Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ağlayan değil cesareti olan

FETHULLAH Gülen’e yakınlığı ile bilinen Pasifica Institute’nin Los Angeles’ta düzenlediği Anadolu Kültür ve Yemek Festivali’nden daha dün döndüm.

Öncelikle 40 bin ABD’li ve Türk’ün gezdiği festivalin başarısını teslim etmeli.
Deniz Baykal’la ilgili gelişmeler festival günlerine denk düştüğü için “Gülen-Baykal temasına orada nasıl bakıldığının” merak edilmesi çok doğal.
Aramızda detaya sahip cemaat üyesi yoktu; ama derin muhasebe gerekmiyor.
İzlenimimi kısaca, “Fethullah Gülen, bir yandan bu işte rolleri hiç olmadığını ortaya koyarak cemaatini yeni bir gerginlik/saldırıdan uzak tuttu, -ki cemaat bundan çok memnun- diğer yandan, kendisine en soğuk bakan CHP tabanına yönelik iyi bir halkla ilişkiler çalışması yaptı” diye özetliyorum.
Öyle, CHP ile yakınlaşma falan yok, AKP dururken bu varsayım sadece fantezidir.
BAYKAL’IN ARKASINDA İLK SAF
Baykal’a yapılan alçaklığa dönünce; bugün tarzımın dışına çıkmama izin verin.
Yaklaşık 20 yıldır yakından tanıdığım, çoğu zaman iğneleyici sorularım nedeniyle sitem aldığım, tartıştığım; ama gazeteci-siyasetçi ilişkisinin dışına çıkmadığım Baykal’ın çıktığı doğru yoldan dönmemesi gerekir.
İstifayı, “alçaklığı yapanlara yol açmak” diye görenler yanılıyor; aksine bu çıkış alçaklarla karşılaşmak için cesaretli bir yürüyüş sayılmalı. Bu karşılaşmasında Baykal’ın arkasında ilk saf tutması gerekenler ise birden “Baykalsever” kesilen, “dönün” gazı verirken timsah gözyaşı dökenler olmalı. Hiç kıvırmamalı; eğer bu bir alçaklıksa ortaya çıkarmak pek de zor değil. Hele hele AKP ile ilişkisi olmayan derin odakların işiyse çocuk oyuncağı.
Yeni “Baykalseverler”, hükümeti hiç değilse bu konuda zorlayabilirler.
Ama umutsuzum; Baykal’a Van’da yapılan ve üstelik iktidarla bağlantılı eylemi, demokrasinin neresine sığdırdılar ki bir karşı duruş sergilemediler.
Umutsuzum; çünkü içeriden biri, eski Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok’a yapılan unutuldu, alçaklar ortaya çıkarılmadı, hesap sorulmadı. Eğer o alçaklığı yapanlardan hesap sorulsaydı, bugün bunlar yaşanır mıydı?
GERİ DÖNMEMELİ
Tabii, yeni “Baykalseverleri” bir kenara bırakmalı, asıl CHP’ye bakmalı.
Dönüş yolunda gazeteleri okurken Gürsel Tekin dahil birçok CHP’linin ağlayan fotoğraflarını görünce şaşırmadım değil.
Oysa bugünler, CHP’liler için ağlama değil, cesaret gösterme zamanı olmalı.
Baykal’ın yerine aday olmak ihanet olamaz; ihanet, bu alçaklığın hesabını sormamaktır; hesap sormanın tek yolu ise güçlü bir CHP yaratabilmektir.
Kimse hikâye anlatmasın, olay açığa çıkmadan Baykal geri dönerse, bu eylem ne CHP’ye güç katar, ne de o CHP, Baykal’a onur mücadelesine katkı sağlar.
Baykal’a destek, ancak yenilenmiş, güçlenmiş, hesap soran bir CHP ile olur. Öyle gölge genel başkanlarla da bu iş olmaz; insanları töhmet altında bırakıp, sonra “Kendini akla da gel” deme dönemini bitirmek için sert mücadele şart.
O nedenle ağlayan değil, bu mücadelede Baykal’dan da önde duracak, hükümeti sorumluları ortaya çıkarmaya zorlayacak CHP’lilere ihtiyaç var.
Bu ise ancak CHP’yi doğru bir yere oturtmak, doğru konumlamakla mümkün.
Şunu görmeli; Baykal, alçaklar ortaya çıksın diye kendini feda etti.
Bu fedakârlığın boşa çıkmaması için asıl sorumluluk CHP delegeleri üzerinde.
Kurultay’ı ya cesaret platformuna çevirecekler ya da ağlaya ağlaya gidecekler.
X