"Yonca Tokbaş - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş - Kelebek

Ağaç altında kaldım

İşten geldim. Kapının önünde benimle aynı boyda, ama saksı içinde bir ağaç. “Allah Allah nereden çıktı bu?” dedim.

Nasıl güzel, nasıl ihtişamlı ve nasıl anlamlı. Minicik minicik tomurcuk dolu dalları var. Kopkoyu bir yeşil, insan bakarken o yeşilin içine dalıp gidiyor, öyle derin. Çınar ağacı düşünün; ama minyatürü. Gövdesine bir kart iliştirilmiş. Kartı elime aldım okumaya başladım ve hüngürt! Meğer yılbaşı gecesi tüm arkadaşlarımızı çoluk çocuk bizim evde toplama çılgınlığını gösterdiğimiz için ve de ailecek, büyük küçük, aklımızı ağaçlarla bozduğumuzdan, güzel arkadaşlarımız da bize bir ağaç almışlar! Öyle hoşuma gitti ki ne yapacağımı şaşırdım ve acilen panikledim. Daha önce hiç böyle bodur mu desem ne desem, bonzaimtrak (ama bonzai küçük olur ya, bu onun büyüğü) bir ağaç hiç görmemiştim. Evde mi mutlu olur, dışarıda mı bakılmak ister, ne kadar su, ne kadar güneş hiç bilmediğimden deliler gibi telefona sarıldım, internete girdim, araştırdım. Alındığı yerdeki adamlar: “Bir çeşit bonzai, ister evde ister dışarıda, siz nerede isterseniz orada yaşar.” deyince, dışarıda gözden ırak bir yere bırakmaya gönlüm el vermedi. Yaşıyor o da, nefes alıyor, hem de kim bilir kaç yıldır! Hem zaten hayatta hiç kimse, ağaçlar bile yalnızlığı haketmiyor. Salondaki yerini gözüme kestirdim, hemen başladım saksısını sağa/sola-sola/sağa ite kaka çekmeye. Nasıl ağır, nasıl ağır anlatamam. Belimde zaten kayık 5 disk var, temkinli olmaya da çalışıyorum. Bu arada tabi hemen deli deli konuşmaya da başladım ağacımızla. “Hoşgeldiiin!” dedim, “Ölürüm ama seni asla yalnız bırakmam, bu evde inanılmaz mutlu olacaksın bak gör!” dedim. O sırada saksı fayansın kenarına takıldı ve bir filmin yavaş çekim sahnesi gibi saksısının yuvarlak gövdesi sayesinde yumuşakça hooop üstüme devrildi. Salonun ortasında, minik dev ağacımın altında kaldım iyi mi! Hani böyle böcek ters döner ve bacakları havada debelenir durur ya, uzaktan görüntüm o. Çırpınıyorum ama, kalkmak ne mümkün! Bir süre bekledim, bakladı gelen giden yok, gülme tuttu. “Allahım kendi evimin salonunda, ağaç altında kaldım!” diye kahkahalar attım. Derken yardımcımız Noemi içeri girdi ve beni böcekleme durumda üzerimde ağaçla yerde yatarken görünce şoka girdi. Gidip siteden 2 görevli çağırdı ve ağızlarını kapamakta hayli güçlük çeken ve sürekli sırıtan 2 Hintli ve 1 Filipinli üzerimden ağacı kaldırıverdi. Düşerken ağacımın gövdesine kafa atmışım, dudağımı da ne ara bilmem ısırmışım. Kafamdaki yara 1 haftada kabuk tuttu düştü. Dudağım da geçti.  Ağacımsa, salonda oturup kitap okuduğum, televizyon seyrettiğim koltuğumun sol yanında yerini alıp, altında uyuya kaldığım Dubai’deki tek gerçek dikili ağacımız olarak bizim evdeki hayatına başladı. Ne şeker di mi?

Yonca
“ağaçzede”

Dakar Rallisi

Kemal Merkit, 2011 Dakar Rallisi’nde Türkiye adına 9,605 km katetmek için yola çıkalı tam 15 gün oldu. Üstelik Kemal bu rallide Adım Adım’ı temsilen, TOFD için de yarışıyor. Yapacağınız her 10,00 TL bağış karşılığında, rallinin 1 km’sini sembolik olarak satın alabilir ve dünyanın en zor rallisinde manevi olarak Kemal Merkit’i, maddi olarak da omurilik felçlilerini destekleyebilirsiniz. Her türlü bilgiye ulaşmak ve Kemal’in müthiş maceralı güncesini takip etmek için http://www.dakarturk.com e bakabilirsiniz. Hadi Kemal, göster kendini!

Saucony

Meraklısına harika bir haber! Saucony koşu ayakkabısında bir efsane! Asics gibi. Hani öyle bir ayakkabı ki, ayaklarının yüzünü güldürüyor. Öğrendim ki İstanbul’da, Akaretler’de, ayağınızı koşu bandında teknik olarak görüntüleyip inceledikten sonra size özel ve uygun ayakkabıyı önererek, tıpkı Amerika’daki gibi, satan bir yer var. Tam Adres şu: Süleyman Seba Caddesi Tahsin Bey Apt. No:89 Maçka/Beşiktaş Tel: 0212 236 6717 Yetkili kişi de Selçuk Çağlar. Mutlu, ayak ve diz ağrısız koşmalar.

Yonca
“ayaklı”

 


 

X