« Hürriyet.com.tr

Acı ilaç...

Hükümetin ilaç savurganlığını önlemek için aldığı ve sık sık değiştirdiği kararlar yüzünden hastalar nasıl yollarda ölmüyor, ya da sinir krizleri geçirmiyor şaşırmamak mümkün değil. Geçenlerde yaşadığım olay “ibretlik” olmasaydı ilaç konusunda alınan önlemleri ve uygulamaları ben hala alkışlıyor olacaktım. Oysa kazın ayağı hiç de öyle değilmiş. (Sezai BAYAR / Ankara)

Hürriyet Haber
X

Ama baştan hastaların değil, tüm herkesin yaptığı hatanın altını çizmek de borcumuz.

 

İlaç kullanmasını bilmeyen bir toplum olduğumuzu kabul edelim önce.

 

Yani evlerimizde sakladığımız, ecza dolaplarımızın dolup taştığı ilaçları sağlık ocaklarına versek ülkede ilaç sıkıntısı ortadan kalkar.

 

Yani bir apartmanda 4-5 aile yanyana gelip ilaçları biraraya toplasa mahallede eczane açacak kadar malzeme çıkar.

 

Çok ama çok çok israf ettğimiz şey, hergün yabancı ilaç firmalarının cebine giren milyarlarca dolardan başka bir şey değil.

 

Tabii insan ilaçsız sanki ölecekmiş gibi düşünürse...

 

İlaç herşeyi çözermiş gibi bir saplantıya kapılırsa...

 

“İhtiyacım olduğunda ya bulamazsan” korkusu ile hareket ediyorsa...

 

Sosyal güvencesi olmayanlara, olanların sırtından fazladan ilaç alınıyorsa.

 

İlaç yüzünden yolsuzluklar ayyuka çıkıyorsa...

 

O zamanher üç-dört hanenin yan yana gelip bir eczane açması doğaldır...

 

Bütün bu aksaklık, eksiklik ve bilgisizlikleri ortaya koyup, önce kendi hatalarımızı kabul edelim ki, hükümetin haksız uygulamalarına isyanımız haklı olsun.

 

İlaç israfı ve bütçeye getirdiği yük nedeniyle kemer sıkan Sağlık Bakanlığı aldığı bir dizi kararda nedense hiç ısrarcı olmadı.

 

Yani aldığı kararların önce denedi, olmayınca başka bir karar aldı.

 

Kararlar yaz-boz tahtası haline getirildi.

 

Yanılma-deneme metodu bu işte para etmeyince sonunda “illallah” getirici kararları uygulamaya koymuş.

 

Nedir bu “illallah” kararları derseniz, hasta veya yaşlı veya devamlı ilaç almak zorunda olan emekli-yaşlı her kimse bunları önce yıldıralım...

 

Sonra yoralım.

 

Sonra “illellah” noktasına getirip kaderlerine terkedelim.

 

Böylelikle hastaların bütçe üzerindeki yükleri ortadan kalkar.

 

Tam bu değil belki ama yakın bir politika sezdiğim için bu kadar keskin kelimeler kullanmak zoorunda kaldım.

 

Üç ay önce sağlık kurulundan aldığım raporumun geçerli olmadığını öğrendimdiğimde “pes” dedim.

 

Ankara Numune Hastanesi’ne gidip hayat boyu almak zorunda olduğum tek bir ilaç için yeniden sağlık raporu alınması için altı gün uğraşmam gerektiğini öğrenince de “illallah” demek zorunda kaldım.

 

Birinci gün ilgili doktorları bulamadım.

 

İkinci gün iki vesikalık fotograf için gün kaybettim. Oysa dosyamda fotoğrafım vardı ama “Olmaz yeni vesikalık” dediler. Yani bana güvenmediler.

 

Üçüncü gün heyet toplantısına denk gelmediği için raporum yazılamadı.

 

Dördüncü gün hafta sonuna rastladı.

 

Yani bana “Altıncı gün gel” demiş oldular.

 

Bu başka bir ifade ile “Ya kendi paranla ilacını al” demek...

 

Ya da acı bir kutu ilaç için hastane yollarında nalları dik demek.

 

Deneme-yanılma metodu ile alınan kararlar, iki ucu kremlenmiş değnek gibidir.

 

Hangi ucundan tutarsanız tutun, eliniz kreme bulaşır.

 

İfrat ile tefrit arasındaki kararlar kimseye hayır getirmez.

 

Bunu bir bilen çıksa içim yanmayacak.

 

Sezai Bayar

Kaynak:

Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Buz üstünde yoga
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Cennetin yansıması: Dilek Yarımadası – Büyük Menderes Deltası Milli Parkı
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
İçine giren canlıyı taşa dönüştüren korkunç göl
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
İki yıl önce ortaya çıkmıştı! 30 yıl sonra yok olacak...
Karadeniz
Uzungöl beyaza büründü, yılbaşına hazır!
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Kazdağları'nda yeşil dolu bir gün: İda Ultra etkinliği