"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Adı Roman... Bu kıza dikkat!!!

Adım gibi eminim, şu an karşımda duran kız, daha çoook büyük başarılara imza atacak.

/images/100/0x0/55eaa430f018fbb8f88d4a4eDeha seviyesinde bir yetenek o.
Adı Roman. Soyadı Alkan.
Henüz 21 yaşında.
Biraz sonra okuyacaksınız hikâyesini, siz de bana hak vereceksiniz.
Ama önce Ayten Alpün imzalı şu fotoğraflarına bir bakın.
Çizgi roman kahramanı gibi değil mi? Zaten Roman aslında aynı zamanda öyle.
Sanal âlem onu ‘Rinmaru’ olarak biliyor. Onun için hayatta, varsa yoksa çizim ve teknoloji.
O bir bilgisayar canavarı.
Neredeyse bütün hayatı, dijital ortamda geçiyor.
Kendi yarattığı bir web sitesi (Rinmaru World), (rinmaruworld.com) var ve ortalığı yıkıyor.
Sıkı durun, 50 bin üyesi var.
10 ile 19 yaş arasındaki kızlar.
Yüzde 75’i Amerikalı, geri kalanı İspanyol ve diğer ülkelerden.
Henüz Roman’ı daha doğrusu Rinmaru’yu Türkiye’de fazla bilen yok.
Ama çoktan Amerikalı dev yatırımcılar İstanbul’a gelip Roman’ı bulmuşlar, birlikte iş yapmayı teklif etmişler.
Bu genç kızın geliştirdiği projeye şapka çıkarmışlar, hatta başarılı genç bir Türk kızı olarak Newsweek’e kapak olmalısın demişler.

* * *

Bu hikâyeyi ilk duyduğumda, “Yok artık daha neler!” dedim ve Roman’ı merak ettim.
Nişantaşı’nda buluştuk.
Görür görmez bayıldım.
Şahane bir şey.
Gözleri ışıl ışıl.
Ve nasıl yaratıcı...
Bıcır bıcır anlatıyor.
Fransa’da resim eğitimi almış bir anneyle, mimar bir babanın kızı. Kendisini bildiğinden beri çizim yapıyor. Olağanüstü güzel çizimler. Çizmeden yaşayamayanlardan. Gördüğü her şeyi çiziyor, siz nasıl konuşuyorsunuz, bakıyorsunuz, o çiziyor. Onun için doğal. İnsanların çizememesini anlayamıyor. Özel bir önem de atfetmiyor ama çiziyor.
Annesi, daha çok küçük yaşta onu kâğıt bebeklerle tanıştırıyor.
Onları biriktiriyor, onlarla oynuyor, kendi hayal dünyasında yaşıyor, öyle çok sosyal bir tip de değil. Sonra kâğıt bebekleri kendi çizmeye başlıyor.
8-9 yaşındayken ailesi onu bilgisayarla tanıştırıyor.
Birdenbire ortaya çıkıyor ki, bu çizen çocuğun teknolojiye de fevkalade yeteneği var. Bilgisayarın her yerini kurcalıyor, keşfediyor, az buçuk para biriktirdiğinde gidiyor, bir parça daha ekliyor.
İki şey hayatta onu baştan çıkarıyor: Çizim ve teknoloji.
Sonra 11 yaşındayken, kâğıt bebek yapan bir site buluyor. O siteye dalıyor. Yıllarca bu hobisi devam ediyor.
Onu o dünyadan koparabilene aşk olsun.
Aile de pek ses çıkarmıyor.
Bir tek annesi, “Ne yaparsan yap hayatta ama sonunu getir!” diyor, onu tamamen özgür bırakıyor, bir tek maymun iştahlı olmaması konusunda uyarıyor.
Güzel sanatlar lisesini bitiren Roman, üniversite yaşı geldiğinde, “Ben üniversiteye gitmeyeceğim” diyor.
Bu noktada ben kaşlarımı kaldırdım.
“Nasıl yani?”
“İstemedim” dedi.
“Peki anne babam, onlar nasıl ses çıkarmadılar...”
“Onlar da ilginç insanlardır, beni zorlamadılar. Aksine alacağım sanat eğitiminin belki de yaratıcılığımı baltalayacağına inandılar...”

/images/100/0x0/55eaa430f018fbb8f88d4a50

* * *

Netice de Roman...
Üniversiteye gitmiyor.
17 yaşında kendini tamamen bilgisayar oyunlarına veriyor.
Annesi de, “Oynama evladım” diyeceğine, hep öyle der ya anneler; “Unutma, sonunu getirmelisin!” diyor.
4 yıl bir online oyun oynuyor.
Bitmeyen bir oyun. Sürekli kademeler atlattığı bir tipi var: Rinmaru.
Rinmaru gittikçe sanal âlemde ünleniyor.
Ve işte o zaman Japon altkültürüyle de tanışıyor Roman, dünyanın dört bir yanından sanal arkadaşlar ediniyor.
Kâğıt bebeklerin dijital dünyasına giriyor.
‘Dark lolita’larla, ‘Sweat lolita’larla tanışıyor.
18 yaşına girdiğinde, kendi oyunlarını da yapmaya başlıyor.
“Nasıl?” diye sordum tabii burada.
“Çizimlerimi bir oyun kanalına yüklemeye başladım. Ve Rinmaru çok beğenildi...”
Fakat Roman’ı bu kesmiyor.
Her oyunun arkasında ciddi bir yazılım bulunduğunu keşfediyor. Kendini geliştirmeye ve yazılım öğrenmeye karar veriyor. Kurslara gidiyor, zaten doğal bir yatkınlığı var, daha da ilerliyor.
Tam olarak n’apıyor diyeceksiniz?
Çeşitli avatarlar var, yani bedenler; onları Roman’ın çizdiği gözlerle, saçlarla, ağızla hayal ettiğiniz tip haline getiriyorsunuz.
Bir karakter yaratıyorsunuz yani. Sonra ona bir isim veriyorsunuz.
Ve kıyafet giydiriyorsunuz.
Bir sürü kıyafet çizmeye başlıyor Roman.
Ama sitenin müdavimi genç kızlar, her hafta yeni bir şey istiyor. Farklı farklı tarzlar.
O da geliştiriyor.
Kimi daha erkeksi, kimi daha dişi.
Bazen bikini koleksiyonu, bazen sokak modası.
Japon sokak modasından çok etkileniyor.
‘Lolita modası’ mesela yeni yükselen bir tarz.
Ama bizim bildiğimiz ‘lolita’larla alakası yok. Prenses kıyafeti gibi fırfırlı kıyafetlerin biraz uzunlarını giyiyorlar, bazıları siyah onlar ‘Dark lolita’, bazıları prenses gibi, onlar ‘Sweet lolita’, gerçekten de sokaklarda böyle dolaşıyorlar, porselen bebek gibi.
Tüm bunları öğreniyor ve koleksiyonlarına ekliyor.

/images/100/0x0/55eaa430f018fbb8f88d4a52

* * *

En sonunda da kendi web sitesini açıyor.
Ama sevdiği için.
O da oynadığı için.
Oynarken çok eğlendiği için.
Ve günden güne gelişiyor sitesi.
Sürekli aklına yeni yeni fikirler geliyor.
Mesela diyor ki, “Kızlar bu oyunları çok seviyor. Ama bir komünite haline gelmiyorlar. Ne yapsam da bunlar tanışsa, birbirleriyle konuşabilecekleri bir alan olsa...”
Onu da yapıyor, sonra kızlar için dükkânlar tasarlıyor. Birinde designer kıyafetler var, diğerinde ikinci el...
Kızlar ‘Fame hall’ diye bir yerde, kendi avatarlarının tarzlarını yarıştırıyor, birbirlerine oy veriyor.
Küçük filmler, fotoğraflar yüklüyorlar.
Manyak bir yer haline geliyor Rinmaru World!

/images/100/0x0/55eaa430f018fbb8f88d4a54


* * *


Evet, başka böyle siteler de var.
Ama arkalarında koca koca adamlar var.
Ve bu işi sadece para için yapıyorlar.
Roman’ın farkı burada.
Söz konusu site, gerçekten 21 yaşında bir kıza ait.
Bu samimiyet de her şeye yansıyor.
Gençler de bunu hissediyor.
Arada da televizyon çıkıp -öyle bir bölüm de var- onlarla iletişime geçiyor.
Rinmaru, o kızların kahramanı.
Ve sonunda bu alandaki dünya devlerinden biri Türkiye gelip bu küçük kızla iş konuşmaya başlıyor.
İşte annesinin arkadaşı reklamcı Pelin Pestilci, bu noktada devreye giriyor.
Satış ve pazarlamada Roman’a yardımcı oluyor.
Simdi şahane bir ikililer.
Ve Rinmaru World gittikçe büyüyor.
Bahar Korçan da bu fikre bayılıyor, “Benim koleksiyonum da olsun” diyor, aynı şekilde Penti de bunu istiyor.
Ve Roman onların koleksiyonlarını da çiziyor, siteye yüklüyor.
Kendi yarattığınız kâğıt bebeklere, dilerseniz Korçan’ın kıyafetlerini de giydirebiliyorsunuz.
Daha pek çok Türk firma Rinmaru World’e girmek istiyor. Görüşmeler halen sürüyor.
Dünya devinin teklifine gelince...
Hafif şaşkınlar.
Bakalım ne olacak.
Bayıldım bu hikâyeye.
En çok da Roman’a.
Yarış atı gibi yetiştirilmeyen, özgür bırakılan, yaratıcılığının ortaya çıkmasına izin verilen, gereksiz toplumsal sınırlar ve kalıplarla sıkıştırılmayan, “Gerçekten seni ne mutlu ediyorsa onu yap, ama sonuna kadar götür” denilen bir çocuk o.
O da çocukluğundan beri bayıldığı şeyi yapıyor. Ve göreceksiniz bu genç kız, akıl almaz başarılara imza atacak.
Ve çooook büyük paralar kazanacak.
Ama eminim ki gözündeki o pırıltı hiç azalmayacak!

X