Hürriyet Advertorial
Hürriyet Hava Durumu - Hava Nasıl 0lacak
İstanbul : 15ºC
30 Ekim 2014 17:55
[Şehir Güncelle]

Üniversite Tercihinde Püf Noktalar

Bu bir ilandır.
12 Temmuz 2013
7 bölgeden 8 rektör bu yıl tercih yapacak adaylara deneyimlerini anlattı.

      


Üniversite adaylarına, rektörlerden öneriler
7 bölgeden 8 rektör bu yıl tercih yapacak adaylara deneyimlerini anlattı, nelere dikkat etmeleri gerektiği konusunda uyarıda bulundu. Rektörler, adaylara “Sevdiğiniz işin peşinden koşun” tavsiyesinde bulundu. /_np/4355/20764355.jpg

Tercih yaparken üniversite sıralamalarından nasıl yararlanılır?
ODTÜ eski Rektörü ve Kimya Bölümü Öğretim Üyesi, URAP Başkanı Prof. Dr. Ural Akbulut, yazısında tercih yaparken üniversite sıralamalarından nasıl yararlanılır konusuna değindi.

Seçim yaparken önce isteklerine göre liste yap
Rehberlik uzmanları tercih yaparken dikkat edilmesi gerekenleri yazdı. Uzmanlar, adaylara “Tercih yaparken önce isteklerine göre liste yap” önerisinde bulundu. 

Meslekleri tanıma yöntemleri ve 10 adımda ideal tercih listesi oluşturma
Üniversite adayları için tercih yaparken meslekleri tanımak için hangi sorulara cevap bulunması gerektiğini ve 10 adımda ideal tercihin nasıl yapılacağını anlattık.
Hürriyet’in üniversite adayları için hazırladığı 2013 Eğitim Eki’nde ayrıca adayların tercih süresinde vakıf üniversitelerini tanıması için kimlik kartları oluşturduk.
Eğitim Eki’nin Editörü Nuran Çakmakçı, dikkat edilmesi gerekenlerin altını çizdi.

Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinin rektörlerinin gönüllerindeki meslekler

Üniversite eğitimi meslek edindirme ile sınırlı değil
Türkiye’nin 7 bölgesinden 8 rektör adaylara, “Mutlaka mutlu olacağınız bir bölümü seçin. Meslek ve üniversite tercihiniz ne olursa olsun kalıpları zorlayın. Sevdiğiniz işin peşinde koşun” önerisinde bulundu.

Gönül KOCA

Türkiye’nin 7 bölgesindeki önde gelen ve yüksek puanlı 8 üniversitenin rektöründen, üniversite adayları için tavsiye aldık. Ayrıca, şimdi olsa hangi üniversite ve bölümü tercih edeceklerini sorduk. Bazı rektörler yine aynı tercihi yapacaklarını söylerken, farklı önerilerde bulunanlar da oldu. Adaylara, üniversite eğitiminin meslek edindirme ile sınırlı olmadığını hatırlatan rektörlere bugün aday olsalar, hangi meslekleri seçeceklerini sorduk ve adaylara önerilerde bulunmalarını istedik. Onlar da üniversite adaylarına, “Mutlaka, mutlu olacağınız bir bölümü seçin. Meslek ve üniversite tercihiniz ne olursa olsun kalıpları zorlayın. Sevdiğiniz işin peşinden koşun” tavsiyesinde bulundu.

İşte Türkiye’nin 7 bölgesindeki 8 üniversite rektöründen öneriler:

Üniversite eğitimi meslek edindirme ile sınırlı değil/_np/4356/20764356.jpg
Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu (Boğaziçi Üniversitesi Rektörü)
Birebir bölüm veya program tercihi belirtmek yerine içerik konusunda hayalimi paylaşmanın daha anlamlı olduğunu düşünüyorum. Yeniden üniversite eğitimi alma şansım olsaydı olabildiğince çok disiplinli bir eğitimi tercih ederdim. Hem fen bilimlerinin hem sosyal bilimlerin birarada ele alındığı, meselelerin farklı yaklaşımlarla tartışılabildiği bir bölümde okumak isterdim.
Üniversite tercihlerinin başladığı bugünlerde adaylar ve aileler, “Hangi üniversiteyi, hangi bölümü tercih etmeliyim” arayışı ile çeşitli kaynaklara başvurarak, kendi istekleri ile sunulan imkanları karşılaştırmaya, tercihlerini belirlemeye çalışıyor. Bu arayış içerisinde hangi ölçütlere göre hareket edileceği en önemli soru olarak ortaya çıkıyor. Geleceğinizi belirleyecek bu yeni başlangıç için sarf edilen çaba içinde bilgi kirliliği birçoğunuzun ve ailelerinizin kafasını karıştırıyor. Bu karmaşadan kurtulmanın yolu “Ben neden üniversite eğitimi alacağım?” sorusu ile başlayarak aşılabilir. Üniversite eğitiminden beklentiler günümüzde çok kısa vadeli hedeflere kilitlenmiş durumda: Mezun olduktan sonra iş bulabilecek miyim ve nasıl bir gelir elde edeceğim? Kuşkusuz bunlar önemsiz sorular değil ancak üniversite bundan daha fazla bir şeydir. Sizlere ve ailelerinize üniversite eğitiminin meslek edindirme ile sınırlı bir süreç olarak görülmemesi gerektiğini hatırlatmak isterim.

Kalıpları zorlayın
Bazı uzmanlık gerektiren mesleklerin eğitimi sadece belirli bölümlerde alınabiliyor ve bu eğitim sonucu mühendis, doktor, diş hekimi gibi uzmanlar yetiştiriliyor. Ancak günümüzde iş yaşamının küreselleşmesi “dünya vatandaşı” olarak kendini yetiştirmiş kişilere gelecekte daha çok ihtiyaç olacağı anlamına geliyor. Bu nedenle bir üniversitenin sunduğu kendini geliştirme ortamı, mezun camiasının gücü, evrensel bakış açısı kazandırma misyonu her şeyden daha önemli. Gerek üniversite gerekse mesleki tercihleriniz ne olursa olsun kalıpları zorlamanızı; yeni ve yaratıcı bakış açıları geliştirmenizi; üniversitenin kazandıracağı akademik değer kadar, sosyal ve kültürel vizyonu da önemseyerek seçeceğiniz alanda kendinizi hayat boyu geliştirmenizi öneririm. Özgürlükçü ve demokratik kültürüyle, bilimi ve bağımsız düşünceyi her zaman ön planda tutan bir ortamda bilgi haftada 5 saat matematikten, 4 saat ekonomi dersinden daha fazlasıdır. Geleceğin hızla değişen dünyasına kendinizi hazırlayacak donanımı sağlayan eğitimi almalısınız. Üniversite, bilgi aktarımının yanı sıra öğrencinin kendini geliştirmesini amaçlayan perspektif ve vizyonu kazandırmalıdır.

Üniversite eğitimi sadece meslek kazandırmaya yönelik değil
Prof. Dr. Ahmet Acar (ODTÜ Rektörü)

Bölüm tercihi bildirmem başka insanlar için yanlış yönlendirme olabilir. Çünkü benim için iyi olacak bölüm seçimi, yetenek ve ilgileri farklı olan öğrencilere uymayabilir. Ama bölüm seçiminde “puanım boşa gitmesin” düşüncesine kapılmayın. Müfredatta yer alan dersleri de inceleyerek, gerçekten okumaktan heyecan duyacağınız konuları, mezuniyet sonrasında çalışmak istediğiniz alanı da düşünerek karar vermenizi tavsiye ederim. Farklı bölümlerin ve mesleklerin ne olduğunu titizlikle araştırmalısınız, o alanlarda çalışan insanlarla konuşmalısınız. Çünkü, size uygun olan ve gerçekten isteyerek öğrenim göreceğiniz alanlarda daha mutlu ve başarılı olursunuz. Doğru seçim için ilk önce genel olarak sosyal bilimler, mühendislik, eğitim, tıp, idari bilimler, fen gibi alanlar arasında bir tercih yapmanızı öneririm. Bu tercihte, her alanın eğitim programlarında öne çıkan dersleri, konuları, eğitimde ve çalışma yaşamında başarı için önemli olan yetenekleri ve doğal olarak mezuniyet sonrasında ne tür ortamlarda çalışılacağını iyi incelemek gerekir. Kendi ilgi ve yeteneklerinizi değerlendirirken gerçekçi olmanız belki de işin daha zor yönü. Genel alan veya fakülte tercihini yaptıktan sonra bölüm seçilirken de, yine o bölümlerde eğitim gören öğrenciler ve mezunlarla konuşmanızı öneririm.
Mezun olduktan sonra iş bulma konusuna gelince, yaptığı işi iyi yapan insanların her zaman iş bulduğunu görüyoruz. Severek, zevk alarak çalıştığınız işte başarılı olmanız çok daha kolay ve kişinin sevdiği işte çalışabilmesi zaten en büyük mutluluk. Bu nedenle, “daha yüksek puanlı bölüm benim için daha iyidir” demeden, gerçekten ne istediğinizi düşünerek tercih yapın.

Kampüs üniversiteleri geniş olanaklar sunar/_np/4369/20764369.jpg
Üniversite mezunlarının önemli bir kısmı belki bundan 10 yıl sonra bugün bildiğimiz alanlardan çok farklı alanlarda çalışıyor olacaklar. Kendi alanında iyi bir eğitim almak tabii önemli, ama değişen teknolojilere uyum gösterebilmek ve yeni iş ortamlarındaki, gelişen sektörlerdeki görevlerle başa çıkabilmek gerekecek. Bunun için tek bir disiplinin darlığından kurtulmak gerekir. Bu bakımdan yan dal, çift ana dal programları ve başka bölümlerden seçmeli ders alabilmek önemli. Seçmeli dersler ve çift anadal ve yandal olanakları mesleki birikimi destekleyecek ve formasyon yelpazesini genişletecektir. Üniversitenin bu olanağı sağlamalı.
Tercih edeceğiniz üniversitenin öğretim üyesi kadrosu, müfredatı, birlikte eğitim göreceğiniz öğrencileri, sunulan eğitim-öğretim altyapısını inceleyin. Üniversitenin eğitim ve araştırmada ne kadar başarılı olduğuna bakın. Mezunlarının yurtiçinde ve yurtdışında iş bulma oranını, iş yaşamındaki başarılarını öğrenmeye çalışın.
Katkı payı ödenip ödenmeyeceği eğitimin maliyetindeki en büyük faktör, ama kent dışından gelecek öğrenciler için barınma olanakları ve maliyetleri de değerlendirin. Beslenme olanakları ve maliyetleri de önemli. Başarı ve ihtiyaç burs imkanlarını araştırın.
Üniversite eğitimi, sadece bir meslek kazandırmaya yönelik değildir. Öğrencinin, kazanacağı genel formasyon da hayata hazırlanması için eşit derecede önemlidir. Üniversite yıllarından kazanımlar sadece bir bölümün sağladığı eğitimle kısıtlı değildir; üniversitenin sağladığı genel gelişim ortamının niteliğine bakılması gerekir. Seçeceğiniz üniversitenin sunduğu genel öğrenme ve yaşam ortamı da, kişisel ve sosyal gelişimlerinizde ve hayata hazırlanmanızda önemli rol oynayacaktır. Kişisel ve sosyal gelişimlerinizi destekleyecek öğrenci toplulukları faaliyetlerini; kültür, sanat ve spor etkinliklerinin zenginliğini; ülkemizdeki ve yurtdışındaki kuruluşlarla etkileşim fırsatlarını; kuracakları uzun süreli arkadaşlıkları ve dostlukları düşünmelisiniz. Genelde kampus üniversiteleri, öğrencilerine akademik ve sosyal-kültürel açıdan daha geniş olanaklar sunarlar. Değişik bölümlerin öğrencileri aynı ortamları paylaşarak dostluklar kurar ve birbirlerinden çok şey öğrenirler.

Mutlaka sevdiğiniz bir işin peşinde koşun
Prof. Dr. Mehmet Füzün (Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü)
Tıp mezunuyum ve asli mesleğim genel cerrahlık. Bu yıl üniversite sınavlarına girmiş olsam, birinci tercihim yine Tıp Fakültesi olurdu. İkinci tercihime arkeoloji, üçüncüsüne ise hukuk yazardım. Bu mesleğin insana en fazla yardım eden bir meslek olması nedeniyle tercihim aynı yönde olurdu. Zira, insana hizmet kutsaldır. Ben zaten bu mesleği yapıyorum. Cerrahlığa aşığım dersem hiç yanlış olmaz. Cerrahlık alanı, daha pozitif sonuç vermesi açısından çok daha somut, çok daha netice alıcı olduğu için de cerrahlığı yine tercih ederim. Sonuçta ameliyat ediyorsunuz ve bir insanın birdenbire hayatı değişebiliyor. İç kanama geçiren bir hastayı ameliyata alıyorsunuz, tekrar hayata geri dönüyor. Ölüme giderken, birdenbire hayat akışı değişiyor. Bir kere yorucu, gecesi gündüzü yok. Çok klasik olacak ama hayata dönmüş olan hastanın ve yakınlarının gözlerindeki bakışı görmek, bütün gece kaldığınız uykusuzluğa, yorgunluğa değiyiyor. Dolayısıyla bu işi biraz sevenlere hararetle hekim ve cerrah olmalarını önemle tavsiye ederim.
Ben hep söylüyorum, bu işin asistanlık dönemi çok zordur. Asistanlık hayatımdaki en zor iş diye düşünüyordum, gerçekten çok zordur. Sabaha kadar nöbet tutarsınız, sonra tekrar ameliyata girersiniz akşam geç saate kadar, tam eve gidip birkaç saat uyuyacağınız sırada hastanızın birinde bir aksilik olur tekrar hastaneye dönüp ilgilenmek durumunda kalırsınız. Ama rektör olduktan sonra hayatta en zor iş diye düşündüğüm cerrahi asistanlığı, solda sıfır kaldı. Asistanlık çok zordur ama yöneticilik, hele rektörlük çok çok daha zor. Ben hiçbir gence ben yönetici olmasını diye tavsiye etmem.

Adaletin olmadığı toplumda sağlığımızın değeri yoktur
Arkeoloji ise, çok keyifli. Doğanın içinde çalışıyorsunuz, geçmişi tarihi öğreniyorsunuz. Geçmişe ait de olsa yeni bir şeyler keşfediyorsunuz. Üçüncü tercihim hukuktu. Halk arasında bir laf vardır, her işin başı sağlıktır derler, hayır her işin başı sağlık değil ama her işin başı adalettir. Sağlık önemli o ayrı bir konu. Zira, adaletin olmadığı bir toplumda sağlığımızın değeri yoktur. O yüzden adalet mekanizmasına olumlu yönde katkım olabilir diye de hukukçu olmayı isterdim. Sizler de mutlaka sevdiğiniz ve başarabileceğiniz bir mesleği seçmelisiniz. Tercih edeceğiniz üniversitenin; akademisyen kadrolarına, bilimsel olanaklarına ve sosyal – kültürel - sportif imkanlarına bakmanızı ve bunlara göre üniversite seçmenizi öneririm. Başarının temel basamağı bu işi severek yapmaktır. Evet, çok sevdiğiniz branşın puanı yüksek olabilir ama ne olursa olsun sevebileceğiniz bir mesleği seçin. “Puanım buraya yetiyor, ben bunu olayım” demeyin. Mutlaka sevdiğiniz bir işin peşinde koşun. Eğer imkanınız elveriyorsa, puanlarınız yetmiyorsa istediğiniz branşta hayatınızı sürdürmek için gayret göstermeye değer. Ondan sonra da, üniveriste seçerken üç şey çok önemli.

Siz ne istediğini bilen bir nesilsiniz
Prof. Dr. Mehmet Karaca (İTÜ Rektörü)

Ben şahsen Fizik Mühendisliğini tercih ederdim. Fizik bütün bilimlerin önünde giden temel bir alandır. Önemli buluşlar genellikle fizikçiler tarafından yapılmış. Bilim tarihine baktığınızda en hızlı gelişen ve diğer bilimlere katalizör etkisi yaptığını görebilirsiniz. Newton, Einstein, Faraday, Heisenberg ve diğer birçok fizikçi adeta dünyanın gidişatını değiştirmiş. İnsanlığın bugünkü ulaştığı bilimsel seviye daha çok fizik ile mümkün olmuştur. Bunu söylerken bölümlerarası bir hiyerarşiyi kastetmiyorum. Matematik, kimya, elektronik gibi diğer bölümler de muhakkak çok önemli. Mühendisliğin bütün alanları aslında aynı temellere dayanıyor. Matematiksel düşünme, ölçme ve çözüm bulma. Bence Fizik Mühendisliği dünyaya dair en ilginç çözümleri aramakla meşgul. Parçacık fiziği, atomlar, astrofizik, optik gibi konular mesela... Ayrıca Fizik Mühendisliği’nden mezun olan birisi birçok alanda çalışabilir. Disiplinlerarası bir alan olması sebebiyle de çok sayıda sektörle ilgili.

Araştırmanızı 360 derece yapın
Sizler de istediğiniz ve sevdiğiniz bölümü seçin. Tabii ki mesleğiniz ve kariyeriniz önemli ama sadece buna odaklanmayın. Üniversitenin akademik ve sosyal olanakları sizin için çok değerli ve hatta unutulmaz olacak. Ama üniversite hayatı yalnızca iyi bir ortamda olmak demek değil. Bütün olarak hayata bir adım atmaktır üniversite. Aslında siz ne istediğini bilen bir nesilsiniz; biz sadece sizin geleceğinizi güzelleştirmek ve size deneyimlerimizi aktarmak için buradayız. Sizlere şunu tavsiye ediyorum: İyi bir mesleğe ve deneyime sahip olacağınız bir bölüm/üniversite seçin. İyi meslek ve kariyer sahiplerine bakın, hepsi mesleklerini seven hatta onlara aşık olan insanlardır. Meslek zaten kelime olarak “süluk” kökünden gelir. Yani günümüz diliyle bir yolu takip etmektir. İnsan da sevdiği ve ilgilendiği şeyi daha iyi takip eder; sevdiği ve hoşuna giden konuda başarılı olur, mutlu olur. Öyle değil mi? Mesela sevdiğiniz bir müzik türünü dinlerken zevk alırsınız ama sevmediğiniz bir müzik size rahatsızlık verir. Meslek de aynen böyledir. Üniversite tercih ederken bir başka önemli konu da üniversitenin teknolojik araştırma olanakları ve uluslararası geçerliliğidir. Kalitenin her daim yükselen bir grafiğe sahip olması eğitimin en önemli unsurudur. Bu sebeple seçeceğiniz üniversite çok yönlü araştırma-geliştirme çalışmalarında deneyimliyse, siz de üniversite hayatınızda bilimsel araştırmalarda çalışma deneyimi elde edebilirsiniz. Geleceğinizi mutluluk ve başarı üzerine kurmak için, bölümleri ve meslekleri doğru tanımak gerekiyor. Araştırmanızı 360 derece yapın; yani her kaynaktan faydalanın; üniversite öğrencilerine soru sorun; mezunlara ve büyüklerinize meslekleri sorun.

Sadece mesleki eğitim aldığınız bir dönem olmasın
Prof. Dr. İsrafil Kurtcephe (Akdeniz Üniversitesi Rektörü)
Lisans eğitimimi, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü’nde aldım. Bugün üniversite sınavına girseydim yine tarih bölümünü okumayı isterdim. Dünü bilmeyen bugünü anlayamaz; bugünü anlamayan yarını öngöremez ve yarını inşa edemez. Tarih bilgisi sayesinde geçmişteki olayları değerlendirebilen insanlar, toplumsal olayları bir bütün halinde değerlendirebiliyor ve geleceklerine çok daha iyi yön verebiliyorlar. Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, “Tarihini bilmeyen milletler başka milletlerin avı olurlar” diyerek tarihin bir milletin varoluşundaki önemini çok güzel özetlemiştir. Tarih eğitimi her şeyden önce bugünkü uygarlığın nasıl meydana geldiğini öğretirken, uygarlığın bütün toplumların katkısıyla oluştuğu bilincini oluşturarak, bireylere, ortak değerlere sahip çıkarak din, dil, ırk gibi ayrımlara girmeden barış içinde yaşamayı öğretir. Tarih insanlığın hafızasıdır. Tarih bilimi ile ilgilenmek, insanın kendisini tanımasını sağlar. Tarih eğitimi alan kişi, çeşitli olaylar arasında ilişki kurup, mantık yürüterek sonuca varabilme yeteneği kazanır. Kişi aldığı eğitim ve düşünce yeteneği ile ileriye dönük, güncel olayları geniş açıdan değerlendirebilen, toplumsal gelişmeleri anlayıp yorumlayabilen bir düşünme tarzına sahip olur. Kısacası bir toplumun varoluşu ve bu varoluşunu devam ettirebilmesi için tarih bilimine ihtiyacı vardır.

Puanınız yüksek diye size uymayan bölümleri seçmeyin
İyi bir tercih listesi hazırlamak, sınavdan yüksek puan almak kadar önemli. Öncelikle puanınız doğrultusunda tercihler yapın, gitmeyi düşünmediğiniz okulları yazmayın. Tercih yaparken en çok dikkat etmeniz gereken şey severek okuyacağınız bir bölüm olsun. Puanınız, seçeceğiniz üniversite konusunda elbette çok belirleyici olacaktır ancak önce hangi bölümlerde okumaktan mutlu olacağınızı belirleyin ve bu okulların listesini yapın. Seçeceğiniz bölümde okumaktan ve mezuniyetten sonra o bölümle ilgili işlerde çalışmanın sizi mutlu edeceğinden emin olun. Puanınız yüksek diye sizin yapınıza uymayan bölümleri seçmeyin. Mezun olduğunuz bölüm ileride yapacağınız işi de belirleyecek. Bu yüzden kendinizi hangi meslekte görmek istiyorsanız o yönde üniversite tercihinizi yapın. Okuduğunuz bölüm kadar onu nerde okuduğunuzda önemli. Tercih edeceğiniz üniversiteyi mutlaka inceleyin. Akademik kadrosunu, yaptığı projeleri, orada okuyan veya mezun olan öğrencilerin yorumlarını, bulunduğu şehrin size uygun olup olmadığını öğrenin. Üniversite hayatı sadece mesleki eğitim aldığınız bir dönem olmasın. Gittiğiniz üniversitenin ve şehrin size sunduğu sosyal, kültürel ve sportif olanaklarına da dikkat edin. Üniversite yılları yaşamınızın en güzel yılları olacak, o yılları en verimli şekilde değerlendirmenizi sağlayacak tercihler yapın. Sizi ömür boyu mutlu edecek tercihler yapmanız dileğiyle.

İnsan sevmediği işte başarılı olamaz
Prof. Dr. Cemil Çelik (İnönü Üniversitesi Rektörü)
Zaman sürekli değişiyor. Zamanla beraber şartlar ve imkanlar, daha da önemlisi insan değişiyor. Önemli olan, bu değişimi doğru okuyabilmek ve ona göre karar alabilmektir. Mecelle’de temel bir kuraldır: “Zamanın değişmesiyle kararlar da değişir.” Bugünün gençleri, bölüm veya program tercihi yaparken, önceki kuşaklara göre çok daha şanslılar, diye düşünüyorum. Çünkü artık imkanlar da alternatifler de oldukça fazla. Gerek fakülte gerekse bölüm/program bazında büyük bir çeşitlilik var üniversitelerimizde. Gençlerimizin tercih konusunda artık daha bilgili olduklarını, karar verirken bilgiden yararlandıklarını ve bilinçli kararlar aldıklarını düşünüyorum. İnternetin varlığı da büyük kolaylık sağlıyor. Tercih edilecek yerlerle ilgili her türlü bilgiye anında ulaşılabiliyor. Televizyon ve gazetelerin de, üniversiteleri tanıtan yayınlara böyle dönemlerde geniş yer verdikleri görülüyor. Gençlerimizin, dershane dediğimiz özel eğitim kurumlarından danışmanlık hizmeti alabiliyor olmaları da büyük bir imkan.

Tercih yaparken çok farklı yönlerden değerlendirin

Okuyacağınız bölümleri veya programları tercih ederken, meseleye çok farklı yönlerden bakabilmelisiniz. Her şeyden önce sevebileceğiniz ve okuyabileceğiniz branşları tercih etmelisiniz. Çünkü bir işte başarılı olabilmek için o işi sevmek lazım. İnsan, sevmediği işte başarılı olamaz. Her insanın kendine göre özellikleri, kendine göre yetenekleri vardır. Tercih yaparken bu özelliklerinizi, bu yeteneklerinizi mutlaka gözönünde bulundurmalısınız. Başarı gösteremeyeceğimiz bir bölümü veya programı tercih etmeniz doğru değil. Tercih edilen bölüm ve programların, önümüzdeki yıllarda kabul ve ilgi görecek mesleklerin eleman ihtiyacını karşılayacak özellikler taşıması gerekiyor. Aldığımız diploma ile dünün veya bugünün dünyasında değil, en az dört yıl sonra başlayacak olan yarının dünyasında çalışacağız. Yarının mesleklerinin neler olduğu üzerinde kafa yormakta yarar var. Bu bağlamda, Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu’nun dikkat çektiği birtakım yeni alanlara, Türkiye’nin ihtiyacı olan mesleklere yönelmeliyiz. Buradan yarının gözde meslekleri hakkında bir fikir edinebiliriz. Tercih yaparken üniversitelerin kampüs ve barınma imkanlarının da gözönünde bulundurulmasında fayda var. Çünkü orada birkaç yıl kalacaksınız. Şehrin gelişmesine önemli katkılar sağlıyor diye hemen her şehrimizde üniversite açılıyor. Ama o şehrin de bir üniversiteyi kaldırabilecek bir gelişmişlikte olması gerekiyor. Böyle olmayınca orada bazı sıkıntılar yaşanabiliyor. Tercihlerinizde kolaylık diliyorum.

Kendi özelliklerinize, hayattan beklentilerinize dikkat edin
Prof. Dr. Davut Aydın (Anadolu Üniversitesi Rektörü)
Şimdi üniversite okuyacak olsaydım yine tercihim İşletme Bölümü olurdu. Ayrıca üniversitemizin örgün programlarda okuyan öğrenciler için sunduğu “İkinci Üniversite” programlarından olan Tarih Bölümü’nü seçerdim. İşletme için neden? diye soracaksınız. Çünkü işletmecilik; dünyanın her tarafında çok rahat kendinizi geliştirdiğiniz takdirde iş bulabileceğiniz geniş bir istihdam alanına sahip.
Bankadan sanayiye, alışveriş merkezlerinden tarıma hizmet eden her sektörde iş bulma olanağınız var. İşletmecilik; dünyanın herhangi bir yerinde çok rahat kendinizi geliştirebileceğiniz, yaşamınızı sürdürebileceğiniz bir alan. Elbette ki bunun yanında dünya standartlarında bir yabancı dil, bilgi ve iletişim teknolojileri ile kendinizi geliştirmeniz gerekiyor. Diğer önemli bir husus ise; yaptığınız işi sevmeniz. Ben meslek olarak sevdiğim bir işi yaptığımı düşünüyorum. Hem seviyorum hem bireysel olarak niteliklerime uygun bir alan. İşletmecilik küresel dünyada istihdam açısında geniş bir yelpazeye sahip. Ancak işletmecilikte uzmanlık çok önemli. Çünkü pazarlama, finans, muhasebe ve insan kaynakları gibi çeşitli dalları var. Bu anlamda düşüneceğiniz zaman en rahat iş bulma olanaklarının içerisinde pazarlama-finans geliyor. Bu iki tercih içerisinde bunlardan birini yine tercih etmek durumunda kalsam yine finansı tercih ederim.

Bazen üniversitenin adı, bazen de bölümün niteliği önem taşır
Meslek seçimi gelecekteki hayatınızı etkileyecek bir seçim ve yaşamınızda verdiğiniz en önemli kararlardan biri. Bu nedenle kendi özelliklerinize, hayattan beklentilerinize dikkat edilerek verilmesi gereken bir karar. Tercih yaparken bakış açınız herhangi bir bölüme yerleşme odaklı olmamalı ve meslek seçimlerinizin hayatlarınızı şekillendireceğini unutmamalısınız. Kişinin kendisini tanıdıktan sonra, kişisel özelliklerine uygun olan meslekleri tanıması da önemlidir. Tercih edeceğiniz mesleğin çalışanları ile görüşmeniz ya da rehber öğretmenlerden ve diğer kaynaklardan meslek ile ilgili bilgi almanız yerinde olur. Seçeceğiniz üniversiteyi ve üniversitenin bulunduğu ili de tanımanız gerekiyor. Üniversitenin yeri, öğrencilere sağladığı olanaklar, kalacağınız yer, sosyal ve kültürel yaşam, sportif faaliyetler vb. gibi beklentilerinize yanıt verecek şekilde olup olmadığınız araştırmalısınız. Üniversite hayatından bekledikleriniz ile tercih ettiğiniz üniversitenin ve ilin özelliklerinin uyması bu anlamda çok önemli.
Kimi meslek dalları için mezun olunan üniversitenin adı önemli olabilirken, kimi bölümler içinse bölümün niteliği ve iş bulma olanakları daha fazla önem taşıyor. Bundan dolayı tercip yaparken bu özellikler de dikkate alınmalıdır.

Başarılı olacağınıza inandığınız bölümleri seçin
Prof. Dr. Süleyman Baykal (Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörü)

Bu yıl üniversite sınavına girmiş olsaydım Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nü tercih ederdim. Bunun için iki neden gösterebilirim: İçinde yaşadığımız İletişim çağında baş döndürücü bir hızla yaşanan yeniliklerden hem yararlanmak, hem de onlara bir yenisini eklemek hazzını yaşamak isterdim. Öte yandan bilgisayar bilimlerinin tasarlama, üretme aşamalarında ve geleceği yönlendirme noktasında insan zihninin işlevselliğini gösterdiğini düşünüyorum. Bu mükemmel bir süreç, doğrudan içinde olmak isterdim. İnsanların mutlu olmasında çevrelerine faydalı olmaları önemli bir etken. Bir insanın kendi mutluluğunu ve huzurunu sağlamış olması gerekir. Bunun için sizlere sevdiğiniz, yetenekli olduğunuzu düşündüğünüz ve başarılı olacağınıza inandığınız bölümleri tercih etmenizi öneririm. Üniversitelerin akademik geleneğe sahip olması, eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma birikimi ile ilişkilidir. Geleceğe hazırlamada bu birikim çok önemli. Bunun için köklü ve zengin bir akademik mirasa sahip üniversitelerde okumanızı isterim. Son olarak da modern zamanlarda kent kültürü ve kentlilik bilincinin öne çıkmasından hareketle, bireysel gelişimde bu kültür ve bilincin katkısını önemsediğimi belirtmek isterim. Bunun için çevre ve tarihsel miras itibarıyla kent kültürü imkanlarından yararlanabilğiniz üniversiteleri tercih etmenizi öneririm. Yarınlarımızın emanetçisi olan sizlerin hayatınızın bu dönüm noktasında en doğru kararı vermenizi, bir kez karar verdikten sonra da bu doğrultuda başarılı olmanızı dilerim.

REHBERLİK UZMANLARINDAN TERCİH ÖNERİLERİ/_np/4348/20764348.jpg

Sınav maratonu bitti, şimdi tercih zamanı
Seçim yaparken önce isteklerine göre liste yapın
Yoğun bir sınav maratonunu geride bırakarak puanlarını öğrenen üniversite adayları şimdi de tercih telaşına düştü. Aileler ve öğrenciler puanlarına göre uygun bölümleri ve üniversiteleri araştırırken uzmanlar uyarıyor, “İstemediğiniz bir bölümü yazmayın, “Sonradan mutsuz olacağınız, okumayacağınız ama sadece çevrenize “Ben de kazandım” demek için tercih yapmamalısınız. Seçim aşamasında önce isteklerinize göre bir liste hazırlayın.”
İşte uzmanların tercih önerileri:

Her yıl 500 bin aday yanlış tercih yapıyor
Faruk Ardıç (Fem Yayınları Rehberlik Koordinatörü)
Tercihlerle ilgili yapılan araştırmalarda öğrencilerin ailelerinden oldukça etkilendikleri gözleniyor. Özellikle tercih sürecinde babalarından etkilenenlerin sayısı oldukça fazla. Aileler ve adaylar branş seçiminde fazla bilgili sahip olamadıkları için, yanlış tercihlerde bulunabiliyorlar. Sizden beklenen, yeteneklerinize en uygun mesleği yapabilecek bir bölümde okuyabilmenizdir.
Liseden mezun aday sayısı ile kontenjan sayısı eşit olmasına rağmen, yanlış tercih yapıp üniversite sınavına giren adaylar sistemi tıkıyor. YÖK, 500 bin öğrencinin bir kısmının ön lisanstan yüksek lisans bölümlerine geçmek isterken büyük kısmının ise yanlış tercih kurbanı olduğunu belirledi. Adaylara sınav öncesi verilebilecek iyi bir rehberlik hizmetleriyle bu sorun en aza indirilecektir. Böylelikle hem üniversite önünde yığılmalar önlenecek hem de adaylar için zaman ve ekonomik kayıplar en aza indirilecektir.
Tercih sürecinde başarı sıralarınızı esas almak daha doğru bir yaklaşım olacak. Sonradan mutsuz olacağınız, okumayacağınız ama sadece çevrenize “Ben de kazandım” demek için tercih yapmamalısınız. Seçim aşamasında önce isteklerinize göre bir liste hazırlamalısınız. Sonra rehber öğretmenlerden tercih öneri listesi almalısınız.
Tercih sürecinde karşılaşılan durumlardan birisi de puan kaybolmasın düşüncesiyle istenmeyen fakat puanı yüksek bölümlere yer verilmesi. “Puanım boşa gitmesin” kaygısıyla tercihlerinizde, en başa istemediği ancak puanı çok yüksek bir tercih yapmanız yapılabilecek en büyük hatadır. Önemli olan puanın yanıp yanmaması değil, hangi bölümde okumak istediğinizdir.

Başarısız olan tekrar denemeli
Tercihler döneminde birçok adayın, yaşadığı ildeki üniversiteleri tercih etme eğilimi var. Halbuki öğrencinin kapasitesi ve yeteneği daha kaliteli bir üniversiteyi kazanmaya yeterli olabiliyor. Üniversite ve bölüm tercihi yaparken öğrencilerin en çok düştüğü çelişkilerden biri, bölüm veya üniversitelerin hangisinin öncelikle olacağıdır. Adayların çoğu “Boğaziçi, İTÜ ya da Bilkent, ODTÜ gibi puanı yüksek üniversiteye gideyim de hangi bölüm olursa olsun” mantığıyla hareket ediyorlar. Bazı adaylar ise “Hangi üniversite olursa olsun fark etmez” düşüncesiyle hareket ediyorlar. Bu iki düşünce de aslında tam olarak doğru değil. Seçilen üniversite, üniversitenin bulunduğu şehir ve eğitim alınan bölüm ile birlikte hepsi bir bütündür.
Sınavda yeterli başarıyı yakalayamadıysanız bunun nedenini araştırmalısınız. Özellikle 12’nci sınıfta olup ta ders yoğunluğundan dolayı ve buna bağlı yetersiz çalışmaktan kaynaklanan başarısızlık söz konusu ise tekrar hazırlık yapmanız en doğru yaklaşımdır. İstenmeyen bir bölümü okumaktansa bir yıllık hazırlık süreci öğrenci için kayıp olmayacak.
Çoğu aile tercih aşamasına dahil oluyor. Ama genelde ailelerin yaklaşımı ileride maddi olanağı yüksek ya da zamanında kendilerinin yapamadığı mesleklere çocuklarını yönlendirmek oluyor. Bu yanlış bir tutum. Aile çocuğun kişilik özelliklerini görmeli. Onların artık birer yetişkin olduğunu aileler unutmamalı. Çocuğunun ileride mutlu olacağı mesleği seçmesi için yol göstermeli, baskı yapmamalı. İstemeyerek gittiği okulu birçok öğrenci yarıda bırakıyor. Bunun dışında aday tercih yaparken olabildiğince alternatifli seçim yapmalı.

En önemli kriter program hakkında bilgi sahibi olmak
Cihan Yeşilyurt (Fen Bilimleri Dershanesi Rehberlik Koordinatörü)

Hangi yükseköğretim programlarını seçeceğiniz konusunda karar verirken en önemli kriter, tercih edeceğiniz programlar hakkında bilgi sahibi olmanızdır. Yükseköğretim programlarının ilgi alanınıza girip girmediğini, beklentilerinize ve yaşam biçiminize uygun olup olmadığını araştırmalısınız. Okumayı düşünmediğiniz bir bölümü listenize yazmamalısınız. Yükseköğretim programlarına her yıl sürpriz yerleşmeler de oluyor. İlk birkaç tercihinizde, başarı sıranızın ya da puanlarınızın yeterli olmayabileceği endişesi yaşamadan, mutlaka idealiniz olan bölümlere yer vermelisiniz. Özellikle vakıf üniversitelerinin başarı sıralarında sürpriz düşüşler ya da yükselişler beklenmeli. Bu bağlamda çok geniş bir yelpazeden tercihlerinizi oluşturmalısınız. Tercih edeceğiniz yükseköğretim programlarının özel koşullarını mutlaka kılavuzdan okumalısınız. Bazı programlar için fiziksel özellikler, cinsiyet, sağlıkla ve yaşla ilgili koşullar istenebiliyor. Koşullarını taşımadığınız bir programa puanınız yeterli olup yerleştirilseniz bile kaydınız yapılmaz. Öncelikle 2013-ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzunu dikkatle incelemeniz ve tercihlerinizi buna göre yapmanız gerekiyor. Kontenjanların bulunduğu tabloların son sütunlarında yer alan 2012-ÖSYS sonuçlarına ait bilgilerin, bir programın ne ölçüde tercih edildiğini gösteriyor.

Kılavuzda yer alan tablolar

Tablo 3-A Sınavsız Geçiş ile ilgili yükseköğretim programları Mesleki ve Teknik Eğitim Bölgelerine (METEB) göre hazırlanmıştır.
Tablo 3-B YGS Sonucuna Göre Merkezi Yerleştirme İle Öğrenci Alan Yükseköğretim Ön Lisans Programlarını gösterir.
Tablo 4’te Merkezi Yerleştirme İle Öğrenci Alan Yükseköğretim Lisans Programlarına, Tablo 5’te Özel Yetenek Sınavı Sonuçlarına Göre Öğrenci Alan Yükseköğretim Programlarına, Tablo 6A’da Ortaöğretimdeki Bazı Alanların Yerleştirmede Ek Puan Alacağı Lisans Programlarına yer verir.
Tablo 6B.1 Mesleki ve Teknik Ortaöğretim Kurumlarının Alanları İle Aynı Alanlardaki Lisans Programları, Tablo 6B.2 Teknoloji Fakültesi Lisans Programları, Tablo 6B.3 Sanat ve Tasarım Fakültesi Lisans Programları, Tablo 6B.4 Turizm Fakültesi Lisans Programları, Tablo 6C Mesleki ve Teknik Ortaöğretim Kurumu Mezunlarının Sınavsız Yerleşebilecekleri Ön Lisans Programlarını listeler.
Her bir programla ilgili özel koşul ve açıklama numaraları (8) numaralı sütunda 1, 2, 3, ..... şeklinde belirtiliyor. Bu koşulların neleri içerdiği, tablolardan sonra, “Tablo 3A, Tablo 3B ve Tablo 4’te Yer Alan Yükseköğretim Programlarının Koşul ve Açıklamaları” başlığı altında, numara sırasına göre veriliyor ve çok dikkatli incelenmesi gerekiyor. 2012-ÖSYS başarı sıralarının adayın 2013-ÖSYS sonuç bilgilerindeki yerleştirme puanlarına ait başarı sıraları ile karşılaştırılması yol gösterici olacaktır. Ancak, 2013 yılında OBP’nin hesaplanma yönteminin değişmiş olmasının yanı sıra, yükseköğretim programlarında gerçekleşen puan türünde değişiklikleri, kontenjanın azalması veya artması, programa kabul koşullarında meydana gelebilecek değişiklikler, ek puan alabilecek öğrenci sayısı değişimleri, alanda veya yakın alanlarda yeni açılan programlar ve öğrenim ücretlerinde meydana gelen değişiklikler gibi birçok etkenin bu yıl oluşacak başarı sıralamalarını değiştirebileceği gözönünde tutulmalı. 

Tercih yaparken üniversite sıralamalarından nasıl yararlanılır?
ODTÜ eski Rektörü ve Kimya Bölümü Öğretim Üyesi, URAP Başkanı Prof. Dr. Ural Akbulut yazdı:
Üniversite seçimi tüm dünyada gençler ve aileleri için en önemli kararlardan biridir. Seçeceğiniz üniversite ve bölüm, ilerdeki yaşamınızın şekillenmesinde büyük önem taşır. Ülkelerin ekonomisi, toplumun ortalama eğitim düzeyi ile birebir ilişkilidir. Dünyanın en zengin ve en gelişmiş ülkelerinde halkın önemli bir kısmı üniversite mezunudur. Üniversite mezunlarının yaşam standardı üniversite mezunu olmayanlardan yüksektir. Üniversite mezunlarının ülke ekonomisine katkısı da diğerlerinden çok fazladır. İş kurup istihdam yaratanlar arasında üniversite mezunlarının başarı oranı çok yüksektir. Genellikle üniversite mezunlarının kurduğu şirketler hızla büyür, uzun ömürlü olur ve ihracat potansiyeli yüksektir. İnsanların eğitim düzeyi arttıkça ülke ekonomisine yaptıkları katkı oranı artar. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde toplumun ortalama eğitim düzeyinin 1 yıl artması o ülkenin milli gelirinin yüzde 10 artmasını sağlar. Üniversite eğitimi, kişilerin yaşam standardını ve ülke ekonomisini geliştirdiği için eğitimdeki en önemli aşamadır. Her aday tercih aşamasında, kendisinin ve ülkenin geleceği için önemli bir karar verdiğinin bilincinde olmalıdır. OECD’nin 2012 Eğitim Raporu’nda üniversite eğitimi görenlerin oranına göre Türkiye 39 ülke arasında 36’ncı sırada bulunuyor. Yükseköğrenim görenlerin oranı yükseldikçe ülkemizin refah düzeyi artacaktır. Gençler, kendilerine en uygun bölüm ve üniversiteyi seçerek iş yaşamındaki başarı şansını arttırıp ülke ekonomisine önemli katkılar yapabilirler.

Üniversite sıralaması ilk kez ABD’de ortaya çıktı
ABD, dünyada en fazla üniversitesi olan ülkedir. ABD’de 2 bin 800’ü 4 yıllık ve 1.700’ü 2 yıllık olmak üzere 4 bin 500 yükseköğretim kurumu vardır. Yaklaşık 20 milyon öğrenci yükseköğrenim görmektedir. Bunun yansıması olarak da ABD’nin milli geliri 15 trilyon dolardır. ABD, dünyada en fazla üniversiteye sahip ülke olduğu için üniversite seçimi zordur. Tercih aşamasındaki adaylara ve ailelerine yardımcı olmak için, 1983’te US News and World Report dergisi ABD üniversitelerini sıraladı. Dünyanın ilk üniversite sıralaması sayılan bu sıralama diğer ülkelere de örnek oldu. Çok sayıda ülkede, öğrenciler bölüm ve üniversite tercihi sırasında üniversite sıralamalarından yararlanıyor. Ülke içi sıralamalar dışında 2003’te ilk kez dünyanın en iyi 500 üniversitesi sıralandı. Ardından Times, QS, Leiden, Webometrics, Scimago, HEEACT gibi kurumlar dünya üniversite sıralamalarını yayınlamaya başladı. ODTܒde 2009’da kurulan URAP (University Ranking by Academic Performance) laboratuvarı, 2 bin dünya üniversitesinin genel ve alan bazlı sıralamasını her yıl yayınlıyor. URAP ayrıca Türk üniversiteleri için geliştirilen özel bir sıralama da yapıyor. Adaylar, son karardan önce tüm sıralamaları da inceleyerek seçim yaparsa hayattaki başarı şanslarını o derece artırırlar.

Tercihte ülke içi ve dünya sıralamaları yardımcı olabilir
Dünya sıralamaları, adaylara üniversitelerimizin genel ve alan bazındaki durumu hakkında oldukça sağlıklı bilgi verir. Adaylar önce, aldıkları puana ve kendi yapılarına en uygun olan bölümleri belirlemeli ve sonra okumaktan mutlu olacakları üniversiteleri listelemeli. Ardından, ilgilendikleri üniversitelerin ilgilendikleri bölümlerini gezip o üniversitelerin hoca, öğrenci ve mezunlarından bilgi almalıdır. Böylece bazı bölüm ve üniversiteleri listeden çıkartabilirler. Son kararlarını verecekleri zaman, dünya ve ülke içi üniversite sıralamalarını incelemek yararlı olur. Dünyadaki 8 sıralama sisteminin en son sıralamalarında, 10 üniversitemiz en az bir listede ilk 500’e girdi. Bunlar ODTÜ, İstanbul, Hacettepe, Ankara, İ. D. Bilkent, Ege, Gazi, İTÜ, Boğaziçi ve Koç üniversiteleridir. Bu sıralamaların; ODTÜ: 6’sında, İstanbul: 4’ünde, Hacettepe: 3’ünde, Ankara: 2’sinde, İ. D. Bilkent: 2’sinde (bir de 50 yıldan genç üniversiteler listesinde), Ege: 2’sinde, Gazi: 1’inde, İTÜ: 1’inde, Boğaziçi: 1’inde ve Koç: 1’inde (bir de 50 yıldan genç üniversiteler listesinde) ilk 500’de yer aldı. URAP’ın 2012 dünya sıralamasında dünyanın ilk 2 bin üniversitesi arasına, 77 üniversitemiz girme başarısını gösterdi. URAP, bu 77 üniversitemizin; tıp, mühendislik, sağlık bilimleri, fen bilimleri, ziraat ve sosyal bilim alanlarındaki yerlerini de açıkladı. QS tarafından yapılan 2012 dünya sıralamasında üniversiteler bilim alanlarına göre sıralandı. ODTÜ: 8 alanda, İTÜ: 5 alanda, İ. D. Bilkent: 3 alanda ve İstanbul: 1 alanda dünyanın ilk 200 üniversitesi arasında yer aldı. Leiden dünya sıralamasında 6 üniversitemiz genel sıralamada ve 5 bilim alanı sıralamasında dünyanın ilk 500 üniversitesi arasında yer aldı. Bu üniversiteler; ODTÜ, İstanbul, Ankara, Ege, Hacettepe ve Gazi üniversiteleridir.

URAP, 161 Türk Üniversitesinin Dünya Sıralamalarındaki Durum Raporunu Açıkladı  
İlk 500’de yer almadıkları için burada yer verilemeyen çok sayıda başarılı Türk üniversitesi var. Dünya sıralamalarının en az birinde yer alan 161 üniversitemiz bulunuyor. Scimago 3 bin civarında üniversitenin genel ve alan sıralamasını yayınlıyor. Çok sayıda Türk üniversitesinin durumu bu sıralamalardan öğrenilebilir. Webometrics dünya sıralaması, 20 bin dünya üniversitesinin genel sıralamasını yapıyor ve 161 üniversitemiz bu listede yer alıyor. URAP, üniversite adaylarına yardımcı olmak için, 161 üniversitemizin 8 farklı dünya sıralama sistemindeki durumunu toplu halde veren bir rapor hazırladı. Bu rapor basına açıklandı. Raporun tümüne URAP web sayfasından http://www.urapcenter.org ulaşılabilir. Ayrıca adaylar http://tr.urapcenter.org/etkilesimlirapor adresinden, etkileşimli olarak ilgilendikleri üniversitelerin adını veya kent adını girerek o üniversitelerin dünya sıralamalarındaki durumunu öğrenebilirler. Tüm adaylara başarılar dilerim.

 



Bu bir ilandır.
© Copyright 2014 Hürriyet - Doğan Yayın Holding