Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Adaletin hazin çöküşü…

Bir iddiaya girelim. Sokağa çıkıp bir anket yapalım ve "Ülkemizde Adalet var mı?" diye soralım. Ne yanıt alacağımızı şimdiden tahmin edebiliyorsunuz değil mi? Doğrudur, kamuoyunun önemli bir bölümü Adalete artık güvenmiyor. Bu gidişi değiştirebilmek için, bir an önce son derece önemli bir adım atılması gerekiyor.

Hizbullah sanıkları serbest kaldılar.
 
PKK sanıkları da serbest bırakıldı.
 
Mafya babaları da, ellerini kollarını sallayarak dışarı çıktılar.
 
Şimdi, Dink cinayeti zanlısı Samast' ın da bir yıl içinde serbest kalabileceği konuşuluyor.
 
Nedeni de çok basit: Yargı iflas etmiş durumda!
 
Mahkemelerde yüz binlerce dosya bekliyor. Yargıçlar yetişemiyorlar. Davalar uzadıkça uzuyor ve sonunda , tutukluluk süresi dolanlar serbest bırakılıyor.
 
Ortada çok açık şekilde bir Yargı Sorunu var ve bunu düzeltebilmek için de hiçbir şey yapılmıyor.
 
Türk toplumu, bu ülkede artık Adalet dağıtıldığına inanmıyor.
 
İsterseniz, gelin birlikte sokağa çıkalım ve basit bir anket yapalım. Halkın nabzını tutalım. Göreceksiniz, büyük bir çoğunluk, burada Adalet kalmadığını ve Yargıya inanmadığını söyleyecektir.
 
Bir ülke için en büyük tehlike budur.
Ülkeyi baştan başa otoyollarla örmüş, kişi başına geliri 20 bin dolara çıkarmayı başarmış olsanız, hatta “bölgenin lideri olsanız dahi, toplumunuz yargısına inanmıyor ise, bu zenginlikler hiçbir işe yaramaz.
 
İktidara bakıyorum, yargıya yönelik eleştirilerden adeta memnuniyet duyuyormuş gibi bir havada. Bir an önce reformlara başlamak yerine, gelişmeleri keyifle izliyor. Belki de, kamuoyunun reform isteklerinin artmasını bekliyor.
 
Kendimize yazık ediyoruz.
 
Bir an önce, yargımızı bu iptidai durumda kurtaralım.
 
Bir an önce, gecikmeyen bir yargı sistemi oluşturalım. Birbiri ile çelişen yasalardan kurtulalım.
 
Dünyayı kendimize hayran etme rüyasını bir yana bırakalım da, mutfağımızı düzenleyelim.
 
*   *   *

MYANMAR’DAKİ ŞEHİTLERİ UNUTTUK GİTTİK...

Daha  önce de  yazdım, yine yazacağım.
 
Dışişlerini uyandırana kadar da yazmaya devam edeceğim.
 
Eğer Davutoğlu, dünyayı kendine hayran etmeye biraz ara verip, Myanmar’daki (Burma) Türk şehitleriyle ilgilenmeyecekse, o zaman konuyu Başbakan’a duyurmaya çalışacağım.
 
“Benim Bakanım... Benim Askerim... Benim Osmanlım...” diyen, bir Türk’ün dünyaya bedel olduğuna inanan siyasetçilerimizi uyandırmaya çabalayacağım.
 
İşimin çok zor olduğunu biliyorum.
 
Zira, Myanmar dünyanın bir ucunda.
 
Oysa, dünyanın bu ucunda 700 şehidimiz yatıyor. Kimseler farkında değildi. Bilmiyorduk. 23 yaşındaki Üniversite öğrencisi Baran Binboğa, arkadaşlarıyla yaptıkları, seyahatte kazara buldu. 1'inci Dünya Savaşı'nda, Filistin, Mezopotamya ve Yemen’de  İngilizlere karşı savaşmış, esir düşmüş ve dünyanın o ucuna kadar sürüklenip, orada ölmüşler. Orada bir mezarlığa gömülmüşler. Gel zaman, git zaman, mezarlık dağılmış, bir bölümün üstünden yol geçmiş.
 
Ne kadar hazin bir hikaye değil mi?
 
İçim sızladı.

Binboğa ve arkadaşları, artık tarlaya dönen mezarlıkta, hayal meyal üstünde “İbrahim Türk”  yazan mezar taşını bulmuşlar. Meğer oradakiler, Türk mezarlığını bilirlermiş.
 
Binboğa, bütün bunları Hürriyet’in mayıs ayındaki Seyahat ekine yazdı. Ben de orada okudum.
 
Şimdi merak ediyorum, acaba Dışişleri Bakanlığımız veya iktidar partimiz, bu konuda ne yaptılar?

Myanmar, ülkemizin Tayland’daki Büyükelçiliği'ne bağlıdır.
 
Acaba, büyükelçiliğimize “Gidip bir bakın, şehitliğin durumu inceleyip bildirin ki sahip çıkalım...”direktifi verildi mi, verilmedi mi?
 
Yoksa, hiçbir getirisi olmadığından dolayı, kimse umursamadı mı?
 
Filistin için sergilenen duyarlığın, küçücük bir parçası bu konuda gösterildi mi?
 
Hiç sanmıyorum.
 
Eğer bu adımı attılarsa, çok hayret ederim.
 
Tüm sürprizlere de açığım.
 
Benim derdim, hiç değilse bundan sonra harekete geçilmesi.
 
Çanakkale'de bıraktıkları çocuklarına, Yeni Zellandalıların, Avustralyalıların, İngilizlerin nasıl sahip çıktıklarını düşünün... 1'inci Dünya Savaşı'nda, Osmanlı ordusunda savaşan 18 yahudi için, Yahudi Cemaati'nin Kadıköy’de sembolik bir şehitlik oluşturduğunu düşünün...
 
9 bin km uzakta, bir bölümü yol altında, diğer bölümü tarlalara dağılmış şekilde yatan bu şehitlerimize sahip çıkmayacak mıyız?

Şehidine sahip çıkmayan Devlet’e, Devlet denmez.

Bir Türk Dünya’ya bedeldir, sloganının da bir aldatmaca olduğu anlaşılır.

X