"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Acımasız anneler

<B>ANNE </B>kavramıyla bağdaşmayan, anne sevgisine ihanet sayabileceğim iki olayı size nakledeceğim.

Birisini okudum, görenler anlattı, diğerini televizyonda seyrettim.

Dokun Bana'da bir kızın, otomobile dokunacak hali kalmamış, doktor o garip, gayri insani yarışmayı bırakmasını söylemiş, kız da terk etmiş.

Annesi; bu yarışı, hastalanıp, bitkin düşüp terk ettiği için kızını haşlamış. Demek ki kızını kaybetmek önemli değil, asıl amaç arabayı kazanmak.

Kızcağız ağlıyormuş. Bence arabayı alamadığı için değil, bir araba uğruna onun hayatıyla oyanayan annesine ağlıyordu.

İkincisi de bir kreşte geçiyor.

Bir yoğurt firması, yoğurt yeme yarışması düzenlemiş. Televizyon da bu çocuk zulmünden ürpertici sahneler aktarıyor.

Küçük çocuklar habire yoğurt yiyor, içlerinden bir tanesi en çok yoğurt yediği için yarışmayı kazanıyor.

Birden ağlamaya başlıyor, belli ki midesine dokunmuş, kıvranıyor.

Annesi yanına geliyor, yeter ki televizyonda görünsün, basında fotoğrafı çıksın. Ağlaması umurunda değil.

Çocuk ağlamayı kesmeyince, annesi gülen bir çehreyle çocuğuna yaklaşıyor. Kanımı donduran bir uyarıda bulunuyor.

Şimdi konuş, sonra ağlarsın.

* * *

TOPLUMUN
yozlaşmasının korkunç iki örneği.

İnsanların bir arabayı kazanabilmesi, televizyonda birkaç dakika çocuğunun görünmesi için, bütün insani niteliklerden vazgeçmesi, anneliği unutması.

Televizyonların bu teşhir işlevini savunuyorum. Çünkü bu görüntünün vuruculuğunu, hiçbir ses, hiçbir kalem veremezdi. Hiçbir üslup, anneliğin düşüşünü böylesine anlatamazdı.

Araba hırsıyla anneliği unutan, zehirlenme belirtisi gösteren çocuğun başarısını tescil etmek isteyen annelerin görüntülerini televizyona borçluyuz.

Bu iki habere anaların isyan etmesini bekliyorum.

Kadın derneklerinin, çocuk haklarını koruyanların bu iki olay karşısında, annelere protesto mesajları göndereceklerini umuyorum.

Çocuklarını bir yarış atı gibi gören analar, sizin yüreğinizde yara açmıyor mu?

Dernekler sadece kendileriyle ilgili, siyasal olaylara tepki göstermesinler.

Yazar toplulukları, sivil sanat kuruluşları bu anaları normal karşılıyor musunuz?

* * *

TOPLUMDA
paranın, ünün; sevginin, analığın, şefkatin, her şeyin önüne geçtiğini görmek, beni ürpertiyor.

Böylesine bireylerin çoğalacağı bir toplumun geleceği beni kara kara düşündürüyor.
X