Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Adalet ölmüş de...

Oktay EKŞİ

Adalat bir bütündür. Yani karakoldaki polisten yahut jandarmadan başlar, infazın son dakikasına kadar onun hükmü geçer.

Ya da adaleti biz öyle görüyoruz. Bu görüşümüz ‘‘doğru’’ ise, Türkiye'de bugün ‘‘adalet’’ dağıtıldığını söyleyemezsiniz.

Onu söyleyemediğiniz zaman, hani şu her mahkeme salonuna girince yargıcın arkasında asılı bir söz görürsünüz, ‘‘Adalet mülkün (devletin) temelidir’’ diye...

Bu sözün Türkiye'de kocaman bir yalan olduğunu kabul etmeniz gerekir.

Nitekim İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemeleri'ndeki yargıç ve savcılardan hangilerinin ne kadar aşağılık işlere bulaştıklarına, nasıl rüşvet yediklerine...

Adalet Bakanlığı'nın en üst kademelerinde -ister eski müsteşarın kadın memurlara cinsel tacizde bulunduğu iddialarını esas alın, ister onun sözlerine inanın, yani Adalet Bakanlığı'nda bir müfettişin kadınları eski müsteşara iftira etmeye zorlamış olduğuna inanın, fark etmez- ne hazin çirkinliklerin cereyan ettiğine...

Ve son olarak, Burdur'da ortaya çıkan cezaevi skandalına bakıp da, ‘‘Bu ülkede adalet mülkün temelidir’’ diyemezsiniz.

Bakmayın arada bir gerçekten adaletin tecelli ettiğine tanık olunca ‘‘Gördüğünüz gibi Ankara'da yargıçlar var!’’ filan dediğimize...

Ankara'da bir, İstanbul'da iki, Anadolu'nun şurasında burasında üç beş adet düzgün yargıç yahut savcı göstermek elbet mümkündür. Bu sayılar gerçekte daha fazla da olabilir.

Ama bu gerçek, koskoca bir yargı dünyamızın -daha doğrusu karakoldan, infazın son dakikasına kadar ilgili tüm kurumların- içinde bulunduğu çürümüşlüğü örtmeye yetmez.

İşin tuhafı, bugün Adalet Bakanlığı koltuğunda aynı sorumluluğu -eksik saymadıksa- dördüncü kere işgal eden, böylece bir de rekor sahibi olan Oltan Sungurlu oturuyor.

Sungurlu, sağlam hukuk mantığı olan ciddi ve dürüst bir insandır. Ama Sungurlu'nun bu nitelikleri eğer Türkiye'de adaletin adilane dağıtılmasını sağlamaya yetmiyorsa, cezaevlerini mahkûmların egemenliğinden kurtaramıyorsa, yargıçları ve savcıları ‘‘rüşvetçi’’ gibi görmemizi engelleyemiyorsa, Sungurlu'nun ikide bir o makama gelmesi söyler misiniz neye yaradı?

Her suçun faili yahut ortağı elbet cezasını çekmeli. Elbet DGM'nin rüşvetçi yargıçları bir daha insan içine çıkamayacak hale getirilmeli... Ama önce onları o hale getiren hastalığı tedavi etmeli:

Adli sistemin hali bu iken, ‘‘adalet reformu’’ kavramını bir kere olsun ağzına almayan bir bakanla ve bu çok acil ihtiyacı görmezden gelen bir hükümetle varacağınız yer budur.













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI