"Yonca Tokbaş - Kelebek" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş - Kelebek" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş - Kelebek

Affetmek gerek

Affetmek, affedebilmek ne büyük bir meziyet, ne zor bir olay, bilmiyorum hiç düşündünüz mü?

Hipnoz yazısının devamı olarak yazıyorum bunu. Dünyanın bir sürü yerinde affetme konferansları düzenleniyormuş.
Uzmanlar, insanların insanları affedebilmesi için yardımcı olmaya çalışıyorlarmış.
Affetmenin insan ruhu üzerindeki önemi tartışılmayacak kadar önemli ve iyileştiriciymiş çünkü.
“Affetmek” kısacık bir fiil. Ama çok uzun, zorlu bir eylem ve yol.
Başarınca, taze bir ömür katıyor benliğinize. O yüzden, ara ara çaktırmadan hatırlatmaya, bir kenara not aldırmaya çalışıyorum, siz de AFFEDİN diye.
Ben babamı öldükten sonra anladım. Ben babama ilk defa onu kaybettikten sonra objektif baktım. Hatalarını gördüm. Kendi hatalarımı da anladım.
Benim de elimde ne rehber var, ne kitap. Çocuklarıma dair, hayata dair ben de rehbersizim.
Hayatı, anneliği, insanlığı çocuklarımdan öğreniyorum. Bütün sınavım onlarla.
Her çocuk kendine has. Biri birine benzemiyor ki aynı şeyleri uygulayalım, aynı sonuçları alalım. Hepimiz “çocuk dilinde” uzmanlık yapmaya çalışıyoruz.
Bir sürü dersten çakıyorum hem... Ama devamlı derse giriyorum. Kaçmıyorum.
Bir sonraki sınava hep hazırlıksız yakalanıyorum o ayrı. Ama yılmıyorum.
Ne özür dilemekten, ne de affetmekten gocunuyorum artık.
Bunları saçma sapan onur, gurur meselesi yaparak hayattan zaman çalacağıma, zaman kazanmaya çabalıyorum.
Yonca
“affola”

Seval Kor

Seval 30 yaşında, evli, Coca-Cola İçecek Bölümü’nde İnsan Kaynakları Yöneticisi. Çok güzel gözleri var.
Hayatı boyunca hiç düzenli spor yapmamış. Koşmak ona hep “korkutucu” gelmiş.
Bir sene önce “Fark Yaratanlar” programında tanımış Adım Adım’ı, heyecanlanmış, eşi Tevfik’le paylaşmış.
Zaten gönlünde hep topluma faydalı şeyler yapmak yatıyor, işin içinde spor yapmak da var; daha ne olsun diye düşünmüşler.
Hayatlarında hiç koşmamış iki kişi olarak Runtalya’ya kayıt yaptırmışlar. Hiç antrenman yapamadan balıklama Runtalya’da ilk defa 10 km koşup 3 gün ağrıdan yürüyememişler. Ama “Finiş” çizgisini gördüğünde öyle heyecanlanmış ki Seval, maratonun birincisi gibi hissetmiş kendisini.
2010’da Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği yararına koşmuş, 51 kişiden iki akülü tekerlekli sandalyelik bağış toplamış. Tekerlekli sandalyelerin dağıtıldığı gün, TOFD’de ne kadar anlamlı bir iş yaptığının farkına varmış. O gece iki kişinin hayatını değiştirmiş olmanın huzuruyla uyumuş.
6 Mart’ta Runtalya’da o da benim gibi TEGV yararına, ama bu sefer hazırlanmış şekilde, 21km koşacak ve tanıdığı herkesten TEGV’e, çocukların eğitimi adına destek olmaları için bağış yapmalarını isteyecek. Finişte beraber ağlayacağız!

Tecavüz

Özel hayata tecavüz manyağı bir millet olup çıkmışız. En tepeden en tırnağa hem de...
Ne polise verilen ifadeler kişiye özel kalıyor, ne insanların mahremiyeti.
Olmaz ki! Bu hem o ifadeyi verene ayıp hem de hakkında konuşulan kişiye. Ne ölüye saygı var, ne yaşayana. Ne suçu kanıtlanmamışa, ne suçsuza. Ne masuma, ne yaralıya. Ne anneye, ne çocuğa, ne aileye, ne topluma!
Üstelik bu korkunç bir güvensizlik yaratıyor insanda, o kuruma karşı. Beni koruması gerekenler, hakkımdaki her türlü bilgiyi sızdırıyorsa, nasıl inanayım bir daha beni koruduklarına?
Hadi bunları da geçtim, medyaya da kızıyorum. Kullanılacak bilgi ve kullanılmayacak bilgiyi etik olarak ayıramıyoruz hâlâ!
Çok can yakıcı bir ortam var. Bütün bunların sonucu bir gün çok ağır, çok kötü bir şekilde ellerde patlayacak, kimse korkmuyor mu ya!
Yonca “kızgın boğa”

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI