Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’e sitemim

BİR ülkenin adalet bakanı, o ülkede hakkın, hukukun korunmasından, adaletin dürüstçe dağıtılmasından, yargının adil ve hızlı işlemesinden sorumludur.

Bu nedenlerle, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in, son yılların en dramatik yolsuzluk skandalı Deniz Feneri konusundaki yaklaşımını yadırgadım.

Şunun için; Şahin’i gazeteci olarak uzun yıllardan beri tanırım.

Hakkında eşi, çocukları, yakınları, taraf etrafı için siyasi gücünü kullandığına dair bir iddia duymadım.

İhalelerde kendisine, ailesine, yakınlarına çıkar sağladığına veya onları kayırdığına dair bir şey işitmedim.

O nedenle dünya görüşüm çok farklı olmasına rağmen kendisini dürüst bir insan olarak tanırım.

İşte onun için şu sözleri beni çok şaşırttı:

"Falan ülkede, falan dernek yöneticileri suiistimal yapmış. Bunun sorumlusu da sizsiniz diyorlar. Bana ne ya. Bana ne..."

Bu üslubu ben çok iyi tanıyorum.

Bu üslup Mehmet Ali Şahin’in değil, Başbakan Erdoğan’ındır.

Bu üslup sorumluluk taşıyan bir devlet adamına yakışmaz.

Bugün, "Bana ne ya!" diyen Şahin bir süre önce Türkiye’ye gelen Alman heyetine tutuklu bulunan Deniz Feneri yöneticilerini sormuştu.

* * *

Almanya’daki yargılamayı sanırım tüm ayrıntısıyla Türk medyası yansıttı.

Buna en büyük tepkiyi de Başbakan verdi.

Hatta Başbakan bu tepkisini gazeteleri boykot çağrısına kadar götürdü.

Şimdi de buna benzer bir tepkiyi Adalet Bakanı veriyor.

Oysa gerçekler, Alman yargısının verdiği kararlar ortada.

Alman yargısının mahkûm ettiği Almanya’daki Deniz Feneri ile merkez olan Türkiye’deki Deniz Feneri’nin ilişkileri belgelenmiş.

Orada toplanan yardım paralarının bir kısmı yasal olmayan yollardan Türkiye’ye aktarılmış.

Bütün bunlar kanıtlanmış ve Almanya’daki sorumlular mahkûm olmuş.

Bununla da kalmamış. Alman yargıç kararını açıklarken Almanya’daki Deniz Feneri’nin esas ayağının ve yöneticilerinin Türkiye’de olduğunu vurgulamış, Türk yargısını göreve çağırmış.

Olay bu kadar açık, bu kadar net.

Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanı bu ihbarı hemen değerlendirip gereken girişimde bulunacağına, bunun takipçisi olacağına nasıl "Bana ne ya. Bana ne" diyebilir?

* * *

Yoksa Mehmet Ali Şahin de mi öteki AKP’lilerle aynı görüşte?

O da mı "Benim hırsızım iyidir" mantığına sahip?

Mehmet Ali Şahin çok iyi bilir ki, bu mantık Türkiye’yi felakete götürür.

Demek ki iktidar insanları körleştirebiliyor.

Not defterime bir süre önce Şahin için yazdığımım satırları aynen aktarıyorum:

"Mehmet Ali Şahin Ergenekon savcısı Zekeriya Öz hakkında önemli hukukçuların soruşturma açılması isteklerini reddetti.

Büyük bir hayal kırıklığı...

Ama buna karşı Başbakan Erdoğan (kırıp döken, bağırıp çağıran, hakaret eden, tehditler savuran, şantaj yapan) hakkında 3 kuruşluk tazminat kararı veren Yargıç Sevgi Oruç için ceza davası açılmasına, disiplin cezası verilmesi için Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu’na sevk edilmesine karar veriyor."

Hukuku, bireyleri için eşit uygulamayan bir ülke hukuk devleti olamaz.

Mehmet Ali Şahin’in görevi ve sorumluluğu, hukukun üstünlüğünü koruması, ve hukukun tüm bireyler için geçerli olmasını sağlamasıdır.
X