Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Adaletin zirvesinde tartışma

    Hürriyet Haber
    06.09.2005 - 13:53 | Son Güncelleme: 06.09.2005 - 13:53

    Yargıtay Başkanı Osman Arslan Adli Yıl'ın başlaması nedeniyle düzenlenen törende yaptığı konuşmada   “Anayasa Mahkemesi'nde görev yapan başkan ve üyelerin bağımsız, tarafsız ve teminatlı oldukları ve yargılamanın açık yapıldığı tartışmasızdır. Ancak, ceza yargılaması ve adil yargılama için öngörülen temel koşullar, Anayasa Mahkemesi'nde bulunmamaktadır" dedi.

    Arslan sözlerini şöyle sürdürdü: "Yüce Divan, ceza yargılaması yapan bir mahkemedir. Anayasa Mahkemesi'nin üyelerinin tamamı hukukçu olmadığı gibi hukukçu olanların tamamı da cezacı değildir. Hukukçu olmayan üyelerin ceza yargılaması yapması, adil yargılanma hakkına açıkça aykırıdır."Yüce Divan da Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre yargılama yapacak, ceza hukuku uyarınca sübut, niteleme, değerlendirme ve ferdileştirme yapacaktır" diye konuşan Arslan şöyle devam etti:  "Ceza hakimliği bir meslek olup, bilgi birikimi ve deneyim gerektirir. Bu bir uzmanlık işidir. Yargıtay'dan seçilen üyelerin hukukçu olması halinde, Askeri Yargıtay'dan seçilen üye dışında, Anayasa Mahkemesi'nde cezacı üye olmayabilir. Ceza usulü ve ceza öğrenimi ve eğitimi görmeyen, ceza uygulaması yapmayan ve bu konuda deneyimi bulunmayan kişilerin, ceza yargılaması yapması hukukun evrensel kurallarına aykırı olduğu gibi insan haklarına da aykırıdır.”ADLİ YARGILAMA  GEREKLİ

    Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan ceza yargılamasının tek dereceli olduğuna ve mahkemece kesin karar verildiğine dikkati çeken Osman Arslan, “Adil yargılanma hakkı için ceza yargılamasının en az 2 kademeli olması gerekir” dedi.

    Yargılama sürecinde verilebilecek tutuklama ve el koyma gibi kararlara karşı başvurulacak kanun yolu bulunmadığına işaret eden Arslan, nihai kararlara karşı da temyiz yolu olmadığını kaydetti.  BAKANLAR VE MÜSTEŞARLAR

     TUĞCU: ZAMANI GELİNCE YANITLAYACAĞIZ
    Yapılan eleştirilerle ilgili olarak ise Anayasa Mahkemesi Başkanı Tülay Tuğcu ise “Doğal bir şey. Zamanı gelince yanıtlayacağız. Şimdi söyleyecek bir şey yok” yanıtını verdi.

    KILIÇ: TALİHSİZLİKAnayasa Mahkemesi Başkanvekili Haşim Kılıç, Yargıtay Başkanı Osman Arslan'ın Anayasa Mahkemesi'ne yönelik sözlerini “Anayasa Mahkemesi'ne yapılmış bir saldırı” olarak nitelediğini söyledi. Kılıç, Arslan'ın Yüce Divan'da yargılama sürerken yaptığı açıklamaları “talihsizlik” olarak niteledi.

    Kılıç, “Herkesin olduğu gibi sayın başkanın da düşüncelerini açıklama ve ifade etme özgürlüğü vardır. Yüce Divan konusunun çok yoğun bir şekilde devam ettiği bir süreçte Sayın Yargıtay Başkanı'nın, sanıkların belki de güvenini, olası bir ihtimalle güvenini sarsıcı birtakım açıklamalarda bulunmalarını çok talihsiz ve sorumsuz bir konuşma olarak niteliyorum. Bu konuşmayı Anayasa Mahkemesi'ne yapılmış bir saldırı olarak niteliyorum ve bunun cevabı da kurumumuz tarafından verilecektir” dedi.

        Bir bakan ile müsteşarın aynı suçu işlemeleri halinde bakanın Anayasa Mahkemesi'nde uzman olmayan kişiler tarafından ve tek kademeli olarak, müsteşarın ise işlevi ceza yargılaması yapmak olan Yargıtay Ceza Dairesi ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nda 2 kademeli olarak yargılanacaklarını belirten Arslan, bakan ile müsteşarının işlediği suçlarda, bağlantının varlığının kabulünün zorunlu olduğunu kaydetti.

    Günümüzdeki uygulamaya göre, bakanların Anayasa Mahkemesi'nde, müsteşarların ise Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nde yargılandıklarını, birleştirme isteminin Anayasa Mahkemesi tarafından kabul edilmediğini, yargılamaların ayrı ayrı sürdürüldüğünü anlatan Arslan, şöyle konuştu: “Bu uygulamanın doğal sonucu olarak da Anayasa Mahkemesi'nde yargılananların Yargıtay'da tanık, Yargıtay'da sanık olarak yargılananların ise Anayasa Mahkemesi'nde tanık sıfatıyla dinlenmektedir. Mahkemelere göre kişilerin sıfatı değişmektedir. Böyle bir uygulamanın hukuk düzeni ile bağdaştırılması da mümkün değildir. Uzman ceza hukukçularından oluşan yargı mercilerinde yargılanmanın, yargılananlar için güvence oluşturduğu açık bir gerçektir.”

    Yüksek bürokratların görevlerinden kaynaklanan suçlara ilişkin davaların, ilk derece ve temyiz olmak üzere iki kademeli biçimde Yargıtay'da yapıldığını belirten Arslan, diğer devlet memurları ile kamu görevlilerine, görevlerinden dolayı verilen ceza kararlarının temyiz incelemesinin de Yargıtay'da yapıldığını hatırlattı.

    Yargıtay'da, 2004 yılında yüksek bürokratlarla ilgili ilk derece mahkemesi olarak 73 davaya bakıldığını, diğer kamu görevlileriyle ilgili de 60 dosyanın temyiz incelemesinin yapıldığını bildiren Arslan, Anayasa Mahkemesi'nin ise 43 yılda 12 davaya baktığını kaydetti.

    Yargıtay Başkanı Osman Arslan, sözlerini şöyle sürdürdü:“Anayasa Mahkemesi, bazılarının ileri sürdüğü gibi görev suçlarına bakmakta uzman ise tüm kamu görevlilerinin görevlerinden kaynaklanan suçlarına bakmak görevi Anayasa Mahkemesi'ne verilmeli, kamu görevlileri yönünden ayrıcalık yapılmamalıdır. Zira Anayasa Mahkemesi'nin uzman olarak kabulü, Yargıtay'ın uzman olmadığının kabulü anlamına gelir. Böyle bir yorum Yargıtay'ın yıllardır sürdürdüğü uygulamanın adil olmadığı sonucunu doğurur ve Yargıtay kararlarını tartışmalı hale getirir. Aksi halde, ayrım yapılmaksızın, görevden kaynaklanan tüm davalara bakmak görevi, Yargıtay'a verilmelidir.”

    Yüce Divan'da yargılanmaları öngörülen Cumhurbaşkanı, Başbakan, bakanlar, Anayasa Mahkemesi başkan ve üyeleri ile diğer yüksek mahkemelerin başkan ve üyelerinin, kişisel suçlarından ve özel hukuktan kaynaklanan davalarına bakmak görevinin, Yargıtay'a ait olduğunu bildiren Arslan, kişisel suçlarından dolayı bu kişileri yargılayan Yargıtay'ın, görevlerinden doğan suçlardan dolayı yargılayamamasının, belirli kişiler yönünden görev suçu-kişisel suç ayrımı yapılmasının, haklı ve inandırıcı gerekçesi bulunmadığını kaydetti.  “KURULUŞ AMACI, ANAYASA YARGISI”    Anayasa Mahkemesi'nin kuruluş amacının, anayasa yargısı olduğunu, işlevinin de anayasa yargısı ile sınırlı olması gerektiğini savunan Arslan, Yüce Divan'ın, Anayasa Mahkemesi'nde kalmasını isteyenlerin, bunun hukuki gerekçelerini de ortaya koymalarının zorunlu olduğunu söyledi. Arslan, Yüce Divan yetkisinin daha önce Anayasa Mahkemesi'ne verilmiş olmasının, bu yanlışlığın sürdürülmesine gerekçe olamayacağını kaydetti.

    Yüce Divan tarafından yapılan işin, ceza yargılaması olduğunu savunan Osman Arslan, bu yargılamanın adli yargının temel görevi olduğunu söyledi.

    Arslan, bağımsız ve tarafsız yargı ilkesinin yaşama geçirilebilmesi ve hakim teminatının sağlanabilmesi için Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun yapısının yeniden düzenlenmesi gerektiğini anlattı. SİYASİ PARTİLER    Arslan, siyasi partilerin tüzel kişiliği olan kuruluşlar olduklarını, siyasi partilerin kapatılması ile ilgili davaların da adli yargı davaları olduğunu kaydetti. Anayasa'nın 69. maddesi değiştirilerek siyasi partilerle ilgili davalara bakma görevinin, Yargıtay'a verilmesi gerektiğini ifade eden Arslan, şunları söyledi:“Siyasi par

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı