Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Açılımda tıkanma tehlikesi

ÇORBAYA dönen açılma, saçılma tartışmaları içinde çoğumuzun dikkatinden kaçabilecek çok tehlikeli bir girişim başlatıldı.

Adalet Bakanı’nın açıkladığı “Yargı reformu!” büyük gürültüler koparacak.

Eğer iktidar kafasındaki değişiklikleri yapabilirse rejim ciddi şekilde zedelenecek.

Çünkü yargı güvencesi ortadan kalkacak ve hukuk devleti işlemez hale gelecek.

Reform bahane, yapılmak istenen “Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu” ile “Anayasa Mahkemesi”ni iktidarın organı haline getirmek.

Hukuk sisteminin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk devleti özelliğinin en büyük güvencesi olan bu iki kurumun üye sayıları artırılıyor.

Yeni üyelerin seçimi TBMM ile cumhurbaşkanına bırakılıyor. Böylece her iki kurumdaki çoğunluk iktidar yanlılarının eline geçiyor.

Böylece iktidar savcı ve yargıç atamalarını dilediği gibi yapacak.

Anayasa Mahkemesi’nde de iktidar yanlısı üyeler sayı olarak çoğunluğu ele geçirecekler.

* * *

İstanbul Barosu eski Başkanı saygın hukuk adamı Turgut Kazan’ın dünkü basın toplantısındaki şu cümleleri ilginç:

“46 yıllık meslek yaşamımda, ilk kez bir cumhuriyet savcısının müdafiliğini üstlenmek durumunda kaldım. Bu başsavcı Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’dir. Yaşadığı sorunlar başlattığı bir soruşturmayla ilgilidir.”

Başsavcı Cihaner İsmail Ağa Cemaati ve Fethullah Gülen grubuyla ilgili soruşturma başlattığı için iktidar yanlılarının şimşeklerini üzerine çekti.

Soruşturma Başsavcı Cihaner’in elinden alınıp Erzurum Başsavcılığı’na verildi.

Bununla da kalmadı bakanlık Başsavcı Cihaner hakkında soruşturma açtırdı.

Buna karşı Başsavcı da idari yargıya ve AİHM’ye başvurmaya karar verdi ve Turgut Kazan’ı avukatı olarak seçti. 

 Yapılmak istenen savcı ve yargıçları baskı altına almak.

İktidar, kafasındakileri gerçekleştirmek için anayasa değişikliği yapmak zorunda.

Ancak bunun için iktidarın sayısal gücü yok.

CHP veya MHP gerekli desteği vermezse anayasa değişikliğini gerçekleştiremez.

Hukuk devletinden yana olan herkes, her kurum rejimi bitirecek değişiklikleri engellemek için tüm demokratik yolları kullanmalıdır.

* * *

Şimdi biraz da malum açılıma bakalım.

Genelkurmay Başkanı açılım konusunda TSK’nın kırmızı çizgilerini ortaya koydu.

Cumhurbaşkanı bu açıklamaları çok olumlu buldu.

AKP Grup Başkanvekili de Genelkurmay Başkanı’nın kırmızı çizgilerinin kendi kırmızı çizgileriyle örtüştüğünü bile söyledi.

Başbakan Erdoğan’dan da pek bir ses çıkmadı.

Daha da önemlisi Orgeneral Başbuğ’un kırmızı çizgileri ne tarafından bakarsanız bakın CHP Genel Başkanı Baykal’ın kırmızı çizgilerinin aynısı. Peki şimdi ne olacak?

Başbakan Erdoğan’ın, AKP sözcülerinin ve bu partinin yandaşı yazarların Baykal’ı yerden yere vuran, faşistlikle suçlayan sözleri, yazıları hangi çuvala sığacak?

Yazık! AKP’nin önce “Kürt açılımı”, sonradan apar topar “demokratik açılım” adını taktığı bu önemli sorun çıkmaza doğru sürükleniyor.

Tayyip Bey bu süreci çok kötü yönetti.

Geçmişte olan deneyimlerden bu sürecin de bu noktaya sürükleneceği belliydi.

Çünkü Erdoğan’ın devlet adamlığı böyle zor süreçleri yönetmeye yetmiyor.

X