan bu güzelim Göksu Nehri’nin tam denize kavuşma noktasında kendimi efil efil esintiye bırakmam, bir anda buraya nasıl geldiğimi de unutturdu.
Evet, her şeyi unutacak kadar iyi gelmişti bu rüzgâr. Sizi çağırıyordu ötedeki balıkçıl kuşların sesleri, ağaç ve sazlıkların hışırtısı…
Nehrin bu kavuşma yatağındaki iki kıyısının sazlıklarına bakıyorum… Sıra sıra tekneler, biraz ileride deniz bisikletleri, kanolar… Yeşil bir dalganın perdelediği nehrin yüzeyinde de hissedip gördüğünüz esinti sizi nehrin ötesine, daha içlere çağırıyor adeta.
Motor pat patları ortalığı sarmadan, doğayı uyandırmadan nehre kavuşmak istiyorum.
Pantolonumun paçalarını çevirip bu kavuşma kıyısından deniznehir / nehirdeniz sularına ayaklarımı salmanın serinliğini de alıp taşımak için nehrin deltasına bırakıyorum kendimi bir süre…
Bir düş değil, gerçekti. Yarısı yeşil yarısı mavi, yarısı tuzlu yarısı tatlı nehir deniz buluşmasının sularını avuçladım… O efiltili serinliği artık bir çağrıya dönüştürdü bu su buluşması.

SU ÇAĞIRIR, DÜŞTE BİLE

Burada şunu anlatmadan geçemem: Geceyi Nehir Evi’nde geçirip, erkence, kuş sesleriyle uyandığımda hâlâ geceki su düşümün etkisindeydim. Ak ipekler içinde bir peri kızı… Rüzgârın efiltisinde nehre doğru konuşuyor. Bense onu seyrediyorum ayaklarım nehrin suyunda. Bir su masalını anlatıyordu, diyordu ki: Her şey sudan, ömrümüz varlığımız doğa, her şey sudan var olmuş. Bir dokunuşta doğa, iki dokunuşta insan… Ve başka başka dokunuşların sırrını öğrendikçe insan-evren vücuda geldi…
Uzanıp o ak ipeklere dokunmak istiyorum…
“Bu zor,” diyor, ”Çünkü ben her şeyin özüyüm… Sen dokunmak için suya dön, öyle bekleme, doğayı keşfet. Bir seyir yetmez. Başka dokunmaları öğren, ama sudan hiç mi hiç vazgeçme…”
Uyanıyorum… Duşun altındayım. Düşte miyim duşta mı çıkana kadar farkında değildim inanın!
Buluştuğumuz sabah kahvaltısında Bahar’ın bana anlattıklarını da bir masal gibi dinlemiştim aslında. Ağva, burada her dem keşfedilmeyi bekliyordu. 2002’de onlar buraya adım attıklarında da yeterince keşfedilmemişti Ağva. Yüzünüzü denizden doğasına döndüğünüzde bambaşka bir Ağva çıkıyordu karşınıza bu ekolojik dokusuyla. Deniz ve nehir bu dokunun buluşma kavşağında duruyor aslında.
Sonunda onun masalının gerçek mekânlarını görmek için yola düşmüştük Zeki, Kayra, Bahar’la birlikte.

EKO-TURİZM GİRİŞİMİ

Ağva’da yaratılan ve sürdürülebilir kılınması istenilen eko-turizmin üç önemli noktasını bana göstermek istiyordu, Bahar. Bu nedenle, önce Göksu Nehri’nin kıyısını takip edip Kilimli Tepesi’ne yönelmiştik. Tepenin eğimlerindeki falezler, fiyortlar; kıyıdaki akvaryumu andıran o küçük koylar Karadeniz’i içinde uslandırmıştı adeta. Ve her biri usta yortucuları kıskandıracak fiyortlar… ”Seyri bile görülmeye değer,” derken; Bahar: “Hayır, seyir tepesi değil yalnızca, iniş yolları, yürüyüş parkurları yapacağız. Kilimli Tepesi’nden, şu gördüğünüz ormanın içinden geçip Yeşilçay’ın kıyısına varan yürüyüş parkuruyla birleşecek…”
Anladım ki; Ağva’ya gelenlere yalnızca nehrin kıyısında seyir sunulmuyor. İşte bu amaçla küçük oteller bir araya gelip “Explore Ağva” derneğini kurmuş, sloganları “İki Nehrin Hikâyesi, Ağva’yı Keşfet.”
Gördüm ki istedikleri, planladıkları şu an olanın ötesinde bir şey... Doğa turizmini, ekolojik değerleri görüp, göstererek, tanıtarak ve hatta yaşatarak yapmak gerektiğini de içeren bir anlayışı burada var etmek istiyorlar...
Bu bir araya geliş, yörenin doğal zenginliklerinin farkına varma bilincini de ateşlemiş. Eko-turizm kavramı için öylesine uygun bir yöreyi turizme açmak, buranın yerel, doğal ve kültürel değerlerini tanıtmak, üretime dönüştürmek; yaşanabilir bir çevreyi koruyarak var olabilecek bir turizmin nasıl olabileceğini de göstermek için yola çıkmışlar.

EYLÜLDE MANTAR ŞENLİĞİ

Yapılanlar ve tasarlanan projeler alt alta sıralanınca Ağva’nın nasıl bir değer olduğunu hemen anlıyorsunuz. Neler mi bunlar?
Yapılanların başında Ağva Mantar Şenliği geliyor. Geçen yıl Eylül ayında ilk adım atılmış. Konunun uzmanı Jilber Barutçiyan’ın katılımıyla üç gün süren şenlik şunu ortaya çıkarmış ki: Ağva, abartısız, Türkiye’nin “mantar depo”larından biri. Bunun ardından belirli mevsimlerde mantar yürüyüşleri başlatılmış.
Kilimli/Kurfallı/Hacıllı orman ve şelale yörelerinde yürüyüş parkurları. Kilimli, Kadırga Koyu Anfi-Kayalar’a turlar. Karapınar Tepe-Kilimli doğa yürüyüşleri. Ayrıca Dudubayır tepesi ve Yeşilçay’ın kıyısındaki Aşıklar Yolu’nda yürüyüşler. Ağva Caz Günleri başlatılmış. Tanıtım ofisi binası yapılmış, yöreye dair her şeyin merkezi olabilecek bu mekân yakında açılmayı bekliyor. Projelendirilen, tasarlananlara gelince: Ağva’yı iki koldan içine alan Yeşilçay ve Göksu Nehri’nde motorlu tekneler yerine elektrikli teknelerin kullanımı için adım atılmış bile. Hem nehrin temizliğini korumak hem de çevre gürültüsünü önlemek için iki tekne yapım aşamasında. Nehirde sessiz gezi, gözlem turları planlanıyor. Mağara gezintileri, kaya tırmanışları, kuş ve bitki gözlem turları, nehirde ve ormanlarda foto safari sizi Ağva’ya çekebilecek en önemli keşif yolculukları aslında.

ZAMANIN TANIKLIĞI

Bir anlamda Ağva’da dört mevsimi yaşatacak, ama her bir ayı da şenlendirip zenginleştirecek; yöreyi size keşfettirecek doğa turizminin, deyim yerindeyse, eko-turizmin buradaki varlığını ve bu yönde atılan adımları görmek sevindirici geldi bana.
Bu masalsı yöreyi tanımak, burada bu işin öncülüğünü yapanlardan yörenin ne denli doğal zenginlikler içerdiğini dinlemek ve birlikte keşiflere çıkmak, beni yeniden Karadeniz’in ucuna, Ağva’ya döndürüp doğayla buluşturdu. Buradaki zaman dönüşlerine tanık oldum sabahın erinden dolunaylı gecenin şafağına kadar…
Sözüm söz: yılın her ayı, birkaç günüm Ağva’nın doğasını keşfetmekle geçecek. Nehir evlerinden birini mekân tutacağım kesin. Çünkü su düşlerinden, kuş seslerinden, efil efil esen rüzgârdan, nehirle denizin buluştuğu kavşağın artık bir metafor olmaktan çıkıp yaşanacak bir yer olduğunu da sizlere hatırlatmak istiyorum sevgili okurum.

Nerede kalınır?

Merkezde Club Pedalisa, Göksu Nehri kıyısında; Tranquilla Nehir Evi, Park Mandalin, Piccolo Mondo, Yeşilçay Tatil Köyü.

Görmeniz gereken yerler

Kilimli koyu ve falezleri
Hacıllı Şelaleleri , Göksu Nehri
Yeşilçay Nehri , Âşıklar Yolu
Göksu Köyü

Lezzet mekânları

Liman Restoran (balık),
Hanife Teyze’nin Yeri (gözleme, mantı),
Mendirek Fener Büfe.

Yapmadan dönmeyin

Kilimli’de günbatımını yakalayın , Aşıklar Yolu’nu adımlayın
Göksu Nehri’nde tekneyle doğal yaşam gözlemine çıkın
Hacıllı ve Kilimli parkurunda yürüyüş yapın , Kumsalda dolunay partilerine katılın , Yeşilçay ve Göksu’da balık avına çıkın

Kaynak: Feridun Andaç

Tarihi Kalıntılar Arasında "Yükseklerde" Yürüyoruz
Mersin Doğu Akdeniz'in Yıldızı Olabilir
Marka Kent Mersin Yolunda
Mersin Cennetten Bir Köşe
Ulusal Anlamda Turizm Bilinci Oluşuyor
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Dünyanın en havalı 10 mahallesi