Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Ağlayarak dağa çıktım

    Hürriyet Haber
    04 Eylül 1998 - 00:00Son Güncelleme : 04 Eylül 1998 - 00:01

    Diyarbakır DGM'de hakim önüne çıkan PKK'nın 2'nci adamı Şemdin Sakık, yoksulluk ve feodal yapının kendisini örgüte ittiğini söyledi, ‘‘Ben PKK'ya ağlaya ağlaya gittim’’ dedi. Sakık, Suriye'nin Türkiye'de barış istemediğini belirtti, ‘‘Apo ateşkeste samimiyse, Suriye'den çıkıp Kuzey Irak'a gelsin’’ diye konuştu.

    PKK'nın 2'nci adamı Şemdin Sakık, Bingöl'de 33 erin şehit edilmesi olayında emri kendisinin vermediğini belirterek, ‘‘Ateşkes de, ateş de Şam'da bulunan örgüt liderinden gelmiştir’’ dedi. Sakık, ‘‘Suriye Türkiye'de barış istememektedir. Bunu tüm gerillalar bilmektedir. Apo ateşkeste samimiyse Suriye'den çıkmalıdır’’ diye konuştu. Silahlı mücadelenin yıkım olduğunu belirten Sakık, hakimin pişman olup olmadığını sorması üzerine, ‘‘Pişman olmasam silahı bırakmazdım. Silahı da, PKK'yı da bıraktım’’ dedi. Arif Sakık ise Pişmanlık Yasası'ndan yararlandırılmasını istedi.

    Diyarbakır DGM'de dün ikinci kez hakim önüne çıkan Şemdin Sakık ile kardeşi Arif Sakık, duruşmaya birlikte getirildi. Toplam 191 eylemde 238 kişinin öldürülmesinden sorumlu tutulan ve idamı istenen Şemdin Sakık ifadesinde, kendisine yüklenen birçok eylemi kabul etmedi. Mahkeme, kısa bir aradan sonra sanıkların tutukluluk hallerinin devamına, tanıkların dinlenmesi için duruşmanın başka bir tarihe bırakılmasına karar verdi. Sakık, önemli açıklamayı ne zaman yapacağına sorun gazetecilere, ‘‘Adalet Bakanlığı'ndan izin alınırsa bazı önemli şeyler açıklayacağım’’ diye konuştu.

    Şemdin Sakık'ın ifadesinde bazı bölümler şöyle:

    GÖZÜMÜ KAN BÜRÜMEDİ

    Bölgede yaşanan yoksulluk, feodal yapı ve farklı kültürün inkâr edilmesi beni PKK'ya iten en önemli nedendir. Bu örgüte gözünü kan bürümüş biri olarak katılmadım. Ben PKK'ya ağlaya ağlaya gittim. 1993 yılından sonra da silahlı mücadelenin yıkım olduğunu anladım. Bu sorunun çözümlenmesi için tarafların taviz vermesi gerekir. Ben de bu tavizlerden biriyim.

    BAŞARILI OLDUM

    PKK, Antep, Maraş gibi yerlerde tutanamadı, feodal yapının yoğun olduğu Siverek'te tutundu ve patlak verdi. Bölgedeki savaşın sürmesiyle köylü savaşarak toprağından oldu, devlet de birçok kaynağından. Kazanan feodal yapı oldu. Babam da feodaldı. Beni dağa süren bir etken de 12 Eylül'dür. Ben anamdan, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir düşmanı olarak doğmadım. Devletin birçok kapısını zorladım, ancak içeri giremedim ve istemeyerek ağlaya ağlaya dağa çıktım. 1984'ten 1989'a kadar örgütte nefer olarak çalıştım. Sonra yönetici oldum. Eylemlere fiili olarak katılmadım. 1500-2 bin kişiyi idare eden biri olarak çatışmalara girmem de sözkonusu olamaz. Gelen talimatları verdim. 1993 yılına kadar bütün yeteneklerimi savaşa sundum. Silahlı mücadelenin tüm gereklerini yerine getirdim. Kendi çapımda başarılı olduğuma da inanıyorum.

    BÖLÜCÜLÜK ÇILGINLIK

    Bir halk yoksulluğa dayanabilir, ancak kültürsüzlüğe dayanamaz. Ben dağdaki toplantılarımı Türkçe yaptım. Ancak, duygularımı, mırıldanmalarımı, sevinç ve öfkelerimi Kürtçe söyledim. Ben bölücülükten yana değilim. Ülkeyi bölmeyi de çılgınlık olarak değerlendiriyorum. Ama bir sorun varsa demokratik bir şekilde çözümlenmesi gerekir. Kavganın durması için tarafların taviz vermesi gerekir. Benim attığım adım, barış için bir tavizdir.

    SURİYE BARIŞ İSTEMİYOR

    Bu ateşkes, 1993 ve 1995 yıllarındaki ateşkesden daha geridir. Halklarımız savaşa da barışa da olan inançlarını yitirmiştir. Her ateşkesden sonra Apo bir kapı aralığı bırakıyor. Bu Suriye ve Apo'nun elindedir. Bir iki aylık ateşkes olmaz. En az bir yıllık olmalı. Ateşkes her an bozulabilir. Çünkü Apo, yine ‘nefsi müdafa hakkı kullanabilirsiniz’, diyerek ateşkesi bozabilir. Bundan da benim gibi bir kurban seçerek provokatör olarak niteler. Adım atmak isteyen dış güçlerden bağımsız bir adım atmalıdır. Avrupa Birliği'nin böyle bir barış amacı yoktur. Suriye Türkiye'de barış istememektedir. Bunu tüm gerillalar bilmektedir. Apo ateşkeste samimiyse Suriye'den çıkmalıdır. 5 bin gerillanın yaşadığı Kuzey Irak'a yerleşebilir. Gerillaya katılım durdurulmalı, bölgedeki gerillalar Kuzey Irak'a çekilmelidir.

    HADEP LEGALDİR

    Sorun savaşla çözülmez. Bölge halkını temsil eden birçok örgüt vardır. HADEP, legal platformdur. Devletin görüşmesi gerekmektedir.

    Ben bitmedim ayaktayım

    Kürt Milliyetçisi olmadığını söyleyen Sakık,sözlerini şöyle sürdürdü:

    ‘‘Bir Kürt olarak gurur duymuyorum, utanç da. Kürt milliyetçisi değilim. Kürt halkına ihanet etmedim. Beni bir cani, kasap olarak gösterdiler. Bu iddialara karşı da cevap hakkımı saklı tutuyorum. Zamanı geldiğinde açıklayacağım. Ben bitmedim ayaktayım.’’

    Savunmayı kendisi yaptı

    Sakık, avukatı Doğan Zengin'i kendisiyle görüşmeye gelmediği için azlettiğini, Dilek İncesu ve Sabahattin Korkmaz'ın da kendisiyle görüştüklerini ve sürekli tehdit edildiğini söylediklerini belirtti. Sakık, ‘‘Ben de onlara, yeterince yetim çocuk bıraktım. Sizin çocuklarınız da yetim kalmasın dedim ve azlettim’’ dedi. Savunmasını kendisinin yapacağını kaydeden Şemdin Sakık, mahkeme heyetine 48 sayfalık yazılı savunma verdi.

    İsimler ifademde yoktu

    Şemdin Sakık, Türkiye ve sığındığı Kürdistan Demokrat Partisi'nin işbirliği ile Kuzey Irak'ta yakalanarak Türkiye'ye getirildiğini anlattı. cezaevinde tek başına tecrit edildiğini, iddia edildiği gibi kamuoyunda yansıyan bazı şahsiyetlerin isimlerinin ifadesinde yer almadığını belirtti.

    Barzani ile terör zirvesi

    Irak Kürdistan Demokratik Parti Başkanı Mesut Barzani, çeşitli temaslarda bulunmak üzere Ankara'ya geldi.

    Resmi ziyaretler çerçevesinde Başbakan Yardımcısı Bülent Ecevit, Dışişleri Bakanı İsmail Cem ve TBMM Başkanı Hikmet Çetin ile biraraya gelecek olan Barzani, Irak'ta kurulması düşünülen ortak hükümetin ayrıntıları hakkında bilgi verecek. Görüşmelerde Kuzey Irak'taki terörist eylemlerin ele alınması da bekleniyor.

    Dün Almanya ve İngiltere'nin Ankara'daki büyükelçileriyle görüşen Barzani'nin ortak hükümet görüşmeleri için Washington'a davet edildiği bildirildi.

    IKPD sözcüsü Sami Abdurrahman, ‘‘ABD iki grup arasında aracılık yapmak istiyor, her iki taraf da davet edildi. Öngörülemeyen birşey çıkmadığı takdirde , Talabani ve Barzani'nin ABD'de biraraya gelerek, ortak hükümet kurulması konusunu görüşmeleri muhtemel’’ diye konuştu.

    33 askerin öldürüldüğünü bir hafta sonra duydum

    1993 yılından sonra silahlı mücadelenin yıkım olduğunu gördüm. Adım adım kendimi farklı bir çizgide yoğunlaştım. Silahlı mücadelenen kandan başka bir işe yaramadığını, sorunun çözümü olmadığı inancını taşıdığım için PKK'dan kaçtım. Hem örgüt, hem de Türkiye kamoyu tarafından 33 askerin benim tarafından öldürüldüğüne gelince. 1993 yılında ateşkes haberimiz olmadan Apo tarafından yapıldı. Apo'nun kafasından mı çıktı, Şam'ın talimatı mıydı bilemiyorum. Böyle bir talimat bize geldikten sonra tüm gerilla coşkuyla karşıladı. Çünkü herkes savaşın sona erdirilmesini istiyordu. Ancak, her gün operasyonlar yapılıyordu onlarca gerilla ölüyordu. Öcalan da, ‘‘Misilleme yapabilirsiniz, kendinizi savunabilirsiniz’’ dedi. Örgütün başında bulunan Celal Barak, Elazığ- Bingöl yolunu kesmiştir. İstihbarat sözkonusu değildir ve 33 asker taranarak öldürülür. Bu eylemi bir hafta sonra duydum. Bana, ‘33 kurşun, ateşkeste ölen 18 arkadaşımızın intikamıdır’ diye tekmil verildi. Hiçbir şey diyemedim. Olayı Apo'ya aktardım.

    Solhan Kaymakamı'nı öldürttüm

    Solhan Kaymakamı'nın öldürülmesi talimatını ise ben verdim. Yalnız kaymakam için verdim, savcı ve diğerleri için vermedim.

    Duruşmada sıkı koruma

    Sakık kardeşlerin duruşması sırasında DGM binası ve çevresinde kuş uçurtulmadı. Sabahın erken saatlerinden itibaren polis, hem cezaevi, yolunu hem DGM binasını kontrol altına aldı. Duruşmaya gelenler tek tek arandıktan sonra binaya alındı. Salonda ise özel ekip, Sakık kardeşlerin etrafında etten duvar oluşturdu. Arif Sakık itirafçı olduğu için, ağabeyi ile arasında asker bulunduruldu.

    Şıklık yarışı

    Şemdin Sakık ve kardeşi Arif Sakık, Diyarbakır DGM'deki duruşmada şıklıklarıyla dikkat çekti. Sarı ceket, siyah pantolon ve mavi gömlek giyen Şemdin Sakık, ilk duruşmadaki bitkinliğini üzerinden atmıştı. Arif Sakık siyah pantolon ve çizgili gömlek giydi. Ceket giymeyen Arif Sakık, numaralı gözlüğünü hiç çıkarmadı.






    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı