"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

AGB rakamları da mı haysiyetsiz Altaylı?

<B>Fatih Altaylı</B>’ya iki soru sordum. Dedim ki; ‘20 Mayıs’ta Hürriyet’te <B>‘Mehmet Ali Birand’ı Kanal D Haber’e ben önerdim. Birand’ın iyi bir ekran yüzü var. Halka sempatik geliyor</B>’ diye yazdın.

9 Eylül tarihli Sabah’ta ise ‘Birand’ın olmayacağını ilk başta söylemiştim. Ancak Arzuhan Yalçındağ ve Ertuğrul Özkök istediler’ dedin.

Hangisi doğru?’

Buna yanıt vermedi!

İkinci sorum magazindendi:

Kaya Çilingiroğlu’nun Feraye Tanyolaç’la yemek yemesini haber yapan magazincilere ‘Sapık mısınız’ dedin. Ama magazinciler haklı çıktı,

Feraye yüzünden evlilik bitti. Bu ilişkileri çözemediğin için Birand’a kötü bir sonuç bırakmış olmayasın?’

Buna da bir şey söylemedi.

Bir tek ‘kötü sonuç almadığına’ takılmış.

Diyor ki; ‘Ben enkaz bırakmadım, ben dördüncü olmadım. Bu haysiyetsiz bir yalandır. Hürriyet’te yalan yazma dönemi mi başladı?’

Öyleyse rakamlar üzerine biraz beyin cimnastiği yapalım.

Çünkü rakamlar üzerinde fırıldaklık yapılamaz.

Çünkü Altaylı’nın dediği gibi, ‘Bu işler işkembeden atmakla olmaz’!

* * *

Fatih Altaylı için sonun başlangıcı, Yılmaz Özdil’in 2004 Eylül ayında atv Haber’in başına geçmesidir.

Yılmaz Özdil-Ali Kırca ikilisine karşı pozisyon alamayan Altaylı buna rağmen 2005’in ilk üç ayında Show Haber’in ardından sürekli kan kaybederek (Ocak 17.0, Şubat 16.8, mart 15.5) ikinci olmayı başarmıştır.

Nisan’dan itibaren ise Altaylı aldığı sonuçlarla sonunu hazırladı.

Nisan-Temmuz arasında ay ortalamalarında tek bir ikincilik dahi alamayan Fatih Altaylı’nın rakamları eğip bükmesi de o döneme rastlar.

Mayıs ayında yine böyle ‘Ben ikinciyim, ben birinciyim’ diye bir yazı yazmış, rakibi Yılmaz Özdil de rakamları göstererek 25 Mayıs’ta Sabah’ta aynen şöyle demişti:

‘Bir insan ne kadar başarılı olduğunu anlatmak için ‘yanlış bilgi’ veriyorsa, kendisi farkında değildir ama korumaya çalıştığı koltuğundan çoktan kalkmıştır da, haberi yoktur...’

Bir ay sonra dediği çıktı!

Özdil ne kadar uzak görüşlü bir haberciymiş ki, adım adım bitirdiği rakibinin sonunu bile doğru tahmin etmiş.

* * *

Evet, Altaylı mayıs ayından bu yana kamuoyuna yanlış bilgi veriyor, inatla da bunu sürdürüyor.

‘AGB raporları var. Hiçbir zaman dördüncü olmadık’ diyor.

Mayıs ayı haber ortalamaları önümde duruyor.

Sürekli birinci-ikinci olduğunu iddia eden Altaylı, şark kurnazlığı yaparak yıl ortalaması alıyor ve ikinci olduğunu söylüyor.

Son dört aydaki düşük ratingini, yılın ilk aylarındaki yüksek ratingiyle kamufle etmeye çalışıyor.

Ama hepimiz biliyoruz ki, televizyonda dün yoktur!

Bugün kaçıncı olduğun önemlidir.

Altaylı da birincilikle başladığı haber kariyerinde ikinciliğe düşmüş, üçüncülüğü, dördüncülüğü gördükten sonra da görevi bırakmak zorunda kalmıştır.

En büyük hatası da bu gerçeği kabullenememesi.

Peki adama sormazlar mı, ‘Madem bu kadar iyiydin de niye gönderildin’ diye...

Şimdi bu rakamlara ‘haysiyetsiz yalan’ diyor.

Altaylı bana inanmıyorsa, alsın AGB raporlarını eski rakibi Yılmaz Özdil’in yanına insin. Belki Yılmaz, ‘Bak seni böyle bitirdim’ diye ayrıntılı şekilde anlatır.

Daha tarafsız bir isim istiyorsa, rating sihirbazı Reha Muhtar yan odasında...

Sonuç olarak Hürriyet’te yalan yazma dönemi başlamadı Fatih Altaylı.

Sadece ben, ana haberini 3 Mayıs’ta 27’inci, (tarihler rastgele seçilmiştir) 9 Mayıs’ta 26’ıncı, 16 Haziran’da 38’inci (aynı akşam Kanal D’de Brezilya-Yunanistan maçı gün birincisi olmasına rağmen), 18 Haziran’da 31’inci (aynı akşam Kanal D’de Beşiktaş-Partizan maçı olmasına rağmen) yapan birinin, daha ilk gününde 28’inci olan Mehmet Ali Birand’a ‘Olmadı’ deme hakkının olmadığını göstermek istedim.

Mehmet Mutlu’yu eleştiremeyiz

Cep telefonuyla çekilmiş görüntülerin ortaya çıkmasından sonra sözlüsü Mehmet Mutlu, Gamze Özçelik’le evlenmekten vazgeçti.

Sözlüsüne sahip çıkmadı.

Sevgilisini yüz üstü bırakıp gitti.

Aşkını sattı!

Arkasında durmadı!

En zor anında ona destek olmadı!

Daha onlarcasını sayabilmek mümkün.

Söylemesi kolay!

Mehmet Mutlu’nun yerine kendinizi koyun.

Türkiye’de bir erkeğin bunu göğüslemesinin ne kadar zor olduğunu bir düşünün.

Müstakbel karınızın sevişme görüntüleri herkesin telefonunda...

Ne zaman karşınıza çıkacağı belli olmayan bir hınzır gülüş, sorgulayan bir kaçamak bakış, en küçük bir ima sizi alt üst etmeye yetecek.

Sürekli beyninizi kemiren o şüphe.

Mutsuzluk her an yanı başınızda.

Ailenizde, mahallenizde, arkadaş çevrenizde, işyerinizde İclal Aydın gibi size kahraman gözüyle mi bakacaklar yoksa soru işaretiyle mi?

Kimse arkanızdan konuşmayacak değil mi?

Ve siz tüm bunların omzunuza yüklediği ağırlığa karşı her gün çelik bir iradeyle uyanacaksınız.

Mutlu’nun ‘Ben bu yükü kaldıramam’ demesi bile, ayrılık kararını saygıyla karşılamamız için yeterli bir beyan olmalı.

Mehmet Mutlu’nun bu olaydan sonra Gamze Özçelik’le nişanlanmayacağını zaten bekliyorduk, öyle de oldu.

Sevdiği kadına sahip çıksaydı tabii ki iyi olurdu.

Ancak bu hoş bir temenniden öte bir şey ifade etmiyor.

Bu nedenle Gamze’ye sahip çıkmadığı için Mutlu’ya kızamayız.

Ben olsam ne mi yapardım?

Hadi, Ertuğrul Özkök’ün dediği gibi yazarak ben de kendimi bağlayayım.

Evlenmezdim!

Ama terk etmezdim de...

Sadece her şeyin ilacı deyip zamana sığınırdım!
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI