"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

“ACInızı paylaşıyorum”

O ACIyı yaşamadan paylaşmayı deniyorum...

Zor.

 

Hatta mümkün değil.

 

Anlamaya çalışıyorum, anlayamıyorum. Elim ayağım kesiliyor.

 

Anlayamayız çünkü!

 

Benim oğlum askerde lanet olası terör yüzünden şehit olmadı!

 

Sizinki de olmadı!

 

Ondan anlayamayız.  

 

Haber gelince saatlerce kıvrandım.

 

Acı çektim.

 

Sanki yapmam gereken bir görev vardı da, ben o görevi layığıyla yerine getiremedim duygusuyla kıvrandım.

 

Haberleri seyretmeye çalıştım, içim kaldırmadı.

 

Dinlemeye çalıştım, kulaklarım uğuldadı.

 

Gerçeklerden kaçtım.

 

Yüzleşemedim.  

 

Çok KORKTUM!

 

15 ÇOCUĞUMUZ ŞEHİT...

 

Teröre KURBAN gitmişler.

 

Biz bu ACIYI nasıl anlayabiliriz?

 

Kendi ailemizde yaşamadığımız bir şeyi nasıl yaşamış gibi davranabiliriz? <ı style="mso-bidi-font-style: normal">

 

Çok üzülebiliriz, çok korkabiliriz, terörü lanetleyebiliriz.

 

Ama o kadar.

 

Bunu yaşayan, evladını yitiren o ailenin hissettiklerinin yanından bile geçemeyiz.

 

Kendi çocuğumuzun başına gelmesinden korkarız.

 

Böyledir insanoğlu!

 

Anneyim ben ANNE!

 

Bir erkek çocuk annesi.

 

O ana babaların feryadlarını seyredemiyorum.

 

İçim yanıyor.

 

Sonra kendimi “Ne yaparım da ben oğlumu bu lanet terör olduğu sürece, kutsal askerlik görevinden uzak tutarım...” diye içimden geçirirken yakalıyorum.

 

Çünkü çok korkuyorum.

 

Sizin içinizden de aynı şeyler geçmiyor mu?

 

Ödünüz patlamıyor mu oğlunuz asker olup terörle savaşırken şehit olacak diye?

 

Terör budur işte!

 

Herşeyden önce gelen vatanseverlik duygularımızı bile korkuyla sindirmek!

 

Bizi korkutarak kaçırmak!

 

Usandırmak.

 

Canevimizden vurup bizi inandığımız değerlerden uzaklaştırmak.

 

Sokağa çıkmaktan, sinemaya gitmekten korkmak...

 

Sinmek...

 

Oysa sinmemek gerek!

 

Yılmadan savaşmak, korkularımızın üzerine üzerine gitmek gerek...

 

DİRENMEK GEREK!

 

O ACI dolu sahnelere bakmaya ANNE yüreğim dayanamazken aklımdan daha neler geçti neler...

 

Bir ekranda yürek yakan görüntüler,

 

Öbür ekranda bu ACIYI algılayamayacak kadar terörü kendine uzak gören şovmenler.

 

Programlarındaki davul zurnayı bir AĞIT yakmak için kullanmayı bile akıl edemeyecek derecede ölümü kanıksamış, vurdumduymaz insanlar...

 

Beni bu insanlar da karmaşık, tutarsız ve isyankar duygulara sevk etti.

 

Genelde şehit verdiğimiz Mehmetçiklerimiz, eğitimli-şehirli olan bizlerin arasından çıkmıyor.

 

Veya ne bileyim, benim hiçbir tanıdığım kız anası, kızını askerlik yapmamış adama vermeyeceğini söylemiyor.

 

Oysa böyle bir gerçek vardır; köylerde ana babalar kızlarını askere gidip ADAM OLMUŞ adama verirler.

 

Siz hiç kendi etrafınızda böyle şeyler duyuyor musunuz?

 

Yoksa yüksek sesle ben de böyle düşünüyorum demeye çekindiğiniz; ama içinizden gizli gizli katıldığınız konuşmalara mı denk geliyorsunuz?

 

Mertçe...

 

Bizim tanıdığımız erkek evlatlar ya bir yolunu bulup Yüksek Lisans yapıp askerliklerini erteleyecekler ya da malum işsizlik yüzünden, temenni bu ya, yurtdışında bir iş bulup “hayatlarını kurtaracaklar”.

 

İyi senaryo bu!

 

Peki ya kötü senaryo?

 

Hayatlarını kurtaramayacak olanlar? İmkanı olmayanlar?

 

Asker olmadan sevdiğine yar olamayacaklar?

 

Onlar dağlarda şehit düşebilecek olanlar.

 

Allah aşkına yeter artık!

 

Kandırmayalım birbirimizi.

 

Birilerinin çocukları başka birilerinin çocuklarından daha şanslı.

 

Bu da bir gerçek.

 

Hepimiz kaçmanın yollarını düşünüyoruz.

 

SAVAŞALIM demiyoruz.

 

Hepimiz kendi derdimize düşmüşüz!

 

Bize terör yaptı bunu!

 

Bizi birlik duygusundan uzaklaştırdı.

 

Teröre meydanı boş bıraktık.

 

ORTAK politika belirlemedik.

 

ORTAK hareket etmedik.

 

BERABER meydan okumadık.

 

Biz memleketimizi de, Mehmetçiğimizi de yalnız bıraktık.

 

Oysa,

 

Hepimiz TEK BİR YÜREK olsak,

 

Bu lanet terörle dağlarda birebir savaşan çocukların HEPİMİZİN çocukları olabileceğini,

 

Cumhurbaşkanı’ ndan, Başbakan’ dan köydeki Ali Efendi’ ye kadar herkesin evladının EŞİT derecede tehdit altında olduğunu bilsek... <ı style="mso-bidi-font-style: normal">

 

Bunu içimizde hissetsek,

 

Terörün HEPİMİZİN ensesinde olduğunun farkında olsak...

 

Ancak o zaman,

 

Hepimiz aynı anda,

 

Aynı masanın etrafında,

 

MİLLETÇEK oturup BERABER savaşacağız bu VATAN uğruna.

 

Yoksa, çok üzgünüm; ama...

 

Yine şehitlerimiz geçecek önümüzden al bayraklı tabutlarda, mağdur...

 

Yine o ana babaların, yetimlerin, eşlerin “acılarını paylaşacağız” dev harflerle bu sayfalarda.

 

Sonra da dönüp arkamızı, oğullarımızı TERÖR kabusundan KAÇIRMANIN yollarını arayacağız, dışarılarda...

 

Bu mudur?

 

Yonca

“Açıkça”

X