Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ağır annelerin göbek atan kızları

Yakın bir arkadaşım var. Tam bir asker kızı: Ağırbaşlı, disiplinli, kuralcı. Tarzı belli; tavrı belli. (Arada bazı şeyleri değiştirmesi için biraz başının etini yiyorum ama o konu dışı!) Onun beş yaşında kendisi gibi bir kızı var.

Hanım bir kız. Ekranlarda gördüğümüz, bu yaşlarda en sevdikleri tavır olan ‘büyümüş de küçülmüş’ havasına bürünmemiş bir kız. Piyano çalıyor, kitap karıştırıyor, annesiyle birlikte pek çok farklı müzik dinliyor. Eli belinde göbek atmıyor. Şu ana kadar her şey gayet normal...

Gel gelelim şu yaz ayları ve bu ayların bozduğu düzen herkesi baştan çıkarabiliyor: Annesi bana geçen gün epey bir yakındı. Çünkü kızı yazlık yerde, kendisi gibi olmayan arkadaşları sayesinde bambaşka davranışlar göstermeye başlamış. Hatta arkadaşları ile karşılaştıkları iki askerin karşısına geçip, ‘O şimdi asker, canı neler ister’ diye göbek bile atmışlar.

Zaten bardağı taşıran bu son damla olmuş. Böyle bir şarkının varlığından haberi bile olmayan arkadaşım bunu duyunca dehşete düşerek olaya ciddi anlamda el koymaya karar vermiş.

Bu gerçekten ağır bir durum. Ben de duyunca bir kötü oldum.

Başka bir arkadaşım da kızının yuvada masa üstüne çıkıp göbek attığını öğrenince bana koşmuştu. ‘Alayım mı kızımı o yuvadan?’ diye...

Kimse sakin veya ağır olmak zorunda değil tabii. Kızların civelek şarkılar dinlemesi, söylemesi, kalkıp dans etmesi pek çok anneyi rahatsız etmeyebilir. Hatta artık epey bir anne grubu için aranılan özellikler listesine bile girdi bu vasıflar.

ERKEK ÇOCUK DAHA MI KOLAY

Ama o tarz olmayan anneler için kızlarını böyle görmek gerçekten tatsız bir durum. Çünkü o kızlara da bu davranışlar yakışmıyor gerçekten. Eğreti duruyor. Daha da tatsızı, işlerin kontrolden çıkması. Özellikle de yaz aylarında bu tip etkileşimlerle çok karşılaşılıyor. Çünkü çocuğun kışın gittiği okulda edindiği arkadaşları ve sizin kendi arkadaşlarınızın çocukları ile aynı tip ortamlar yaratmak mümkün. Onaylamadığınız kişilerle görüşmelerini sınırlamak ya da görüştükleri zaman yanlarında olarak birbirlerinden kapacakları davranışlara müdahale etmek elinizde.

Zaten çalışan anneler için de yaşanan zorluklardan biri bu. Dış etmenler ve dış dünyadaki çocukların kendi çocuklarına etkisi. Hatta bakıcıların bile... Çünkü onlar evde Türkçe müzik kanallarını açarak çocuklara göbek atmayı öğretebiliyorlar. Onlar da böyle eğleniyor, oyalanıyorlar çünkü.

Tabii arada iyi örnekler de olmuyor değil. Ama olumsuz örnekler üzerinde durmak daha önemli.

Bir anne olarak kendinizde hoşunuza giden bir takım özelliklerin kızınızda olmadığını görmek dönemsel paniklere neden olabiliyor. Hele hele onlara yakışmayan değişiklikleri...

Erkek çocuklarında böyle değil sorun; onlarda kavga dövüş şeklinde ortaya çıkıyor. Ama bence bu kadar rahatsız edici olmuyor.

Bu aşamada araştırmalarına başlayacağım yeni bir soru ortaya çıkıyor: Kız çocuk mu daha zor, erkek mi?

Ben araştırmalarıma başlıyorum, fikirlerinizi bekliyorum.

İyi anne olmanın altın kuralı Sabırlı olmak

Doğum yapan her kadın mutlaka iyi bir anne olmak ister. Çocuğunu çok sever, bunu mümkün olduğunca göstermeye çalışır. Kendi hayatını bir kenara iter, bütün enerjisini çocuğunun ihtiyaçlarını karşılamaya yöneltir. Bütün bunlar doğru ama iyi anne olmanın en büyük şartlarından biri iyi niyetten öte, sabır ve sinirlere hakim olmaktan geçiyor. Sabrını normal değerlerde tutabilen bir anne, çocuğunun yaptığı insanı çıldırtabilecek durumlar karşısında bile soğukkanlılığını bozmadan olaya müdahale etme ve ortamı düzeltme şansına sahip. Uzun lafın kısası, iyi bir anne olmanın altın kuralı sabırlı olmak. Peki her döneminde farklı krizler yaşatan çocuklara karşı sabırlı olmayı nasıl becerebiliriz? İşte size tüyolar.

Ne kadar sakin ve uyumlu da olsa, her çocuğun bebekliğinden itibaren kişiliğinin oluşumu aşamasında geçtiği saldırgan, olumsuz, agresif ve hırçın olduğu zamanlar vardır. Çocuğun yaşı büyüdükçe ve karşılıklı konuşma ortamı sağlandıkça, anne bunları konuşarak halledebileceğine inanır.

Tabii ki bu her zaman geçerli olmaz. Hatta çocukların bazı öfke nöbetlerinde nefeslerini tuttuğu, sesinin kısılmasına kadar bağırdığı, kendini yere attığı bile görülür. Bazen bir isteğini reddetmeniz, bazen de yapmak istediği bir şeyi becerememesi, bu olaylara kolayca zemin hazırlar.

İşte böyle zamanlarda çocuğunuzu ne kadar severseniz sevin, onu duvara çarpmak isteyebilirsiniz! Aman sakın!!! Şaka bir yana, ne kadar sakin kalırsanız sorunlara çözüm bulmanız o kadar kolaylaşır. Çünkü bu aşamada çözüm, çocuğun istediğini yapmak değildir. Sakin kaldığınız zaman, çocuğunuza hayır dediğiniz konu her ne ise, onun yerine bir alternatif önermeniz çok daha kolay olur. Zaten sinirli bir şekilde yaptığınız azarlamaların çocukları pek etkilemediği uzmanlar tarafından sık sık söyleniyor. Bu durumda işlerine geleni yaparlar: Kulaklarını kapayıp duymazlıktan gelirler, hatta duymazlar. Ayrıca devamı gelmeyen tehdit cümleleri de sabrımızın taştığı anda ağzımızdan fışkıran cümle tipi olur sık sık.

Dikkat etmeniz gereken bir nokta da onlar sinirli iken karşılarında gülmemeniz. Bu onları daha da kızdırır çünkü.

ÇOCUKLA ÇOCUK OLAN ANNE-BABALAR VAR

Annelerin ve babaların çabuk sinirlenmelerinin en temel sebeplerinden biri yorgunluk ve uykusuzluk. Çalışma hayatının zorunluluğu içinde işi bırakmak herkes için mümkün değil ama en azından sinirlendiğimiz zaman bunun sebebini bilmek kendimizi kontrol altında tutmamızı sağlayabilir. Gündelik işlerden kaçmak mümkün olmasa da, en azından uykularımızı güzel uyumaya çalışarak kendimizi bir nebze olsun çocuklara karşı hazırlayabiliriz.

Her ne kadar çocuklar hayatımızın odağı olsa da kendinizi iyi hissettirecek ve kafanızı dağıtacak şeyler yapmaya, size moral veren kişileri görmeye devam etmelisiniz. Zevk aldığınız müzikse, müzik dinlemeli; arada bir konsere gitmeli, yemeklere çıkmalısınız. Böylece kendinizi çok daha iyi hissedersiniz.

Bir de çocukla çocuk olmak vardır. Bu laf sadece oynamak için kullanılmaz. İnatlaşma için de geçerlidir. Bazen anneler de çocuklarının inadına inatla cevap vermeye kalkarlar ve işler karışır. O zaman inatlaşmak yerine onunla itinalı bir şekilde konuşmanız en doğrusudur. Kolay olmasa da, zamanla o da sorunları konuşarak halledebileceğini öğrenmeye başlar.

YASAKLARIN SEBEBİNİ MUTLAKA ANLATIN

Sürekli ona karışmanız da onu sinirlendirir. Kendi kararlarını kendisi verebilir, ya da bazı ihtiyaçlarını kendisi giderebilir. ‘Tamam anne anladım’ gibi cümleler duyarsanız anlayın ki biraz fazla konuşuyor ve onu sıkıyorsunuz!!! Onları gereksiz laflarla sıkmadan dikkatli kelimelerle konuşmak önemli. Yoksa sizi normal zamanda bile ciddiye almamaya başlayabilirler.

Kuracağınız düzen içinde çocuğunuzun geniş alana ihtiyacı olduğunu unutmayın. O yüzden onların sistemine biraz uymaya çalışırsanız hayatı daha kolay yoluna koymanız mümkün olur. Ona verdiğiniz emir ve yasakların nedenlerini anlatmayı da ihmal etmemelisiniz. Tutarlı ve güvenilir davrandığınız sürece sizi çok daha fazla dinlediğini göreceksiniz.

EN BİLDİK KRİZ SEBEBİ BANYO

Çocukların annelerinin sabrını zorlama açısından önceden bilinen ve asla değişmeyen durumlar da var. Mesela çocuğunuz banyo yapmayı sevmiyorsa, banyo zamanı bir kriz yaşayacağınız kesin. Bu tip durumlarda önceden düşünüp plan yapmanız gerekebilir. Mesela banyoyu neden sevmediğini bulup (akan su mu, durağan su mu, sabun mu gibi), onları çözme yoluna gidebilirsiniz. Her banyo zamanı evde kıyamet kopacaksa bunun ikinizi yıpratmaktan başka kimseye yararı olmaz.

ANNEMİN KÖŞESİ

Teknolojide bir adım daha attım

Annem sayesinde teknolojiye bir adım daha yaklaştım. Israrlarına dayanamayarak online chat programı msn’e bağlandım artık. Ne var ki yazıştığım tek kişi annem!

Arada titreşimler falan attırarak korkutuyor beni. Bak işte, annemi dinledim titreten virüs girdi makineme diye tırsıyorum. Üstelik onda kamera falan da olduğundan canlı görüntüsünü de gönderiyor bana. Ben de abuk şeyler yazarak ekranda tepkilerini ölçmeye çalışıyorum. Bazen gayet ciddi bir iş ortamının içinde annemle komik yazışmalarımız sayesinde bilgisayarın arkasına saklanıp kriz geçiriyorum; millet garip garip bana bakıyor.

Doğrusunu isterseniz yazışarak daha çok gülecek malzeme çıkarıyoruz. Konuşarak olmuyor bazı şeyler. Utanıyoruz herhalde!!!
X