Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Adaylığı an meselesi

CHP’de yaşanan kara mizahı, böylesi bir çocuk oyuncağını hiç görmedim; bir daha görüleceğini de sanmadığımdan, bazıları gibi bu komedinin uzayıp gitmesini olağan karşılar tarzda yazmayacağım, evirip çevirmeyeceğim.

Önce Deniz Baykal’dan başlamalı; istifasını açıkladıktan sonra yapması gereken, köşeye çekilip hiç konuşmamak, arkada kalan ‘kendisinin siyasete kazandırdığı arkadaşlarının’ başarısıyla övünüp onlara destek vermekti.

Eteğine yapışıp “Geri dön” diye yalvaranların, yapışacağı başka yerin olmadığını en iyi bilen bir akil adam gibi davranabilmeliydi; yapmadı. Kimse aldanmasın, tek işaretle, kapısında açlık grevi yapan 10 gençle “Geri dön” diye bağıran 2 bin genci bu komiklikten de kurtarabilirdi.

Ya, “Yalan” demek ya da halktan, ailesinden özür dileyip sorumluluğunu yerine getirmektense sık sık konuşunca Başbakan Tayyip Erdoğan da “Bu olayı kullanmayacağım” sözünü bir kenara bırakıp “ahlak” saldırısına geçti.

OLCAY, ASLI VE ATAÇ BAYKAL

Anımsayalım, Baykal, istifa kararını eşi Olcay Hanım ile kızları Aslı Hanım ve oğulları Ataç Bey’le birlikte aldı; çünkü Baykal için varsa yoksa ailesi.
Baykal’ın, seçim gezilerinde dahi seçimin ertesi gününü planlamak yerine ilk önceliği torunlarıyla ilgili konulara verdiğini bilmeyen yok. O nedenle merak ediyorum, istifa kararını veren aile, “Geri dönüş” için ne düşünüyor, Baykal üzerindeki ahlak tartışmasının devamına ne diyor?

Bence Baykal’ı geri dönmekten alıkoyacak en büyük güç olan aile, eteğe yapışanların “Baykal’ı değil kendilerini sevdiklerini” görüyorlardır.

“Yok, aile bunu görmedi, geri dönüşe onay verdi. Baykal da o nedenle kendi koşullarını hazırlıyor” diye düşünülmesini isteyeceklerini sanmayalım.

Ancak oyunu gören de az değil; çünkü Baykal, Kemal Kılıçdaroğlu’na, “Yönetimindeki falanca isimlerin desteğini al” derken, halkın o isimlerle Kılıçdaroğlu’na gösterdiği ilgi arasındaki farkı bilmemesi mümkün değil. Baykal, alanlarda kaç kez bu isimlerle Kılıçdaroğlu’nu art arda anons etti. Kimin ne alkış aldığını görmedi mi; gördü hem de çok iyi gördü, emin olun.

Bir şey daha; Baykal, Kılıçdaroğlu’nu o isimlerin önüne atarken, bir yandan delegeyi ‘kurşun asker’ gibi küçük düşürmüş oldu; diğer yandan, bu yakın arkadaşlarının kendisi dışında kimseye onay vermeyeceğinden emindi.

KILIÇDAROĞLU’NUN SEÇENEĞİ YOK

Daha çok neden yazarım; ama kısa bu kısa özetle yetiniyorum.

Şimdi bu tablo karşısında, koca partide “Biz böyle bir ahlak tartışmasını kaldıramayız” diye düşünen aklı selimlerin olmadığını mı düşüneceğiz?

Böyle düşünmüyorum; derin vebal altında olduğunu bilenler az değil. En iyi bilen Kılıçdaroğlu; çünkü Ankara’da bir kafede yemeklerini kendisine ikram eden çiftin; Ümraniye’de 3 saat yağmur altında bekleyip otobüsünün önünde sırılsıklam koşan gençlerin; Aydın’da, Sinop’ta etnik/mezhep kökenine bakmadan kendisini alkışa boğanların vebalinin bilincinde.

Bu vebali ya bugün üstlenecek ya da bir daha onların yüzüne bakamayacak. Siz bakmayın içinden geçenleri bir çırpıda çıkıp söylememesine. İçinde fırtınalar koptuğu, vebali üstlendiği, boş durmadığı bilinmeli.

Önemli temaslar yapıyor, halkın desteğini, “Aday olursan Baykal dönemez” diyen partililerin güçlü bir toparlanma içinde olduğunu görüyor. Aday olmaması büyük sürpriz, ciddi terslik demek ve bugün-yarın da son gün. Sonrası delegenin bileceği iş; parti onların, bir yıl sonraki tercih de halkın.

X