Eyüp CAN

eyupcan@hurriyet.com.tr

Açılımın iki yüzü: Mustafa Gülcü/Mustafa Sağlam

29 Aralık 2009

Çünkü bu iki fotoğraf ‘demokratik açılım’ sürecinin en çarpıcı özeti.

Önce ilk fotoğraftan başlayalım.


Tarih 19 Ekim 2009.


Habur sınır kapısı tam bir şölen alanı.


Binlerce insan Kandil Dağı ve Mahmur kampından gelecek aralarında PKK’lıların da bulunduğu 34 kişiyi bekliyor.


Amaç ne?


AK Parti hükümetinin başlattığı ‘demokratik açılım’ sürecine silahları bırakarak destek olmak.

* * *


Türkiye tüm politik tartışmalara rağmen 30 yıldır akan kanın durması umuduyla nefesini tutmuş dağdan inenleri izliyor.


Güneydoğu coşkulu, batı endişeli.


Her şey bıçak sırtında.


Coşkuyu da endişeyi de iyi yönetmek gerekiyor.


Savcı kalkmış ifadeleri almak için sınır kapısına kadar gitmiş.


Ve en önemlisi ortalıkta görünmemesiyle ünlü Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Gülcü orada. Bizzat operasyonu yerinden yönetmek için.

* * *


Fakat o da ne?


Ekrana düşen görüntüler açılım sürecini tam ortadan ikiye bölüyor.


Dağdan inenler ‘teslim’ oluyorlar duygusuna kapılmasınlar derken, abartılı karşılama töreni ve gerilla kıyafetleri içerisinde ‘zafer’ kazanılmış görüntüsü veriliyor.


Bir tarafın zafer havası, diğer tarafta hezimet duygusuna yol açıyor.


İyi niyetle başlayan, titizlikle yönetilmesi gereken açılım süreci maalesef ilk darbeyi o gün o görüntülerle yiyor.

 


Özellikle de gerilla kıyafetli eve dönüş fotoğrafından dolayı.


Oysa sonradan öğreniyoruz ki dönenlere “Burada yeni bir hayata başlıyorsunuz çıkarın o kıyafetleri üzerinizden” diyen olmamış.


Deseler hiç mesele çıkmayacak, dönüşün gövde gösterisine dönüşmesi önlenecek.


Peki neden önlenmemiş?


Cevabı operasyonu yönetmek için Ankara’dan Habur’a bizzat giden Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Gülcü’de.

* * *


Şimdi gelelim iki ay gibi kısa bir süre sonra ortaya çıkan ikinci fotoğrafa.


Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü geçen hafta Cumhuriyet başsavcılığı’nın talimatıyla PKK’nın şehir yapılanması KCK’ya yönelik 8 ilde eşzamanlı operasyon yaptı.


Operasyonun zamanlaması ve içeriğine ilişkin tartışmalar bir yana, aralarında seçimle işbaşına gelmiş 10 belediye başkanının da bulunduğu 36 kişiye yapılan muamele Türkiye’yi bırakın açılım yapılan bir ülke, benzeri ancak otoriter rejimlerde görülebilecek bir görüntüyle baş başa bıraktı.


Lütfen elleri plastik kelepçelerle bağlanmış ve adeta toplama kampına götürülüyor gibi sıraya dizilmiş bu insanlara dikkatlice bakın.


Kimi bir elini diğerine kapatarak kelepçeyi gizliyor, kimi paltosuna, kimi önündeki arkadaşının sırtına utangaçça sığınmış.


Ve en vahimi bu ‘utanç fotoğrafını’ Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü bizzat kendisi basına servis etmiş. Hem de başında Mustafa Sağlam gibi o bölgeyi çok iyi bilen, emniyeti halkla bütünleştirmeyi başarmış bir genel müdür olmasına rağmen.


Ne dersiniz Mustafa Bey, en başta sizi rahatsız etmedi mi o görüntü?

* * *


Esas sorum AK Parti hükümeti adına demokratik açılım sürecini başından beri soğukkanlılıkla yöneten İçişleri Bakanı Beşir Atalay’a.


Bu iki fotoğrafa bakınca siz ne görüyorsunuz Beşir Bey?


En güvendiğiniz adamınız Habur’a gidiyor ama yine de o görüntülere engel olamıyor.


Dağdan gerilla elbisesiyle inenlere karşılama töreni yapılıp, seçilmiş belediye başkanlarına temerküz kamplarına özgü bir sırada plastik kelepçe takılıyor.


Açılımdan önce KCK operasyonuna direnen siz, tam açılımın ortasında sekiz ilde eşzamanlı operasyon için düğmeye basıyor...


Ben başından beri açılım sürecini gönülden destekleyenlerdenim.


Ama inanın Beşir Bey bu iki fotoğrafa baktıkça açılım sürecinin yönetimine dair zihnim bulanıyor.

 

Haksızsam lütfen bu iki fotoğrafa dikkatlice bakın ve “Haksızsın” deyin.

 

Değilsem her şeyden önce bir duygu yönetimi olması gereken açılımın hakkını verin.

Yazarlar Ana Sayfa
HaberlerGalatasarayburçniobeabdcinayetBeşiktaşTrabzonspor