Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Agop Agopian hâlâ yaşıyorsa

Enis BERBEROĞLU

Koşumuz Ermenistan'da işgal altındaki Azeri topraklarından çekilme eğilimi taşıyan Cumhurbaşkanı Levon Ter Petrosyan'ın istifaya zorlanmasının ardından radikal adımlar birbirini takip ediyor. Örneğin üç yıl önce yasaklanan koyu milliyetçi Taşnaksütyun Partisi'nin açılmasına izin verilmesi anlamlı işaret sayılıyor. 1985 yılında yer altına inen terör örgütlerinin hortlamasından korkuluyor. Yine aynı tarihte -iki suikast girişiminden kurtularak- erken emekliliği seçen Ara Toranyan'ın Taşnak damgalı yeni oluşumun liderlik kadrosunda yer alması bekleniyor.

* * *

İşte bu ortamda araştırmacı-yazar Ercan Çitlioğlu'nun ‘‘Yedekteki Taşeron, Asala-PKK’’ isimli kitabı ikinci baskıyı yaptı. Çitlioğlu ikinci baskı için yazdığı yeni önsözde Ara Toranyan'dan eski silah arkadaşı-can düşmanı Agop Agopian'la ilgili çok çarpıcı bir iddiayı dile getiriyor: Agop Agopian hâlâ yaşıyor mu?

Çitlioğlu'nun bu soruya yanıtına geçmeden soluklanıp Agopian'ın kanlı yaşam öyküsünün satır başlarını hatırlayalım... Mihran Mihrian, İran İranian ve hatta Agop Agopian... Hepsi aynı kişinin, Asala'nın gizemli liderinin takma isimleri. Türk hedeflerine karşı 1975-1986 yılları arasında dört kıta ve 21 ayrı ülkede düzenlenen 236 eylemin mimarı. Dört Türk büyükelçisi, çoğu Türk 74 kişinin katili, 449 masumun yaralanmasının sorumlusu... Asala lideri ölü rolü yaparak, rahat yaşamayı sever. Nitekim George Habbaş'ın himayesinde yerleştiği Beyrut'ta İsrail'in bir hava saldırısı sırasında öldüğü yolunda haberler üflenmişti. Agopian'ın yaşadığı ancak birkaç yıl sonra El Fetih önderlerinden Salah Khalaf'ın Fransız polisine yaptığı ihbarla anlaşılmıştı.

1983 tarihli Orly baskını Asala'yı uluslararası kamuoyunda mahkûm etti, örgütteki Hınçak-Taşnak çatışmasını su üstüne çıkardı. Toranian ve ekibi ayrılarak Ermeni Adalet Komandoları'nı kurdu.

* * *

1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'na sivil memur olarak katılarak gazi unvanı alan, Basın Yayın Genel Müdür Yardımcılığı görevinde bulunan Çitlioğlu yeni önsözünde bu bilgileri aktardıktan sonra kritik noktaya geliyor.

Agop Agopian'ın ölümü bugüne kadar iki ayrı senaryo ile aktarıldı:

1) Lavrion kampındaki çalışmaları ile Yunanistan hükümetine sorun çıkarmaya başlayan Agopian üzerindeki koruma şemsiyesi kalktı. Bu fırsatı iyi değerlendiren Türkiye, Agopian'ı 1988 yılında Atina'ya yaptığı bir tren yolculuğu sırasında tasfiye etti.

2) İkinci senaryoda tek fark Agopian'ın Atina'da yolda yürürken öldürüldüğü iddiasıdır.

Oysa Ermeni cemaatinde yıllardır Agopian'ın yaşadığı, hatta Kuzey Irak'ta PKK ile birlikte Türk ordusuna karşı savaştığı öyküleri anlatılır.

* * *

Ercan Çitlioğlu, yeni önsözün sonunda Agopian'ın yaşadığını gösteren şu satırlara yer veriyor: ‘‘Bütün bu senaryolardan sonra Agopian'la ilgili gerçeğe gelince, Asala'nın lideri bir zamanlar kendisini oynatan ipler boşlukta sallanarak yaşamaktadır. Lavrion-Atina treninde ya da Atina'nın bir caddesinde yere indirilen kişi Asala'nın önde gelen militanıdır ancak Agopian değildir. Asala'nın yere indirilen kişiyi tıpkı Beyrut bomdardımanında olduğu gibi Agopian olarak ilan etmesi, Agopian'la ilgili kuşkuları bugüne değin taşıyagelmiştir.’’

Peki ölmediyse Agopian'ın cezası ne oldu? Sözü yine Çitlioğlu'na bırakalım: ‘‘Agopian, on yılı aşkın süren terör kampanyasında kendisine eşlik eden militanların teker teker yere indirildiğini görerek, bir gün bir yerde sıranın mutlaka kendisine de geleceğinin korkusunu yüreğinin ve beyninin her hücresinde taşıyıp, ölümle olsun onurlandırılmaya değer bulunmaksızın, başarısızlığın enkazı üzerinde aşağılanarak yaşamaya mahkûm edilmiştir.’’













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI