Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ağlamak galiba sanatçıların yazgısı

<B>BİZDE </B>bir söz vardır, <B>‘Bir dokun bin ah işit’ </B>derler. <br><br>Türk tiyatrosunun bugün içine yuvarlandığı acıklı durum ne yazık ki yüzyılların yaşam imbiğinden süzülüp gelen bu sözü bir kez daha doğruluyor.

Ben bundan bir süre önce, tiyatronun halkımız tarafından ne kadar ihmal edildiği gerçeğini gözler önüne sermek amacıyla ünlü bir tiyatrocunun yaşadığı meslek dramını yazmıştım.

Olay şuydu: Ömrünü tiyatroya adamış bir ünlü sanatçımız tiyatrosuna 4 seyirci gelince o gece kuliste oturup ağlamıştı.

Bunu yazınca kıyamet koptu.

Pek çok duyarlı okur ‘Okurken ağladık’ diye mesaj gönderdi, telefonlar yağdı.

Ancak olay basında beklenen şekilde bir yankı uyandırmadı.

Bir iki televizyon ve gazete aradı.

Onlar da olayın dramatik ve üzücü yanıyla pek ilgilenmiyorlardı. Onların dertleri bu tiyatrocunun kimliğiydi.

Hiçbirine söylemedim.

Söylemedim, çünkü hem bu saygın tiyatrocumuzun onurunun didik didik edilmesine, hem de bu üzücü konunun televizyonlara reyting malzemesi yapılmasına gönlüm razı olamadı.

* * *

Üç beş gün sonra Vatan Gazetesi’nde Müşfik Kenter ile yapılan bir röportaj beni bir kez daha üzdü.

Çünkü benim yazdığım tiyatrocu çok saygı duyduğum, pek çok oyununu soluk almadan izlediğim Müşfik Kenter değildi.

Demek tiyatro o kadar acıklı durumdaydı ki, gelinen nokta koca tiyatrocuyu da ağlatmıştı.

Ve söyledikleri gerçekten hüzün vericiydi:

‘....Kaçtılar tiyatrodan. Eskiden dört gün bayramsa, her güne birer matine koyar, 8 oyun oynardık. Tıklım tıklım dolardı....

.... Şimdi kimse gelmiyor. Yağmur yağıyor gelmiyorlar. Kar yağıyor gelmiyorlar. Havalar güzelleşiyor yine gelmiyorlar. Bu bir alışkanlık, bir kültür meselesi.

.... Türk tiyatrosu bugün yok olmanın eşiğine geldi diyebiliriz. Bu gidişat onu gösteriyor.’

* * *

‘Neden böyle olduk?’ sorusunu sormaya gerek kalmayacak kadar hepimiz bunun nedenlerini biliyoruz.

Çok güçlü bir kültür yozlaşması yaşıyoruz çünkü.

Tiyatrolar boş, operalar boş, baleler boş, klasik müzik konserleri boş.

Tüm sanatsal etkinliklere ilgi az.

Kendisini sanatçı olarak sunanların şovları, gelin kaynana programları, arabesk diziler ise izlenme rekorları kırıyor.

Ama tiyatrocular, gerçek sanatçılar ağlıyor.

Sanatçı Esin Afşar tanık olduğu bir olayı anlattı.

Bir gün Ankara’da Tunalı Hilmi Caddesi’nde yürürken kaldırımda tezgahını açmış, eşofman satan bir genç görmüş. Eşofmanlar ilgisini çektiği için fiyatını sormuş. Bakmış genç satıcı sigara içiyor, dayanamamış.

‘Evladım yazık değil mi sana? Sigara içmesene.’

Delikanlı hemen sigarasını atmış.

‘Siz doktor musunuz?’

‘Hayır evladım, sanatçıyım.’

Genç satıcı bütün safiyetiyle şu yanıtı vermiş:

‘Ama ben sizi tanımadım. Ben tanımadığıma göre demek ki siz gerçek sanatçısınız.’
X