Gündem Haberleri

    Afyon sucuğuna dayanamaz

    Hürriyet Haber
    09.05.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    İki ay kadar önceydi. Ahmet Necdet Sezer, by-pass ameliyatı sonrasında hastaneden eve çıkalı henüz fazla bir zaman olmamıştı. Dayısının oğlu Kadir Altınkaya ziyarete gitti. Bir de baktı, evde müthiş bir sucuk kokusu!

    ‘‘Ne yaptın Ahmet Abi? Yoksa sucuk mu yiyorsun?’’ dedi. Sezer, itiraf etti: ‘‘Biraz acıktım, dayanamadım.’’ Ardından savunmaya geçti:

    - Doktor yasakların arasında sucuğu saymadı.

    - Nereden bilsin sucuk yiyeceğini? Aklına gelmemiştir.

    Altınkaya daha fazla üzerine gitmedi. Biliyordu ki, ‘‘Ahmet abisi, özbe öz Afyonluydu ve Afyon sucuğu yemeden duramazdı.’’ Afyon'dan çıkalı yıllar olmuştu ama hala Sezer ailesinin mutfağına 10-15 günde bir Afyon'dan et ve sucuk gönderiyorlardı.

    Hem de Afyon'da herhangi bir kasabın değil, illa ki Kasap Ahmet'in etleri olacak! Başkasını asla kabul etmez. Bir keresinde Altınkaya ve Kasap Ahmet, bir plan yaptılar. Afyon'da başka bir kasaptan kuşbaşı et aldılar. Eti, yine Kasap Ahmet'in kağıtlarına sarıp Ankara'ya gönderdiler. Ertesi gün Sezer, telefon etti:

    - Bu Kasap Ahmet'in eti değil, beni mi kandırıyorsunuz?

    Kadir Altınkaya ve Kasap Ahmet'in yüzleri güldü. Amaç hasıl olmuştu. Sezer, daha paketi açar açmaz oyunu anlamıştı. ‘‘Kasap Ahmet, etleri bu kadar büyük, sinirli kesmez.’’

    Kasap Ahmet, Afyon'un ünlü Cumhuriyet sucuklarının sahibi ve kasap bir aileden geliyor.

    Sezer'in sevdiği tek yiyecek tabii ki, Afyon'un eti, sucuğu değil. Sabah kahvaltısına ‘‘manda kaymağı’’ götürmek Kadir Altınkaya'nın, Sezer'in her Afyon ziyaretinde değişmeyen görevi.

    Altınkaya yıllar öncesine dönüyor:

    - Akis dergisini, Türk Dili dergisini Ahmet abi sayesinde tanıdım. Evlerine hergün gazete girer, hukukla ilgili haberleri kesip saklardı. Ona da gazete okama alışkanlığı babasından kalmış. Babası da evlerine sürekli Cumhuriyet, sonraları da Akşam gazetesi alırmış. Babası başöğretmendi, kendisi de iyi bir öğretmen oldu bize...

    TRAFİK POLİSİNİN ŞAŞKINLIĞI

    Altınkaya ile Sezer ailesinin ilişkisi hala canlı. Zaman zaman Ankara'ya gidip Sezer ailesine konuk olduğu için ev düzenini de yakından biliyor. Sezer'in işine bağlılığından, her akşam evine dosya taşıyıp çalışmasından, işine erken gidip geç dönmesinden övgüyle söz etti:

    - Hesabını bilir, pirincini toptancıdan alır. Seçerek alışveriş yapmaktan hoşlanır. Bir ay kadar önce Toyota makam arabası ile Çankaya'da bir süpermarkete gitmiş. Makam şoförü marketin önüne park etmiş. Bir trafik polisi gelmiş, arabayı oradan çekmesini istemiş. Şoför, ‘Anayasa Mahkemesi başkanının makam arabası, içerde alışveriş yapıyor.’ Polis inanmamış, ‘Hadi canım, Anayasa Mahkemesi başkanı escortla, korumalarla gelir.’ Tam o sırada Ahmet abi, elinde poşetlerle görününce polis selam durmuş ama çok şaşırmış.''

    SEKİZLER GRUBUNUN LİDERİ

    Gerçekten Sezer'in en önemli özelliği, kuralları sıkı sıkıya bağlı olması. Yargıtay'da görevli iken de bu konudaki tavizsizliğiyle tanınmış; o günlerden Sezer'i tanıyan bir Yargıtay üyesi anlattı:

    ‘‘Medeni hukuk dosyalarında hakimin takdir yetkisi geniştir. O nedenle hatırın etkisi çok olur. Ama Ahmet, hiç taviz vermezdi. Hatta bu yüzden daire başkanı ve birçok kişiyle geçinemedi, arası bozuldu. Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday gösterilmesi de ondan kurtulmak içindi. Çünkü o dönemde Yargıtay'da, Anayasa Mahkemesi üyeliği pek revaçta değildi, pasif bir görevdi.’’

    BİRAZ DERS ÇALIŞIN

    Yargıtay üyelerinin çizdiği bu Sezer portresi, Afyon'daki çocukluk arkadaşlarının anlattıkları ile tam olarak örtüşüyor.

    Çocukluk arkadaşı Ali Evren, ‘‘O hep prensip sahibiydi, bizim gibi değildi’’ derken, örnek verdi:

    ‘‘Top oynarken biz kendimizi kaybederdik. Anne babamız çağırmadan eve gitmezdik. O saati gelince kendiliğinden bırakır giderdi. Cumartesi günleri birimizin evinde toplanırdık, annelerimiz ‘Çocuklar ders çalışacak' diye sevinir bize ağzı açık bükme börek yapardı. Biz börekleri yer dalga geçerdik. Ahmet ise ‘Utanın da biraz ders çalışın' derdi. ’’

    Başka bir örnek de Sezer'in okula giderken hiç şapkasını ve kravatını unutmaması. Bu özelliği en çok arkadaşlarının işine yararmış. Pazartesi günleri okul kapısında Fuat hocanın kontrollerine takılan Sezer'den yardım istermiş; o da içeri girdikten sonra duvardan şapka ya da kravatını zor durumdaki arkadaşına verirmiş...

    Evren, o yılları keyifle anlattı. Okul yıllarından kalan en önemli anısını da fısıldadı; ‘‘Bize Sekizler derlerdi. Başkanımız Ahmet'ti. Hala buraya geldiğinde Sekizler olarak toplanırız, aramıza kimseyi almayız. Mesela o ameliyat olunca Sekizler diye çiçek gönderdik.’’

    Afyon Lisesinde okuyan sekiz öğrencinin biraraya gelmesiyle başlamış bu grup. Sonraları sayı artmış ama adı hep ‘‘Sekizler’’ olarak kalmış:

    ‘‘Argo konuşan, geç gelen 50 kuruş ceza verirdi. Ahmet hiç affetmez, paralar onda kalırdı. Bu paralarla Kızılay'dan iki çadır kiralar, gezmeye giderdik. Gezi programını Ahmet yapardı. Gecek kaplıcalarına gider, 10-15 gün kalırdık. Biz çadırı su kenarına kurmak isteyince o itiraz ederdi; ‘Kurbağaların sesinden uyuyamayız, köpek gelirse kaçamayız. Kendimizi biraz koruyabilecek bir yere kuralım çadırı' derdi, çadırı onun seçtiği yere kurardık.’’

    ‘‘Sekizler’’den Hamdi Özsoy da birlikte çıktıkları bu gezileri, akşamları ateş etrafında toplanıp, Atay ve Cihan'ın çaldıkları keman eşliğinde topluca söyledikleri şarkıları unutamıyor. En içten, en sık söyledikleri şarkılar hala kulaklarında yankılanıyor; ‘‘Dönülmez akşamın ufkundayız’’ ve ‘‘Açmam açamam söyleyemem derdimi kimseye’’...

    Üçüncü turda seçilmese çekilecekti

    Sezer'in çocukluk arkadaşı İbrahim Küçükkurt, Cumhurbaşkanı seçildikten sonra telefonla arayıp kutlamış; ‘‘Allah utandırmasın' cevabını verdi.’’ Küçükkurt, ‘‘Sezer, nasıl bir Cumhurbaşkanı olacak?’’ sorusunu şöyle yanıtladı:

    ‘‘Bir kere Ahmet'in aile fotoğrafı yok. Ne bacanağı var, ne kayınbiraderi. O görgülü bir Anadolu çocuğu, inkılapçı bir başöğretmenin oğlu. Çok değişik bir cumhurbaşkanı geliyor. Sofrası olmayacak, müflis oğlu olmayacak, devlet imkanlarını etrafına açmayacak, hanedan gibi yaşamayacak. Medyatik olmayacak.’’

    Küçükkurt, Sezer'in politik oyunlardan hoşlanmadığını, beş partinin aday göstermesine rağmen seçilemeyince ikinci turda çekilmeye kalktığını söyledi.

    Dayısının oğlu Kadir Altınkaya da Sezer'in ikinci turda çekilmeye niyetlendiğini doğruladı:

    ‘‘Biz arayıp beklemesi için ikna ettik. Ama üçüncü turda seçilemeseydi kesinlikle çekilecekti. İki satırlık çekilme yazısını hazırlamıştı.’’

    Argo konuşan, geç gelen 50 kuruş ceza verirdi. Ahmet hiç affetmez, paralar onda kalırdı. Bu paralarla Kızılay'dan iki çadır kiralar, gezmeye giderdik. Gezi programını Ahmet yapardı. Gecek kaplıcalarına gider, 10-15 gün kalırdık.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı