Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

''Adalet bilerek kart görmesin''

HAFTANIN KABUSU

“Umutsuz Beşiktaş kadınları”

YENİ federasyonun hem de pozitif cinsel ayrımcılık yapan bu ‘kahır’ uygulamasını gelecek sezonda geri almasını umuyorum; hiçbir suçun cezası ‘böyle ağır’ olamaz. Şu üç günlük dünyada ve bu genç irisi yaşımda neden kendime yalnızlığı reva gördüğümü bu ‘ceza’ maçlarından sonra daha iyi anlıyorum; sessizliğe tapıyorum, yalnızlığımla dır dır ediyorum. Kadınlar... Aşık olmak, özlemek, şımartmak ve uzaktan sevmekse eğer... Başıma taçtır; ben kadınları çok severim... Amma velakin... Toplu halde statta ve topuklu halde trafikte iken direkt ofsaytteler.

Volkan Şen’den Riberi yarattılar

Sesi kısıp izledim mecbur... Bir adam koskoca Beşiktaş’ı bir başkalaştırdı ki sormayın. Sonra da kaçtı gitti. Olan o gencecik taraftara oluyor: Öfkeden ya içiyor ya küfrediyor. O küfrediyor... Stat kapanıyor... Olan hepimize oluyor.. 11 tane vitrin mankenine ‘beyaz forma siyah şort’tan.. o kutsal formayı giydirsen bu kadar çaresiz bu kadar ruhsuz o-la-maz; Volkan Şen’den küçük çaplı bir Riberi’yi ancak bu Beşiktaş’ın defansı yaratabilirdi.

Beşiktaşımın bugünü kalbimde yaradır

Kimse kimseye kızmasın; bana da kızmayınız.Yaşınız yetseydi de benim şahit olduğum o efsane kadrolara o beyefendi taraftar profiline gönül gözüyle bir dikiz atabilseydiniz keşke.. Hiç unutmam; Gökçeada’da yedek subayım, iyi ki 11 değilim zaten.. Nöbetçiyim ama firardayım; maç var, ‘Karadeniz’ bilardo salonunda Beşiktaş-Trabzon maçını izliyorum... 7-1; keyiften dört köşeyim, kahvenin sahibi Maçkalı Murat geliyor ve kulağıma fısıldıyor: “Komutan ayıp oluyor daa!”... Tanık olduğum heybetli mazisi yüzünden Beşiktaşımın bugünü kalbimde yaradır.

Düz ağaçlar kolay yetişmiyor

Ortak sevenlerimizden duyuyor, tivitırdan okuyorum; ‘Çarşı’ sevmiyormuş artık pek.. İnceden karşılarmış Fe abilerine.. Canları sağolsun... Bana karşı olacaklarına Dolmabahçe’deki asırlık çınarları ‘doku zehirlenmesi’ bahanesiyle kesecek o gözü dönmüşlere karşı olsunlar; düz ağaçlar kolay yetişmiyor zira...’ Asırlık çınar’ın dokusunu zehirleyen’den hesap sorsunlar... Dedim de aklıma geldi... Futbolcudan hakem komitesi başkanı olur mu hiç... Ayıp oluyor daa ilk günden!

HAFTANIN POLEMiĞi

‘Çift sarılı yumurta’

ALEKS’in gördüğü sarı kart dert oldu hepimize. Bilerek mi gördü, benim tanıdığım Aleks yapmaz öyle şey de velev ki yaptı; bütün dünya yapmıyor mu... Pileysteyşın çocuklarının tapındığı ‘kibir küpü’ Morinyo’nun Şampiyonlar Ligi’ndeki talimatlı ve Postacı Pepe’li hikayesini hatırlayınız. “Türk futbolu neden yerinde sayıyor?” diye hayıflanıp duruyoruz, Morinyo da bizim gibi düşünüyor... Gerçek rekabet duygusu ve centilmenlik genlerimizde yok çünkü... “Biz Fener’i Aleks’li de yeneriz” ya da “Biz Cim-bom’u Aleks’siz de yeneriz” diyebilmek aslolan. Böyle düşünen bir taraftar modeli olduğundan eminim. Fakat Aleks’in olayı bu kuralın yeniden yazılması gerekliliğini de ortaya şak diye koyuyor.
‘Bilerek kart görmek’ Türk hakeminin yorumuna kalmamalı ya da bu kural değişmeli. Mesela sarı kart gören ertesi maçta oynamasın.. Kırmızı gören iki maç oynamasın... Çift sarıdan kırmızı görenin bonus kartı iptal olsun.. Bilerek kart görmek tekniklerini Beşiktaş’ın Portekizli çetesinden öğrenebilirsiniz.. Bu konuda üstlerine yok... BeşiktaAşk’ın kanununu yazsam yeniden bütün Portekizliler PFDK’ya gider...Kimi benim gibi sever gönülden... Kimi Asuman gibi el olur gider.

HAFTANIN ‘İYİ-KÖTÜ-ÇİRKİN’i

Hakeme küfür turuncu kart olsun

HAFTANIN iyilerinden hakem Bülent Yıldırım’ın maruz kaldığı küfürlü taciz ne kötüydü... Direkt mağduriyet... Başarı sevilmek için çok önemli bir etken... Zor olan başarıya rağmen antipatik olmak...
Kimse kusura bakmasın ama spor medyamızın attığı goller yüzünden yere göğe sığdıramadığı Burak Yılmaz’ın bu ‘başarı’sı benim için daha anlamlı ve  izlemeye benim gönlüm elvermiyor.
Yalandan penaltı sevdasına sevimsiz eklemeler var bu sezon... Rekor stresi mi nedeni acaba?.. Maç boyunca önüne gelene basıyor fırçayı; pas atamayan takım arkadaşı yandı... Kameralara hakeme salladığı o iğrenç küfür yakalandığında ne hissetti insanlar.. Tekrarını izlediğinde kendisi  ne hissetti önemli olan...
Ve Simao’nun o evrensel küfürü... Küfreden seyirciye saha kapatan acımasız yönetmelik böyle durumlarda gözlerini mi kapatıyor...
Ve hep centilmen, güleryüzlü, sempatik futbol kahramanlarıyla bildiğimiz Trabzon camiası... Beni anlayan var mı?

HAFTANIN OLAYI

‘Sivas’ta zaman aşınmaz.. Bu Muslera aşılmaz’

BU aralar... Şu sıralar Sivas denince akla gelen tek şey ‘zaman aşımı’ iken... Pir Sultan Abdal’ın sazının çalındığı o Yiğidolar diyarında yakılan sazların.. Canların kül kokusu tüm vicadanlara sinmiş iken... Adaleti sual götürmez caanım futbol... Umdum ki belki gerçek bir ‘İmparator’... Bilemedim ya da bir ‘yiğit’ futbolcu...
Hadi ondan vazgeçtik bir ‘güzel’ spor adamı kelam etsin... Olmadı... Kamunun futbolla atan kalbi kamu vicdanına asist yapamadı...13 Mart’ta adalet en zor maçına çıkıyor...
Sivas’ta zaman aşınıyor.. Bu köşede bir romantik kaşınıyor... İnsanlık can çekişiyor olmasın.. ‘Oyuna gelecek olursak’ en zor maçında, G.Saray formasının ateşledigi Necati mesafe aşındıran bir yerden attığı muhteşem golle Cim-bom için kolayı zora çevirdi...
Gençleri 6 golle Çapa’layan Fener’in gözdağı’na resti çekiverdi... Kadıköy’ün ‘sarı fare’si İstoç’un kornervole’si mi.. Sarı-kırmızı ile ateş basan Necati’nin bilimsel vuruşu mu güzeldi... İkisi de.... Şansal A ağabeyimiz hangisine kaç verdi, izleyemedim.. Ben Necati’nin golüne 8, İstoç’a 9 veriyorum...

Zaman aşınmazsa

Yıldızlı 10’umu 13 Mart’taki hakimin olası röveşata’sına verme umudumu saklı tutuyorum...Asuman... kadınım.. vicdanım... Sivas’ta zaman aşınmazsa dile benden ne dilersen...
Sana evlenme bile ‘tehdit’ edebilirim.. Kendi payıma da şu Kartal’ımın kalesine Muslera hesabı bi panter dilerim.. Oğlumuz olur belki... Adı Madımak olsun... ‘İyilik’ bir bebeğin masum kalbiyle vücuda gelsin yine...Bir düş... Sen düşme yeter yakamdan.

X