"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Ağlayabilmek öyle güzel ki…

İnsanın ağlayabilmesi,

Gülebilmesi,

 

Kahkaha atıp hüzünlenebilmesi

 

Gülerken ağlayıp ağlarken gülebilmesi,

 

Bütün bu duguları bir bedende biriktirmek yerine,

 

Dışa vurabilmesi öyle güzel ki!

 

Çoğu zaman paylaşması çok zor olan duygularınızı kağıda döküp, dünkü yazımdan sonra tüm içtenliğinizle bana göndermeniz hele, öyle inanılmaz onur verici ki...

 

Beni en duygusal anımda öylesine sarıp sarmaladınız ki...

 

Ağlamaktan daaa, duygulanmaktan daaa perişan oldum, bilginize!

 

Cuma-Cumartesi-Pazar sözde yazmamaya çalışıyorum. Kendime ve aileme zaman verebilmek için...

 

Ama dünkü yazıma gönderdiğiniz yorumlar üzerine yazmamak,

 

Size teşekkür etmemek olamaz ki!

 

Duygularını, çocuklarına olan hassasiyetlerini, aşklarını, düşkünlüklerini dile getiren babaların yazdıkları, öyle dokundu ki...

 

Babası yanıbaşındayken babasına hasret yaşamaktan bunalan, babasının göğsüne başını dayamaya can atan “koca çocukların” yazdıkları hele, beni öylesine yüreğimden vurdu ki...

 

Ağlayan,

 

Ağlayabilen,

 

Duygularını dışa vurabilen,

 

Gülen,

 

Gülebilen,

 

Kıymet bilen,

 

İçindeki fırtınayı dile getirebilen,

 

Adım atmak için destek isteyen,

 

Kendini de eleştirebilen,

 

Hatasını görüp vakit varken düzeltmek isteyen,

 

Kısacası...

 

Hayatı ve sevdiklerini doya doya yaşamak için can atan öyle çok insan var ki..

 

Ve bu, inanın bana, herşeye rağmen öyle iyi bir şey ki!

 

Duyguları olmayan, hayatı yaşamaktansa, vakit geçirmek için harcayan insanların hali öyle duman ki..

 

Çok seviyorum bizi.

 

Yani sizi...!

 

Can-ı gönülden teşekkür ederim.

 

Bana en çok dokunan ne biliyor musunuz?

 

Yani... ruhuma işleyen...

 

Bir yazı  yazıyorsun içinde çok büyük mahremiyet ve kıymet gizli...

 

Tüm duyguların artık o yazıda çırılçıplak yere serilivermiş, hem de insan içinde, gibi...

 

Özlediğin, hasretle andığın, hep hep hep iç çektiğin, iç çekerek, burnun sızlayarak, gözlerin dolarak andığın baban var...

 

Ve o yazı sana bambaşka bir şeyler veriyor hediye gibi, sihir gibi.

 

Yazdığın hatıranın anısına anı katıyor!

 

İnsan onca duyguyla yazdığı yazının üzerine, bir de birileri bir ek yapınca, daha da beter oluyor.

 

Düşünüyorum taşınıyorum, içinden çıkamıyorum.

 

Ne zaman dolsam taşsam, sanırım babam bunu bana taaa oralardan bir yerlerden sihirli bir şekilde şeker yollarmışcasına yapıyor.

 

Yüzümdeki tatsız hüzünü, gözümdeki donuk bakışı alıp uzaklara atıp

 

Yerine inanılmaz güzel duygular yüklü mayhoş gözyaşları getiriyor.

 

Yaşlarımın tuzu azalıp tadı artıyor.

 

Babamın adının, anısının geçtiği her yerde...

 

Anında güller bitiyor.

 

Yonca

“duyguyüklü”

 

Özrü kabahatinden büyük dip not: Bugün yazmaya niyetim yoktu sözde... Yazmak zorunda kaldım sayenizde J. Yazımın üzerinden geçme şansım olmadan yollamak durumunda kaldım. İmla ve/ya anlam hatalarım varsa hepsi benim yüzümdendir biline. Hepsi için çok özür diliyorum. Bugünlük affedin beni. Lütfen. Çocuklarımla eğlenmeye gidiyorum, gönlümce...

 

 

X