"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Afyon’daki faciadan çıkarılacak bir ders

GEÇEN hafta Afyon’daki cephanelikte meydana gelen patlamayı incelerken zihnime takılan konulardan biri, buradaki silah depolarının sivil yerleşim birimlerine olan yakınlığıydı.

Google Earth programından da görüleceği gibi, Afyon’un Ataköy Köyü, patlamanın meydana geldiği 500’üncü İstihkâm Ana Depo Komutanlığı Şehit Uzman Çavuş Mete Saraç Kışlası’nın tel örgülerine kadar sokulup cephanelikle sınırdaş hale gelmişti.

Silah deposu için 540 metre sınırı

İnfilakın etkisiyle birlikte bombaların bir bölümünün Ataköy dahil çevredeki sivil yerleşim bölgelerine düşmesi, kamuoyunun dikkatini, bir askeri cephaneliğin bir mahalleye ne kadar yakın olabileceği sorusuna çevirmişti.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yönergelerinde bir silah deposuyla bir sivil yerleşim merkezi arasındaki uzaklığın asgari ne kadar tutulması gerektiği konusunda mutlaka bir ölçü, sınır olmalıydı. Bu ne kadardı?

Geçen hafta bu soruyu Genelkurmay İletişim Dairesi Başkanı Tuğgeneral Ertuğrulgazi Özkürkçü’ye ilettim.

Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü’nün bu soruma verdiği yanıt şu oldu:

Mühimmatın Depolanması ve Emniyet Standartları Teknik Talimnamesi’ne göre bu mesafe asgari 540 metre olmalıdır.”

Peki Afyon’da yaşanan faciada patlamanın meydana geldiği depoyla, bu yapıya en yakın sivil yerleşim arasındaki mesafe neydi?

Geçen çarşamba günü çıkan yazımda -bir hesaplamaya göre- bu mesafeyi 67 metre olarak vermiştim. Tuğgeneral Özkürkçü, cephanelikte civardaki bir sivil yapıya bu kadar yakın bir deponun bulunduğunu kabul etti. Ancak infilakın meydana geldiği deponun en yakın sivil meskene uzaklığının 170 metre kadar olduğunu söyledi.

Her halükârda, yönergede asgari 540 metre olarak belirlenen uzaklığın ciddi bir şekilde aşıldığı Genelkurmay’ın bu açıklamasından ortaya çıkıyor.   

Yapılırken etrafta meskûn mahal yoktu

Bu noktada yönergedeki sınırın neden gözetilmediği sorusuna yanıt bulmak gerekiyor. Genelkurmay Sözcüsü, “Bu askeri tesisler inşa edildiğinde etrafında hiçbir meskûn mahal yoktu. Ancak zamanla şehirlerin büyümesi nedeniyle birliklerimiz, meskûn alanların içinde kalmıştır” bilgisini verdi. Bu ifadeden Genelkurmay’ın meseleyi “O evler niçin deponun o kadar yakınında inşa edildi?” sorusu ekseninde değerlendirdiğini anlıyoruz.

Bu noktada, belediyelerin cephaneliklere yaklaşan bir yapılaşmaya göz yumması, şehir planlamasında bu durumu hesaba katmamaları önemli bir sorun olarak beliriyor.  

Belli ki, sorun yalnızca Afyon’la sınırlı değil. Türkiye’nin başka noktalarında da cephaneliklerle sivil mahallelerin komşu hale geldiği durumlar olduğu anlaşılıyor.

Afyon’daki patlama, bu haliyle hem hükümet hem de Genelkurmay’ın sorunu ciddi bir şekilde ele almaları açısından uyarıcı bir işlev görmüş olmalıdır.

Susurluk’taki cephanelik neden boşaltıldı?

Bu arada geçen yazımda, 285 bin kadar bombanın neden Susurluk’taki cephanelikten Afyon’daki depolara aktarıldığı sorusunu da yöneltmiştim. Toprak kayması sonucu Susurluk’taki cephaneliğin zemininde ortaya çıkan tehlikeli durum nedeniyle bu düzenlemeye gidildiği yanıtını aldım.

Susurluk’taki depoların zemininin güçlendirilmesi için yapılacak projenin maliyetinin yüksekliği nedeniyle cephaneliğin tümden kapatılıp, buradaki silahların yeterli kapasiteye sahip olan Afyon’daki cephaneliğe aktarılmasının isabetli olacağı düşünülmüş. Tuğgeneral Özkürkçü, “Şu an Susurluk’ta kalan silah yoktur” diye ekledi.

X