Adalete saygı

Hürriyet Haber
06.07.2015 - 10:16 | Son Güncelleme:

Federal Meclis olarak bilinen Alman Parlamentosu’nun geçen hafta perşembe günkü oturumunda, sığınmacıların konumlarının iyileştirilmesini içeren ‘Almanya’da kalabilme hakkı ve ikametin sonlandırılması’ başlıklı bir yasa tasarısı da görüşüldü.

Konuyla hiç ilgisi olmadığı halde bu tasarıda, aile birleşimi yoluyla Almanya’ya gelecek eşlerin Almanca dil testinden geçirilmesi uygulamasına son verilmesi de yer aldı.

Ancak zaten baştan beri Hıristiyan Demokrat/Hıristiyan Sosyal Birlik Partileri (CDU/CSU) bu uygulamanın sürdürülmesinden yana olduğu ve Sosyal Demokrat Parti (SPD) de ‘böyle küçük bir mesele (!)’ yüzünden ortaklığın bozulmasını göze alamadığı için ‘bazı özel durumlar dışında’ Almanca dil testi uygulamasına devam denildi.

Sol Parti ile Yeşiller’in “Bu ayıba son verin!” çağrısı ise sonuç getirmedi.

* * *

Evet hep yazıyoruz.
Almanya bir hukuk devletidir...
Demokratik hukuk devleti...
Ama Federal Meclis’te geçen hafta tanık olduğumuz bu tablo, Almanya’nın demokratik hukuk devleti sınavını kazanamadığını ortaya koydu.
Her şeyden önce Alman Anayasası’nın ‘eşitlik ilkesi ayıbı’ giderilemedi.
Yıllardır yazıyoruz...
Amerika’dan, Kanada’dan, Güney Kore’den, Japonya’dan, Avustralya’dan ve daha birçok ülkeden gelecek eşlerden Almanca bilmeleri istenmezken, Türkiye’den gelecek eşlerden vize alabilmeleri için dil sınavını kazandıklarını kanıtlamalarını istemek, Alman Anayasası ile bağdaşmamaktadır.
Bu uygulama, Alman Anayasası’nın 3’üncü maddesindeki “Bütün insanlar yasa önünde eşittir. Cinsiyeti, soyu, ırkı, dili, yurdu ve kökeni, inancı, dini veya siyasi görüşleri dolayısıyla hiç kimse mağdur edilemez ve hiç kimseye imtiyaz tanınamaz” ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
Bu uygulama, Alman Anayasası’nın 6’ıncı maddesindeki “Eş ve aile devlet düzeninin özel koruması altındadır” ilkesiyle de bağdaşmamaktadır.
Ancak göz göre göre 2007 yılından beri Alman Anayasası ihlal edilmektedir.
İşte Alman Parlamentosu, yıllardır yaşanan bu ayıba son verme cesareti gösterememiştir.

* * *

Almanya, Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın (ABAD) bu konudaki kararını da görmezden, duymazdan gelmekte ısrar etmektedir.
ABAD, bundan yaklaşık bir yıl önce, 10 Temmuz 2014 tarihinde, Türkiye’den gelecek eşlerin Almanca dil testine tabi tutulmasının Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında yapılan sözleşmelerle bağdaşmadığı ve bu uygulamaya son verilmesi yönünde karar almıştır.
Hatta Almanya’yı ‘ikaz’ bile etmiştir.
Evet, Almanya’nın uygulaması, AB’nin öncüsü konumundaki Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) ile Türkiye arasında 1970 yılında imzalanan Ortaklık Anlaşması’yla bağdaşmamaktadır.
Almanya’nın bu uygulaması, 1 Ocak 1973 tarihinde uygulamaya konulan ve Türk vatandaşlarının varolan konumunun (Stand-Still-Klausel) yeni yasal düzenlemelerle ‘kötüleştirilemeyeceğini’ içeren Katma Protokol’e göre yasal değildir.
Bunu Alman politikacılar da bilmektedir.
Ama Almanya hem dil testi hem de Türklerin vizesiz seyahati konusunda demokratik hukuk devletine yakışmayan bir tutumda ısrar etmektedir.
Yalnız ABAD’ın değil, Alman mahkemelerin de bu yönde 50’ye yakın kararı vardır.
Ama Almanya’da muhafazakar kanat politikacılar, bırakın ABAD kararlarını, kendi ülkelerindeki bağımsız mahkemelerin verdikleri kararlara bile saygı göstermemekte direnmektedir.

* * *

2013 yılında yapılan genel seçim öncesi ‘dil testi uygulamasına son vereceklerini’ ilan eden SPD’li politikacılar ise “Biz de bu uygulamaya karşıyız. Son verilmesini istiyoruz. Ama ortaklık uzlaşma demektir. Bu yüzden katlanmak zorundayız” diyerek ‘tam bir tutarsızlık’ örneği sergilemektedir.
İşte bu yaklaşımı kabullenmek mümkün değildir.
Almanya’da yaşayan ve uzun süre bu ülkede yaşamak isteyen herkes Almanca öğrenmelidir...
Bu Türkiye’den gelecek eşler için de geçerli olmalıdır...
Ancak Van’ın, Ağrı’nın, Diyarbakır’ın, Erzincan’ın, Denizli’nin veya Türkiye’de başka herhangi bir kentin köylerinde yaşayan eşler, Almanca’yı Türkiye’de değil, Almanya’da öğrenmelidir.
Tabii ‘AB bir medeniyet projesidir’, ‘AB bir demokrasi projesidir’ diyen Alman politikacılar da ABAD’ın kararlarına da, Alman mahkemelerinin kararlarına da saygılı davranmayı da öğrenmelidir.



EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı