Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Adalet Bakanlığı'ndan açıklama

    A.A
    13.11.2009 - 00:21 | Son Güncelleme: 13.11.2009 - 00:21

    Adalet Bakanlığı, “Yargıtay ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına bağlı santrallerin ve bu santrallere bağlı görüşme yapan tüm hakim ve Cumhuriyet savcılarının dinlenmesinin talep edilmesi ve dinlenmesinin hiçbir şekilde söz konusu olmadığını” açıkladı.

    “Dinleme kararı verilen ve bazı basın yayın organlarında Yargıtay  santrali olduğu ileri sürülen telefon numarasının, Yargıtay Birinci Başkanlığı  adına kayıtlı, soruşturmada ismi geçen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ömer Faruk  Eminağaoğlu'na tahsisli ve odasında kullandığı telefon numarası” olduğunu  bildiren Adalet Bakanlığı, Telekomünikasyon İletişim Başkanı'nın açıklamasına  göre bu numaranın da teknik sebeplerle dinlenemediğini” bildirdi.

    Adalet Bakanlığı, “Son 5 yıl içerisinde adalet müfettişlerinin talebi  üzerine toplam 69 hakim ve cumhuriyet savcısı hakkında mahkemelerce dinleme  kararı verildiğini, 11 bin 206 hakim ve Cumhuriyet savcısı ile 70 milyon  vatandaşın Adalet Bakanlığınca dinlettirildiği iddialarının gerçek dışı, bilgi  kirliliği oluşturmaya ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik bilinçli bir saptırma”  olduğunu” duyurdu.

    Adalet Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğinden yapılan yazılı  açıklamada, yazılı ve görsel basında yer alan “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı  ve Yargıtay santral telefonlarının dinlendiği iddiasıyla” ilgili haberler ve  açıklamalar üzerine kamuoyunun bilgilendirilmesine gerek görüldüğü belirtildi.

    istanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü bir soruşturma sırasında,  bazı hakim ve Cumhuriyet savcılarının da isimlerinin geçmesi üzerine konunun  Adalet Bakanlığına intikal ettirildiği ifade edilen açıklamada, “Bu evrakta adı  geçenler hakkındaki iddiaların açıklığa kavuşturulması bakımından, inceleme  yapılması ve delil elde edilmesi halinde soruşturmaya geçilmesi için 15 Nisan  2008 ve 5 Eylül 2008 tarihli onaylar ile Bakanlığımızca izin verilmiştir”  denildi.Açıklamada, şunlar kaydedildi:“Bu çerçevede görevlendirilen adalet müfettişleri, kendilerine tevdi  edilen belgelerde yaptıkları incelemeler sonucunda, ilgili 56 hakim ve Cumhuriyet  savcısı hakkında delillerin toplanması amacıyla bu kişilerin telefonlarının  dinlenmesini mahkemeden talep etmişlerdir. Bu talep üzerine görevli ve yetkili  mahkeme tarafından ilgili hakim ve Cumhuriyet savcıları hakkında dinleme kararı  verilmiştir.Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından yapılan inceleme sonucunda aralarında  istanbul Cumhuriyet Başsavcısının da bulunduğu 46 hakim ve Cumhuriyet savcısı  hakkında 16 Eylül 2009 tarihli rapor ile soruşturmaya geçilmesine yer olmadığı  teklif edilmiştir.Soruşturması tamamlanan Ömer Faruk Eminağaoğlu ve Osman Kaçmaz'la ilgili  evrak tefrik edilerek yetkili mercilerine gönderilmiştir. Diğerleriyle ilgili  işlemler devam etmektedir.Soruşturma kapsamında, ilgililerin odalarında kullandıkları telefon  numaraları hakkında mahkemelerce dinleme kararı verildiği ve yetkili makamlarca  bu doğrultuda işlem yapıldığı belirtilen dinleme kararı verilen ve bazı basın  yayın organlarında Yargıtay santrali olduğu ileri sürülen telefon numarası,  Yargıtay Birinci Başkanlığı adına kayıtlı, soruşturmada ismi geçen Yargıtay  Cumhuriyet Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu'na tahsisli ve odasında kullandığı  telefon numarasıdır. TİB Başkanının yaptığı açıklamaya göre bu numara da teknik  sebeplerle dinlenememiştir. Kamuoyuna yansıdığı şekilde Yargıtay ve istanbul  Cumhuriyet Başsavcılığına bağlı santrallerin ve bu santrallere bağlı görüşme  yapan tüm hakim ve Cumhuriyet savcılarının dinlenmesinin talep edilmesi ve  dinlenmesi hiçbir şekilde söz konusu değildir.”                  “Sözü edilen 56 kişi dahil son 5 yıl içerisinde Adalet müfettişlerinin  talebi üzerine toplam 69 hakim ve Cumhuriyet savcısı hakkında mahkemelerce  dinleme kararı verildiği” bilgisinin yer aldığı açıklamada daha sonra şöyle  denildi:“Kaldı ki bu bilgi Bakanlığımızca 19 Mayıs 2009 tarihinde yapılan basın  açıklamasında kamuoyuna duyurulmuş ve o tarihten sonra müfettişlerce yeni bir  dinleme kararı istenilmemiştir.

    11 bin 206 hakim ve Cumhuriyet savcısı ile 70 milyon vatandaşımızın  Adalet Bakanlığı'nca dinlettirildiği iddiaları gerçek dışı olup, bilgi kirliliği  oluşturmaya ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik bilinçli bir saptırmadır.

    Benzer iddialar hakkında Bakanlığımızca değişik tarihlerde çok sayıda  açıklama yapılmasına rağmen maksatlı olarak üretildiği düşünülen gerçek dışı  iddia ve yorumların ısrarla sürdürülmesi, yürütülmekte olan soruşturma ve  davaları etkileme çabası olarak değerlendirilmektedir.”“KANUN YARARINA BOZMA KONUSU...”         Açıklamada, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun bazı üyelerinin bugünkü ( dün ) açıklamalarında bahsedilen kanun yararına bozma konusu ile ilgili olarak  da şunlar kaydedildi:“5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309 uncu maddesinde; 'Hakim veya  mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin  kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet  Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini  belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.yargıtay cumhuriyet başsavcısı bu nedenleri aynen yazarak karar veya  hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtay'ın ilgili ceza dairesine  verir' hükmü yer almaktadır.Bu maddeden de anlaşıldığı ve 29 Temmuz 2009 tarihli basın açıklamamızda  da açıkça belirtildiği gibi kanun yararına bozma talebinde bulunma yetkisi Adalet  Bakanlığına aittir.Yargısal görevleri olmayan ve idari bir kurul olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun Anayasal ve yasal görevleri içerisinde kanun yararına bozma konusundaki başvuruları inceleyip karara bağlama görev ve yetkisi bulunmamaktadır. Buna rağmen Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 11.06.2009 tarihinde “… mahkemesinin … sayılı kararı usul ve kanuna aykırı olduğundan CMK’nın 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna gidilmesi için Adalet Bakanlığına başvuruda bulunulmasına” şeklinde fonksiyon gaspı suretiyle kanun yararına bozma yoluna gidilmesi hususunda oy çokluğu ile 331 sayılı kararı almıştır. Bu karara uyma zorunluluğu bulunmayan Bakanlığımız söz konusu Kurul kararını ihbar kabul ederek Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne incelenmek üzere intikal ettirmiştir.Kurulun bazı üyelerince yapılan açıklamada, aldıkları kararın Adalet  Bakanlığı tarafından gereğinin yerine getirilmediğinden bahsedilmiştir. Kurulun  bu kararının Adalet Bakanlığınca yerine getirilme zorunluluğu bulunmamaktadır.  Uygulama ve doktrinde tartışmasız şekilde kabul edildiği üzere kanun yararına  bozma talepleri Adalet Bakanlığınca değerlendirilip hukuka aykırılık nedenleri  tespit edilenler gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iletilmektedir.Nitekim, Prof. Dr. Erdener Yurtcan'a göre 'Bakan, yazılı emir yoluna  gidilmesini uygun görmediğinde, bir başka anlatımla, yazılı emir istemi  reddedildiğinde yapılacak bir şey yoktur, Prof. Dr. Nevzat Toroslu ve Prof. Dr.  Metin Feyzioğlu'na göre; kanun yararına bozma konusunda 'Bakan, kendiliğinden  veya ilgililerin başvurusu üzerine istemde bulunabilir. Ancak, Bakan ilgilinin  başvurusu üzerine bu istemde bulunmak zorunda değildir', Yargıtay Cumhuriyet  savcıları Ali Parlar ve Muzaffer Hatipoğlu'na göre 'Adalet Bakanlığı, karar ya da  hükümde hukuka aykırılık olduğunu tarafların veya ilk derece C.Başsavcılıklarının  bildirmesi suretiyle öğrendiğinde bu yola gidilip gidilmeyeceğini takdir eder',  Prof. Dr. Nurullah Kunter, Prof. Dr. Feridun Yenisey ve Doç. Dr. Ayşe Nuhoğlu da  aynı görüştedir”Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 11 Şu

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı