"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Adım adım dinselleşen eğitim...

"SAYIN Bayer, AKP iktidarı 3 yılı geride bıraktı, artık ne yaptığı, bundan sonra da ne yapacağı belli oldu. Devletin birçok kurumunu, özellikle çocukların ve gençlerin eğitimini üstlenen Milli Eğitim Bakanlığı’nı dinselleştirmek için attığı adımlar elle tutulur duruma geldi. Eğitimin temel ilkesi olan öğretim birliği elden gidiyor. Din eğitimi ise milli eğitimin temel amaçlarını gerçekleştirme yolu değildir.

AKP, din eğitimi ve öğretimi insanın doğru düşünmesini sağlar, diyor.

Yani böyle bir şey olabilir mi? Eğitimde din etkisi olur mu? Din bir inançtır. Bu o kadar önemli bir konudur ki, basın tek satır yazmadı."

ÜNİVERSİTELERDE AD YARIŞI

CHP Denizli
Milletvekili Mustafa Gazalcı, "İşte bunun açık belgesi" diyerek, yeni kurulacak üniversite adlarının yerlerine verilen isimleri anlattı:

"Adıyaman, Aksaray, Amasya, Burdur, Çorum, Erzincan, Düzce, Giresun, Mardin, Kastamonu, Kırşehir, Rize, Ordu, Tekirdağ ve Yozgat’ta (15) yeni üniversite kurulmasıyla ilgili tasarı, Milli Eğitim Komisyonu’na gelirken üniversiteler her ilin adıyla anılacaktı. Öyle kişi adları yoktu; biz de bu yaklaşımı destekliyorduk. Örneğin, sadece ’Kırşehir Üniversitesi’ olacaktı. Ancak ’oldu-bittiler’ genel kurulda değiştirildi. AKP’liler önce Burdur Üniversitesi için önerge verdiler, adını ’Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’ yaptılar. Halbuki Mehmet Akif, İstanbul doğumlu, Burdur’da 1920’de bir dönem milletvekilliği yapmış. Burdur, Fakir Baykurt gibi bir yazar çıkarmış, bu olsun demiyorum ama, böylesini yapmayın etmeyin dedik, dinlenmedi, geçti. Yozgat’ın adı, eski adı olan ’Bozok’, Kırşehir’in ’Ahi Evran’ (Anadolu’da Ahiliğin kurucusu), Tekirdağ’ın ’Namık Kemal’ oluyor. Ne yazık ki, yasada illerin adı geçmiyor. Çorum Üniversitesi, ’Hitit Üniversitesi’ oldu. Hitit en azından, eski bir Anadolu uygarlığı, bütün dünya biliyor.

Bu isimleri sevmek veya beğenmemek söz konusu değil. Üniversite kuruyoruz, buraları bilim üretecek, insan yetiştirecek. Siz özentili isimler getiriyorsunuz. Bu kurumlar yarın dünyaya açılacak. Halbuki il adları onların tanınması için daha etken olmaz mı? Aksi, daha doğmadan üniversiteleri siyasallaştırmaktır.

DAHA NELER NELER

- Bu arada Milli Eğitim Bakanı, bunun dışında 10 üniversite daha sözü verdi.

- Türkiye’de halen 40 ilde 77 üniversite bulunuyor. 15 üniversitenin kurulmasıyla, Türkiye’de üniversitesi olmayan 26 il kalıyor. Ancak Milli Eğitim Bakanı, bunun dışında milletvekillerinin talepleri karşısında Çankırı, Nevşehir, Kilis, Siirt, Ağrı, Bilecik, Artvin, Sinop, Karaman ve Karabük’te de üniversite kurulması için YÖK’e başvurduklarını açıkladı. Bu konudaki tasarının, 2006 yılı içinde Meclis’e sevk edileceğini söyledi.

Bu konu da gündeme gelince milletvekilleri daha şimdiden Adıyaman Üniversitesi’nin adının ’GAP’, Bilecik’in ’Şeyh Edebali’ (Anadolu’nun önde gelen ahi liderlerinden), Karaman’ın ’Karamanoğlu’ (Osmanlı’nın kuruluşunun ilk yıllarında hákimiyet altına alınan beylik), Nevşehir’in ’Nevşehirli Damad İbrahim Paşa’ (Lale Devri’nin ünlü sadrazamı, Patrona Halil İsyanı’ndan sonra 3. Ahmed tarafından idam ettirildi), Mardin’in ’Artuk’ (Mardin, Diyarbakır, Harput çevresinde 300 yıl hüküm süren bir Türkmen hanedanı) olması biçiminde önergeler verildi.

VE ŞARK ÜNİVERSİTESİ

Bunun dışında Urfa için ’Göbeklitepe’ (Mezopotamya’nın insan yerleşmesine açılan ilk bölgesi, 11 bin yıllık bir tapınak bulundu, kazısı Almanlar tarafından sürdürülüyor) ve Giresun için ’Yeşil Giresun’ adı önerildi. Said-i Nursi’nin doğum yeri Bitlis’te bir ’Şark Üniversitesi’ kurulması gibi öneriler reddedildi.

Bu önergeler sırasında bölge milletvekillerinin ’seçmene selam’ konuşmalarını herkes izleseydi de komikliği görseydi.

Kadrolaşma nasıl oldu

TECRÜBELİ bir eğitimci olan milletvekili Gazalcı, eğitimin nasıl dinselleştirildiğine şu örnekleri veriyor:

"Atatürkçü, laik, bilimsel düşünen, deneyimli eğitim yöneticilerinin bir biçimde uzaklaştırılarak yerlerine çoğu dinsel eğitimden geçmiş, ehliyetsiz yöneticiler atandı. Milli Eğitim Teşkilatlandırma Yasası, Milli Eğitim Temel Kanunu, başta atama, yükseltme, yer değiştirme olmak üzere birçok yönetmelik değiştirilerek ve ayrıca bakana tanınmış 76. madde yetkisi kullanılarak bu atamalar yapıldı ve kadrolaşma tamamlandı. Ders kitaplarının içeriği dinselleştirildi. Eğitimi daha çok dinselleştiren ve ticarileştiren adımlardan biri de Açık Lise Yönetmeliği’ndeki değişiklik oldu. Bunun gibi onlarca örnek var. Yarın geç olmadan çocuklarımız, gençlerimiz bu bakan ve getirdiği kadroların eline bırakılmamalıdır. Rehberi bilim olması gereken bir bakanlıkta ümmetçiliğe yer olmamalıdır."

GÜNÜN SÖZÜ

"Üniversitelerin siyasi iktidara değil, öğrencilerine hizmet veren bilim ve bilgi yuvası kuruluşlar olarak kalması için halkımıza ve sivil toplum örgütlerine büyük görevler düşüyor. Siyasi iktidarın hedef aldığı, yüklendiği üniversitelerimize toplum olarak sahip çıkılmalı."

(CHP Uşak Milletvekili Osman Coşkunoğlu)

Rektörleri hükümet seçecek

YENİ kurulan üniversitelerin kurucu rektörlerinin seçiminde YÖK devre dışı bırakıldı.

Yasaya göre rektörler, iki yıl için Milli Eğitim Bakanı ve Başbakan’ın önereceği üç isim arasından Cumhurbaşkanı tarafından atanacak. CHP İstanbul Milletvekili Nurettin Sözen, "İktidar, niçin YÖK’ü, üniversiteyi, rektörü seçmiyor? Asıl amaç, laik, demokratik üniversitelerde kadrolaşmaya gitmek" diyor.

Öfke seli

SON günlerde Erdoğan ve bakanlarının demeçlerine bakıldığında bazı kızgınlık ifadeleri gözlenmekte. Ancak biz orta yaşlılar bu filmi daha önceleri de görmüştük. 1950’lilerde Menderes, 1960’larda Demirel, 1970’lerde de Ecevit ve yine Demirel aynı tavırlar içindeydiler. Sonuçta bu ’öfke seli’ onlara hiçbir yarar sağlamadığı gibi çok şeyler kaybettirdi. Tarihi bilgisi yetersiz olanları uyarmayı bir borç bilirim.

Mehmet ŞAHİNER
X