Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Acıklı bir hikaye

HADİ bakalım köyümüze geri dönelim!.. Asıl acı olan, sen gerekeni yapmadın, başkaları yaptı. Bu şunu gösteriyor.

Biz yavaş yavaş Avrupa’dan kopuyoruz. Bizim mi yoksa onların mı bize ihtiyacı var bu tartışılır. Ama madem UEFA’ya üye olduk, onun şartlarını girerken kabul ettik o zaman onlar ne istiyorsa yapacaksın. Yapmazsan, yaptırırlar...
Şike süreci başladıktan sonra basının ağırlığı yalakalık yapmaya başladı. Kamuoyunu pembe bulutlarla uyutmaya kalktılar. Biz Telegol ekibi olarak programlarımızda bu işleri hicvederek tepkimizi ortaya koyduk. Cacık yaptık, ben büyücü olup suya bakarak Türk futbolunu değerlendirdim. Federasyonun verdiği nihai karardan sonra da hepimiz ağzımızı bantladık ve bir dakika öylece durduk.
Peki ne oldu? Önce Avrupa’dan ses çıkmayınca Yıldırım Demirören çıktı, “Artık bir teşekkürü hak ediyoruz” dedi.
Şöyle bir geriye dönün. “Yapılan işler sahaya yansımamış” denildi, “Şahıslarla kulüpleri ayırmak lazım” dendi, dendi oğlu dendi... Karadeniz şivesiyle söyleyelim, şimdi n’oldi?
Yapılanlar sahaya yansımış, şahıslarla kulüpleri ayıramazsınız prensibiyle önce kulüplere ceza giydirilmiş, şimdi de sırada şahıslar var... Yani milleti uyutmaya çalışan eyyamcıların istekleri olmamış.
Aslında burada zarar gören önce Fenerbahçe, Beşiktaş ve sonra tabii ki Türk futbolu. Yani esas acıklı ve cacıklı olan maalesef Türk futbolu...

2020’Yi Mi KONUŞTUNUZ?

GEÇMİŞE dönüp bir bakın... Fenerbahçeliler önce CAS’a gidiyor ve “Bu bizim namus meselemizdir” diyerek çok önemli bir cümle sarfediyorlar. Sonra ne oldu? CAS’tan davayı çektiler.
Fenerbahçe Başkanı bu aşamada ne diyor? “2020’yi düşündük, Türk futbolu zarar görmesin diye çektik” diye bir bahane üretiyor. Peki. Fenerbahçe dört kişilik bir ekiple İsviçre’ye gidiyor. UEFA Genel Sekreteri onları kabul etmiyor. Bir UEFA avukatıyla önce otel lobisinde, sonra avukatın ofisinde konuşuyorlar.
Burada da 2020’yi mi konuşuyorlardı? Güldürmeyin adamı! Aynı Fenerbahçe Başkanı geçenlerde bir açıklama daha yapıyor.
“CAS’tan çekilen davadan benim haberim yok, imzam da yok. O sırada hapisteydim” diyor. Yani buyurun cenaze namazına...

CAS’TA iŞLER DEĞiŞEBiLiR

UEFA’ya o dönemdeki TFF aracılığıyla (Mehmet Ali Aydınlar) bir pişmanlık dilekçesi vereceklerdi. CAS’tan davayı çekeceklerdi. O yıl ve bir sonraki yıl Avrupa’ya çıkmayacaklardı. Ve UEFA da bu olayı böylece kapatacaktı.
Hiçbirisi yapılmadı ve bu noktaya geldik. O zaman Ali Koç, TFF’ye dedi ki “Siz bizi Avrupa’ya yollamıyorsunuz ama böyle isteklerde bulunuyorsunuz. Bunun bir emsal kararını bize verebilir misiniz?” Çünkü o yıllarda Yunanistan’da olan böyle bir olayda UEFA, Yunan Futbol Federasyonu’na bir yazı yazarak aldıkları kararın yanlış olduğunu ve düzeltilmesini istiyor. Yunan Federasyonu da “Olur” deyip verdiği hatalı karardan geri dönüp UEFA’nın dediği yapmıştı. Fenerbahçeli yöneticiler de akıllılar ya, bunun için emsal karar istediler. Çünkü o zamanki yöneticiler TFF ile yazışmalar haricinde şifaen de görüşüyorlardı. Peki bütün bunlarda sonra ne oldu? Fenerbahçe, dünyada bu tip şike işlerinde emsal oldu! Şimdi CAS’a gidecekler.
Arkadaşlar, UEFA Disiplin Kurulu’nun verdiği cezalarda iki kulüp de tahkime gitti. Savcı burada bir girişimde bulunmadı, bulunamazdı. Ama şimdi CAS’ta kazın ayağı öyle değil. Müfettiş başa döner 8 maç üzerinden işlem talebinden bulunur ve ceza artırımı isterse ne olur? Disiplinde 5 maç vardı. Savcı esas olan 8 maç üzerinde ceza artırımı isterse o zaman Fenerbahçeli yöneticiler ne yapacaklar?

UYUTARAK ZARAR VERİYORLAR

YILDIRIM Demirören, Türk halkından teşekkür bekliyordu. Ona teşekkür UEFA’dan geldi. Türk futbolunu yurtdışında rezil eden, dünyadaki ana haber bültenlerinde Türk futbol takımlarına şikeden dolayı ceza verildiği söylenirken, Türkiye Futbol Federasyonu da bu işe çanak tutmuşken; hem onlar hem de bu işi yapan Fenerbahçe yöneticileri ve profesyonel elemanları yerlerinde duruyorlar.
Şimdi uyutma politikaları aynen devam edecek. Altını çizerek söylüyorum! CAS’taki dava en az 8 ay sürer, ucu açıktır. Çünkü bu kadar kalın dosyaların olduğu bir dava dünyada ilk defa olmaktadır. UEFA’nın sonuna kadar arkasında durduğu bir davada CAS’tan merhametli bir karar çıkacağını zannetmiyorum.
Göreceksiniz Avrupa’da olmayan Fenerbahçe yöneticileri taraftarlarını uyuta uyuta ve kulüplerine zarar vere vere işe devam edecekler.
Burada Beşiktaş’ı kenara koyuyorum çünkü bu yönetim bu işlere sebep olmadı. Ama daha da kötüsü Beşiktaş’ta bu işler olurken kulüp başkanı Yıldırım Demirören, maalesef şu an TFF başkanı.
NOT: Aziz Yıldırım’dan haber almadan veya Aziz Yıldırım’a haber vermeden Fenerbahçe Kulübü’nde bir odadan diğer odaya kimse giremez. Ama aynı Aziz Yıldırım, bugün aslanlar gibi Fenerbahçe’nin başkanı olarak devam ediyor. Milleti uyuta uyuta. Bakalım nereye kadar. Her istifa etmediği gün kendisi aleyhine artarak gelişecek tepkiler olacaktır. Sonunu düşünmek bile istemiyorum...

BEN OLSAM O KUPAYI İSTEMEM

AZİZ Yıldırım göreve geldiğinde “Fenerbahçe’yi dünya takımı yapacağım” demişti. Hakikaten şike olayında Fenerbahçe’yi dünya takımı yaptı. Tebrikler. Ama bu fedakar Fenerbahçe taraftarı hiçbir zaman bunu hak etmedi. Yöneticilerinin yaptığı işten haberi olmayan sahada mücadele eden o zamanki futbolculara da yazık oldu.
Bu saatten sonra ve bu kadar olaylardan sonra Fenerbahçe Kulübü’nün organize polise, savcıya ve hakimlerin kararlarına göre şike yaptıkları tespit edilmişken UEFA bütün bu ekiplerin çalışmalarını ve yorumlarını “Evet şike vardır” diye onaylamışken, benim Türkiye Futbol Federasyonum şampiyonluk kupasını Trabzonspor’a verse ne olur, vermese ne... Ben Trabzonspor’un yerinde olsam böyle bir kupayı istemem.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI