Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Ağar ve Demirel’den övgü

    Ankara/İstanbul
    04 Ekim 2005 - 16:02Son Güncelleme : 04 Ekim 2005 - 16:02

    DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, Avrupa Birliği (AB) ile müzakerelere başlama kararının, Cumhuriyet'in büyük bir başarısı olduğunu belirterek, “Ancak Müzakere Çerçeve Belgesi, bu başarıyı taçlandıramamıştır” dedi. 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ise ”Doğu ve Orta Avrupa, Avrupa Birliği'nin yeğenleri, Balkanlar kuzendir. Türkiye ise yetimdir. Fakat dün akşam bu yetim, Avrupa sofrasına oturdu. Türkiye, o sofraya eşit şartlarda oturmuştur” dedi.

    Ağar, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, AB'ye tam üyeliğin Türkiye'nin 42 yıldan beri hedefi olduğunu ve bu hedefin tüm zorluklara karşın ilerleyeceğini söyledi. “Ancak ortaya çıkan tablo endişelerimizi belirtmemize mani değildir” diyen Ağar, AB ile ileri yıllarda önemli krizler yaşama tehlikesi bulunduğunu kaydetti. Ağar, şöyle devam etti:

      

    “Müzakere Çerçeve Belgesi'ni incelediğimizde, Türkiye'yi 17 Aralık'tan daha gerilere götürmüştür. 17 Aralık'ta ortaya çıkan olumsuzları giderecek diplomasi atağı yapılamamıştır. Hiçbir aday ülkenin Müzakere Çerçeve Belgesi'nde 'ucu açık' deyimi bulunmamaktadır. 'Hazmetme' kriteri ilave olarak getirilmiştir. Belgenin içinde, Ek Protokol'ün uygulanmasıyla ilgili açık beyanlar bulunmakla, bizim karşı deklarasyonumuzun bir anlam ifade etmediği karşımıza çıkarılmıştır.”

      

    “AVRUPA, TÜRKİYE'NİN ÖNEMİNİ ANLAMIŞTIR”

      

    Sular, sınır anlaşmazlıkları, Ermeni meselesi, azınlıklar gibi meselelerin AB müktesebatı içinde yer aldığını öne süren DYP Genel Başkanı Ağar, “Müzakere Çerçeve Belgesi sadece AB'yi değil Türkiye'nin bütün geleceğini bağlıyor. 15 sene süreceği kabul edilirse, 3-4 hükümet ve parlamentonun geleceğini bağlıyor” diye konuştu.

      

    Müzakere Çerçeve Belgesi'ni, Türkiye'nin geleceğini etkileyen önemli bir belge olarak niteleyen Ağar, ayrıntıların zaman içinde görüleceğini, Türkiye'nin endişelerini giderici, rahatlatıcıhükümlerin yer almadığını görmenin endişesini yaşadıklarını söyledi. Ağar, şunları kaydetti:

     

     “Endişemizin temelinde, ileride müzakere sürecinde karşı karşıya kalınacak zorluklar nedeniyle, meselenin askıya alınması tehlikesi önemli ölçüde vardır. Ortaya çıkan tablo, 2. sınıf üyeliği satır aralarına gizlemektedir ve bunun önüne her türlü açıklığı koymaktadır. Müzakere Çerçeve Belgesi, 'hazmetme' gibi önemli bir kriteri içinde barındırmaktadır. Bütün bunları mevcut hükümetin hazmetmesi mümkündür ama bizim hazmedebilmemiz mümkün değildir.

     

    Türkiye'nin önemini Avrupa iyi anlamıştır. Cumhuriyet Türkiyesi'nin bu önemini, bu ağırlığını onu temsil etmek durumunda olan hükümetin müzakere tarzı anlayamamıştır.”

     

    DEMİREL: TÜRKİYE SOFRAYA EŞİT OTURDU

     

     9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, ”Doğu ve Orta Avrupa, Avrupa Birliği'nin yeğenleri, Balkanlar kuzendir. Türkiye ise yetimdir. Fakat dün akşam bu yetim, Avrupa sofrasına oturdu. Türkiye, o sofraya eşit şartlarda oturmuştur” dedi.

      

    Demirel, Marmara Üniversitesi'nin (MÜ) 2005-2006 akademik yılı açılış törenine katıldı.

      

    Sultanahmet'teki rektörlük binasında düzenlenen törende konuşan Demirel, medeni olmanın, batılı olmaktan daha evvel geldiğini ifade etti. Halkının yüzde 99.9'u Müslüman olan bir ülkede, laik ve demokratik rejimi kurmanın ve yürütmenin çok önemli olduğunu vurgulayan Demirel, dünyada 55 ülkede 1.5 milyar Müslüman bulunduğunu, bu ülkelerin hiçbirinde Türkiye Cumhuriyeti'ndeki idare şeklinin olmadığını söyledi.

      

    Demirel, Türkiye'nin 42 yıldır AB'ye girmeye çalıştığını belirterek, “Demokrasiye, insan haklarına, pazar ekonomisine ve yüksek uygarlık değerlerine inanmış ve bunları özümsemiş bir ülke olarak Avrupa'ya dahil olmak isteriz” diye konuştu.

      

    Türkiye'nin 42 yıl içinde çeşitli aşamalardan geçtiğini anlatan Demirel, şöyle konuştu:

      

    “1963 yılında Ortak Pazar Anlaşması imzaladık. Bu anlaşma aslında Türkiye'nin ortak pazar tam üyeliğine hazırlanmasını öngörür. 'Hazırlandıktan sonra gelin, tam üye olun' denecektir. Zaman içinde ortak pazar değişik şekiller geçirmiş ve AB olmuştur. Türkiye, her aşamada bunu takip etmiştir. Türkiye'nin şartları değişmiştir, bazen küsmüşüzdür, bazen barışmışızdır, ama kopamamış, buraya kadar gelmişizdir.

      

    1999'da bize demişlerdir ki; 'AB'ye üye olmak üzere namzetsiniz'. 2002'de demişlerdir ki; 'AB üyeliğinizi müzakere edeceğiz'. 17 Aralık 2004'te demişlerdir ki; '3 Ekim 2005 tarihinde sizinle müzakerede bulunalım'. 3 Ekim, dündü.

      

    Fakat aşağı yukarı 5-6 aydır Avrupa çalkalanıyor. Efendim, 'Bu Türkler'i içimize nasıl alacağız?'. Nesi var bu Türkler'in? Nesi var? Bu Türkler, soğuk savaş olduğunda sizin arkanızda olmuş, her meselede sizinle beraber olmuş. Nesi var? 'Efendim, Türkler Müslüman'. 1960'da Türkler ile anlaşma imzalarken onların Müslüman olduğunu bilmiyor muydunuz? Bunu bir defa tekrarlamayın. Ne bizim Müslümanlıktan vazgeçmemiz mümkün, ne sizin Hıristiyanlıktan vazgeçmeniz mümkün. Siz, Hıristiyan olarak, biz Müslüman olarak yolumuza devam edelim. Kalabalıksınız, çok büyük memleketsiniz. Birtakım şartları zorlamışlardır. Bu şartların bir kısmı aslında bahane sayılabilecek şartlardır, ama bütün bunları bilerek Türkiye aşağı yukarı 42 senedir hazırlığını yapıyor. Ama şuraya gelmiştir ki; Avrupa halkları ne AB'yi, ne Türkiye'yi biliyor.”

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı