Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ağamızı kaybettik

<B>20.</B> yüzyıla damga vuran <B>milli devlet </B>kavramıdır. <B>Milli devlet</B> insanları ümmet, aşiret, kabile, feodalite birliktelikleri üzerine çıkarıp, bugüne kadar bulabildiğimiz en geniş çerçeve ile kucaklamış, birleştirmiştir.

21. yüzyılda milli devletin çatırdadığı iddiaları onun üstüne inşa edilen BM, AB, AİHM gibi devlet üstü kurumları ve altında gelişen sivil örgütleri işaret eder.

Ancak, şahsi kanımca 21. yüzyıldan devredilen ana gerçek 21. yüzyılda da hálá sapasağlam ayakta duran şu veciz sözde gizlidir:

- Ne mutlu Türküm diyene!

(Ne mutlu Türk olana değil!)

Vatandaşa karşı devleti ön plana çıkaran milli devlet anlayışı çökmüştür.

Ancak devlete karşı bireyi ön plana çıkaran milli devlet anlayışı sapasağlam ayaktadır.

* * *

20. yüzyılda milli devleti kuran, onu 21. yüzyılda başka yapılara taşıyan esas öğe bilim/teknolojidir.

Bilim/teknoloji sarmalı önce üretimi sonra da siyasal örgütlenmeyi sağlar/değiştirir.

* * *

Bu açıdan bakıldığında anlaşılır ki; bir devleti kuranlar siyasiler, askerler kadar işadamlarıdır.

Türkiye Cumhuriyeti’ni tabii ki Mustafa Kemal Atatürk ve silah/dava arkadaşları kurmuştur.

Allah onlardan bin kere razı olsun!

Ama Cumhuriyet’in kuruluşuna onlar kadar hizmet eden bir başka insan da var:

Vehbi Koç!

Allah ondan da razı olsun!

* * *

20. yüzyılda kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin temel direği, devleti olduğu kadar sanayi/üretim kapasitesidir.

Cumhuriyet; işlevsel devlet aygıtı kadar üretiminin çapı kadar büyüktür.

Bu açıdan bakıldığında Cumhuriyet’e büyük hizmet eden iki aile ön plana çıkar:

Koçlar ve Sabancılar!

* * *

Bugün Cumhuriyet’in çok ama çok önemli bir neferini daha toprağa veriyor, ona veda ediyoruz.

Sakıp Sabancı!

İşadamı, sanayici, müteşebbis Sakıp Sabancı!

Ancak o; keskin zekası ile şekillendirdiği sempatik, candan, hoşgörü dolu yapısı ile millet tarafından Ağa(bey) sıfatı ile de taçlandırılmıştı:

Sakıp Ağa!

Ne dediği yakından takip edilen, kelamından çeşitli anlamlar çıkarılan bir insan idi.

Ülke lider sıkıntısına girdiğinde, kendisi aklından geçirmese bile, belediye başkanı, başbakan, cumhurbaşkanı görevlerine yakıştırılacak kadar gönüllerde derinlere taht kurmuştu.

O; Lazı-Kürdü, solcusu-sağcısı, dincisi-laiki, Sunnisi-Alevisi, Rumu-Yahudisi-Ermenisi herkesin ağası idi.

* * *

Ağam, sizler Cumhuriyet’i kurup, yerleştirdiniz.

Bizim görevimiz onu demokrasi ile taçlandırmak.

Güle güle Ağam!
X