Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Afrika’nın karası mı olmalı!

PEK gösterişli bir sözdür bir gazetenin köşesinde sürekli yazanlar için: “Bugün canım yazmak istemiyor.”

Yazmasa sanki bir şey değişecekmiş gibi dünyada!
Yine de anlamlı bir tepkidir “yazmamak”, varsa “anlayan”. Ne gariptir ki, böylesi bir “tepki”ye yol açanların “duyması” gerekir de o “suskuluğu”, asıl onlardır yine “sağır sultanlar”.
Ne yazsan değişir, ne yazmasan değişir.
İşte böyle bir düzendir gider “yazanlar” ile “icracılar” arasında.
Olsun, bugün de benim içimden yazmak gelmiyor.

***

Benim isteksizliğim televizyonda izlediğim bir dış kaynaklı program yüzünden. Ülkenin binbir sorunu varsa da sanat yaklaşımıyla siyasetin oynak gidişine dil uzatmak “haddini aşmak” olacağından BBC’nin o programını dert ediniverdim.
Mozart’ın “Requiem”iydi televizyondan gelen ses. Akşam olmuş, Mozart da neyin nesi ola!
Görüntüde bir Afrika diyarı.. Ortalık çamur içinde. Kara kara insanlar gidip gelmekte, çamura aldıran yok.
BBC’nin sunucusu “İşte burası” dedi gülümseyip; yürüdü gitti hangar gibi bir yere.
O girdi neredeyse kapısız hangara ve gördük...
Kara Afrikalı bir adam değneğini sallamakta, kara Afrikalı erkekler kadınlar keman çalmakta, nefeslileri üflemekte, vurmalılara vurmakta.
Ve kara Afrikalı erkekler kadınlar sopranosuyla altosuyla, tenoruyla bas baritonuyla söylemekteler Mozart’ın “Requiem”ini!

***

Şu bizim bildiğimiz “ölüm arkasından söylenen ağıt”, hıristiyanlık kapısından içeri girince latinceye bürünüp “Requiem” olmuş. Ortaçağın karanlığı “tanrı” yerine “insanı” merkeze koyup “reform” ile “rönans”a açılıp aydınlığa çıkınca “Requiem” de batının çok sesli müziğinde bir “müzik formu”na dönüşmüş.
Kara Afrikalı katolik kilisesine bağlılık selamı göndermek için değil, duygulanışını Mozart’la yakaladığı için söylüyor “Requiem”i.
Öyle müzik “tahsil” etmiş, konservatuvarlar görmüş değil o insanlar. Sıradan, sokaktan gelip de toplaşıvermişler gibi. Ne smokin, ne frak var üzerlerinde.
Kongo’da bir kasaba, başkent de değil.
Belçika’nın yıllarca sömürüp ezdiği o ülkelerden birinden, Kongo’dan kara bir haykırış gibi batının karanlığına: “Siz, bizden daha mı beyazsınız sanki!”
Mozart’ın Re Minör Requiem’i.. Bilmem ki, bizim makamlardan “hüzzam”a mı, “rast”a mı denk gelir!
“Bugün içimden yazmak gelmiyor” demişim ya... Sözüm, Afrika’nın Karası’na karışıp gitmiş ola!

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI