"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Acının kimliği yok

Acı,

Asla eğitimli olamıyor mesela, iki üniversite bitirip profesör bile olsa...

 

Acının dini, mezhebi, ırkı, milliyeti, mahallesi, şehri de olmuyor asla!

 

Acı,

 

Düştüğü her yerde aynı etkiyi yapıyor.

 

Yakıyor. Yıkıyor. Tüketiyor.

 

İnsan acıyla başbaşa kalınca, can evinden vurulunca, başlıyor medeni benliğinden sıyrılıp bilinçsizce davranmaya...

 

Ben eskiden televizyonda acısından dövünen kadınları seyrederken onlara acırdım.

 

Garipserdim.

 

Herhalde cehaletten bu haldeler derdim.

 

Cehaletten ellerini dizlerine, başlarına vuruyorlar.

 

Cehaletten böyle bağırıp duruyorlar.

 

O zaman anne değildim.

 

O zaman acıyı, kaybetme korkusunu, kabusunu keşfetmemiştim.

 

O zaman, esas ben cahildim!

 

Hem de çok cahilmişim.

 

O annelerden, insanlardan özür dilerim.

 

Şimdi o günkü düşüncelerimi hatırladığımda, kendimden utanıyorum.

 

Hiç bilmezmişim, acı ne acımasız bir bakteridir.

 

İnsanı sardı mı, tüketir.

 

Delirtir.

 

Görmezsin sağını solunu, utanma duygunu kaybeder geçersin hız sınırını. Gözün döner, boşluğa bile saldırırsın. Yırtınırsın. Dövünürsün. Ağlarsın. Başını duvarlara vura vura uyuya kalır, acı içinde sızarsın. Ağlamaya doyamazsın. Sussan da, içinden bağırırsın.

 

Gözlerinden yaşlar akamaz olur, tüm yaşlar gizli gizli kalbine doğru akar, dona kalırsın.

 

Köpürür taşarsın.

 

Yüreğin yandığında, kendini kaybeder, yaptıklarından sorumlu olamazsın.

 

Acıdan dağılırsın.

 

Haklısın...

 

Ben, kendi acımla tanıştığımda...

 

Dövündüm.

 

Bağırdım.

 

Yaralı bir hayvan gibi sağa sola saldırdım.

 

Kendimi yerlere attım.

 

İnsan acısından nasıl da dövünürmüş, o zaman anladım.

 

...

 

Dün şehit haberlerini aldığım anda, dona kaldım.  

 

Şehitlerimizin annelerini, babalarını, kardeşlerini, eşlerini, çocuklarını düşündüm.

 

Düşünemedim aslında.

 

Düşünmeye yeltenmek bile zordu; korktum, sindim anında.

 

Yüreğim kaldırmıyor yitip giden evlatlar için yakılan ağıtları duymaya;

 

“Kokunu çok özledim yavrum!” diyerek çığlık atan o acılı anneye bakmaya.

 

Söyleyecek hiçbir teselli cümlem yok. Hiçbirimizin teselli edecek tek bir cümlesi yok.

 

Ne korkunç bir durum bu Allah aşkına!

 

Dayanılacak gibi değil...

 

Allah acılı ailelere sabır versin...

 

Ateş düştüğü yeri yaktı hain bir mayınla.

 

Artık bu savaş,

 

Sona ersin!

 

Kimse,

 

Hiç kimse ölmesin!

 

Yonca

“yasla...”

X