"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Affetme duygun deformasyona uğramış

Ayşe ARMAN

BAŞLIĞA çıkarmaya utandım.

Oysa bana edilen laf tam da şuydu:

- Senin affetme duygun yalama olmuş!

* * *

Geçenlerde, kendime çok yakın hissetiğim biri söyledi bunu.

Bana düşmanlık etmiş bir kadından söz ediliyordu. ‘‘Neydi sizin aranızdaki mesele?’’ dedi başka biri.

Öylece kalakaldım.

Hatırlayamadım. Bir şeyler olmuştu, ama hafızam tamamen silmişti. Bölük pörçük anlatmaya başladım.

Ama ne bir hiddet, ne bir nefret.

Hiç.

Sadece bir boşluk.

* * *

Hatta onu ne kadar yetenekli ve yaratıcı bulduğumu, aslında iyi biri filan olduğunu geveledim.

İşte bunun üzerine, o çok yakınım dediğim kişi, sinirlendi ve dedi ki:

- İnanamıyorum. Sana yaptıklarınden dolayı ben onu affetmiyorum. Sen nasıl affedersin? Senin affetme duygun yalama olmuş!

* * *

Öyle galiba.

Ben de istiyorum, şu hayatta ‘‘Onun adını bile anmam!’’ diyeceğim birileri olsun. Olmuyor.

Hiçbir nefret bende derin bir iz bırakmıyor.

Beynim herşeyi sıfırlıyor.

* * *

Üzülüyorum aslında.

Çünkü mekanizmayı tersten çalıştırıyorum, ‘‘Ben kimseden nefret edemiyorsam, koyu bir sevmemezlik duygusu hissedemiyorsam, koyu bir sevgi duygusundan da mı yoksun kalıyorum acaba!’’ diye düşünmeye başlıyorum.

* * *

Eğer renk skalası gibi, bir duygu skalası varsa hayatta...

En çok sevdiklerimiz, çok sevdiklerimiz, sevdiklerimiz, daha az sevdiklerimiz, cidden az sevdiklerimiz, sevmediklerimiz, hiç sevmediklerimiz, nefret ettiklerimiz gibi...

Bu skalanın bir ucunda ‘‘Kör bir aşk’’ varsa, diğer ucunda da ‘‘Kör bir nefret’’ olmalı.

Öyle değil mi?

* * *

İşte ben de bunun için dertleniyorum:

31 yıllık yaşamımda kör bir nefret duyduğum, belki de duymaya layık bulduğum hiç kimse olmadı. Skalanın bir ucu hep boşta kaldı.

Nefret etmeye yeteneksiz miyim ben?

Bunu niye mi kafaya takıyorum?

Çünkü şöyle saçma sapan şeyler düşünmeye başlıyorum:

* * *

Nefret etme özürlüyseniz...

Yoğun bir sevgi de yaşayamaz mısınız?

Yani nefret etme konusunda yeteneksizsem ben...

Sevmeye de mi yeteneksizim?

Bu sorunun cevabını bilmiyorum.

* * *

Kimbilir, belki de kişiliksizim.

Çünkü ben, cart diye kavgalı olduğum birine telefon açabilirim. Soru sorabilirim, fikir danışabilirim. Hiç öyle dertlerim yoktur.

Birilerine kırgınsam kafamı çevirmem mesela, öyle insanlar vardır pek gururludurlar, size kızgın ya da kırgın olduklarında öyle davranırlar.

Ben? Kırgınsam bile, gözünün içine bakarak konuşmaya başlarım.

Ne yapsam acaba?

2001'de kendimi nefret etme konusunda eğitmeye mi çalışsam?

31 yaşına kadar insanın küs olduğu birileri olmaz mı?

Kime küseceğim ben diye liste mi yapsam?

Belki de kişiliksizlik değil de, gurursuzluktur bu.

Olabilir.

Her insanda gurur duygusu var mıdır?

* * *

Biten ya da başlayan yıllarda...

İnsan kitabı, kalemi masaya yayıyor, muhasebeye başlıyor.

Benimki de o hesap.

Baydım mı sizi?

Bakalım siz beni affedebilecek misiniz?

X