Hürriyet Advertorial
Hürriyet Hava Durumu - Hava Nasıl 0lacak
İstanbul : 10ºC
24 Kasım 2014 15:49
[Şehir Güncelle]

Borsa

Bu bir ilandır.
28 Haziran 2013
Borsa İstanbul şimdi ise Sürdürülebilirlik Endeksi üzerinde çalışıyor.

 

Yok Böyle Getiri

KÖKLÜ bir tarihe sahip olan borsa son 10 yılda muazzam bir getiri oranı yakalayarak dünya borsalarında üst sıralarda yer aldı. Borsa 2002-2012 arasında yüzde 22 yıllık getiriyle Avrupa borsalarını solladı. Bu 10 yıllık dönemde piyasa değerleri katlanıp 502 milyar TL’ye kadar sıçradı. Günlük ortalama 1.8 milyar işlem hacmi tutturan borsa tarihi zirvesini de 2013 yılında görmüş oldu.
Ancak en çarpıcı etkisi borsanın 10 sene içinde bireysel yatırımcıya olan etkisi oldu. 1000 TL’si olan bir yatırımcı 2002-2012 yılları arasında borsaya yatırım yaptığında yıllık yüzde 22 getiriyle 10 senede parasını 5’e katladı. Yatırımcının 1000 TL’si 10 yılda 5004 TL’ye kadar ulaştı. Bu rakamla 2002-2012 yıllık getiride parasını borsaya yatıran Türk yatırımcı, İngiliz, Brezilyalı ve Hint yatırımcıların kendi para birimleri üzerinden borsaya yatırdıkları paradan daha çok getiri elde etti. Tabii bu hesabın borsanın genel büyümesi ile yapıldığını da hatırlatmak gerek. Genel ortalamanın üstüne çıkan birçok şirket olduğu düşünüldüğünde birçok Türk yatırımcının kazancı yatırdığı paranın 5 katından da fazla oldu.

Modern ve gelişmiş bir ekonomi için...

Menkul kıymet borsaları bugünün dünya ekonomisi için çok önemli mihenk taşları. İşleyen bir menkul kıymet borsası olmayan bir ülke, modern ve gelişmiş bir ekonomi olarak kabul edilmiyor. Gelişmiş ülkelerde bankalardan kredi yoluyla borçlanma kadar borsa yoluyla yatırım sermayesi üretme yolu da yaygın. Böylece şirketlerin sermayesi geniş halk tabakalarına da yayılıyor. Halk bu yolla ülke ekonomisini de takip etmeye başlıyor...

140 yılda  neler yaşandı

TÜRKİYE Kütahya’nın Çavdarhisar ilçesindeki bilinen en eski borsa binası ile, dünyanın borsacılık tarihine beşiklik etmiş ülkelerden biri. Kütahya’da 1750 yıl öncesine kadar giden bir borsacılık geçmişi olan Türkiye’nin, bugünkü anlamda ilk borsacılık faaliyetleri ise, Osmanlı İmparatorluğu dönemine dayanıyor. Osmanlı, 1854 yılında Kırım Savaşı’ndan kaynaklanan borçları için çıkardığı tahivillerle bu alandaki ilk faaliyetlerini başlatırken, bugün gelinen noktada dünyanın 16’ıncı büyük ekonomisine sahip Türkiye’nin aynı oranda büyük bir sermaye piyasasının olması hedefleniyor.

------------------

Endeks sayısı 52’ye ulaştı

BORSANIN tarihi boyunca yatırımcıların piyasalardaki hareketlilikleri daha rahat takip edebilmeleri için onlarca endeks geliştirildi. 1986 Ocak ayında kurulduğunda İMKB 100 olarak hizmet veren borsa zamanla sektör ve yerel endeksleriyle yatırımcılara yol gösterecek birçok gösterge geliştirdi. Endekslerin sayısı 1986’dan bu yana 52’ye kadar ulaştı. Borsa İstanbul şimdi ise Sürdürülebilirlik Endeksi üzerinde çalışıyor.

---------------------

Finansal enstrümanlar büyüyüp gelişmeli/_np/3715/20623715.jpg

BORSA İstanbul’un kurumsal altyapısındaki yeniliğe dikkat çeken Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, “Son dönemde ekonominin kurumsal altyapını güçlendirecek önemli bir adım Borsa İstanbul’un hayata geçirilmesi oldu. Sermaye piyasalarının tek çatı altında toplanması hem piyasanın hem de finansal enstrümanların büyüyüp gelişmesine destek olacaktır” dedi.  

EKONOMİNİN büyüyüp gelişmesi için yapılan çalışmaları değerlendiren Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, “Sermaye yetersizliği sorununu çözmek zorundayız. Sadece şirketlerin sorunu gibi gözüken bu sıkıntı esasında Türkiye ekonomisinin genel sorunudur. Elimizdeki varlıkları sermayeye dönüştüremediğimiz için hem tasarruf sahiplerimiz kaybediyor, hem mali piyasamızı büyütemiyoruz, hem de şirketlerimize büyümeleri için gerekli finansman imkânlarını sağlayamıyoruz. Yeterli büyüklüğe ulaşamayan şirketlerimiz artan rekabet karşısında kaybediyor. Sonuçta ülkemiz kaybediyor. Bakın bugün müthiş bir gayrimenkul stokumuz var, ama pek çoğu tapusuz. Ekonomik sisteme dâhil değil. Dünyanın en büyük altın stoklarından birine sahibiz. Ama bunları yastık altında tuttuğumuzdan ülkemiz ekonomisine pek bir faydası olmuyor” dedi.

DEMOKRASİ DE ETKİLENİR
Şirketlerin halka arz çalışmaları hakkında bilgi veren Rifat Hisarcıklıoğlu, şöyle konuştu:
“Şirketlerin halka arzı yöntemi “kazan kazan” stratejisidir. Milli varlıkları sermayeye dönüştürmenin en etkili yollarından bir tanesidir. Hem tasarruf sahibi kazanır, hem şirketlerimiz kazanır, hem de ülkemiz kazanır. Halka açılmanın şirketlere faydalarını basitçe formüle edip, 5K ile özetleyerek tüm illerde anlatıyoruz; kurumsallaşmanın sağlanması, kredibilitenin artması, kayıtlı çalışmanın artması, kazancın artması ve kültür değişimi. Özel sektör ve yatırımcılar bundan kazançlı çıkarken ülkenin ne kazandığını da 1K ile özetliyorum; Kalite. Yani hem ekonomi hem de demokrasi olumlu etkilenir.

ŞEFFAFLIK KAZANIYORLAR
Kurumsallaşmanın ve ortaklık kültürünün geliştiği bir ülkede ekonomi daha sağlamdır. Kayıtdışı ekonominin azaldığı, şirketlerin şeffaflaştığı bir ortamdaysa demokrasinin kalitesi artar. Güçlü ekonomi ve kaliteli demokrasinin olmasını istiyorsak, kayıtlı, şeffaf ve hesap verir bir sistem kurmalıyız. Ben her gittiğim yerde, her platformda, yeterli sermayeye ulaşabilmek için ortaklığı teşvik ediyorum. Zaten bizim kültürümüzde çok güzel bir söz var. Birlikte rahmet var diyoruz. O halde şirketinizi halka açın yeni ortakların edinin, kaynak bulun, büyüyün.

DÜNYADA DURUM NASIL
Bir başka önemli sıkıntımız kurumsallaşmamak. Japonya’da 500 yıllık şirketler var. Avrupa’da 200 yıllık, 300 yıllık şirketler var. Fakat Türkiye’de 100 yıl önce üretim varken maalesef 100 yıllık şirket çok az. Niye? Kurumsallaşamadığımız için. Eğer büyük bir emek vererek kurduğumuz, büyüttüğümüz şirketlerinizin, adınızı yaşatmasını, çocuklarınıza, torunlarınıza kalmasını istiyorsanız, kurumsallaşmayı sağlamak zorundasınız. Bunu başarırsak, ne mutlu hepimize. Bundan ülke karlı çıkacak, sizler, çocuklarınız, torunlarınız karlı çıkacak. Adınız gelecekte de anılacak.”


Halka açılmak neden önemli

HALKA açılmanın kurumsallaşma yolunda önemli bir adım olacağını anlatan Rifat Hisarcıklıoğlu, “Bugün dünyaya baktığımızda şirketlerin yüzde 80’i birinci nesilde son buluyor. İkinci nesilde yüzde 16’sı neredeyse son buluyor. Yüzde 4-5’e yakını ancak üçüncü nesle kalabiliyor. Bunlar da kurumsallaşan şirketler. Çoğu da halka açık şirketler. Halka açılmamış ancak kurumsallaşmış şirketler de var. Ama onların işi daha zor ve bu yüzden sayıları az. Dolayısıyla halka açılmayı biraz da bu gözle bakmak lazım. Bu aslında sosyal sorumluluktur. Yaratmış olduğunuz değerleri sürdürülebilir kılmak için milli servetin geleceğini garantiye almaktır” dedi.

ŞİRKETLERİN daha çok kayıtdışı çalışmalardan şikayet ettiğini anlatan Rifat Hisarcıklıoğlu, şöyle konuştu: “Hepimiz kayıtdışılıktan şikâyetçiyiz. Zira kayıtdışı ekonomi öncelikle adil rekabeti öldürür. Sonra da ekonominin yapısını çürüterek, uzun vadeli kalkınmayı engeller. Kayıtdışının olduğu yerde, kimse hesap veremez. Hesap veremeyen, hesap da soramaz. Dolayısıyla demokrasi gelişmez. Demokrasinin kalitesi düşer. Kaliteli demokrasinin olmadığı yerde, güçlü ekonomi olamaz. Sistemi kayıt altına almanın en etkili yollarından bir tanesi yine halka arz yöntemidir. Ayrıca şirketler halka açıldıktan sonra hisse senetlerini teminat göstererek daha kolay kredi kullanabiliyorlar. Halka arz edilen hisse senetlerinin organize bir pazarda istenilen zamanda gerçek arz ve talebe göre oluşan fiyatlardan şeffaflık içerisinde alınıp satılmasını sağlayarak hisse senetlerine likidite kazandırılmaktadır. Halka açılan şirketin itibarı ve tanınırlıkları artar.”

Şirketler büyürse Türkiye büyür/_np/3717/20623717.jpg

TÜRKİYE’de 240 bin tane üretim tesisi bulunduğunu belirten Rifat Hisarcıklıoğlu, “Yaklaşık 1,3 milyon kayıtlı firmamız var. Ama halka açık sadece üç yüz kadar şirketimiz bulunuyor. Ülkemizin en büyük 500 sanayi kuruluşunun sadece beşte biri halka açılmış durumda. Bu da bizim ayıbımızdır. Borsanın değeri ile milli geliri oranladığımızda dünya ortalaması aşağı yukarı 1’e denk geliyor. Türkiye’de bu oran üçte bir nispetinde. Yani borsamız 3 kat büyüme potansiyeline sahip. Firmalarımız halka açılarak 500 milyar dolarlık kaynağa ulaşabilirler. Sermaye büyürse, şirketler büyür, şirketler büyürse Türkiye büyür. Hep birlikte kazanırız” diye konuştu.

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Sayın Adnan Bali

Bankalara öncülük etti

Borsa İstanbul, Cumhuriyetimizden daha eski ve kökleri Osmanlı dönemine uzanan kurumlardan biridir. Tarihi, 1866 yılında Galata bankerlerinin öncülüğünde kurulan, yerli ve yabancı tahvil ve hisse senetlerinin işlem gördüğü Dersaadet Tahvilat Borsası’na kadar uzanır. 2013 yılı, borsamızın tarihi açısından önemli kilometre taşlarından biri oldu. İşlem gören ürünlerin niteliğine göre kurulmuş borsalar tek bir çatı altında birleştirilerek bütünleşik bir yapıya geçildi.
Günümüzün güçlü ve başarılı borsaları, yerel değil, bölgesel ve hatta global ölçekte güç ve etkinlik kazanmış borsalardır. Bu alanda rekabet ciddi ölçüde artmış ve geleceğin finansal dünyasında yer bulmak isteyen borsalar, birleşme ve satın almalar yoluyla varlıklarını güçlenerek sürdürme yolunu seçmişlerdir. Borsacılık faaliyetindeki bu yeni trendi dikkate aldığımızda, Borsa İstanbul’un yeni yapısı ve bölgesinde gerçekleştirdiği stratejik işbirlikleriyle uluslararası rekabette daha avantajlı hale geldiğini söyleyebiliriz.
Bir borsanın gelişmesi, derinleşmesi ve genel anlamda başarı kazanması, ancak ve ancak faaliyet gösterdiği ülkenin sermaye piyasalarındaki gelişme ve derinleşme ile mümkündür. Bu nedenle sermaye piyasalarımızı geliştirmeyi hedefleyen adımların başarısı, Borsa İstanbul’un da başarısının önemli belirleyicisi olacaktır.
İş Bankası, henüz bir borsamızın ya da sermaye piyasalarımızı düzenleyen bir kanunun olmadığı 1974 yılında, bünyesinde bir menkul kıymetler departmanı kurarak ticari bankalar içinde bu alanda öncülük yapmıştır. İş Bankası ayrıca, bir tür halka açık şirket olarak kurulması ve faaliyet gösterdiği süre boyunca çok sayıda halka açık şirketin kurulmasını sağlamasıyla, ülkemizde halka açık şirket kültürünün gelişimine en fazla katkıda bulunan aktörler arasında yer almıştır. Bugün Borsa İstanbul’da, İş Bankası ve 13 iştirakinin payları işlem görmekte ve söz konusu 14 adet İş Grubu şirketinin değeri, Borsada işlem gören şirketlerin piyasa değerleri toplamının yaklaşık yüzde 8’e yakın bir bölümünü oluşturmaktadır.
Bunun dışında, İş Bankası, doğrudan ya da iştirakleri üzerinden gerçekleştirdiği aracılık işlemleriyle, Borsa İstanbul bünyesindeki pay, türev araçlar ve borçlanma araçları piyasalarında lider konumdadır.
Diğer yandan İstanbul’un bir finans merkezi haline gelmesi de Borsa İstanbul’u bölgesel ve global rekabette daha da öne taşıyacaktır. Bu noktada finans piyasalarımızın en önemli aktörlerinden biri olan İş Grubu’nun bölge ülkelerinde genişleme politikası, Borsa İstanbul’un büyümesine ve rekabet gücünü artırmasına önemli katkılar sağlayacaktır.
İş Bankası, sermaye piyasalarımızın ve dolayısıyla Borsa İstanbul’un büyüme ve gelişimine katkı sağlayacak her türlü adımı desteklemeyi bugün olduğu gibi gelecekte de sürdürecektir.

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan Hürriyet için yazdı

Modern ve gelişmiş bir ekonomi için...

Menkul kıymet borsaları bugünün dünya ekonomisi için çok önemli mihenk taşları. İşleyen bir menkul kıymet borsası olmayan bir ülke, modern ve gelişmiş bir ekonomi olarak kabul edilmiyor.
Gelişmiş ülkelerde bankalardan kredi yoluyla borçlanma kadar borsa yoluyla yatırım sermayesi üretme yolu da yaygın. Böylece şirketlerin sermayesi geniş halk tabakalarına da yayılıyor. Halk bu yolla ülke ekonomisini de takip etmeye başlıyor.

BORSAYLA BÜYÜYORLAR
İleri teknoloji üzerine üretim yapan firmalar bugün en çok borsaya açılarak büyüyorlar. Çünkü teknoloji geliştirme konusu bankaların göremediği bir risk yapısına sahip. Silikon Vadisi şirketleri gelişimlerinin ilk aşamasında borsaya açılma yoluyla gerekli sermayeye ulaştılar 90’lı yıllarda. Ben bu anlamda ülkemiz teknolojik altyapısının gelişiminde menkul kıymetler borsasını çok stratejik bir yol olarak görüyorum. Teknoloji üretip dünyaya satmak ülkemizin tek kurtuluşu, bunu her zaman söylüyorum. Biz ülke olarak montaj sanayi ile dünyanın taşeronluğunu yapmak istemiyoruz. Sattığımız ürünlerin kilogram fiyatını teknoloji ve markalaşmaya dayalı olarak artırmak istiyoruz. Bunun için teknoloji geliştirme aşamasında riskin tabana yayılması gerekli ve en doğru adres borsa. Zaten 1990 yılından itibaren hi-tech şirketlerinin gelişmiş ülke borsalarındaki ağırlığı bu dediklerimin bir kanıtı.

REEL EKONOMİYE YÖNELİYOR
Bence menkul kıymet borsalarının en önemli işlevlerinden birisi de “birikimlerin yatırım için mobilize olmasını sağlamasıdır.” Bugün milyonlarca küçük birikimci borsada işlem gören şirketlerin hissedarı olurken bu şirketlerin yatırımları için ucuz sermaye sağlıyor. Bakın bu noktada Türkiye’ye has bir konuya da temas etmek istiyorum: Türkiye’de ve Ortadoğu’da milyonlarca birikimci faize dayalı enstrümanları tercih etmek istemiyor. Bu kişilerin birikimleri çoğu zaman yastık altına, ev-arsa, altın yatırımı gibi doğrudan üretime tesir etmeyen alanlara yöneliyor. Oysa borsaya yatırım ile hem bu vatandaşlarımızın hassasiyetleri karşılanıyor hem de küçük birikimler doğrudan üretime ve reel ekonomiye yönleniyor. Benim kanımca menkul kıymet borsaları bu gibi birikimlerin yatırıma dönüşmesi noktasında çok önemli bir araç.
Borsalarda bir şirketin işlem görmesi demek, bu şirketlerin yönetim, şeffaflık, verimlilik ve karlılık noktasında kendilerini hep geliştirmek zorunda olması demek. Çünkü kendilerini geliştirmezlerse sermaye rakip şirketlere yönelecek ve şirketin değeri düşecek. Dolayısıyla menkul kıymetler borsaları bir ülkenin şirketlerinin daha sağlıklı olmalarını sağlıyor. Şirketleri sağlıklı bir ekonomi de sağlıklı bir ekonomidir.
borsalar aynı zamanda özellikle bizim gibi gelişmekte olan ülkeler için önemli bir yabancı sermaye çekim yolu. Ülkemizin ve şirketlerimizin ihtiyaç duyduğu sermayenin bir kısmını bu yolla reel ekonomimize kazandırabiliriz. İyi işleyen ve sermayesi derinleşmiş borsalar bir ülke için zenginlik kaynağıdır.
BIST adıyla faaliyetlerine devam eden İstanbul Borsası, İstanbul Finans Merkezi projesi kapsamındaki en kilit kurum ve biz hükümet olarak borsanın gelişimi için ne gerekiyorsa yapıyoruz. Sermaye sahiplerinin de, borsayı kısa vadeli bir kazanç kapısı değil, uzun vadeli bir yatırım aracı olarak görmeleri ve hisse senetlerini de sıradan bir finansal varlık değil, bir ortaklık belgesi olarak görmeleri gerekiyor.


Bilinçli finansal tüketici ile daha güçlü bir ekonomi

SERMAYE piyasalarının büyümesi ve derinleşmesi, sürdürülebilir büyüme hedefleyen Türkiye açısından büyük önem taşıyor. Bu kapsamda yürütülen finansal okur-yazarlığın artırılması, daha faza sayıda kişinin, sermaye piyasası ürün ve hizmetlerinden yararlanmasını sağlayacak. Dünyanın da gündeminde olan finansal okur-yazarlık çalışmalara Türkiye son dönemde ilköğretim öğrencilerine de dahil etti.

ARAŞTIRMALAR finansal piyasalardaki derinleşmenin sürdürülebilir büyümeye büyük katkı sağladığını gösteriyor. Ayrıca uluslararası tecrübeler de, finansal piyasalar derinleştikçe, aracılık maliyetlerinin azaldığını yatırımın finansmanı ve girişimciliğin kolaylaşarak, ülkenin rekabet gücü geliştirdiğini gösteriyor. Özellikle Türkiye gibi iç tasarrufların azlığı nedeniyle büyümenin dış tasarruflarla finanse edildiği ülkelerde sermaye piyasalarının önemi daha da büyük. Dolayısıyla Türkiye son dönemde sermaye piyasalarına yönelik gerçekleştirdiği güçlü reformlarla, bir yandan alandaki derinleşmeyi sağlamaya bir yandan da sermaye piyasalarına yönelecek yatırımcıları daha fazla bilinçlendirmeyi amaçlıyor.

BİLİNÇLİ YATIRIMCI PORTALI
Bu kapsamda geliştirilen Finansal Eğitim Ulusal Stratejisi ve Eylem Planı çerçevesinde Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) başta olmak üzere Borsa İstanbul ve çok çeşitli kurum finansal okur-yazarlığı artırmaya yönelik pek çok proje gerçekleştirdi. Borsa İstanbul, ‘Bilinçli Yatırımcı’ projesi kapsamında geliştirdiği web portalında üye olan yatırımcılara, sermaye piyasaları enstrümanları ve borsada işlem yapmanın yollarını anlatıyor. Bu konuda hazırlanan eğitim setleri ile yatırımcının daha bilinçli bir şekilde hareket ederek, zarara uğramasının önüne geçilmesi hedefleniyor.

DÜNYANIN DA GÜNDEMİNDE
Finansal okur-yazarlığın artırılması küresel kriz sürecinde önemi daha da artan G-20 zirvelerinin de önemli kararları arasında yer aldı. Avrupa Komisyonu da, 2007 yılında almış olduğu bir karar ile tüm AB üyesi ülkeleri, finansal okuryazarlık konusunda ulusal strateji oluşturmaya davet etmişti. Bu konuda Türkiye’de de bir süredir kamu ve özel sektör temsilcileri çeşitli projler hayata geçiriyor. Bu anlamda Sermaye Piyasası Kurulu ve Borsa İstanbul’un evsahipliğinde geçtiğimiz günlerde İstanbul’da Child and Youth Finance International’ın “Finansal Erişim ve Çocuklar ve Gençler için Finansal Eğitim” konulu toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıya 102 ülkeden 120’si genç ve çocuk, 407’si yetişkin toplam 527 kişi katıldı.

Riskleri kavrama gücünü artırma

OECD’nin, finansal eğitimi kısaca şu unsurları kapsıyor:
*Tüketiciler ya da yatırımcıları bilgilendirme,
*Finansal ürünleri, kavramları ve riskleri kavrama gücünü artırma,
*Finansal riskler ve fırsatların farkında olma,
*Bilinçli tercihler yapma,
*Yardım için nereye başvurulması gerektiğini bilme ve
*Finansal durumlarını iyileştirme amacıyla eylemlerde bulunma konularında gerekli bilgi, beceri ve güveni geliştirilme süreci.
Bu tanımdan yola çıkarak finansal eğitimin iki temel amacından söz etmek mümkün. Birincisi finansal ürünler konusunda tüketicilerde farkındalık oluşturmak. İkincisi tüketicileri bu ürünlerin risk ve getirileri ile istenmeyen bir durum ortaya çıktığında kullanabileceği yasal hakları konusunda aydınlatmak.

Finansal okur-yazarlık neye yarıyor

FİNANSAL okur-yazarlık konusunda eğitimli tüketiciler kendilerini daha iyi koruyabiliyor, daha ucuz ve daha kaliteli finansal ürün ve hizmet talep ediyor. Tüketicilerin farkındalık düzeyinin artmasıyla borçluluk oranlarında azalma, tasarruf oranlarında artış görülürken, yatırımcı tabanının genişlemesi, finansal piyasaların büyümesi ve etkin çalışması ile toplumsal refahın artması da söz konusu olabiliyor.

Finansal okur-yazarlık ilköğretimde
 
SERMAYE Piyasası Kurulu (SPK), Türkiye’deki finansal okuryazarlık düzeyi ile sermaye piyasası farkındalığını artırmaya yönelik çeşitli faaliyetler yürütüyor. SPK öncülüğünde, sermaye piyasalarında yer alan diğer kuruluşlar ile yürütülen yatırımcı eğitim seferberliği, 60’ı aşkın üniversitede bilgilendirme seminerleri düzenlendi. İlköğretim ve ortaöğretim öğrencileri arasında son 3 yıldır Türkiye genelinde binlerce öğrencinin katılımı ile kompozisyon yarışmaları düzenlendi. Uzmanlar mümkün olan en erken yaşlardan itibaren, geleceğini planlamayı öğrenen, akılcı tasarruf bilinci ve finansal okuryazarlık yetenek ve becerileriyle donatılan yeni finansal tüketici kitlelerinin, ülke kalkınmasına katkı sağlayacağını dile getiriyor.

Para gelişmekte olan ülkelere akıyor

DÜNYA borsalarının en önemli itici gücü olan yabancı sermaye akımlarının etkisiyle 2012’de finansal piyasalarda üretilen değer 225 trilyon dolara kadar ulaştı. Bu seviye piyasaların serbestleşmeye başladığı 1980 yılında sadece 12 trilyon dolardaydı. Finans piyasalarına küresel çapta bu derecede yüksek para akımı dünya borsalarının itici gücü oldu. Ancak aslan payını ise gelişmekte olan ülkeler almaya başladı.

YABANCI SERMAYE AKIMI
2000 yılında dünya üzerindeki yabancı sermaye akımlarından gelişmekte olan ülkeler sadece yüzde 5 pay alıyordu. Bu oran 2012 sonunda yüzde 32’ye kadar çıktı. Gelişmekte olan ülkelere bugün giren 7.8 trilyon dolarlık yabancı sermaye akımının yüzde 14’ü ise borsalara aktı. Gelişmekte olan ülkelerin ekonomik büyümesi tersine yabancı sermaye akımını da hızlandırdı. Bu ülkelerdeki şirketlerin ihracata dönük büyümesiyle başlayan dışa açıklık sermaye akımına da yansıdı. 2007 yılında tüm sermaye akımları içinde gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş ülkelere doğru sermaye akımı yüzde 4,4’e ulaşabilirken 2011’de bu oran yüzde 5,9’a çıktı. Gelişmekte olan ülkeler henüz gelişmiş ülkeleri fonlamanı çok uzağında olsa da bu yöndeki pozitif trend küresel kriz döneminde hızlandı.

AKIM YAVAŞLADI BORSA DURMADI/_np/3721/20623721.jpg
Finans piyasalarında üretilen değer 225 trilyona kadar dayansa da yabancı sermaye akımları 2007’den beri yavaşlamaya başladı. Özellikle 2008 küresel ekonomik krizinin etkisi bu akımların yüzde 60’ın üzerinde azalmaya başlamasına yol açtı. 2007 yılında 11 trilyon dolarlık akım ile rekor seviyeye ulaşırken bugün aynı akım 4 trilyon dolara kadar geriledi. Ancak bu gerilemeye rağmen gelişmekte olan ülkeler piyasaları küresel krizde yükselişlerini sürdürdü. Borsa da 2007’de 300 milyar TL’nin üzerinde piyasa değeri yaratmışken bugün 500 milyar TL’nin üzerinde piyasa değerine ulaştı ve global çapta gerçekleşen yabancı sermaye akımı yavaşlamasından etkilenmediğini gösterdi.

1000 TL 10 yılda 5 bin lira oldu

BORSA son 10 yılda altın çağını yaşadı. Yıllık getiri oranlarında gelişmekte olan ülkeler ve Avrupa ülkelerine fark yaptı. Borsaya 2002’de 1000 TL yatıran yatırımcı parasını 10 senede 5’e katladı. Bu ivme piyasa değerleri ve halka arz ile ekonomiye akan parayı sıçrattı.

ARTIK iyice köklü bir tarihe sahip olan borsa son 10 yılda muazzam bir getiri oranı yakalayarak dünya borsalarında üst sıralarda yer aldı. Borsa 2002-2012 arasında yüzde 22 yıllık getiriyle Avrupa borsalarını solladı. Bu 10 yıllık dönemde piyasa değerleri katlanıp 502 milyar TL’ye kadar sıçradı. Günlük ortalama 1.8 milyar işlem hacmi tutturan borsa tarihi zirvesini de 2013 yılında görmüş oldu.

YATIRIMCI PARASINI 5’E KATLADI
Ancak en çarpıcı etkisi borsanın 10 sene içinde bireysel yatırımcıya olan etkisi oldu. 1000 TL’si olan bir yatırımcı 2002-2012 yılları arasında borsaya yatırım yaptığında yıllık yüzde 22 getiriyle 10 senede parasını 5’e katladı. Yatırımcının 1000 TL’si 10 yılda 5004 TL’ye kadar ulaştı. Bu rakamla 2002-2012 yıllık getiride parasını borsaya yatıran Türk yatırımcı, İngiliz, Brezilyalı ve Hint yatırımcıların kendi para birimleri üzerinden borsaya yatırdıkları paradan daha çok getiri elde etti. Tabii bu hesabın borsanın genel büyümesi ile yapıldığını da hatırlatmak gerek. Genel ortalamanın üstüne çıkan birçok şirket olduğu düşünüldüğünde birçok Türk yatırımcının kazancı yatırdığı paranın 5 katından da fazla oldu.
10 yıllık dönem içinde Türkiye’de borsa muhteşem bir ivme yakalayarak 271 milyar dolar piyasa değerine ulaştı. Yine de bu birçok gelişmekte olan ülkeye göre düşük bir rakam. Ancak Türkiye’nin son 10 yılda yakaladığı yıllık getiri oranı hızı birçok ülkeyi geride bırakıyor. Türkiye 2002-2012 arası yıllık getiri oranında Hindistan, Brezilya gibi yüksek hızlı büyüyen ekonomilerin borsalarını geride bıraktı.

PİYASA DEĞERİ 10 KAT ARTTI
Bu sayede BIST 100 endeks rekoruna 22 Mayıs’ta ulaştı. Günlük işlem hacmi de 1.8 milyar dolara kadar fırladı. Bu ivme piyasa değerlerine de yansıdı. 2002 yılında şirketlerin piyasa değeri 50 milyar TL seviyesini ancak geçerken 11 senede piyasa değerleri 10 kat artarak 502 milyar TL’ye ulaştı.
Borsanın yükselişi ve artan piyasa değerlerinde bankacılık sektörünün de etkisi oldu. Bugün itibariyle piyasa değeri açısından ilk 10 şirket içinde 5 banka bulunuyor. Bankaların piyasa değerleri 19 milyar TL ile 30 milyar TL arasında değişiyor. Bu 10 yıllık dönemde bankaların önemli bir lokomotif olduğunu gösteriyor.

43 milyar dolarlık halka arz

SON 10 yılda borsada yakalanan bu ivme halka arzlara da yansıdı. 1986-1990 arası sadece 606 milyon dolarlık halka arz gerçekleşmişti. 90’lı yıllarda halka arz hızı krizler yüzünden yatay kaldı.90’lı yıllarda 14 milyar dolarlık halka arz gerçekleşmişken 2000’li yıllarda halka arzlar 43 milyar 200 milyon doları geçti. 2010-2013 arasındaki halka arzlardan 20 milyar dolara yakın temettü yaratıldı. Tüm bu rakamlar İstanbul Finans Merkezi projesi hayata geçerken borsanın da büyük bir ivmeyle bu projenin en büyük motoru olduğunu gösterdi.

Getiride dünya 2’ncisi oldu

BORSANIN son 10 yıldaki istikrarlı getiri oranları 2012’de dünyada getiri şampiyonluğuna oynamasını sağladı. Türkiye’de borsa 2012’de yıllık yüzde 53,3’lık getiriyle Venezuella’nın ardından dünya ikincisi olmuştu. Bu başarı kredi not artırımı kuruluşlarının art arda gelen not artırımında da etkili oldu. Özellikle kamu borçlanma yapısının sağlamlığı ile birlikte Türkiye’de borsa uluslararası sermayenin birincil tercihlerinden oldu. Fitch, Moody’s ve S&P’nin not artırımları öncesi de Mayıs 2012’de rekor seviyesine ulaşan borsa o dönem kısa vadede kazandırmasını bilmişti.

İşlem hacmi katladı

BORSANIN getiri olarak çekim merkezi olması yıllar içinde işlem hacmini de katladı. 2000 yılında toplam işlem hacmi 100 milyar TL’nin biraz üstündeydi. İşlem hacmi 202 yılından itibaren 2011’e kadar hiç düşmedi. 2003 yılında 150 milyar TL barajını geçen işlem hacmi rakamları 2011’de 700 milyar TL sınırına kadar dayandı. 2013’te günlük işlem hacmi 1.8 milyar dolara ulaştı. Uzmanlar Türkiye’nin dünyanın önemli finans merkezlerinden olması için önümüzdeki 10 yılda da bu işlem hacmi yükseliş trendini koruması gerektiğini belirtiyor.

Endekslerin müthiş performansı

BORSANIN tarihi boyunca yatırımcıların piyasalardaki hareketlilikleri daha rahat takip edebilmeleri için onlarca endeks geliştirildi. 1986 Ocak ayında kurulduğunda İMKB 100 olarak hizmet veren borsa zamanla sektör ve yerel endeksleriyle yatırımcılara yol gösterecek birçok gösterge geliştirdi. Endekslerin sayısı 1986’dan bu yana 52’ye kadar ulaştı. Borsa İstanbul şimdi ise Sürdürülebilirlik Endeksi üzerinde çalışıyor.

İLK SINAİ ENDEKSİ
Borsanın ilk sektör endekis 1990 yıl sonunda üretilen Sınai Endeksi oldu. Ardından 1996’da büyük bir sektörel endeks dalgası yaşandı 27 Aralık 1996’da aralarında bankacılık, hizmet sektörü, turizm ve ulaştırma da bulunan 20 endeks hizmete girdi. 2000’li yıllarda ise dijital devrim ve yeni ekonominin etkisiyle yeni sektörel endeksler düzenlendi. 30 Haziran’da Teknoloji ana sektör endeksi olarak endekslere katılırken aynı gün bilişim ve savunma endeksleri de hizmete girdi. 24 Temmuz 2000’de açılan ise iletişim sektöründe Telekom ve GSM şirketleri işlem görmeye başladı. 2009’da yatırımcılar ise şehir endeksleriyle tanıştı. Her şehirden en az 5 şirketin yer aldığı şehir endeksleri kısa sürede 9 endekse ulaştı.

BANKALAR SÜRÜKLEDİ
Geçen 10 senede özellikle bankaların performansı büyüleyici. Piyasa değerlerini 2002’den 2012’ye kadar 5 kat artıran bankalar 2013’te yaklaşık 110 milyar dolar piyasa değerini yakaladı. Borsada piyasa değeri en büyük şirketlerin de banka olması tesadüf değil. Borsada en yüksek piyasa değerli ilk 10 şirket arasında 5 banka bulunuyor. Garanti Bankası 32 milyar TL’yi geçti. Akbank 29 milyar TL ile ikinci sırada bulunuyor. İş bankası 23 milyar TL piyasa değeri ile dördüncü sırada yer alırken halka arzını bu sene gerçekleştiren Halkbank 19 milyar TL piyasa değeri ile ilk 10’da yer alıyor. Yapı Kredi de 17.5 milyar TL’lik piyasa değeri ile ilk 10’daki yerini koruyor.2003’te 12 bin puan seviyelerinde bulunan Bankacılık endeksinin bugünlerde 143 bin puana kadar yükselmesi tesadüf değil.

YATIRIMCILARIN piyasalardaki hareketlilikleri daha rahat takip edebilmeleri için geliştirilen endeksler dikkatle izleniyor. 1986 Ocak ayında kurulduğunda İMKB 100 olarak hizmet veren borsa zamanla sektör ve yerel endeksleriyle yatırımcılara yol gösterecek birçok gösterge geliştirdi. Endekslerin sayısı 1986’dan bu yana 52’ye kadar ulaştı.

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Vahdettin Ertaş:

Finansal piyasalarda bugün dünden, yarın da bugünden farklı olacaktır. Bu sürece gelişmiş ve gelişmekte olan tüm piyasaların hazırlıklı olması gerekiyor.
2000’li yıllarda piyasadaki bol likidite dünyayı 2008 yılından itibaren eşi benzeri bulunmayan bir küresel krizle baş başa bıraktı. Aşırı likidite pek çok ülkeye, şirkete ve yatırımcıya risk yönetimini unutturdu. Ancak yaşanan küresel kriz, unutulan risk yönetimi yaklaşımlarını yeniden hatırlattı. Bugünlerde normalleşme yönünde atılan adımlar, piyasaları tedirgin etmiş gözükse de likidite kaynaklı çözüm arayışlarının uzun vadede sürdürülebilir olmadığını unutmamak gerekiyor. Risk yönetimini başarıyla uygulayanlar, normalleşme sürecine kolay uyum sağlayacak ve piyasalardaki dalgalanmaları en az hasarla atlatacaktır. Kriz sürecinin 5-6 yıldır devam ettiği dikkate alındığında normalleşme sürecinin de uzun yıllar alacağını hesaplarımıza katmamız gerekiyor.
Küresel ekonomik kriz sürecinde çok açık bir şekilde görülmüştür ki, sadece borca dayalı finansman modelleri ve dayanak varlıkla ilişkisi zayıflamış yeni finansal ürünler, krizin hem doğumuna hem de derinleşmesine neden olmaktadır. Normalleşme sürecinde, kriz döneminde yaşadığımız deneyimden dersler çıkarmamız, güçlü öz kaynakla finansmana önem vermemiz, dayanak varlıkla ilişkisi zayıf türev araçlar konusunda dikkatli olmamız ve sağlam temellere dayanan alternatif finansman araçlarına finansman sepetlerinde yer vermemiz gerekiyor.
Global likidite koşullarına ilişkin belirsizliklerin arttığı şu günlerde Türkiye ekonomisi,
 - Düşük kamu borcu/GSYİH oranı,
 - Düşük bütçe açığı,
 - İhraç pazarlarının çeşitliliği,
 - Güçlü bankacılık sistemi ve
 - Projelendirilmiş büyük altyapı yatırımlarıyla,
sağlam, dinamik ve geniş yatırım imkânları sağlayan bir ekonomi konumundadır. Ayrıca, yeni koşulların yarattığı riskleri fırsata dönüştürecek deneyim, kaynak ve bölgesel avantajlara da sahiptir.
Yeni Dönem Yeni Kurallar
Sermaye Piyasası Kurulu olarak, yıl başında yürürlüğe giren yeni Sermaye Piyasası Kanunu’muz, piyasalarımızın ihtiyaçlarına ve global normlara uygun yeni ikincil düzenlemelerimiz ve küresel kriz sürecinden edindiğimiz deneyimlerle, sermaye piyasalarımızın normalleşme sürecine olabildiğince hazır girmesinin gayreti içindeyiz.
Yeni yılda, çalışma arkadaşlarımla birlikte, ihraççı, aracı kurum ve yatırımcı olmak üzere sermaye piyasalarının temel unsurlarının tümünde bir değişim ve dönüşüm başlattık.
İlk olarak sermaye piyasalarımızda menkul kıymet ihraç edecek şirketlerimize yönelik adımlar attık. Burada temel amacımız halka açılacak ve açılmış olan şirketlerdeki şeffaflığı artırmak, yatırımcıları daha fazla aydınlatmak ve aracı kuruluşlarımızın bu sürece katkılarını artırmaktır.
Şubat ayında yaptığımız halka açılma düzenlemeleri sonrasında 9 tane halka arz gerçekleştirdik, geçmiş yılların halka açılmaları ile karşılaştırdığımızda başarılı sonuçlar elde ettik. Bu halka arzlardan firmalarımız yaklaşık 700 milyon dolar TL kaynak temin etti. Geçen yılın tamamında halka açılan şirketlerimizin elde ettiği toplam hasılatının 352 milyon dolar olduğunu dikkate alırsak daha şimdiden % 100’lük bir artışı gerçekleştirdik.
Borçlanma senetleri düzenlemelerimizi yeni baştan oluşturduk.
Şirketlere finansman kaynaklarına erişim kolaylığı sağlarken, kamuyu aydınlatma konusunda da yeni kurallar getirdik. Borçlanma senedi piyasamız önemli bir büyüme süreci içinde. Geçen yılın tamamında banka ve şirketlerimizin ihraç ettiği borçlanma aracı tutarı yaklaşık 40 milyar dolar iken, bu yılın daha ilk 5 ayında 45 milyar dolara ulaştık.
Bireysel emeklilik sisteminde önemli bir büyüme yaşıyoruz.
Geçen yılın sonuna kadar 3.338.940 kişi bireysel emeklilik sistemine katılmış iken bu yıl içinde yaptığımız yeni düzenlemeler ve kamunun % 25’lik katkısı ile birlikte katılımcı sayısı 4 milyonu aştı. Önceki yıllarla karşılaştırıldığında önemli bir büyümenin yaşandığını görmekteyiz. Sistemde toplanan fon tutarı da 23,5 milyara yaklaştı. Hem katılımcı sayısının hem de fonda biriken kaynak tutarının artarak devam edeceğine inanıyoruz. Bu gelişmeler ülkemizin potansiyelini ve sermaye piyasalarımızın ne kadar gelişmeye ve yeniliğe açık olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Ülkemizde son 10 yıldır yaşanan ekonomik ve siyasi istikrarın bu gelişmeyi sağlayan temel dinamik olduğunu burada söylemem gerekir.
Bu seyri yıl başındaki yeni Kanun’la ve yaptığımız ikincil düzenlemelerle taçlandırdık ve büyüme sürecini hızlandırdık.
Sermaye piyasalarımızın operasyonel tarafında da önemli bir değişim ve dönüşüm gerçekleştiriyoruz.
Yeni SPKanunu borsaların anonim şirket olarak örgütlenmesine yasal zemin hazırladı. Bu düzenleme sonucunda İMKB, 5 Nisan tarihinde önce Borsa İstanbul A.Ş.’ne dönüştürüldü, aynı ay Altın Borsası, Mayıs ayında da Vadeli İşlemler ve Opsiyon Borsası ile birleşme işlemleri tamamlandı.
Bu suretle, ülkemizdeki tüm sermaye piyasası araçları ve kıymetli madenlerin alınıp satılacağı, spot ve vadeli piyasaların birleştiği yeni bir yapı oluşturuldu. Bu yapı hem maliyet tasarrufu sağlayacak, hem likiditeyi artıracak, hem de ürün çeşitliliği sağlayarak, Türkiye’nin dışa açılan vitrini olacaktır.
Aracılık sektörümüzü de yeniden yapılandırıyoruz.
Bu sektörde yeterli özkaynağa sahip, kurumsal ve teknik altyapısı yüksek, sektöre katma değer sağlayan bir yapıyı oluşturacağız. Konuyla ilgili düzenlememizi tamamladık. Yeni düzenleme ile birlikte;
- kurum odaklı düzenleme anlayışından faaliyet odaklı düzenlemeye geçiyoruz,
- aracı kurumlarımızı dar, kısmi ve geniş yetkili kurumlar olarak üç gruba ayırıyoruz.
-Yeni yapılanmada risk yönetimini ön plana çıkarıyoruz,
- geniş bir faaliyet alanında iş yapmalarını öngörüyoruz,
-merkezi saklama ve merkezi takas kurumlarını tanımlıyoruz.
-CCP dediğimiz merkezi karşı taraf uygulamasına Ağustos ayında kademeli olarak başlıyoruz.
Şirketlerimiz içinde alternatif finansman kaynakları oluşturuyoruz.
Geçen iki hafta düzenlediğimiz farklı türde kira sertifikaları, nominal değerden düşük bedelle pay ihracı, gayrimenkul yatırım fonları, değişken sermayeli yatırım ortaklıkları, bunlardan sadece bir kaçı.
Ülkemizdeki yatırımcı profilinde kurumsal yatırımcı payının aratacağı bir değişim süreci planlıyoruz.
Borsamız hisse senedi piyasasında yüzde 65 civarında yabancı yatırımcılar bulunuyor. Kalan kısma sahip olan yerli yatırımcılarımızın büyük bir kısmı ise bireysel yatırımcılardan oluşuyor. Hisse senedi piyasasındaki yatırımcı sayımız, 2013 Mayıs ayı itibariyle 1.098.655 kişi. Zaman içinde bireysel yerli yatırımcı ağırlığından kurumsal yatırımcıların ağırlıklı olduğu bir piyasaya geçmeyi diğer taraftan da daha fazla sayıda uluslar arası yatırımcının yatırım yapabileceği bir yapıyı oluşturmayı hedefliyoruz.
Türkiye’nin notunun yatırım yapılabilir seviyeye çıkarılması sermaye piyasalarımızın büyüme sürecine önemli bir ivme kazandıracaktır.
Ülkemizin ekonomik göstergeleri uzun süredir, kredi notu kendinden daha yüksek birçok ülkeden daha iyi olmasına rağmen, uluslararası derecelendirme kuruluşları hak ettiğimiz kredi notunu ancak gecikmeli olarak yansıttılar.
Yeni not düzeyimiz orta vadede sermaye piyasalarımızın büyümesine ve derinleşmesine önemli katkı sağlayacaktır. Önümüzdeki aylarda ülkemize gelecek yatırımcı sayısının artmasını, şirketlerimizin daha düşük maliyetle borçlanmasını, ülkemize gelen yatırımcıların daha uzun süreli kalmasını, sadece portföy yatırımı için değil doğrudan yatırım konusuyla da ilgileneceklerine inanıyorum.
Hedefimiz;
- ülkemizde yerli ve küresel yatırımcıların güvenle yatırım yapacağı bir ortamı oluşturmak,
- hem kendi yatırımcılarımızın, hem Türk şirketlerinin hem de Körfez bölgesi başta olmak üzere uluslar arası yatırımcıların ihtiyaç duyacağı tüm araç ve kurumları ülkemizde oluşturmak,
- Singapur, İstanbul, Londra ve New York ekseninde günün 24 saatinde alınıp satılacak ürün, araç ve pazarları oluşturmak,
- tüm paydaşlarımızla birlikte 2023 yılına kadar İstanbul’u dünyanın ilk on finans merkezinden birisi yapmaktır.

ListingIstanbul ile 60 ülkeye ‘halka arz’ daveti

TÜRKİYE dışında yerleşik şirketlerden Borsa İstanbul’da işlem görenlerin sayısının artırılması, İstanbul Finans Merkezi projesinin önemli hedefleri arasında yer alıyor. Bu kapsamda başlatılan ListingIstanbul programı ile 60 ülkeden şirketler Borsa İstanbul’da halka arza davet edilecek.

BORSA İstanbul, uluslararası platformdaki ağırlığını genişletmek amacıyla, bölge ülkelerin büyük şirketlerini Türkiye’de halka arza davet eden yeni bir proje başlattı. Mayıs ayında tanıtımı yapılan proje ile, Borsa İstanbul’da işlem gören yabancı ülke menşeli şirket sayısının artırılması amaçlanıyor. Bu kapsamda aracı kuruluşlar ile de işbirliği yapılarak, hedeflenen ülkelerde tanıtım, bilgilendirme, iletişim ve pazarlamaya ilişkin faaliyetler ListingIstanbul programı dahilinde yürütülecek. Şu ana kadar program dahilinde Singapur ve Azerbaycan’da iki tanıtım etkinliği düzenlendi. Program kapsamında 60 ülkede Borsa İstanbul ve Türkiye sermaye piyasalarının tanıtılması, şirketlerin burada halka açılmaya davet edilmesi söz konusu olacak.

YURTDIŞINDA TANITIM ATAĞI
Türkiye ekonomisinin son yıllarda gösterdiği performans, Türkiye sermaye piyasasının büyüme potansiyeli, Borsa İstanbul’un yeniden yapılanma süreci ile İstanbul Finans Merkezi vizyonunun piyasa fırsatlarıyla birleşmesi, büyük iş potansiyeli sunuyor. Türkiye dışında yerleşik şirketlerden Borsa İstanbul’da işlem görenlerin sayısının artırılması da, İstanbul Finans Merkezi projesinin önemli hedefleri arasında yer alıyor.
Bu hedefe ulaşmak için yapılan çalışmaları desteklemek üzere oluşturulan ListingIstanbul programı çerçevesinde, yurt dışında yerleşik şirketlere yönelik farkındalık ve tanıtım çalışmalarının yapılması, söz konusu şirketlerin halka arz ve kotasyon için Borsa İstanbul’u tercih etmelerine engel teşkil edebilecek mevzuat, uygulama ve her türlü iş sürecinin ele alınması, yabancı şirketlerin taleplerinin ve ihtiyaçlarının birinci elden ve hızlı bir şekilde karşılanması planlanıyor.

ARACI KURULUŞLARLA İŞBİRLİĞİ
“ListingIstanbul Program Ortağı”, yabancı şirketlerin Borsa İstanbul’da işlem görmesinde kendileri açısından fayda gören herhangi bir kurum olabiliyor. Üye olmak isteyenlerle Mutabakat Zaptı imzalanırken, bu çerçevede yatırım konferansları, seminerler, tanıtım toplantıları (road-show), şirket ziyaretleri ve benzeri etkinlikler gerçekleştiriliyor.
ListingIstanbul Programı çerçevesinde Borsa İstanbul ile 8 Yatırım Kuruluşuyla Program Ortaklığı Mutabakat Zaptı imzalandı. Borsa İstanbul tarafından belirlenen kriterlere uymak kaydıyla Listingİstanbul Program Ortağı olmayı dileyen kuruluşlar bu konuda başvuru yapabilecek. Program Ortağı her Yatırım Kuruluşunun faaliyet göstereceği ülkeleri belirlemesiyle önce 45 yakın gelecekte ise 60 ülkedeki şirketlere ulaşılması ve yabancı menşeli pek çok şirketin Türkiye Sermaye piyasalarına kazandırılması hedefleniyor.

8 kuruluş programda yer alıyor

LISTINGISTANBUL programında yer alan yatırım kuruluşları şöyle:
Lansmanda sözleşme imzalayan Yatırım Kuruluşları: Endeks Türev Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Finans Yatırım Menkul Değerler A.Ş., InvestAZ Menkul Değerler A.Ş., İntegral Menkul Değerler A.Ş., İş Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Neta Yatırım Menkul Değerler A.Ş., PhillipCapital Menkul Değerler A.Ş., Ünlü Menkul Değerler A.Ş.
Bu kapsamda ulaşılabilecek bölgeler ise: Uzakdoğu, Güney Asya, Balkanlar, Avrupa, Orta Asya-Kafkasya, Ortadoğu- Kuzey Afrika, Güney Afrika olarak belirlendi.
“Listingİstanbul Program Ortağı”, yabancı şirketlerin Borsa İstanbul’da işlem görmesinde kendileri açısından fayda gören herhangi bir kurum olabilir. Yatırım Kuruluşları, Halka Arz ve Yatırım Danışmanları ile Borsa İstanbul tarafından uygun görülen diğer kuruluşlar Listingİstanbul program ortağı olabilirler.
Program hakkında detaylı bilgi için www.borsaistanbul.com/en/companies/initial-public-offering/foreign-issuers , www.listingistanbul.com adresleri ziyaret edilebilir.

Borsa İstanbul büyümek isteyene kucak açıyor

BORSA İstanbul Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Baltacı, Londra Borsası’na kote 800 şirketten 585’inin yabancı şirket olduğunu vurgulayarak, Borsa İstanbul’un da bu şekilde bir potansiyelinin bulunduğunu söyledi. Baltacı ListingIstanbul programının tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada, uluslararası sermaye piyasalarına açılmak isteyen bölge ülkelerdeki şirketleri Borsa İstanbul’da halka açılmaya davet etti. Yatırımcılara Londra yerine neden İstanbul’u tercih etmeleri gerektiği konusunda ise Baltacı şunları söyledi: “Londra’da 600’e yakın şirketten biri olmak yerine, gelip İstanbul’da el üstünde tutulabilirsiniz. Türkiye piyasalarında yeterince likidite söz konusu, istediğiniz yatırımcı ilgisinin yanı sıra, bizim de yakın ilgimizi bulacaksınız. Türkiye piyasaları size kucak açıyor.”

Uluslararası kotasyon merkezi olmaya doğru

BORSA İstanbul, ListingIstanbul ile uluslararası bir kotasyon merkezi olmayı hedefliyor. Türkiye’nin makroekonomik göstergeleri, sermaye piyasasının büyüme potansiyeli ve Borsa İstanbul’un yeniden yapılanma süreci ve büyüme çizgisi göz önüne alındığında uluslararası bir kotasyon merkezi olması konusunda uygun ortamın hazır olduğu görülüyor. İstanbul Finans Merkezi vizyonunun piyasa fırsatlarıyla birleşmesi, büyük iş potansiyeli sunuyor.

Finansbank Genel Müdürü Temel GÜZELOĞLU

Ekonominin en önemli barometresi

Hisse senedi piyasaları, ilk örneklerinin ortaya çıktığı 16. yüzyıldan itibaren serbest piyasa ekonomisinin en önemli yapı taşlarından biri oldu; refah ve zenginliğin hem üretilmesinde hem de geniş bir tabana yayılmasında büyük rol oynadı.
Şirketler çok parlak fikirler, potansiyel olarak çok karlı ürünler geliştirebilirler. Ama bu fikirleri ve ürünleri geliştirmeyi başarmak sürecin sadece başlangıç aşamasıdır. Bu ürünleri büyük ölçekte üretebilmeyi başarmak, geniş tüketici kitlelerinin kullanımına sunabilmek sermaye gerektirir.
Hisse senedi piyasalarının kritik önemi de bu noktada ortaya çıkar. Yüzyıllardır sermaye ihtiyacı içindeki müteşebbislerin başvurduğu adres hisse senetleri piyasaları olmuştur. Bu piyasalardan sermaye sağlamak imkanı olmasaydı pek çok yaratıcı fikrin, hayatımızı kolaylaştıran pek çok ürünün sadece birer fikir olarak kalacağını, hiç hayata geçmeyeceğini söylemek yanlış olmaz. Bu anlamda, hisse senedi piyasaları, sanayi devrimiyle başlayan sürecin bizi bugün içinde yaşadığımız bilgi toplumuna getirmesinde hayati rol oynamıştır.
Doğal olarak bu piyasaların sağladığı fayda sadece şirketlerle sınırlı değil. Hisse senedi sahipliği, şirketlerin ürettiği refahın daha geniş kitlelere yayılmasına hizmet eden en önemli kanaldır. Girişimci kimliği olmayan tasarruf sahiplerinin de sermayedar kimliğine kavuşmasını, karlı yatırımlara ortak olmasını mümkün kılan mekanizma hisse senedi piyasalarıdır.
Üstelik, bu ortaklığın faydaları sadece şirketlerin ihtiyaç duyduğu sermayeye ulaşması ve tasarruf sahiplerinin gelecekteki kar akışına ortak olmasından ibaret değildir. Şirketlerin hissedar sayısının artması aynı zamanda hesap verebilirlik ve şeffaflık mekanizmalarının güçlenmesi, şirket yönetimlerinin daha sıkı bir disipline tabi olması anlamına gelir. Dolayısıyla borsalar şirketlerin sadece sermaye ihtiyacını karşılamakla kalmaz, sağlıklı yönetişim ilkelerinin ortaya çıkmasına ve kalıcı hale gelmesine hizmet eder.
Hisse senedi piyasalarının hem şirketleri hem de tasarruf sahiplerini etkileyen bu özelliklerini göz önünde aldığımızda borsaları içinde bulundukları ekonomilerin en önemli barometresi olarak değerlendirmek yanlış olmaz. Aynı şekilde önce İMKB sonra BİST olarak son 28 yılda Türkiye ekonomisinin yaşadığı büyük dönüşümün barometresi olan İstanbul Borsası önümüzdeki yıllarda da Türkiye ekonomisinin kaydedeceği büyük ilerlemelere tanıklık edecektir.

Lokomotifi onlar oluşturdu

BORSA faaliyete geçtiğinde işlem gören ilk şirketler ağırlıklı olarak bugün de Türk ekonomisinin lokomotif şirketleriydi.
1986’da gongunu çalan borsada o yıl içinde 53 şirket borsada işlem görmeye başlamıştı. İş Bankası’nın kurucu sıfatıyla adım attığı borsada 1986 yılında o yıllarda Türkiye’nin ölçek olarak en büyük şirketleri yer aldı. İSO 500 listesinin müdavimi şirketlerin birçoğu borsanın kuruluş yılı 1986’da tahtadaki yerini aldı.

İLK 50’DEKİ ŞİRKETLER
Borsanın temelinde yer alan şirketlerin birçoğunun hala Türkiye ekonomisinin en önemli şirketleri arasında yer alması ise tesadüf değil. Koç Holiding ve şirketleri Ford Otomotiv, Arçelik, Sabancı Holding’den Brisa ve Çimsa, et ve süt şirketleriyle Pınar, yurtdışında büyük işlere imza atan Enka Holding, Sarkuysan Elektronik, Eczacıbaşı Yatırım Holding, Ereğli Demir Çelik gibi en büyük şirketler listelerinde ilk 50’lerde bulunan bu şirketler borsanın lokomotifliğini yaptı.

ONLAR DÜNYAYA AÇILDI
Borsanın ilk şirketleri arasında yer alan devler yurtdışına açıldıkça borsanın piyasa değeri de yıldan yıla yükselmeye başladı. 80’li yıllarda açık ekonomi ilkelerinin benimsenmesiyle birlikte ihracata dayalı büyüme ekonominin merkezi oldu. Türk reel sektörünün büyük çarklarının daha hızlı dönmesi için de sermaye piyasalarının oluşturulması bu şirketlerin kısa sürede yurtdışına açılmasını sağladı. Arçelik’in ihracat pazarını genişletmesi, Enka’nın yurtdışında büyük projelere imza atması ve diğer şirketlerin benzer hamleleriyle Türk şirketleri çevre ülkelerde hem büyük ihracat rakamlarına ulaştı hem de doğrudan yatırımlarıyla dikkat çekti. Bu sırada sermaye piyasalarından sağladıkları sermaye de bu şirketlerin hedeflerine hızlı ulaşmasını sağladı.

140 yıllık BORSA

KÖKLERİ 140 yıl öncesinde Osmanlı-Kırım Savaşı’na kadar giden Türk borsacılık tarihi Nisan 2013’te önemli bir dönüm noktası yaşadı. Şirket yapısında önemli bir değişikliğe gidilen ve yeni adı Borsa İstanbul ile yoluna devam eden kurum, uluslararası platformlarda daha etkin bir konuma gelmeyi hedefliyor.

TÜRKİYE Kütahya’nın Çavdarhisar ilçesindeki bilinen en eski borsa binası ile, dünyanın borsacılık tarihine beşiklik etmiş ülkelerden biri. Kütahya’da 1750 yıl öncesine kadar giden bir borsacılık geçmişi olan Türkiye’nin, bugünkü anlamda ilk borsacılık faaliyetleri ise, Osmanlı İmparatorluğu dönemine dayanıyor. Osmanlı, 1854 yılında Kırım Savaşı’ndan kaynaklanan borçları için çıkardığı tahivillerle bu alandaki ilk faaliyetlerini başlatırken, bugün gelinen noktada dünyanın 16’ıncı büyük ekonomisine sahip Türkiye’nin aynı oranda büyük bir sermaye piyasasının olması hedefleniyor.

DERSAADET TAHVİLLERİ ÇIKTI
Dersaadet’ten Borsa İstanbul’a giden yolun önemli durakları:
*1866’da Osmanlı’dan alacaklı devletlerin de desteğiyle Dersaadet Tahvilat Borsası kuruldu.
*İlk borsa yönetmeliği 1871 yılında çıkarıldı.
*1875 yılında devletin vadesi gelen borçlarının faiz ve anapara taksitlerinin yarısının nakit yarısının ise tahville ödeneceği şeklinde karar alındı.
*Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra 1929 yılında, menkul kıymetler ve kambiyo borsaları kanunu çıkarıldı.

İLK HALKA AÇIK ŞİRKET
*Borsa, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası adı altında çalışmaya başladı. Atatürk yeni cumhuriyetin ilk şirketlerinden olan İş Bankası’nı halka açık olarak kurdurdu. Daha sonra Merkez Bankası da halka açık olarak kuruldu.
*1938 yılında borsanın Ankara’ya taşınmasıyla aracılık faaliyetleri neredeyse tamamen durdu.

120 YILLIK DÖNEM KAPANDI
*1941 Nisan’ında borsa yeniden İstanbul’a taşındı.
*1958 yılında borsanın kambiyo yetkisi iptal edilerek Merkez Bankası’na devredildi.
*80’li yıllardaki bankerler krizinin ardından modern borsacılık arayışları başladı.
* Tüm sermaye piyasası kurumlarını denetlemekle görevli SPK oluşturudu ve 26 Aralık 1985’te İMKB kuruldu.
*Böylece 120 yıllık bir dönem kapanmış ve yeni bir dönem başladı.

Borsa İstanbul’un dönüm noktaları

BUGÜN 140 yıllık borsacılık birikimiyle uluslararası platformlarda daha etkin bir konuma gelmek isteyen Borsa İstanbul’un yıl yıl önemli dönemeçleri özetle şöyle: 1985: İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) kuruldu. Muharrem Karslı ilk başkanı oldu.
1986: 3 Ocak’ta Cağaloğlu’ndaki binada alım satım işlemleri başladı.
1987: Karaköy’deki yeni binaya taşınıldı ve pano sistemine geçildi. Daha önce haftalık olarak hesaplanan Borsa endeksleri günlük olarak hesaplanmaya başladı.
1989: Takas ve Saklama Merkezi kuruldu. Yabancı yatırımcılara Türkiye’deki her türlü menkul kıymete yatırım yapma ve kârlarını transfer etme imkanı verildi.
1990: İMKB Başkanlığı’na Yaman Törüner atandı.
1991: Tahvil ve Bono Piyasası kurularak Kesin Alım-Satım Pazarı faaliyete başladı.
1992: Takas ve Saklama Merkezi ayrı bir şirket haline dönüştürüldü. İMKB Dünya Borsalar Federasyonu’na (WFE) tam üye olarak kabul edildi.
1993: 50 şirketle bilgisayarlı alım-satım sistemine geçildi. İMKB SEC (U.S. Securities and Exchange Commission) tarafindan yatırım yapılabilir yabancı borsa olarak tanındı.
1994: Birincisi 10:00-12:00, ikincisi 14:00-16:00 saatleri arasında olmak üzere seans sayısı 2’ye, günlük işlem süresi 4 saate çıktı. Hisse senetlerinin tümünün bilgisayar ortamında alım satımına başlandı. İMKB Başkanlığına Tuncay ARTUN atandı.
1995: İMKB İstinye’deki yeni binasına taşındı. İMKB başkanlığında, 12 üyeyle
Avrasya Borsalar Birliği (FEAS) kuruldu. İMKB Takas ve Saklama A.Ş. banka statüsüne geçti.
1996: Uluslararası Pazar bünyesinde Uluslararası Tahvil ve Bono Piyasası kuruldu. Tahvil ve Bono Piyasası Devlet İç Borçlanma Senetleri Endeksleri hesaplanmaya başladı.
1997: Mevcut endekslerin adları değişti, endeks değerinden iki sıfır atıldı ve yeni endeksler oluşturuldu. İMKB Başkanlığı’na Osman Birsen atandı.
1999: İMKB 100 Endeksi Euro bazlı olarak hesaplanmaya başladı. Müşteri İsmine Saklama Sistemi uygulaması ve işlemlere ait dökümlerin internet aracılığıyla üye ofislerine elektronik ortamda iletilmesine başlandı.
2000: Kırgız Borsası’na yüzde 27.4 ile ortak olurken Bakü Borsası’na da yüzde 5.26 ile ortak oldu. Hisse Senetleri Piyasası Uzaktan Erişim Projesi kapsamında, üyelerin uzaktan İMKB Hisse senedi alım-satım sistemine geçildi.
2001: Hisse Senetleri Piyasası Uzaktan Erişim Projesi Kapsamında kademeli olarak Ex-API’ye geçiş başladı.
2002: Kamuyu aydınlatma yükümlülüğünün tam olarak yerine getirilmemesi ve sağlıklı bir piyasa teşekkül etmesini engelleyen belirsizliklerin oluşması nedeniyle işlem sıraları kapatılan hisse senetleri, SPK’nın ilgili düzenlemesine istinaden Borsa dışında işlem görmeye başladı.
2003: Hisse Senetleri Piyasası’nda tüm seanslar boyunca ve tüm hisse senetlerinde emir girişlerinde hesap numarası giriş zorunluluğunun getirildi.
2004: Katılma belgelerinin organize ve şeffaf bir piyasada işlem görmesini sağlamak amacıyla Borsa Yatırım Fonu Pazarı kuruldu.
2005: Hisse Senetleri Piyasası Fon Pazarı’nda Borsa Yatırım Fonları işlem görmeye başladı. İMKB Kurumsal Yönetim Endeksi oluşturuldu.
2006: Yabancı Menkul Kıymetler Piyasası Müdürlüğü kuruldu. Uluslararası pazar ile alt piyasaları olan Depo Sertifikaları Piyasası ve Uluslararası Tahvil-Bono Piyasası kapatıldı.
2007: Hisse Senetleri Piyasası’nda açılış seansı uygulamasına başlandı. Eurotahviller ile faaliyete geçti. İMKB Başkanlığı’na Hüseyin Erkan’ın atandı.
2008: Başkan Hüseyin Erkan, Dünya Borsalar Federasyonu (WFE) Çalışma Komitesi Başkanlığı’na ve Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi.
2009: Şehir endeksleri 9 il için hesaplanmaya başladı. Gelişen İşletmeler Piyasası Müdürlüğü kuruldu. Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) devreye girdi.
2010: Halka Arz Seferberliği başlatıldı. İMKB’nin 25. yaşı kutlandı.
2011: İMKB Otomatik Seans Durdurma Sistemi devreye girdi. Bankalararası Repo-Ters Repo Pazarı kuruldu. Borsa Birincil Piyasada İlk Halka Arzlarda Sabit Fiyatla Talep Toplama ve Satış Yöntemi ile Değişken Fiyatla Talep Toplama ve Satış Yöntemi uygulamasına başlandı.
2012: İMKB Başkanlığı’na Dr. Mustafa İbrahim Turhan atandı. İMKB, Finansal Bilgilendirme Platformu “Bilinçli Yatırımcı” portalı açıldı.
2013: Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında İMKB’nin şirket yapısı değiştirildi. Bu kapsamda yeni adı Borsa İstanbul ile yoluna devam eden Borsa için yeni bir dönem başladı.

İşte 3 Ocak 1986’da ilk işlem görmeye başlayan şirketler ve o günkü kapanış fiyatları

ANADOLU CAM SANAYİİ A.Ş. 1.400,00
BAGFAŞ BANDIRMA GÜBRE FABRİKALARI A.Ş. 1.750,00
ÇELİK HALAT VE TEL SANAYİİ A.Ş. 5.800,00
ECZACIBAŞI YATIRIM HOLDİNG ORTAKLIĞI A.Ş. 1.100,00
GÜBRE FABRİKALARI T.A.Ş. 3.900,00
TÜRKİYE İŞ BANKASI A.Ş. (B GRUBU) 1.250,00
İZOCAM TİCARET VE SANAYİ A.Ş. 3.700,00
KORDSA GLOBAL ENDÜSTRİYEL İPLİK VE KORD BEZİ SANAYİ VE TİCARET A.Ş. 4.800,00
KORUMA ENDÜSTRİ ÜRÜNLERİ SANAYİ VE TİCARET A.Ş. 1.100,00
OLMUKSAN INTERNATIONAL PAPER AMBALAJ SANAYİ VE TİCARET A.Ş. 2.500,00
RABAK ELEKTROLİTİK BAKIR VE MAMÜLLERİ A.Ş. 1.200,00
SARKUYSAN ELEKTROLİTİK BAKIR SANAYİ VE TİCARET A.Ş. 1.500,00
TÜRKİYE ŞİŞE VE CAM FABRİKALARI A.Ş. 1.125,00

Beyaz perdenin BORSA’sı

SON 20 yılda 10’a yakın borsa filmi gösterime girdi. Bu filmlerin önemli bir bölümü ekonomik kriz dönemlerinde şirketlerin nasıl etkilendiğini ve arka planda yaşanan gelişmeleri anlatıyor. Dünyada 1 milyar doların üzerinde hasılat yapan bu filmler arasında Türkiye’de en çok izlenen Para Asla Uyumaz (Wall Street 2) filmi oldu. 2010 yılında Türkiye’de gösterilen film 60 bin kişi tarafından izlendi. Gişa hasılatı ise 660 bin TL’yi geçti.

Wall Street

TARTIŞMASIZ her borsacının olmak istediği kişi olan Gordon Gekko efsanesi bu filmde doğdu. Gekko’yu canlandıran Michael Douglas bu filmle Oscar kazandı. Kazanmak için sınır tanımayan Gekko’yla çalışmaya başlayan Bud Fox (Charlie Sheen) işin inceliklerini öğrenmeye başlıyor. Filmde Charlie Sheen’in babası rolünü de gerçek babası Michael Sheen canlandırıyor. Gordon Gekko’nun “Açgözlülük İyidir” konuşması da fenomen oldu. Gordon Gekko kareketerinin Carl Icahn ve Ivan Boesky’den esinlenildiğini söylemekte fayda var.

Boiler Room (Kazan Dairesi)

BİR borsacının “gereken her yolu” kullanarak yükselmesini anlatıyor film. Filmin hikayesi Jordon Beltford’ın kurduğu Stratton Oakmont adlı şirketin gerçek öyküsünden esinlenmiş. Para kazanmak için her şeyin mübah olduğu şirket Federallerin de dikkatini çekiyor. Giovanni Ribisi’nin başrolünü oynadığı filmde Vin Diesel, Ban Affleck ve Scott Caan’da yer alıyor.

Margin Call (Oyunun Sonu)

2008’de başlayan krizin hikayesini en gerçekçi anlatan film Lehman Brothers’ın hikayesini anlatıyor. Filmde yatırım bankasının ismi verilmese de bankanın CEO’sunun ismi John Tuld. Battığı zaman Lehman’ın CEO’sunun ismi ise Richard Fuld’du. Bu soyadı benzerliği Lehman’ı ele veriyor. Bir gecede yaşanan olayları anlatan filminin kadrosu’da etkileyici. Kevin Spacey, Jeremy Irons, Zachary Quinto, Demi Moore, Paul Bettany ve Stanley Tucci filmde yer alıyor.

Wall Street 2 (Para Asla Uyumaz)

Michael Douglas’ın efasanevi Gordon Gekko olarak döndüğü serinin 2. filminde gene bir intikam öyküsü anlatılıyor. Shia LaBeouf’un canlandırdığı Jacob Moore, Bretton James(Josh Brolin)’ten Gordon Gekko’nun yardımı ile intikam almaya çalışıyor. Gordon Gekko’nun kızı Winnie Gekko (Carey Mulligan) ile de evlenmek üzere olan Moore kendini av olarak bulmak üzere.

The Pursuit of Happyness (Umudunu Kaybetme)

Chris Gardner (Will Smith) iki yakasını bir araya getirmeye çalışan bir aile babasıdır. Ailesini ayakta tutmak için cesurca çabalamasına rağmen, beş yaşındaki oğlu Christopher’ın (Jaden Christopher Syre Smith) annesi (Thandie Newton) maddi zorlukların yarattığı sürekli baskı altında direncini kaybetmek üzeredir. Artık dayanamayacağını anlayınca, istemeye istemeye evi terk eder. Artık bekar bir baba olan Chris, yılmadan, bildiği tüm satış becerilerini kullanarak daha iyi kazandıran bir işin peşine düşer. Prestijli bir borsa şirketinde stajyerlik bulur ve ücret almasa da programın sonunda iş ve parlak bir gelecek elde edeceğini umarak kabul eder.

Uluslararası finans merkezi hedefinde ‘Borsa İstanbul’ markası öne çıkıyor

Birleşme tamam sıra stratejik ortaklıkta

BU yılın başında yürürlüğe giren Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında yeniden yapılandırılan Borsa İstanbul, yeni ismi ve logosuyla uluslararası finans merkezi olma projesinde marka olarak öne çıkıyor. İstanbul Altın Borsası ve Vadeli Opsiyon Borsası’yla birleşme sürecini tamamlayan Borsa İstanbul, şimdi de dünya devleriyle yürüttüğü stratejik ortaklık görüşmelerine odaklanıyor.

Hülya GÜLER
KÜRESEL kriz sürecinde özellikle gelişmiş ülkeler evlerindeki yangını söndürmeye çalışırken, Türkiye sağlam ekonomik duruşunun yanı sıra son dönemde sermaye piyasalarına yönelik attığı önemli adımlarla dikkat çekti. Türkiye, 2010 yılında başyattığı halka arz seferberliğinden bu yana küresel sermaye piyasalarındaki gelişmelere ve Avrupa Birliği’ne (AB) uyum çalışmaları kapsamında sermaye piyasalarına yönelik bir dizi değişikliğe gitti. Bu süreçte sermaye piyasalarının en önemli unsurlarından biri olan Borsa’ya yönelik şirket yapısındaki değişiklik ve diğer borsaların tek çatı altında toplanması bu alandaki en önemli adımlardan biri oldu.

YENİ SERMAYE PİYASASI KANUNU
İstanbul’un dünyanın önde gelen finans merkezlerinden biri olması hedefi çerçevesinde gerek yasal ve gerekse teknolojik altyapı konusunda birçok proje hayata geçirildi. Bu kapsamda Türkiye’de sermaye piyasalarının yasal temelini oluşturan 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve İMKB de dâhil olmak üzere menkul kıymet borsalarını düzenleyen 91 sayılı Menkul Kıymet Borsaları Hakkında Kanun Hükmünde Kararname, 2012’nin sonunda yürürlüğe giren 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ile yürürlükten kaldırıldı.
Sermaye Piyasaları alanındaki mevcut düzenlemelerin AB müktesebatına uyumlu hale getirilmesi ve Türk sermaye piyasalarının küresel pazarlara entegrasyonunu sağlayarak rekabet gücünü artırmak amacıyla, kanun koyucu bir reform olarak 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nu yürürlüğe girdi. Yasada, organize piyasaların kurulması konusunda liberal bir anlayışla birlikte İMKB’nin de Borsa İstanbul olarak yeniden yapılanması düzenlendi.

ANONİM ŞİRKET OLARAK YAPILANDI
Yeni yasaya göre, borsalar, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) uygun görüşü üzerine kuruluşuna Bakanlar Kurulu tarafından izin verilen, sermaye piyasası araçlarının, kambiyo ve kıymetli madenler ile kıymetli taşların ve Sermaye Piyasası Kurulu’nca uygun görülen diğer sözleşmelerin, belgelerin ve kıymetlerin güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil ve rekabetçi bir ortamda işlem görmesini sağlamak üzere kurulan özel hukuk tüzel kişileri olarak düzenlendi. Bu doğrultuda, Borsa İstanbul A.Ş., paylarının bir kısmı Hazine’ye ait olan ve özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirket olarak yapılandırıldı.

YENİ İSİM VE LOGOYLA YOLA DEVAM
Borsa İstanbul Anonim Şirketi, Sermaye Piyasası Kanunu’nun 138’inci maddesi çerçevesinde, Yasanın yürürlüğe girdiği 30 Aralık 2012 tarihinde kuruldu ve ticaret siciline tescil edilerek, esas sözleşmesinin 3 Nisan 2013 tarihinde tescil edilmesiyle faaliyetine başladı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleşen tanıtım toplantısında Borsa İstanbul 5 Nisan’dan itibaren yeni isme ve logosuyla faaliyete başladı. Uluslararası platformda daha etkin bir konum elde etmeye çalışan Türkiye’nin Borsa İstanbul markasıyla önümüzdeki dönemde bu anlamda öne çıkması bekleniyor.

DEV BORSALAR ORTAKLIK İÇİN SIRADA
Borsa İstanbul’un yeniden düzenlenen kuruluş esasları kapsamında, İstanbul Altın Borsası (İAB) ve Vadeli Opsiyon Borsası’nın (VOBAŞ) tüzel kişilikleri de sona erdi. İki kurum, Borsa İstanbul çatısı altında faaliyetlerini sürdürürken, mevcut borsalar da tek çatı altında toplanmış oldu. Yeniden yapılanma ve birleşme sürecinin ardından sıra Borsa İstanbul’un stratejik ortaklık görüşmelerine geldi. Hazine’nin Borsa İstabul’daki yüzde 49’luk payının bir kısımının stratejik ortaklara satılması söz konusu. Bu konuda halen dünyanın önde gelen dev borsalarıyla ortaklık görüşmeleri sürerken, Borsa İstanbul’un oluşturulacak yeni ortaklıklar ile birlikte daha güçlü bir yapıya kavuşturulması planlanıyor.

2015’TE HALKA ARZA HAZIRLANIYOR
Birden çok stratejik ortakla anlaşmanın da olası olduğu görüşmelerin bu yıl içinde tamamlanması bekleniyor. Stratejik ortaklıkların kurulmasının ardından Borsa İstanbul’u bekleyen bir diğer aşama ise, halka arz. Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü İbrahim Turhan, Borsa’nın 2015’in sonundan itibaren halka arza hazır olacağını daha önce açıklamıştı.

Ülkenin gerçek ekonomik potansiyelini yansıtmak

TARİH boyunca önemli bir ticaret ve kültür merkezi olan İstanbul, şimdi de uluslararası bir finans merkezi olma yolunda. Bu proje kapsamında kökleri 19’uncu Yüzyıla dayanan Borsa İstanbul da önemli bir oyuncu olarak yerini almaya hazırlanıyor. Bu anlamda Borsa İstanbul güvenilir, şeffaf, istikrarlı ve adil bir pazar yeri olarak etkinlik ve rekabetçilik ilkeleri doğrultusunda faaliyet göstererek ülke ekonomisine değer katmayı amaçlıyor. Halka açık şirket sayısını ve işlem gören şirketlerin piyasa değerini Türkiye’nin ekonomik potansiyelini yansıtır bir büyüklüğe ulaştırmak Borsa İstanbul’un öncelikli hedefleri arasında yer alıyor. İşlem gören sermaye piyasası araçlarının miktarını ve çeşitliliğini artırmak, Borsa İstanbul’un yerli ve yabancı sermaye piyasası araçlarının işlem göreceği bölgesinde lider bir borsa konumuna getirmek, böylelikle İstanbul’un dünyanın önde gelen finans merkezleri arasında yer bulmasını sağlamak hedefleniyor.

Bölge borsalarının gelişimine katkı

BORSA İstanbul’un bölge ülkelerin sermaye piyasaları ve borsalarının geliştirilmesi ve desteklenmesine yönelik çalışmaları kapsamında ortaklığı bulunan kuruluşlar ve hisse oranları şöyle:
*Kırgız Borsası: Yüzde 24.5
*Azerbaycan Bakü Borsası: Yüzde 5.26
*Bosna Hersek Saraybosna Borsası: Yüzde 5

Borsa İstanbul’un uluslararası bağlantıları

BORSA İstanbul, US Securities and Exchange Commission (SEC) ve tarafından ‘yatırım yapılabilir yabancı borsa’ olarak tanınıyor. Ayrıca Japan Securities Dealers Association (JSDA) da Borsa İsatanbul’u ‘Japon yatırımcılar için yatırım yapılabilir yabancı borsa’ olarak tanıyor. Avusturya Maliye Bakanlığı tarafından da, Avusturya Yatırım Fonları Kanunu uyarınca, ‘Avusturya fonları için yatırım yapılabilir düzenli bir borsa’ olarak tanınmakta.
Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (United Nations Global Compact, UNGC)
Birleşmiş Milletler Sorumlu Yatırım Prensipleri (United Nations Principles for Responsible Investment, UNPRI) ve Uluslararası Entegre Raporlama Konseyi (International Integrated Reporting Council, IIRC) girişimlerine destek veren Borsa İstanbul’un üye olduğu kuruluşlar ise şöyle:
*Dünya Borsalar Federasyonu (The World Federation of Exchanges, WFE)
*Avrasya Borsalar Federasyonu (Federation of Euro-Asian Stock Exchanges, FEAS)
*Avrupa Borsaları Federasyonu (Federation of European Securities Exchanges, FESE)
*Uluslararası Sermaye Piyasaları Birliği (International Capital Market Association, ICMA)
*Uluslararası Menkul Kıymet Komisyonları Örgütü (International Organizations of Securities Commissions, IOSCO)
*İslami Finansal Hizmetler Kurulu (Islamic Financial Services Board, IFSB)
*Uluslararası İslami Finansal Piyasalar (International Islamic Financial Market, IIFM)
*Yazılım ve Bilgi Endüstrisi Birliği’nin Finansal Bilgi Hizmetleri Bölümü (Software and *Information Industry Association’s Financial Information Services Division, SIIA/FISD)

Sermaye piyasalarının önümüzdeki dönem gündemi

2 uluslararası kredi derecelendirme kuruluşundan ‘yatırım yapılabilir’ seviye notuna sahip olan Türkiye, uluslararası yatırımcılar açısından da gelişmeleri yakından takip edilen önemli bir ülke. Kısa vadede sermaye piyasalarının gündemini meşgul eden ve önümüzdeki dönemde de yakından takip edilecek bazı gelişmeler özetle şöyle:
*Yılbaşında yürürlüğe giren yeni Sermaye Piyasası Kanunu’nun getirdiği yenilikler,
*Bu Kanuna dayanılarak hazırlıkları yürütülen ikincil düzenlemeler,
*Türkiye’deki Borsaların tek bir çatı altında toplanması ve bünyesine tüm spot ve türev ürünleri, kıymetli madenleri, emtiaları da alacak şekilde yeniden yapılanması,
*Aracılık ve kurumsal yatırımcı sektörünü yeniden yapılandırma çalışmaları,
*Sukuk, gayrimenkul sertifikaları gibi faizsiz yeni finansal enstrümanlar,
*Finansal Eğitim Ulusal Stratejisi ve Eylem Planı kapsamında sermaye piyasalarının hem arz hem de talep tarafını geliştirmeye yönelik faaliyetler.

 



Bu bir ilandır.
© Copyright 2014 Hürriyet - Doğan Yayın Holding