"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Ağca uyduruyor

BİR yazar yazmıştı veya söylemişti: "Ağca'nın bir tek sırrı var, hiçbir sırrının olmadığı."<br><br>Çok doğru...

"1980 yılında Ağca'nın, Abdi İpekçi'yi vurduktan sonra Kartal Askeri Cezaevi'nde yattığı dönemde onunla aynı koğuşta yatan biriyim" diyen ve halen doktorluk yapan bir okurumuz, ilginç bir anısını anlatıyor:

"Abdi İpekçi vurulduktan sonra Ağca ile bir süre aynı koğuşta kaldık. Askeri cezaevindeki koğuş kalabalıktı, orada yatan bunu herkes bilir. O dönemde, Papa 2. Jean Paul, Türkiye'ye gelmişti. Henüz 12 Eylül olmamıştı. Papa, uçaktan indiğinde, Yeşilköy'de eğilip yeri öpmüştü. Biz de o zaman TRT'yi izliyorduk; Ağca bu görüntü üzerine ayağa fırlayıp 'Türk toprağını öpen bu herifi ben vuracağım, göreceksiniz' demişti.

Bu, bizim koğuşta bulunan herkesin dikkatini çekmişti. Ancak Ağca'nın psikopat yapısını artık tanıdığımızdan kendisini ciddiye almamıştık. Hatta bu kendi aramızda bile espri konusu olmuştu. Nitekim, daha sonra Milliyet'e gönderdiği mektupta da bu niyetini belirtmişti.

Bu takıntıları sonucunda da cezaevinden kaçtıktan sonra Papa'yı 13.5.1981'de vurunca o dönemde, aynı dönemde kalan arkadaşlar olarak birbirimize telefonlar ettik, o konuşmayı hatırlattık, 'Vay be, adam dediğini yaptı' diye güldüğümüzü hatırlıyorum.

Daha sonra çizilen senaryoları okuyunca bunların hiçbirinin doğru olmadığını, Papa olayının perde arkasında tamamen M.Ali Ağca'nın psikopat kişiliğinin yattığını, bütün bunların birer uydurma olduğunu bugün daha iyi anlıyoruz.

Her dönemde olduğu gibi bugün de uyduruyor, kendince senaryolar yazıp herkesi kandırıyor. Birtakım sırları varmış gibi, kendisinin Mesih olduğunu iddia etmesi gibi..."

Kelkit doğuyor

KELKİT nehri, Gümüşhane'nin Çimen dağlarından doğuyor. 320 km katettikten sonra Yeşilırmak’ın bir kolu olarak Karadeniz'e akıyor. Yöre insanı bir araya gelip önce Kelkit Platformu kuruyor.

Daha sonra Gümüşhane, Tokat, Sivas, Erzincan ve Giresun İl Özel İdareleri 'Kelkit Havzası Kalkınma Birliği', 'kırsal kalkınma'da özgün bir bir model olarak yasal bir kimlik kazanıyor.

Sürdürülebilir bir kalkınma, bunun planlaması, yönetim modelinin oluşturulması ve bölgeye bereket saçmak için Prof. Metin Sözen, kadrosuyla dört yıldan beri 'ışık’ yayıyor havzaya..

Havzanın verimli toprakları, tarihi birikimi, değerleri, kültür zenginliği ve insanı, yatırım bekliyor; özellikle de İstanbul'daki bölge insanından... 3.5 milyon insan yaşıyor bu havzada. İstanbul Çırağan Sarayı'nda dün kamu-yerel,-sivil, özel kesim üyeleri ir araya gelerek son iki yıllık çalışmaları masaya yatırdılar. Birlik, tam olmasa da örgütlenmesini tamamlamış, bilimler araştırmalarla etkinliklere başlamış. Başbakan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Abdüllatif Şener, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Kemal Nehrozoğlu, 5 ilin milletvekilleri ile valiler, Tokat ve Sivas Rektörleri <ı>(Prof. Zehra Seyfikli ve Prof. Mehmet Bakır) ile Aydın Doğan başta olmak üzere işadamları bir araya gelerek yeni düşünce katkılarını anlattılar.

Bu özel coğrafyaya ilk yatırımları yapan Aydın Doğan ve CHP Tokat Milletvekili Orhan Diren övgüler alıyor. 'Kelkit dostları' İstanbul'daki hemşehrilerini bekliyor; bu projenin başarısı yeni projeler doğurtacak çünkü.

Rüzgar santralları

SON
günlerde Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan gaz krizi, Rusya'nın Ukrayna'yı gazı kesmekle tehdit emesi, ayrıca İran'dan Türkiye'ye gönderilen gaz miktarının azaltıldığı haberleri Türkiye'nin elektrik ve doğalgaz ihtiyacında dışarıya olan bağımlılığının ileride ne kadar ciddi sorunlar yaratabileceğini göstermiştir.

Türkiye, Rusya'nın aleyhine bir politika izlediğinde Rusya gazı kesebilecektir. Gazetelerden öğrendiğim kadarıyla kamu kuruluşu olan TEDAŞ, özel sektörün rüzgár santralı yapması halinde elektriği satın alma garantisi vermemektedir. Bu politika, Türkiye'de rüzgár santralı kurulmasının hükümetler tarafından engellediğini göstermektedir.

Bu politikayı anlamak mümkün değildir. Türkiye'nin rüzgár enerji potansiyeli milyarlarca kilovatsaat elektrik üretecek kapasitedir. Sadece İzmir'in Karaburun yarımadasındaki potansiyel, İzmir'in tüm elektrik ihtiyacını karşılayabilir.

Ayrıca Gökçeada'da büyük rüzgár potansiyeli bulunmaktadır. Karadeniz kıyılarının ne kadar rüzgár aldığı herkes tarafından bilinmektedir. Vergisini fazlasıyla ödeyen bir vatandaş olarak hükümeti ülkemizde rüzgár santralı kurulmasını teşvik etmeye çağırıyorum. Kapasite tam olarak değerlendirilse bu konuda uzman olmadığım halde yılda 50 milyar kilovatsaat elektrik enerjisi üretilebileceğini düşünüyorum.

Hükümetten beklenen, rüzgár santrallarına elektrik satın alma garantisi vererek ve ayrıca yatırımcılara ucuz kredi temin ederek bu alandaki yatırımları teşvik etmesidir.

Hasan BARUT

Bodrum ve Fethiye kaçak cenneti oldu

"MUĞLA'nın Fethiye İlçesi'nde yaşayan bir mimar olarak sevmediğim bir durumu belirtmek istiyorum:

Okul sırasında yurtdışında okumaya gittiğimizde öğrenciyken harçlığımızı çıkarmak için çalışırdık. Bu, okuldan aldığımız izne bağlıydı. Çünkü kaçak çalışırsak yakalanmamız durumunda sınırdışı bile edilebilirdik. Ancak kalifiye eleman olmanız durumunda istisna gösterebiliyorlardı. Kaçak işçi vergi kaybı yarattığından halk, kaçak işçilere tepki gösterirdi.

Bugün Fethiye'ye ve Bodrum'a baktığınızda her yerde, her sektörde çalışan yabancılar görebilirsiniz. Maalesef bunların çoğu da kalifiye değil. Bırakın tenha yerleri, merkezde bile çalışma izni olmadan rahatça çalışmaktalar. Onlara 'İngiltere'de böyle bir şey yapabilir misiniz?' diye sorduğumuzda 'Kesinlikle çalışamazsınız' diyorlar.

Yabancılar polisi ya da Çalışma Bakanlığı'na bu durumu söylediğinizde nerdeyse suçlu çıkıyorsunuz ve bu insanlara karşı hiçbir işlem uygulanmıyor.

Bodrum merkez, Gümbet, Turgutreis, Fethiye merkez, Ölüdeniz, Ovacık, Çalış bölgelerinde inanılmaz sayıda kaçak çalışan İngiliz ve Alman vatandaşı var. Yabancıların Türkiye'de çalışmasına karşı değilim ama eğitimsiz insanların da burada kaçak olarak hiçbir sorumluluk taşımadan çalışmalarına ve ülkemiz için vergi kaybına neden olmalarına karşıyım. Onların yerine kendi vatandaşlarımız çalışıp pekálá yabancı dillerini geliştirebilirler

Bu konuyu da sütunlarınıza taşırsanız sevinirim; çünkü yabancılar polisi ve Çalışma Bakanlığı yetkilileri bu konuyla hiç ilgilenmiyorlar."

GÜNÜN SÖZÜ

Akıllı insanlar topluma ayak uyduranlardır. Akılsızlarsa topluma uymayı değil, toplumu kendilerine uydurmaya çalışanlardır. Bu yüzden dünyadaki gelişme ve değişmeler delilerin eline kalmıştır.

(Michelangelo)


Biliyor musunuz

CHP Denizli Milletvekili Prof. Mehmet Neşşar'ın, Başbakan'a, "Tekel bu yıl tütün ektirip alım yapacak mıdır? Yapacaksa hangi bölgelerde, hangi tür ve ne miktarda yapacaktır? Hükümetin kararı çiftçiye ne zaman açıklanacaktır? Türk tütünü ve tütüncülüğünün geleceği için ne yapmayı düşünüyorsunuz?" diye sorduğunu... TRT'nin eski spikeri Mesut Mercan'ın, beş yıl aradan sonra Ulusal Kanal ekranından izleyicilere yeniden merhaba dediğini... ESKİ HP ve SHP Genel Başkanlarından, Çalışma Bakanı Prof. Aydın Güven Gürkan'ın sağlık durumunun ağırlaşması üzerine yeniden Kozyatağı Acıbedem Hastanesi'nde tedavisine başlandığını...
X