Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Açın artık şu kapıları

TESEV’ in Ermenistan ve Türkiye’de yaptırdığı araştırma hepimize son derece önemli ipuçları veriyor. Kendi kendimizi bir çıkmaz sokağa soktuk. Etrafımızdaki zincirleri kırmamız gerekiyor. Bunun yolu da Ermenistan halkına elimizi uzatmaktır.

TESEV’in yaptırdığı araştırma son derece ilginç sonuçlar verdi.

Aslında biliyorduk, ancak durumun bu kadar vahim olduğunu tahmin dahi edemezdik.

Araştırmanın bence en çarpıcı yanı, Ermeni toplumundaki Türkiye imajı.

Düşünebiliyor musunuz, komşumuz olan bir ülke halkı, ihtiyacı olduğu taktirde kendini bir Türk doktoruna emanet etmeyeceğini, kızı aşık olsa dahi bir Türkle evlenmesine izin vermeyeceğini söylüyor. Türkleri katil gibi görüyor... Daha da önemlisi, eskiye oranla, Soykırıma daha fazla inanıyor. Türkiye’nin Soykırımı kabul etmesini bir ön koşul olarak görüyor. Ermenistandaki Milliyetçi değerler giderek yükseliyor.

Türk halkı da Ermenilerin hiçbir şeyini tanımıyor. Sadece düşman olarak görüyor.

Karşılıklı bir cehalet içindeyiz.

Bu durumda sorunlarımızı nasıl çözümleyeceğiz ?

Bu gidişi mutlaka değiştirmemiz gerekir.

Raporun açıklanmasından sonra, MANŞET (CNN TÜRK haftaiçi hergün saat 17.00) programında Hrant Dink, Kaan Soyak ve Can Paker hep aynı noktaya değindiler. Bu gidiş sağlıklı değildi ve mutlaka harekete geçilmeliydi.

Konuya bilimsel yönden yaklaşanların birleştikleri birkaç nokta var ki, sizlerle bunları paylaşmak istiyorum:

1) Ermenistan sorunu giderek gündeme girmektedir ve görmezden gelinerek bir yere varılması imkansızdır. Türkiye mutlaka harekete geçmelidir. Eğer bugünkü gibi hareketsiz kalınırsa, Soykırım iddiaları dünya halkları tarafından daha da yaygınlaşarak kabul edilecek ve bu iddia birgün, bir daha üstümüzden kalkmayacak şekilde yapışacaktır.
2) Soykırım iddialarından kurtulabilmek için, belgeseller hazırlamak veya kitaplar yazıp belgeler yayınlamak artık yeterli değildir. Dünya kamuoyu 80 yıldır süren bir kampanya sonunda, Ermenilerin Soykırım iddialarını doğruymuş gibi kabullenmiştir.Bu çalışmalar yine de gerçekleştirilmeli, ancak mutlaka bunun ötesine gidilmelidir.Konu artık tümüyle siyasileşmiştir.

3) Türkiye’ nin bir süre sonra karşı karşıya kalabileceği bu tsunami şokundan kurtulabilmesi, Uluslararası baskıların altında ezilmemesi için, fazla zaman harcamadan, siyasi mesajı olan önemli adımlar atması gerekmektedir. Bunların en etkilisi de, Ermenistana karşı uyguladığı 12 yıllık ambargoyu kaldırmasıdır. Sınır kapısını açmış, ticaretini derinleştirmiş bir Türkiye, Ermeni halkı tarafından başka türlü görünecektir. Uluslararası baskıların kalkmasına önemli katkıda bulunacaktır.

Bu gerekçeler sayıldığında, hemen karşımıza Azerbeycan engeli çıkarılıyor. Azeri kardeşlerimizin savunmasız bırakılacağı ileri sürülmektedir. Oysa, Ermenistana sınır kapısını açmış, ambargosunu kaldırmış olan bir Türkiye’nin Erivan’da ağırlığı daha da artacak ve dolaylı olarak Azerbeycan’a yararı da büyüyecektir.

Uluslararası baskı altına alınmış bir Türkiye’nin -eğer harekete geçmekte çok gecikilirse- Azerbeycan’a da bir katkısı olmaz. Uluslararası baskılar Türk kamu oyunu daha da sertleştirir ve içinden çıkılmaz bir duruma girilir.

BIRAKIN TARTIŞALIM, BIRAKIN KONUŞALIM

Türk kamu oyu eskiye oranla Ermeni konusunu çok daha açık şekilde tartışabiliyor. Ancak belirli çizgilerin dışına çıkıldığında sert tepkiler doğuyor. Alışılmış yaklaşımları söyleyenlere yargısız infaz uygulanıyor.Bu durum da, ister istemez insanları korkutuyor.

Oysa Türkiye’nin korkacak hiçbir şeyi yok.

Türkiye’nin sadece cesarete ihtiyacı var.

Türkiye’ nin kendine güvenini göstermesine gerek var.

AKP hükümeti bugüne kadar birçok konuda cesur adımlar attı.

Şimdi neden tereddüt ediyor ?

Ermenistana sınır kapısının açılmasıyla, 4 milyonluk Ermenistan tarafından istila edileceğimizi mi sanıyoruz yoksa.

Hayır. Böyle bir şeyi Türkiyemize yakıştıramayız.

Hareketlenme zamanı artık gelmiştir.

ERMENİSTAN,TÜRKİYE SINIRINI TANIMIYOR MU ?

Bizdeki genel inanış, Ermenistan Cumhuriyetinin Türkiye ile sınırlarını saptayan 1921 tarihli Kars anlaşmasını tanımadığı şeklindedir.Bu konuda birçok Ermeni kaynaklı açıklamalar da vardır.

Ermenistan sorununu yakından inceleyen David Philips (Dış İlişkiler KonseyiÇatışma Önleyici Komite Başkanı) bu konudaki bir çalışmasında ilginç bir noktaya dikkat çekiyor.

Kars anlaşmasının, Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti ile Türkiye arasında imzalandığını ve 26 Ocak 2005 tarihindeki bir söyleşisi sırasında, bugünkü Ermenistan Dışişleri Bakanı Vartan Oskanyan’ ın bir cümlesine dikkat çekiyor:

“...Ermenistan, Sovyetler Birliğinin bir devamıdır. Üçüncü ülkelerle imzalanan anlaşmalar (yani Türkiye ile imzalanan Kars anlaşması) geçerlidir...” (Kaynak:www.armeniaforeignministry.com-Kars treaty)

İlgilenenlerin dikkatine...

* * *

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com.) yayınlanmaktadır.)
X